|
Yeni Üye
Style: 0
Grozny isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2008
Bulunduğu yer: KoNya
Memleket: HaDim..
Kan Gurubu: B rh+
Yaş: 19
Mesajlar: 23
Thanks: 19
Thanked 9 Times in 6 Posts
Rep Puanı: 8
|
selamun aleykum güzel kardeşlerim İnşaallah devamını sizlerle paylasmak istedim okuyalım inşaallah....
Amerikan Yardımı (!)
Truman doktrini çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri'nden aldığımız 69
milyon dolar askeri yardım ile elde edilen askeri techizatın bakımı için ABD'ye her
yıl 400 milyon dolarlık bakım ve ithalat parası harcaması yaparak ne kadar karlı bir
anlaşma (!) yaptığımızı (17)
Hayal Müessesesi
Teb'asını "Emanetullah" olarak gören Osmanlı Devleti'nde, akıl
hastalarına bimarhanelerde son derece şefkatle muamele edilip ceviz karyolalarda, ipekli
çamaşır ve çarşaflarda yatırılıp musiki ile tedavi edildiğini.
Aynı dönemde Avrupa'da ise, akıl hastalarının ruhuna şeytan girmiş denilerek
diri diri yakıldığını. . (18/a)
İstanbul'daki bimarhaneleri giren Mongeri Pere'nin: "Burası Avrupa'nın asırlar
sonra tahayyül edeceği bir hayal müessesidir dediğini ve Osmanlı'nın uyguladığı
bu musiki ile tedavi metodunun ABD'de ancak 1956 yılında uygulamaya geçebildiğini (18/b
Üçüncü Dünyanın Kobayları
Batıda ilaç üretmekle ilgili yönetmeliklerin son derece ağır olup, bir ilacın
piyasaya çıkarılmadan önce kobaylar üzerinde yeterince deneme yapılması
gerektiğini ve bunun ise uzun ve pahalı bir süreç olduğunu .
Buna çare bulan batılı hümanistlerin(!), yeni
geliştirdikleri denenmemiş ilaçları üçüncü dünya ülkelerine pazarlayarak hem
para kazanıp, hem de milyonlarca gönüllü kobay üzerin de ilaçlarını denediklerini
İlaç iyi çıktığı takdirde mallarını batıda pazarladıklarını, kötü
çıktığında ise foyası çıkana kadar üçüncü dünya ülkelerine satmaya devam
ettiklerini . . (19)
İçi Yivli Toplar ve Ecdadımızın Sızlayan Kemikleri
Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II
Bayezid' ın icadı olan "içi yivli topları kullanarak büyük başarılar elde
ettiğini..
Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda:
"Yivli top 1868 de Almanlar tarafından icad edildi" diye okutma gafletini
göstererek ecdadımızın kemiklerini sızlattığımızı.. (20)
Tanzimat Dönemi Ordusu
II Mahmut döneminde Osmanlı ordusunun modernleştirilmesi için danışmanlıkta
bulunan Alman komutanı Helmuth von Moltke'nin Tanzimat dönemi ordusunun halini
"Bu ordu: kaputları Rus, talimatnameleri Fransız, tüfekleri Belçika,
sarıkları Türk, eğerleri Macar, kılıçları İngiliz ve öğretmenleri her
milletten, Avrupa sisteminde bir ordudur" diyerek tarif ettiğini .(21)
Bediüzzaman,ın Rızık Hususundaki Hassasiyeti
Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin 1924 yılı yazında Van'daki Erek
dağına çıkarak bütün vaktini tesbihat ve münacat ile geçirdiği günlerde,
yanında bulunan talebelerinin dağlardaki yaban elmalarını koparıp yemek istemeleri
üzerine Üstad'ın onlara izin vermeyip
"Bizim hissemiz bağlar ve bahçedekilerdir Bizim rızkımızı Cenab-ı Hakk
oralarda tayin etmiştir. Bu yabani meyveler yabani hayvanların rızkıdır. Onların
kısmetine dokunmamamız gerekir" dediğini… (22)
Milletlere Göre Fiyat Farkı
Osmanlı'nın son döneminde (1850) İstanbul'da uzun yıllar kalmış bir batılı
tarihçi olan M A Ubicini'nin şehirde yaşayan değişik milletlerin karakter
yapılarını öğrendikten sonra, hatıralarında:
"Bir kaide olarak, Ermeni ye istediği paranın yarısını, Ruma üçte birini,
Yahudi ye dörtte birini veriniz. Fakat bir Müslümanla alışveriş ettiğiniz zaman
istediği fiyattan emin olunuz ve istediğini veriniz"diye yazdığını… (23)
Batıda ve Osmanlı'da Yalan
1717 - 1718 yılları arasında İstanbul' da İngiliz elçiliği yapan G.Montagu nun
hanımı Lady Montagu nun Osmanlı toplumundaki ticaret ahlakı ile alakalı hatıraların
da, oldukça enteresan bir şekilde:
"İngiltere'de yalancılar yaptıklarıyla öğünürler.
