Akşamlar**** Korkızıl bir renge dalınca ufuk
Yorgun düşmüş günü yutar akşamlar
Hicranı ruhuma salınca ufuk
Hüznü gözlerime katar akşamlar
Gül yüzüm semayı seyre dalıyor
Rüzgâr acıları ruha salıyor
Yokluğun öcünü böyle alıyor
Dertleri kalbime atar akşamlar
Sensizlik içime yalnızlık eker
Çaresiz özlemler boynumu büker
Gölgelerde beni kendine çeker
Sessiz ölümden de beter akşamlar
Hüzün kokar gurup güneş sönerken
Bir kıyamet kopar yürek kanarken
Kalemim hep ağlar içim yanarken
Böyle geldi böyle biter akşamlar
Gel içelim aşkı aynı kaseden
Nasıl vazgeçerim tatlı buseden
Anlar çekinmesin dertten, tasadan
Vuslata ermeye yeter akşamlar
Sevil Nizamoğulları
__________________ Artık gözünüzü açın! ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır, "tedavi edebilecek kimdir?" denir. (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar. Ve bacak bacağa dolaşır. İşte o (peygamberin getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti. Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline gitmişti. Layıktır (o azap) sana layık! Evet, layıktır sana (o azap) layık. İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir " (Kıyame Suresi, 75/26-35) |