 | Habibullah : Hz Muhammed Mustafa ( S.A.V) |  |
04.07.2007, 21:39
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Üye
rusen_alp isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.03.2007 Bulunduğu yer: ruhlar aleminden Yaş: 26 Mesajlar: 1.444 Tesekkür Etti: 0
4 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 45 | Habibullah : Hz Muhammed Mustafa ( S.A.V) Hz.Muhammed Mustafa ( s.a.v.) o alemlere rahmet olarak gönderilmişti ve hiç şüphesiz ki Allah'ın sevgilisiydı, Allah'ın sevgilisi olan bir peygamberin ümmetinden olduğum için binlerce kez şükürler olsun. Muhabbeten Muhammed oldu hasıl Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl ?
Bazı kardeşlerimiz , Allah'ın ayetlerini iki kitabın arasına sıkıştırılmış sanıyorlar, oysa bu büyük bir yanılgıdan ve kitabullah'ı inkar etmekten başka bir şeydir,ayet kelime anlamı olarak " aksi hiç bir şekilde inkar edilemeyen gerçek " dir, ve Kainatta Allah'ın ayetleri pek çoktur, insan için Allah'ı bilmek ve tanımak için kitaba ihtiyaç yoktur, O kitap Allah ( c.c.) insanlara bir rahmetidir, merhametinin tecellisidir, bazı kardeşlerimiz her şey Kuran'da yazıyor zannediyorlar fakat mahremiyeti unutuyorlar,günlük hayatta dahi ikili bir ayrım vardır, kamusal alan ve özel alan diye, özel alanlarda olanlar kamusal alanlarda bilinmez, Cebrail ( a.s) Peygamberimize her zaman vahiy indirmek için gelmemiştir,bazen Allah'ın selamını getirmiş, bazen bugün kudsi hadisler diye bildiğimiz kelamı getirmiş ,bazen de vahiy getirmiştir. Habibullah sözü Kuran-ı Kerim'de geçmiyormuş diye Cenab-ı Resalet-penah Efendimize Habibullah demek caiz değilmiş diye bazı laflar söylenmekte.Aşağıda bu iddialara cevap verilmektedir.
Hz. Muhammed ( s.a.v.),Allah'ın sevgilisiydi, bakınız şu ayetlere
Duha -5 : Gerçekten Rabbin,sen hoşnut oluncaya kadar ( isteklerini ) verecektir.
Bakara - 144 " (Ey Muhammed !) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu ( yücelerden haber beklediğini ) görüyoruz.İşte şimdi seni,memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz .
Dikkat edilmesi gerekir ki bu ayetlerde Cenab-ı Allah " hoşnut olacağımız " buyurmuyor, Peygamberimizi hoşnut etmek için kıbleyi çevirdiğini buyurmaktadır. Bu şekilde Yüce Allah bütün insanlara , cinlere, meleklere ve yalnızca kendisinin bildiği diğer bütün varlıklara, Hz.Muhammed ( s.a.v. ) e bahşettiği ayrıcağı,Ona ihsan ettiği özel makamı bildirmek istemiştir.Herşeyi en iyi Allah ( c.c.) bilir. Hz. Musa ( a.s.) ki, Allah-ü Teaala onu kendisine peygamber olarak seçmiş, ona Tur Dağının sağ tarafından seslenmiş, konuşmuştur. Böyle olduğu halde o, Rabbine şöyle diyordu :
Taha - 84 " Rabbim , hoşnut olman için sana acele geldim "
Görüldüğü üzere Yüce Allah, Hz. Muhammed Mustafa ( s.a.v.) i diğer peygamberlerden daha şerefli olduğunu belirtmek üzere " Gerçekten Rabbin sana, sen hoşnut oluncaya kadar verecektir " şeklinde buyurmaktadır.
Yine Buhari ve Müslim de geçen bir hadiste şöyle buyrulur , Ravi Hz. Ayşe ( r.a.) " Ben kesinlikle inanıyorum ki, Rabbin senin isteğini mutlaka yerine getirecektir."
Yine Hz. Musa'nın adamları, Firavun ve ordusunun peşlerinden yetişip onları yakalamalarından korkuyor ve " işte yakalandık " derken, Hz. Musa ( A.S) da " Hayır, Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir "(1) derken , benzer şekilde Hz.Muhammed Mustafa ( s.a.v.) mağaradayken Hz.Ebubekir'e " Üzülme Allah bizimledir " (2) demiştir.