Burada ise (Osmanlı'da) yalan söylediğinden emin olunduğu zaman yalancının
alnına kızgın demir basılıyor. Bu kanun eğer bizde uygulanırsa ne kadar güzel
yüzün bozulduğu, ne kadar kibar sınıfına mensup kişilerin kaşlarına kadar inen
peruklarla dolaşmaya mecbur kaldıkları görülür. diye yazdığını… (24)Biliyor
muydunuz?
Marks'ın Hayranlığı
Şeyh Şamil liderliğindeki Kafkas halkının, istilacı Ruslara karşı olan istiklal
savaşlarında göstermiş oldukları büyük direniş karşısında Karl Marks' ın:
"Hürriyetin nasıl elde edilmesi lazım geldiğini Kafkasya dağlılarından
ibretle öğreniniz. Hür yaşamak isteyenlerin nelere muktedir olduğunu görünüz.
Milletler, onlardan ders alınız. .. " diyerek hayranlığını itiraf etmek zorunda
kaldığını... (25)
Osmanlı Devleti'nde ağaçlara çok kıymet verilip koruma altına alındığını . .
. Sultan ll. Abdülhamid devrinde, Belgrad ormanlarına zarar verip ormanı tahrip
ettikleri için bir köyün kitle halinde sürgün edildiğini. . .(26)
Kin
İkinci Dünya Harbi sonlarında yapılan lise mezunlarının olgunluk imtihanlarında
sorulan "Ormanlar ve Ormanların faydaları" isimli kompozisyon sualine
talebelerim bazılarının enteresan bir şekilde:"Türkiyemiz ormanlık bir
ülkeydi, fakat o zalim padişahlar, yurdumuzu ormansız bıraktılar , gibi cevaplar
verdiklerini . . .
Sebep olarak da; bu zavallı öğrencilerin öylesine bir kin terbiyesi içinde
yetiştirilerek Osmanlı'yı kötülemeye öylesine alıştırıldıklarını ve böylece
eğer bir fırsatını bulup da padişahlara hakaret ederlerse iyi not alacaklarına
inandıklarından dolayı böyle cevaplar verdiklerini... (27)
Ecdad Nesline Hürmet
Merhum Adnan Menderes'in, İstanbul'un imarı faaliyetlerinin başlatıldığı l950'li
yılların birinde, gece yarısı cennetmekan Sultan Abdülhamid Han'ın muhterem
kerimeleri Ayşe Osmanoğlu ile annesi Müşfika Kadınefendi'nin kaldığı evin
kapısını çalarak gizlice içeri girip her ikisinin de ellerini öptükten sonra :
"Siz bize veli nimetlerimizin emanetlerisiniz. Fakat
maalesef sizlerle bugüne kadar alakadar olamadım. Çok özür dilerim Çevremiz böyle
tavırları hazmedemeyecek insanlarla dolu!... " dediğini... Daha sonra da,
Osmanlı'nın bu aziz analarına, kimseye muhtaç olmamaları için, içinde 10.000 lira
bulunan bir zarf bırakıp ayrıca tahsisat-ı mestureden (örtülü ödenek) maaş
bağladığını ve 2 7 Mayıs'da bu paranın kesildiğini... (28)
Peygamber Evine Benzeyen Ev
Gönüller sultanı Mevlana Hazretleri'nin hizmetçisine: Bu gün evimizde yiyip
içecek birşey var mı?" diye sorup, hizmetçisinin de "Hayır hiç birşey
yok" diye cevap vermesi üzerine sevince garkolup ellerini Yüce Dergah'a açarak:
"Allahım, sana şükürler olsun ki, evimiz bugün Peygamber evine benziyor"
diye Muhammed Mustafa'nın(sav) yolunun tozu olduğunu gösterdiğini,,. (29)
FACE="Times New Roman" SIZE="2">
Eşsiz Misafirperverlik
face="Verdana" size="2">Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmış olmakla meşhur Comte de
Marsigli'nin, Türk toplumunun misafirperverliği ile alakalı olarak :
"Türkler hiçbir din farkı gözetmeksizin bütün yabancılara karşı son
derece misafirperverdirler. Ana yollar civarındaki köylerde oturanlardan hali vakti
yerinde olanlar öyleden evvel ve akşamüstü gezintiye çıkıp yolcu bulmaya
çalışırlar. Eğer bulacak olurlarsa evlerine davet ederler ve hatta çok defa misafirin hangi evde ağırlanacağını tayin ederken kavgaya
bile tutuşurlar." dediğini (30)
Vahşetin Böylesi
1096 yılında Haçlıların Kudüs'e girerek 40. 000 Müslümanı kılıçtan
geçirdikten sonra Gödofroi dö Buygom' un Papa II Urban' a yazdığı mektupta:
`Kudüs'te bulunan bütün Müslümanları katlettik, malumunuz olsun ki, Süleyman
Mabedi'nde atlarımızın diz kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak
yürüyoruz. " diyerek barbarlıklarını belgelediklerini...(31)
İnsanlığın En Muhteşem Harikası
Osmanlı içtimai yapısı üzerine uzman olan Erlanyen Üniversitesi profesörlerinden
Hutterrohta :
"Osmanlı Devleti, geniş topraklarını ve üzerindeki çeşitli kavimleri,
Topkapı Sarayı'ndan mükemmel bir şekilde idare ediyordu. O saray da batıdaki en
mütevazi bir derebeyinin sarayı kadar bile büyük değildi. Bu nasıl oluyordu?"
diye sorulduğunda, Profesör Hutterroht'un:
"Sırrını çözebilmiş değilim. 16. asırda Filistin'in sosyal yapısı
üzerinde çalışırken öyle kayıtlar gördüm ki hayretler içinde kaldım. Osmanlı,
üç yıl sonra bir köyden geçecek askeri birliğin öyle yemeğinden sonra yiyeceği
üzümün nereden geleceğini planlamıştı. Herhalde Osmanlı, devlet olarak
insanlığın en muhteşem harikasıdır" diye cevap verdiğini. . .(32)
Enderun Okulu
Üç kıtada altı asırlık bir hükümranlık şanlı ecdadımızın devlet ve
medeniyet mirasının sırlarının bulunduğu ve dünyanın en büyük arşivi olan
Osmanlı Arşivi'ni, bizler doğru dürüst incelememişken, bine yakın Amerikalı ile
yüze yakın İsrailli tarihçinin yıllarca didik didik ettiğini. ..
Bugün ABD'de sadece "Enderun okulu" hakkında hazırlanan uzman eserlerin ve
doktora tezlerinin sayısının 350 tane olduğunu. . .(33)
Ziya Gökalp'in Ölümü
Türkçülük fikrinin ünlü simalarından biri olan Ziya Gökalp'in hayatının son
anlarında Fransız hastanesinde yatarken ebedi aleme intikal etmeden bir gece önce,
mukaddesata galiz küfürler ederek başını duvarlara vura vura öldüğünü
Cesedinin de hastane morgunda Hıristiyan geleneklerine göre muamele yapılarak
kaldırıldığını... (34)
Sözünün Eri Olmak
Mehmet Akif Ersoy'un sözünün eri bir insan olduğunu ve
söz verdiği şeyi yerine getirmek için ölümden başka hiçbir şeyin onu
engellemediğini...
İstanbul Vaniköy'de oturan bir ahbabı ile öyleden bir saat önce buluşmak için
sözleştiklerinde, o gün yağmurlu, fırtınalı bir gün olup her tarafı sel
bastığı halde Mehmet Akif' in binbir zorlukla sırılsıklam vaziyette söz verdiği
yere vaktinde geldiğini, fakat arkadaşının gelmemesi üzerine çekip gittiğini...
Ertesi gün. özür dilemek için gelen arkadaşını dinlemeyip: "Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse
mazur görülebilir" diyerek tam altı ay o arkadaşıyla konuşmadığını... (35)
Biliyor muydunuz.?
Kızılca Buğdayı
ABD'nin 1890 yılına kadar bizim Tuna boylarımızda yetişen "kızılca"
ismi verilen buğdayımızı ithal ederek tohumluk olarak kullandığını ve bununla
halkını beslediğini. .. (36)
Bir Yanlışın izahı
Padişahların, Osmanlı topraklarındaki muhtelif yerleri devletin ileri gelenlerine:
"Sana orayı , bahşettim " demesinin.
"Verilen yeri imar et!' manasına geldiğini ve bu
varlıklı Osmanlı paşalarının, o toprakların mamure haline gelmesi uğrunda
servetlerini tükettiklerini . . . (37)
Hakiki Nişan
Kırım Savaşı'ndaki büyük hizmetlerinden dolayı Fransız hükümetince kendisine
nişan verilen Deli Hasan Ağa'nın bu nişanı takmadığını farkeden Fuat Paşa'nın
ona takmama sebebini sorması üzerine:
"Paşam, benim vücudumda harpte kazandığım yedi nişan(yara izi) var. Onlar
varken elin Frenk'inin nişanını ben ne yapayım!" diye cevap verdiğini
Yabancı Gözüyle Lozan ve Neticesi
1922-1923 yılları arasında Sovyetler Birliği'nin Türkiye büyükelçisi olarak
Ankara'da bulunan S. İ. Aralov'un, Lozan Konferansı' nın sonuçları ile alakalı
olarak yazmış olduğu hatıratında :
"... İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, eskiden Türkiye'nin olan
Musul'u ve daha başka yerleri Türkiye'den koparmayı, Yunanlıların yakıp yıktığı
şehir, kasaba ve köyler için Yunanlılara tamirat parası verdirmemeyi ve Boğazlar
meselesinde İngiliz planını gerçekleştirmeyi başardı.
Türkiye'nin Musul'u bırakması ve tamirat parasından
vazgeçmesi karşılığı olarak kendisine küçücük Karaağaç bölgesinin
verilmesiyle yetindi Bundan başka batılı devletler , Türkiye'yi, Osmanlı Devleti'nin
batılı kapitalistlere olan borçlarının, Osmanlı Devleti'nden ayrılan ülkeler arasında bölünüşünden sonra, payına düşen
bölümünü 20 yıl içinde ödemeye ikna ettiler" diye yazdığını...(39)
Acı İtiraf
Lozan Konferansına İsmet İnönü ile birlikte katılarak Türkiye aleyhine birçok
entrikalar çeviren Hahambaşı Hayim Naum’un,daha sonraları hükümet erkanı ile
araları çok iyi olmasına rağmen: Bu memlekete bu millete çok kötülük ettim, artık
aralarında yaşayamam diyerek pişmanlık içinde Mısıra gittiğini...(40)
Mehterin Büyüleyici Tesiri
Batı musiki şaheserlerini yazmış olan Mozart,Bizet gibi büyük bestekarların
mehter musikisinin büyüleyici tesiri altında kalarak,Türk tarzında Alla Turca denilen
kısımlarını yazdıklarını....(41)
Türkiyede Türk Müziği Yasağı
Tek parti iktidarı döneminde,devletin açmış olduğu müzik okullarının bir
tanesinde,öğrencilerden bazılarının ders arasında kendi öz müziği olan Türk
müziği çalmaya teşebbüs ettikleri için yabancı uzman Herr Zuckmayer tarafından
okuldan atıldıklarını....(42)
Senfoni Zulmü
1930lu yılların birinde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının,Anadoluyu
tenviretmek için çıktığı turnenin Sivas durağında,bir konser verdikten sonra
gazetecinin birinin konseri izleyen bir vatandaşa: Konseri nasıl buldunuz? diye sorması
üzerine zavallı adamcağızın, sağına soluna ürkekçe
bir göz attıktan sonra gazetecinin kulağına:
Valla beyefendi,Sivas,Sivas olalı,Timurdan beri böyle zulüm görmedi! diye cevap
verdiğini....(43)
Bizim Dinazorlarımız
Bizim ülkemizde çağdaşlık ve bilimsellik(!)adına başörtülü öğrencilerin
üniversitelere sokulmayıp,İmam Hatip Okulu öğrencilerinin varlığından ve devletin
diğer okullarından daha başarılı olmasında rahatsızlık duyulduğu halde,dünyanın
süper gücü sayılan ABD nin en iyi üniversitelerinden biri olan Massachussets
Institute of Technology(M.I.T.)nin öğrenci
yönetmenliğinde:
Dini inançların gereğini yerine getirmekten dolayı bir derse veya imtihana
giremeyen öğrenciye telafi imkanı tanınır....diye hüküm bulunduğunu ve bu
hususlarda alabildiğine müsamahalı davranıldığını....(44)
İlahi İkaz
Birinci Dünya Savaşı sırasında Dördüncü Ordu karargahında Mekke ve Medine yi
kurtarmak için Hicaz Seferi Kuvveti hazırlanması meselesi görüşülürken,Harbiye
Nazırı Enver Paşa nın bu iş için Mustafa Kemali atadığını ve bunun üzerine
Mustafa Kemal in:
Değil Hicaza asker sevketmek,hatta oradaki askerleri de geri almak ve kuvvetleri
verimsiz yönlere dağıtmamak gerek diyerek görüşünü belirttiğini ve sonunda M.
Kemal in bu görüşünün kabul edilerek Medinenin boşaltılmasına karar
verildiğini...
Tam bu sırada ışıkların aniden sönerek ortalığın zifiri bir karanlığa
bürünmesi üzerine bunu İlahi bir İkaz kabul eden Cemal Paşa nın birden ürperip
sarsıldığını ve daha sonra Hicazın boşaltılmasından vazgeçilerek Fahreddin Paşa
nın Medine ye gönderildiğini....(45)
Medine Muhafızı
Osmanlı'nın edeple taçlaşmış iman anlayışının gereği olan Hazreti
Peygamberi'nin(sav) şehrini bir valinin adının altına sokamayacağı saygı ve edebi
ile, oraya göndereceği idareciyi `Vali " yerine "Medine Muhafızı " diye
isimlendirme hassasiyetini gösterdiğini . . . (46)
Dünyanın ilk Toplu Sözleşmesi
Dünyada ilk toplu sözleşmenin Osmanlı Devleti tarafından gerçekleştirildiğini.
Kütahya Vahid Paşa kütüphanesinde bulunan şeriye Mahkemesi sicilinin 57'ci
sayfasında kayıtlı belgeye göre, yeryüzündeki bu ilk sözleşme Kadı Ahmed
Efendinin tasdiki ile 24 işyeri ile işçileri arasında imzalandığını .
Bu sözleşmeye göre, "Kalfaların, yardımcıların, ustaların ve vasıfsız
işçilerin yevmiyeleri"nin tesbit edilip, her gün belli sayıdaki fincan imali
karşılığı alacakları ücretlerin tesbit edildiğini...(47)Biliyor muydunuz?
Osmanl Topçuluğu
Kanuni Sultan Süleyman devrinde yıllarca İstanbul'da kalan ve yazmış olduğu
eserini en büyük Hıristiyan hükümdarı II Filib'e takdim eden İspanyol yazar
Cristobol de Villalon'un, dönemin Osmanlı topçuluğu hakkında:
"Dünyada hiçbir devletin,Türk topçusu ile mukayese edilebilecek topçusu
yoktur. İstanbul'da eski model olduğu için kullanılmayıp süs diye surlara konan
topları inceledim Bunlar bile İspanya ordusundaki toplardan çok daha kaliteli idi.
Tophane sırtlarında çaptan düşmüş diye yığılan 40 kadar topu hayretle
seyrettim. Bunları alıp topçu kuvveti oluşturmak istemeyecek hiçbir Avrupa devleti
bilmiyorum dediğini . . . (48)
En Mütekamil ikmal Teşkilatı
Kore Savaşı sırasında bir Amerikan bataryasının isabet alıp parçalanmasından
sonra, dört dakika gibi kısa bir süre içinde Amerikalıların bataryayı tekrar kurup
ateşe başladıklarını ve bu çok süratli ikmal karşısında Türk binbaşısının
hayretler içinde kaldığını gören Amerikalı generalin:
"Biz bu sistemi kurmadan önce bütün dünya ikmal teşkilatlarını etüd ettik.
En mütekamil olanının Osmanlıların ki olduğunu görerek onu kabul ettik. Bu, sizden
gelme bir usulün günümüze tatbikinden başka birşey değildir." dediğini, .
.(49)
Gözyaşı Medeniyeti
İslam'ın ilk dönem zahidlerinin en belirgin niteliklerini Allah korkusunun tesiri
ile çok ağlamaları, çok mahzun olmaları ve dünyaya hiç değer vermemeleri
olduğunu.
Bunlardan Veysel Karani'nin Allah'tan korktuğu ve utandığı için başını hiç
semaya kaldırmayıp, daima çenesi göğsün de bitişik gezdiğini...
"Ümmetin Rahibi" diye tanınan Amir bin Abdullah ın çok ağlayıp geceleri
ayakları şişecek kadar ibadet ettiğini..
"Dünyayı üç talakla boşadım, ricat yok" diyen ve ruhbanlar gibi ibadet
ettiği için "Gulam" adını alan Utbe bin Eban'ın çok ağlayan bir zahid
olduğunu...
Zühdüne sevgi ve aşk hakim olan Rabiatü'l Adeviyye nin secde de başını koyduğu
yeri çamur edecek kadar gözyaşlarını ceyhun ettiğini... (50)
__________________
"Başkalarını düzeltmek için önce kendinizi düzeltiniz." (Hz. Ömer (R.a)
|