| Üye
ozkanalbay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 04.12.2006 Yaş: 26 Mesajlar: 117 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3 | Papazın Sınır Tanımayan Sınır Tanımazlığı Seçime bir hafta kala Fener'den bahsetmek biraz anlamsız gelebilir ama papaz seçim filan dinlemiyor.
Üstelik seçim, nereden bakarsanız bakın Türkiye'nin üç-beş yılını etkiler ama papazın sınır tanımayan faaliyetleri doğrudan egemenlikle ilgilidir.
Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü ile..
“Laik” özelliği ile..
Ve “hukuk devleti” ilkesi ile ilgilidir.
Üstüne bir de Eyüp Kaymakamı ve İstanbul Valisi'nin, YARGITAY Kararına rağmen sergiledikleri anlamsız nemelâzımcılık eklenince; “nöbetçi eczane” görevi ister istemez yine üzerimize kalıyor.
Fener'deki azınlık kilisesinin başpapazı, İstanbul Yenikapı'daki Marmaray Projesi kazısında ortaya çıkan antik limanda bulunan Bizans dönemine ait kilisedeki 45 kişilik “toplu mezar”da incelemede bulunmuş.
Tabii 14 Temmuz tarihli Sabah, Yargıtay kararına rağmen halâ “Patrik” diyor Barthalemeos için..
Bir kere tarihlemeye bakarsak, Yenikapı şapeli örneğinde; batılıların bizler için kullanmayı çok sevdikleri ve her fırsattan istifade üzerimize yıkmaya çalıştıkları “soykırım” yahut “toplu katliam” suçlamalarından “yırtmış” vaziyetteyiz..
Çünkü uzmanlar “kilise cinayeti”ni 11'inci yy'a tarihliyorlar.
Yani 1453'e, yâni bizim gelmemize daha 4 asır var..
Tabii onlara bıraksanız rahatlıkla, “Malazgirt'ten bir akıncı kolu gece helikopterle gizlice gelip bunu yapmış , sonra da denizaltıyla karşıya geçip dönmüş olabilir..” diyeceklerdir.
Yerseniz..
Ama işin son derece ilginç bir yönü var. İstanbul'a, “Lâtin” istilâsı 1204'tür..
Haçlılar Kudüs'ü kurtarmak istiyorlardı ya, gidiş yolunda uğramışken, elleri değmişken İstanbul'u da Ortodoks Rumlardan kurtarıverirler.. Kiliseleri de yağmalarlar..
Hem ne yağma..
Tam 60 yıl..
Tabii bu “acıtan gerçek” cümle Hıristiyanlar tarafından büyük bir özenle yok sayılır, görmezden gelinir, üzeri örtülür.
Barış-hoşgörü ve uzlaşma sergilenir.
Fener'deki kilisenin balkonunda elele gülücükler dağıtılır.
Ama Vatikan… Bütün bunlara rağmen Vatikan geçen hafta Katolik Kilisesi dışındaki kiliselerin geçerli olmadığını ileri sürer..
Bu açıklama, Protestan Kilisesi'nin yanında Ortodoks Kilisesinin de Vatikan tarafından aforoz edildiği anlamına gelir. Papa'nın Dinsel Öğretiler Kurulu'nun Temmuz başında yayımladığı belgede, yeryüzünde yegâne geçerli dinin Hıristiyanlık olduğu öne sürülerek, Hıristiyanlığın da en mükemmel biçimde ancak Roma Katolik Kilisesi tarafından temsil edildiği iddia edilir.
Vatikan diğer mezhepleri ve dinleri sevmediği gibi, kronik diyalogculara inat Türkleri de sevmez..
Vatikan'dan edinilen bilgilere göre Papa bir hafta önce de, Otranto çıkarması sırasında hayatlarını kaybeden, Piskopos Primaldo da dâhil toplam 800 Hıristiyan'a azizlik unvanı verilmesine ilişkin bir kararname imzalar. Osmanlı'nın Otranto kentine yaptığı çıkarma, Fatih Sultan Mehmet'in tahtta olduğu dönemde 28 Temmuz 1480'de Gedik Ahmet Paşa komutasındaki bir grup asker tarafından gerçekleştirilmişti.
Gedik Ahmet Paşa'nın kısa sürede fethettiği Otranto, yaklaşık 1 yıl boyunca Türklerin elinde kalmıştı.
Barthalemeos'un her iki genelge hakkında ne düşündüğünü bilemeyiz.
Çünkü o kafasını Türkiye'ye ve ekümenikliğe takmıştır.
Küresel sermayenin küresel baronu olmaya adamıştır kendini. Yargıtay kararına rağmen İstanbul'da “Dünya Ortodoks Gençler Konferansı” toplar.
Toplar ama tarih cahilliğini de ortaya koyar.
Açılış toplantısında “Yargıtay'a da” cevap verir. “Patrikhanemiz 6'ıncı asırdan beri ekümeniktir. Bu tarihi bir unvandır. Siyasi içeriği ve siyasi amacı katiyetle yoktur. Herkes ve bütün dünya bunu 6'ıncı asırdan bu yana tanıyor”
der.
O halde şimdi biz; Yenikapı şapeli'nde meydana çıkan 11'inci asır katliamından temize çıkmış olmamızın (!) verdiği cesaretle papaza tarih dersine başlayabiliriz. Ortodoks kilisesini kim kurmuştur?
Aziz Andreas.. Hangi yıl?
MS 37'de.. Papaz ne diyor?
“6'ıncı asırdan beri ekümenikiz”. Peki, beş buçuk asır neydiniz?
MS 325'deki İznik, 381'deki İstanbul, 451'deki Kadıköy Konsilleri'nde ne oldu? “Grek kökenli –ekümenik- kelimesi dilbilimi açısından, -insanların yaşadığı toprak- demek. Kilise açısından, Hıristiyanların yaşadıkları toprak için kullanılıyor. Roma İmparatoru Büyük Konstantin, 313 yılında tarihe -Milano Fermanı- olarak geçen emirle, Hıristiyanlığı devletin himayesine aldı. Hıristiyanlık, Konstantin sayesinde hızla büyüdü. Konstantin (306-337), imparatorluk merkezini (başkentini) İstanbul'a taşıdı ve kente –Konstantinopolis- (ve Yeni Roma) adı verildi. İstanbul hızla büyürken Konstantin kiliseler arası birliği sağlamak için, 325 yılında İznik'te ilk evrensel (ekümenik) konsili (dinî meclis) topladı. Bütün büyük kiliselerin temsilcilerinin, 300'ü aşkın dinî önderin katıldığı konsil, Hıristiyanlığın -amel ve itikadını- belirledi. Pavlus'un mektuplarını esas alarak dört İncil dışındaki İncilleri geçersiz ilan etti. Konsil, üç kiliseyi, İskenderiye, Antakya ve Roma kiliselerini ekümenik ilan etti. Bütün diğer kiliseleri paylaştırarak bu üç kiliseye bağladı. İstanbul Kilisesi Ereğli (Hereclea) Metropolitliği'ne bağlı sıradan bir piskoposluktu. Üç kilisenin -ekümenik- ilan edilmesinde temel ölçü, bu kiliselerin -havariler tarafından- kurulmuş olması, yani -Apostolic kökenli- olmalarıydı.
Ancak İznik Konsili, iki başlı bir durum yaratmıştı. Siyasi erk İstanbul'daydı, ama ideolojik egemenlik Antakya, İskenderiye ve Roma'nın eline geçmişti. Hz. İsa'nın kişiliği konusundaki tartışmalar daha da alevlenmişti. İmparator I. Theodosius (379-395), 381 yılında 1. İstanbul (Konstantinopoli) Konsili'ni topladı. İznik Konsili kararlarının, ekümenik kiliselerle ilgili maddesinin değiştirilmesi yönünde baskı yaptı. İmparatorun verdiği önerge, İstanbul Piskoposluğu, Patriklik statüsüne kavuşturuldu ve tüm Trakya Bölgesi idari yönden kendisine bağlandı. Kutsal kilise kanunlarına aykırı olan bu siyasi tasarrufu, Roma Kilisesi hiçbir zaman kabul etmezken, Antakya ve İskenderiye Patrikleri baskıdan dolayı karara sessiz kalmışlardır. Ancak bu tutumlarından dolayı da, halefleri tarafından hain olarak damgalanmışlardır.
Dinî hâkimiyet İskenderiye Patrikhanesi'ndeydi; devletin yönetim merkezi ise İstanbul. İmparator Markianus (450-457), 8 Ekim 451'de topladığı Kadıköy (Halkidon-Khalkedon) Konsili'yle bu duruma son vermeye çalıştı. Markianus, bizzat başkanlık ettiği konsilde, -İstanbul Patrikliği'ni Hıristiyan âleminde birinci sıraya oturtmak için tarihte meşhur 28. Madde olarak anılan kanun taslağını, konsile sundu. Markianus, diğer üç ekümenik patrikhanenin statüsünü sarsmak için İstanbul'la birlikte Kudüs Kilisesi'ni de patriklik seviyesine çıkarttı. Önce İstanbul Konsili'yle Fener Episkoposluğu Patriklik seviyesine yükseltildi, ardından Kadıköy Konsili'yle –ekümenik- statüsü verildi. Bu, tamamen siyasi bir karardı. Böylece Fener Patrikhanesi, İmparator'un baskısıyla bu unvanı aldı.”
( “KEŞİŞ GÜÇ” Uğur Yıldırım. Otopsi yay. İstanbul 2005)
Oysa Barthalemeos ne diyor; “Siyasi içeriği yoktur.”
Konstantin, Theodosius ve Markianus'un Doğu Roma'nın siyasi hâkimiyetini inanç alanında da pekiştirmek için üç yüzyılda topladıkları üç konsilde zorla kabul ettirdikleri ekümenikliğin; siyasi değil, dini olduğunu ileri sürüyor başpapaz..
Oysa Amerika, “yeni Roma” ise..
Paxromana da Paxamericana'dır.. Ekümeniklik nasıl 6'ıncı YY'da Bizans'a hizmet ettiyse, şimdi de Amerikan yayılmacılığına hizmet etmektedir. Barthalemeos da bu “küresel barış-küresel sermaye”nin İstanbul'daki ajanıdır.
Başka ne yapıyor başpapaz Yargıtay'ın “Osmanlı zamanındaki imtiyazlara, anayasaya rağmen sahip olması düşünülemez ve sadece İstanbul Rumlarının dini işleriyle ilgilenebilir” kararına rağmen?
İstanbul'da “Dünya Ortodoks Gençlik Konferansı” topluyor.
Rumeli Hisarı'nda da “konser” düzenliyor.
İstanbul'da başka yer mi kalmadı?
Olsun.. Rumeli hisarı, Bizans'ın fetih sembolü ya..
Türklerin gururu orada kırılmalı..
Rumelihisarı konserlere kapatılmış, ne gam..
Konser için kimi çağırıyor başpapaz?
Yunanistan'dan George Dallaras'ı..
Dallaras kim? “Bir Yunan milliyetçisi. KKTC'nin 23. kuruluş yıldönümünde Kıbrıs Rum Kesimi'nde Türk işgalini kınama konseri vermişti. Ayrıca Yunanistan'da Abdullah Öcalan'a destek vermek için kurulan komitenin faal bir üyesi. Türkiye aleyhine konuşmalarıyla biliniyor”. (Emin Çölaşan) “Kıbrıs Rumların olmazsa Türkiye'ye ayak basmam” (Sabah. 15 Temmuz 2007) diyen kişi.
Neyse ki Kültür Bakanlığı'ndan verilen konser izni Valilikçe engelleniyor. Ama İstanbul Valiliği doğru işi yanlış yapıyor. “Gerekli evrak tamamlanmadığı için” izin vermiyor..
Papazın Ortodoks Dünya Konferansı düzenleyemeyeceği için,
yasa dışı bir ekümeniklik sıfatını illegal olarak kullanmaya devam ettiği için, konser verecek şahsın Türklük ve Türkiye düşmanı olduğu için değil..
“Evrakları tamamlayamadığı için”.. Yâni “evraklarını tamamlayan” bütün Türk düşmanları, İstanbul'un istediği yerinde konser düzenler, öyle mi?
Yargıtay, laiklik dışı bir yaklaşımı hukuken bitiren tarihi bir karara imza atmıştır.
İş kalmıştır “siyasi ve idari tasarrufa”.. Kanunları uygulayacak idari makamların en az papaz kadar siyasi hırsa değilse bile sağduyu ve kararlılığa sahip olmaları gerekmektedir..
Devleti koruyorlar devlet görevlisi olarak..
Devleti ülkesi ve milleti ile bölmek isteyenlere karşı nasıl davranıyorlarsa,
dini bölücülere, laiklik dışı tavırlar sergileyen Hıristiyan şeriatçılarına da öyle davranmalılar.. Yargıtay'ın tarihe imza atan âbide kararının, içinde bulunduğumuz seçim sürecinin gürültü-görüntü-duygu-bilgi ve bilgilendirme kirliliği içinde gürültüye gitmesinden fena halde endişeliyim.. 15 Temmuz 2007
Hüseyin Mümtaz
__________________ ............ Sakın sanma ki hayın berhudar olur, Akıbet, ya boynu vurulur ya berdar olur. ............ |