Ancak aralarında şu var ki, efendimiz Musa ( a.s.) ın Allah ile olan beraberliği sadece ve sadece kendisine özgüydü,yanındakiler bu saadetten mahrum kalmışlardı, Oysa Fahr-i Kainat ( s.a.v.) bu saadeti hem kendisi yaşamış, hem de yanındakine yaşatmıştır. Hz.Adem ( A.S.) den Hatemül enbiya ( s.a.v.) e kadar olan tüm peygamberler aynı derecededir , Allah katında aynı şekilde itibar görür demek bir kere Kuran-ı Kerim'i inkar etmek, bazı ayetlerini kabul edip , bazı ayetlerini kabul etmemek demektir.
Zira
İsra - 55 " Şüphesiz ki biz, peygamberin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık "
Bakara - 253 ^Bazılarının da derecelerini yükselttik " diye buyrulur.
Ayetlerden anlaşılacağı üzere insanlar için sayısız peygamber gelmiştir fakat, her peygamberin derecesi aynı seviyede değildir.İşte en üst noktada Hz. Muhammed Mustafa ( s.a.v.) bulunur.
Bu hakikatı Peygamber Efendimiz şöyle gösterir " Ben kıyamet gününde insanoğlunun EFENDİSİ olacağım. Kabri ilk açılacak kimse benim; ilk şefaat eden ve şefaati ilk kabul olunan da yine ben olacağım "(3)
Ve yine Enfal -33 " Oysa sen içlerinde iken Allah onlara azap etmez "
Enbiya -107 " ( Ey Muhammed ! ) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik " diye buyrulur.
Elbette çünkü Hz. Muhammed Mustafa ( s.a.v.) insanlığın, gelmiş geçmiş tüm insanların efendisidir, bu bir övünme de değildir, bu bir hakikattır.Övünmeler her zaman sınırları aşar, fakat sınırları belli olan bir şeyden bahsediliyor ve sınırları gösteriliyorsa bu hiç bir zaman övünme olamaz, bu ancak HAKİKATIN TA KENDİSİ olabilir. Yine Hz.Muhammed Mustafa ( s.a.v.) den önce gelen her peygamber mümin ve müslümandı, zira
İbn Abbas rivayet eder " Allah Teala gönderdiği her peygamberden şu şekilde söz almıştır.Muhakkak ki Muhammed'i göndereceğiz. Yaşadığınız takdirde O'na inanacak ve yardım edeceksiniz "(4)
Görüldüğü üzere Hz. Muhammed ( s.a.v.) den önce gelen her peygamber O'nun büyüklüğünü tasdik ediyor , ,O'na yardım edeceklerine Allah'a söz veriyorlar. Yine Yüce Allah hiç bir peygamber için , yanında seslerin kısılmasını emretmemiştir, Gelmiş geçmiş herkesin peygamberi Muhammed Mustafa ( s.a.v.) hariç , zira ;
Hucurat 2" Ey insanlar! Seslerinizi peygamberin sesini bastıracak şekilde yükseltmeyin.Farkına varmadan işlediklerinizin boşa gitmemesi için, Peygamber'e birbirinize bağırdığınız gibi yüksek sesle bağırmayın " diye buyrulur.
Görüldüğü üzere Cenab-ı Allah, peygamberini o kadar seviyor ki, onun yanında insanların , normal kendi aralarında konuştukları şekilde bağırıp çağırmalarından dahi razı değil.
Görüyorsunuz ya , işte Allah'ın sevgisi budur.O'na tanıdğı ayrıcalıklar budur. Yine Tahrim suresinde Cenab-ı Allah , habibini nasıl koruyor , okumadınız mı ?
Yine Hz. Muhammed Mustafa ( s.a.v.) den önceki ümmetleri peygamberlerine , isimleri ile hitap ediyorlardı, bu ifadeler bizzat Kuran'da geçer ,Fakat Hz.Muhammed Mustafa ( s.a.v.) e kendilerine dahi ismiyle hitap etmiyorlar, her zaman Nebi, rasul gibi güzel sıfatlarla hitap ediyorlardı. Yine Kuran-ı Kerimde peygamberlere isimleriyle hitap edilirken ,Hz. Muhammed Mustafa ( s.a.v.) e Nebi ,Resul sıfatlarıyla hitap edilir.
Hz. Muhammed Mustafa ( s.a.v) in diğer peygamberlerinden ayıran özelliklerden bir kaçıdır,Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V)'in diğer peygamberlerden bir ayrıcağının olmadığını söylemek , üstünlüğünün olmadığı söylemek cehaletin ta kendisidir ve aynı zamanda küfre girer, zira Kuran'da geçen bu ayetleri inkar etmek anlamına gelir.
