Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Tefsir Bôlümü

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

BAKARA SÛRESİ, Âyet: 1 (Elif lâm mîm)
Alt 20.08.2007, 10:50   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
cüneytkaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.07.2007
Yaş: 28
Mesajlar: 86
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
cüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyorcüneytkaya Adı herkesce Tanınıyor
Tecrübe Puanı: 7
Standart BAKARA SÛRESİ, Âyet: 1 (Elif lâm mîm)

Bu sûre, Kur’ân-ı kerîmdeki en uzun sûre olma vasfına sâhiptir. Kur’ân-ı kerîmin bu ikinci sûresi, 286 âyet-i kerîmeden meydana gelmiş en uzun sûredir. Kur’ân-ı kerîmde, aşağı-yukarı iki buçuk cüz'lük bir yer işgal etmektedir. Bu sûre-i celîle, içerisinde, Cenâb-ı Hakkın, Yahudilere, kesmelerini emrettiği bir sığırdan bahsedildiği için, "Bakara" ismini almıştır.
Medine-i Münevvere'de nâzil olmuş olan bu sûre, Kur’ân-ı kerîmin hakîkaten son derece belîğ, fevkalâde i’câzkâr ifâdesini, üslûbunu, hârika üslûbunu aksettiren büyük sûrelerinden bir tanesidir. İnşâallah bu sûre-i celîlede anlatılanları, mümkün olduğu kadar anlaşılır bir dil ile sizlere aktarmağa, îzâh etmeğe çalışacağız.
Sûre-i celîlenin tefsîrine başlamadan önce belirtelim ki, “Kur'ân okuduğun (okumak istediğin, okuyacağın zaman), önce o kovulmuş şeytândan Allah'a sığın” (Nahl, 98) emri gereğince, aslında her âyetin başında bizim istiâze okumamız lâzım. “Eûzü billâhi mineş-şeytânir-racîm, Bismillâhir-rahmânir-rahîm” diyerek Cenâb-ı Hakka sığınmamız ve Onun rahmet-i İlâhiyyesine ilticâ ederek okumamız lâzım.
Bakara sûresi, Kur’ân-ı kerîmde "Elif lâm mîm" diye başlayan sûrelerden bir tanesini teşkil eder. Bu baştaki harfler, "Hurûf-ı mukattaa" ismini almaktadır. Tefsîr ilminde bunlara, "Hurûf-ı mukattaa" denilmektedir. Bazı âlimler, bu harflerin ifâde ettiği ma’nâ üzerinde bir takım açıklamalar ve yorumlar yapmışsa da, genellikle bu harflerin kesin olarak ma’nâsının, ancak Cenâb-ı Hak tarafından bilineceğini, müfessirler beyân etmişler, açıklamışlardır.
Bize kadar intikâl eden bilgilere baktığımız zaman, bu "Elif lâm mîm" lafzının, sözünün, aslında Kur’ân-ı kerîmin isimlerinden bir isim olduğunu, sûresinin adlarından bir ad olduğunu, "İsm-i a'zam" olduğunu beyân edenler olmuş, bazı âlimler ise, bunların birer şifre mahiyetinde, remz olduğunu ifâde etmişler ve demişlerdir ki, mesela "Elif" Allah'a, "Lam" Cibrîl aleyhisselâma, "Mim" de Muhammed aleyhisselâma işârettir. Yani “Allah tarafından, Cebrâîl aleyhisselâm vasıtasıyla, Muhammed aleyhisselâma gönderilen teblîğâttır, Kur'ândır” ma’nâsında îzâh etmişlerdir.
Âlimlerden bir kısmı, "Allahü a'lemü" şeklinde bir açıklama da yapmışlardır. "Enallahü a'lemü", yani buradaki hemze, Allah'ın "Ene": “ben”, "Allahü" lafzındaki lam harfi de, lafza-i Celâldeki lâm'a işâret ve dolayısıyla sonundaki "Mîm" de, "A'lemü"ye işâret olarak, "Ben sizin içinizde, bütün mevcûdât ve mahlûkât arasında, hakîkatleri, gerçekleri en iyi bilenim" ma’nâsında Cenâb-ı Hak tarafından beyân edilmiş, ortaya konmuş bir ifâde olarak da îzâh edilmiştir.
Fakat bunların hiçbiri kesinlik ifâde etmemektedir. Bunlar, tamamen birer te’vîl, yorum mâhiyetindedirler. Genellikle tefsîr ilminde sahîh haberlere ve sağlam kaynaklara istinât eden âlimler, “bu sözlerle, Allah'ın ne kastettiğini, Allah daha iyi bilir” diye, sâlim bir ifâde kullanmışlardır. Biz de aynı şeyi söylüyoruz ve zâten bunu bilmek zorunluluğunda da değiliz. "Elfâz-ı müteşâbihe" dediğimiz, ma’nâsını kesin olarak insanların anlayamayacağı lafızlardan kabûl edilecek olursa, mes’ele halledilmiş olur. Bu bakımdan bu mes’elenin teferruâtına, detaylarına fazla girmekte fayda mülâhaza edilmemiştir aslında. Onun içindir ki İslâm âlimleri, bu konuyla ilgili meseleyi, böylece kısaca ifâde etmişler ve en sâlim yolu seçmişlerdir. Biz de aynı şeyi takip ediyor, aynı şeyi söylüyoruz. “Allah, bunun en iyisini, en doğrusunu, mutlaka en iyi bilendir. En isâbetli olanı, ancak Cenâb-ı Hak bilmektedir.”
Zâten Peygamber Efendimizden de, bu konu ile ilgili olarak sarîh bir bilgi, kesin bir bilgi bize intikâl etmiş değildir. Resûlullah (aleyhis-salâtu ves-selâm) hazretleri, bunun açıklanmasında zarûret görmüş olsaydı, mutlaka îzâh eder, açıklar ve bununla ilgili bilgileri aktarırlardı.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
BAKARA SÛRESİ, Âyet: 2 cüneytkaya Tefsir Bôlümü 0 21.08.2007 12:56
Bakara 35-36 ayet muhammet Tefsir Bôlümü 0 22.06.2007 16:41
Bakara 34 ayet muhammet Tefsir Bôlümü 2 22.06.2007 09:06
Bakara 25 ayet muhammet Tefsir Bôlümü 0 09.06.2007 09:21
Bakara suresi 155. ayet alptraum Genel Islam Konular 3 16.02.2007 12:08



WEZ Format +2. Şuan Saat: 14:53.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger