| Üye
oğuz bakar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 24.12.2007 Yaş: 42 Mesajlar: 126 Tesekkür Etti: 0
5 Kunu Icin 5 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 1 | Tarihe Not İlâhî buyruk böyleydi : “İnin oradan” Âdem ve Havva ile geldik buraya , asıl diyârdan “Şeytan” dedik , “sınav” dedik , “gurbet” dedik İblis bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Bin yıl anlattık , anlar belki diye , Yeniden kurduk dünyâyı , bindik gemiye “Sel” dedik , “tûfan” dedik , “Nuh” dedik Sular bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Dolaştık durduk Ortadoğu’nun çöllerinde , Put kırdık bayramın orta yerinde . “Hâcer” dedik , “İsmâil” dedik , “İbrâhim” dedik . Ateş bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Yusuf ’la çıktık ortaya Mısır’dan Âdem’in rûhunu üfledik zindandan “Züleyhâ” dedik , “rüyâ” dedik , “hazine” dedik Kuyular bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Kırk bin köleyle denize sürdük atımızı , Kırk yıl çöllerde aradık andımızı . “Tûr” dedik , “âsâ” dedik , “Mûsâ” dedik . Denizler bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Kölelere yalvardık yedi kuşak , Dost aradık , bucak bucak . “Sofra” dedik , “mihrâb” dedik , “Zekeriyyâ” dedik . Ağaç kovukları bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Süleyman’la taht kurduk Kudüs’e , Karıncaya sorduk , içini döktü bize . Baston kuruttuk , Belkıs’ı çağırdık , Hüdhüd dedik . Kuşlar bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Daha bebekken konuştuk , çâredir sandık , On iki dostla karanlığı sıvadık . “Ruh” dedik , “Meryem” dedik , “İsâ” dedik . Çarmıhlar bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Güneşe yol aradık , çoluk çocuk . Çok yangınlar söndürdü , bu soluk . Uhdûd ashâbı ile yine onu sorduk . “Ölüm” dedik , “düğün” dedik , “hôş “dedik . Alevler bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Şehre çıktık yedi gençle , Yine başkaldırdık , Ashâb-ı Kehf’le . “İlah” dedik , “Rab” dedik , “en büyük” dedik . Mağaralar bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Dağda koyun güdüyordu Ahmed , Mağarada , “oku” dedi ona es-Samed . Kalemle yazdık , Kitâbı okuduk . Yeniden “Bismillâh” dedik . Çobanlar bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Aba altında titriyordu , büyük adam . Dosta açıldı ilk yürek , ne gâm . Fedâ olsun sana anam ve babam . Hatice’yle tutuştuk , Ali’yle çoğaldık . “Namaz” dedik , “din” dedik . Abalar bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Gezindik ağıllarda , gölgelendik ağaçlarda , Erkam’a gizlendik , Safâ’ya çıktık , bağırdık Ukaz’da . İnzâr ile tebşir ettik , “tevhid” dedik . Pazarlar bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Çadır çadır gezdik çölleri , Terk ettik arka kapıdan , nice illeri . Gıfar’a girdik , “Ebûzer” dedik , yol kesene “insâf” dedik . Eşkiyâ bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . “Ne söylüyorsan doğrudur” dedi bir adam , “Işığın yüreğimle saçılsın , işte küçük odam” “Sana canım fedâ , bırak beni , soksun yılan . Mağaradan mehtâbı seyrediyordu , iki ışık adam “Dost” dedik , “kâfi” dedik , “bir” dedik . Örümcekler bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Bir evde kırk kişiyle basıldık , Gelen’e kalsa asılacaktık . Sarsıldı adam , “ben de sizdenim artık” Ömer’le dirildik , Kâbe’ye yürüdük , “Allahû Ekber” dedik . Sokaklar bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Anlamadılar bizi . Ne ev kaldı , ne ocak . Çıktık yola , ancak , hesap sorulacak . “Yurt” dedik , “hicret” dedik , “devlet” dedik . Çöller bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Şarkılar nâme oldu , üzerimize ay doğdu . Beklemekle bize bir hâl oldu . Şehre sığmadık , deve hakem oldu . Biz geldik , “kardeş” dedik , “ensâr” dedik . Develer bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Bölüştük ne varsa , ekmeği , aş’ı . Harç yaptık şehre sevgiyi , barışı . Bağrımızdan çıktı Bilâl’in haykırışı . “Hayyâlel felâh , hayyâlel selâh “ dedik . Hançereler bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Üç yüz on iki kişiyle ovaya çıktık , Yenilsek belki , bir daha olmayacaktık . O gün toprağı titrettik , “lehü’l mülk” dedik . Kılıçlar bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . “Bu yıl Mekke’deyiz” dedi Peygamber , Kalktık bir kere , ya kılıç ya zafer , Dört koldan girdik şehre , birer birer . Bir âsâ devirdi putları , teker teker . Kâbe bizim , işte devrim , “lâ ilâhe illallah , lehü’l hamd “ dedik . Taş heykeller bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . “Bilmiyorum , belki çıkamam bir daha buraya , İşte sırtım , hakkı olan gelsin almaya” , “Hazırlan” dedi Cibril , karardı mehtâb , Geride birkaç kab ve bir Kitâb . “Hayır , gidemezsin , kim gitti derse vurun” , “Hayy u lâ yemût’tur Yaratan , yerinize oturun” “Refik-i âlâ” dedik , “âlemlere rahmet” dedik , “bu âhirdi” dedik . Kara toprak bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . İşte bilekler , işte yürekler , bir de anam , atam , Cehar yâr Güzin , dost oldu , dört güzel adam , “Ebûbekir” dedik , “Ömer” dedik , “Ali” dedik , “Osman” dedik , Yürekler bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Düştü sahrâya , susuz Hüseyin , Çatladı toprak , sızladı Rûh’ul Emin , Yine kalktık ayağa , “yol” dedik , “sünnet” dedik , Ayyaş’a “haram” , dalkavuğa “onur” dedik , “su , su” dedik . Kerbelâ bile anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Endülüs’ten , Buhâra’ya yollar , dizi dizi , Dağlar , ovalar , hepsi bilir bizi . Aynı kelimeyi söyledik , hep Âdem’den beri . “Allah” dedik , “Rasûl” dedik , “Kitâb” dedik , “hesap” dedik , “Mizân” dedik , “Kıyâmet” dedik , “adâlet” dedik , “Ahlâk “ dedik , “ayıp” dedik , “günah” dedik . On sekiz bin âlem anladı da , bir , insan anlamadı bizi . Bir yanardağdık , tekrar patladık , patlayanda , Yetmiş dokuzda geri döndük Süreyyâ’dan , dünyâya . Hep aynı kelimeyi söyledik , arz’a ve semâ’ya . “Allahû Ekber” dedik , “Sübhanallah” dedik , Bak , zulmedenleri nasıl bir inkılâb ile devirdik . İbrâhim , Mûsâ , İsâ ve Muhammed’le geldik . Bütün dünyâ anladı da , şahlar , pâdişahlar anlamadı bizi . Bin yıldır Anadolu’yu ördük , ilmik ilmik , Biz bu ülkeye Kâbe’den geldik . “Yurt” dedik , sevdik Dicle’sini Fırat’ını . Buradaki ihâneti inan , başka yerde görmedik . Nemrut burada çıktı karşımıza bu sefer . Ne “Allah” diyor , ne “din” diyor , ne “Peygamber” , Yetiş bize , ey İbrâhim’in ruhu . Heyhât , ne İbrâhim geliyor , ne Peygamber . RECEP İHSAN ELİAÇIK |