Ve yine Kuran-ı Kerim'in bir çok yerinde Allah'a ve Rasululluh'a itaat edin ayetleri geçer, çok ayetde bu emir vardır, tüm bu ayetlerde Allah ( C.C.) , Habibine emir verme yetkisi tanımıştır, o halde hala sünneti ve hadisi inkar mı edeceksiniz ? Tüm bu ayetleri görmezden gelip sünnete muhalif bir hayat mı yaşayacaksınız, Kuran'da yazmıyor diye ayetlerdeki anlamları görmezden gelip , Muhammed (s.a.v.) Allah'ın habibi değildir mi ? diyeceksiniz?????
__________________ Bir soğuk , bir garip , bir mavi sızı...... | |
| |  |  | Dipnotlar |  |
04.07.2007, 21:47
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
rusen_alp isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.03.2007 Bulunduğu yer: ruhlar aleminden Yaş: 26 Mesajlar: 1.444 Tesekkür Etti: 0
4 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 45 | Dipnotlar 1-Şuara -62
2)Tevbe -40
3)Müslim ,Ebu Davud, Tirmizi
4)Beyhaki
__________________ Bir soğuk , bir garip , bir mavi sızı...... | |
| |
04.07.2007, 22:00
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Mücahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.03.2007 Bulunduğu yer: Tr Yaş: 41 Mesajlar: 2.527 Tesekkür Etti: 12
20 Kunu Icin 35 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 131 | ALLAH razı olsun kardeşim.Emeğine sağlık.Dua ile
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC] Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye... | |
| |  | |  |
04.07.2007, 22:05
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Üye
metin mete isimli Üye şuanda online konumundadır Üyelik tarihi: 27.12.2005 Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet Yaş: 45 Mesajlar: 2.738 Tesekkür Etti: 21
25 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 19 | “De ki: "Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kur’an okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, Yalnız kendisi için bulmuş olur, Kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: "Ben sadece, uyaranlardan biriyim." Neml 27/91-92 Önce söyle bir senin dedigim Seylere degilde Kitab disi gelisimlere bakalim istersen; Hz. Peygamber’in önderliğinde başlayan İslam inkılabı Kur’an’ın yaşam değiştirici etkisiyle 23 senede başarıya ulaşmıştı. Ancak her başarının riskleri ve yeni sınav alanları vardı. Hayat devam ediyor sınav da farklı koşullarda devam ediyordu. Kur’an öncesi varolan sınıflı yapıda bir grup zenginin diğer insanları sömürdüğü, kabileciliğin hakim olduğu haklının değil güçlünün üstün olduğu bir ortam bulunuyordu. Haşimoğulları ve Emevi kabilelerinin çekişmesi[1] yaşanıyordu. Kur’an’la birlikte bu cahiliye düzeni dönüştürülmeye başlanmıştı. Resulullah’ın Kur’ani örnekliği ve yetiştirdiği seçkin kadro cahiliyenin alışkanlıklarını geçmişe gömmeye çalışıyordu. Resulullah vefat ettikten sonra şûra sisteminde bir takım sorunlar yaşansa da eski alışkanlıkların egemen olması önlendi. Ancak 3. halifenin Emevi ailesine gösterdiği aşırı eğilim Kur’ani inkılaba karşı direnmiş fakat zorunluluk sonucu teslim olmuş Emevi ailesinin egemenlerinin eski politikalarını yeniden etkin hale getirdi. İslam inkılabı içten içe zayıflarken Kur’ani değerleri savunan bir grup sahabe ise buna karşı mücadele verdi. (Ebû Zerr, Ammar B. Yasir, Selman-ı Farisi gibi) 3.Hlaifenin kendi politkalarının sonucu olarak öldürülmesiyle kaos ve irtica dizginlerinden iyice boşandı. 4.Halife Hz. Ali’nin ıslah çabaları kontrolden çıkan kaosu engelleyemedi ve sonuçta İslam İnkılabına karşı savaşan Emevi karşıdevrimi Muaviye’nin hakem olayında Ümmeti aldatmasıyla zafere ulaştı. Gayri İslami saltanat rejiminin egemenliğinde İslam toplumu yeniden İslam öncesi Arap cahiliyesine dönüştürülmeye başlandı; · Resulullah’ın yetiştirdiği Kur’an öğrencilerinden Enes şöyle der: “Resulullah döneminde mevcut olan şeylerden hiçbirini artık göremiyorum.”Kendisine namazı da mı? Diye itiraz edilince: “Namaza da ne yaptığınızı bilmiyor musunuz?!” cevabını verir.[2] · Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdurrahman’ın Emevi çetesinin elebaşlarından Mervan’a Muaviye’den sonra zorla Yezid’e alınmasına karşılık sözü bu açıdan manidardır: “Ey Mervan! Vallahi sen de, Muaviye de yalan söylüyorsunuz!çünkü siz Muhammed ümmetinin iyiliği için bunu yapmıyor; bu müesseseyi Bizanslaştırmak istiyorsunuz!” [3]Evet. İslam ümmeti sadece yönetim alanında değil itikad ve amel alanında Bizanslaştırılmak istenmiş ve kısmen bunda başarılı da olunmuştur. Ne olmuştur bu dönemde? · Hz. Hüseyin’in başı kesilmiş, Kur’an merkezli davranan hakkı ve adaleti ifade eden Müslümanlara baskı ve işkence yapılmış, Hicri 63 yılında Medine’ye saldıran Emevi ordusu Medine’yi 3 gün 3 gece yağmalamıştır. Medine’de binlerce Müslüman katledilirken, sahabelerin evleri yağmalandı, yaklaşık bin bayan sahabe ve sahabe kızının ırzına geçildi![4] Ardından da Hicri 64’te Mekke’ye saldıran Emevi saltanat çetesi Ka’beyi mancınıklarla ateş ve taşa tuttu! Ka’be yıkıldı![5] İşte böyle bir travma dönemidir Emeviler dönemi. İslam inkılabının cahiliye darbesiyle son bulduğu ve gerçeği haykıranların muhalefet saflarında Tevhid ve adaleti savunmaya devam ettikleri bir dönemdir bu dönem…
__________________ Ma ene Min`el Müsrikin
Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Mahyaye ve Memati Lillah.. Hanife Müslimen... | |
| |  |  | |  |
04.07.2007, 22:07
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Üye
metin mete isimli Üye şuanda online konumundadır Üyelik tarihi: 27.12.2005 Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet Yaş: 45 Mesajlar: 2.738 Tesekkür Etti: 21
25 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 19 | Hadisi yok sayan bir insanın ahireti Kur’an’a sarıldığı oranda tehlikeye girmez iken hadisi Kur’an’ın bilgi konumuna eş koşan bir insanın hatta daha da ileri giderek Kur’an’ın hadise ihtiyacı vardır ama Hadisin Kur’an’a ihtiyacı yoktur! Diyebilecek kadar Hadis Kur’an’ın hükümlerini iptal edebilir diyebilecek kadar işi fanatizme götüren bir insanın Allah, Resul ve Vahiy konularında ciddi problemleri olduğu söylenebilir. Hadis rivayetinin tarih içindeki bilgi konumu onu tarihi bir bilgi olarak değerlendirebileceğimizi göstermektedir. İslam Tarihi’nin birincil kaynakları olan İbn-i Esir, Taberî, İbn-i Sa’d, Yakubî, Mesûdi vb. tarih eserlerinden sonra Resullah ve sonrası dönemi anlayabilmek için yardımcı bir kaynak konumundadır Rivayet külliyatı. Hadisi dinsel kaynak olarak değerlendirilemeyeceği gerçeğinin temellerinin bir kısmını bu çalışmamızda sizlerle paylaşacağız. Bir bilginin “Evrensel Nass” olarak kabul edilip kendisine iman edilmesi için gereken kesinlik şartının maalesef bu tarihi bilgilerde bulunamamasını inceledik. Dolayısıyla “hadisi reddediyorsunuz niye hadisi delil alıyorsunuz” gibi kalıp bir refleks savunusunun boşa olduğunu hatırlatırız, çünkü külliyen hiçbir tarihi bilginin reddedilemeyeceğini, ancak teker teker her tarihi bilginin kendi koşulları içinde değerlendirilebileceğini hatırlatırız. Tarihi bir olguyu değerlendirme girişimimizde tarihi delilleri göstermemizin bir sakıncası yoktur. Çünkü biz o bilgilerin hepsini reddetmiyoruz sadece “nass” (dinsel delil) olamayacaklarını söylüyoruz. Aksi düşünülse bile o zaman getirdiğimiz tarihi bulgular o delilleri nass kabul eden zihniyetin kendi iç çelişkilerini göstermesi açısından yine de önem arzeder. Resul (a) Kur’an’ın yanında bize bir kitap yazmamıştır. Sahabesinin de telif ettiği hiçbir kitap bulunmamaktadır. Bize ulaşan ilk hadis düzenlemelerinin kökeni de birazdan ilmi güvenilirliğini işleyeceğimiz Zuhrî ve Urve bulunmaktadır. Çalışmamızda Son dönemin alternatif tarihçilerinden M.Emin Özafşar, Ali Akyüz, Bekir Yakıştıran, Allame Askerî, Ebu Reyye vb. araştırmacıların aktarımlarından da faydalanılmıştır. Şimdi Hadisin serüvenine mütevazi bir okuma yapacağız ama önce “Hadîs” ve “Sünnet” kavramlarının anlam değişimlerine kısaca göz atalım:
__________________ Ma ene Min`el Müsrikin
Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Mahyaye ve Memati Lillah.. Hanife Müslimen... | |
| |  |  | |  |
04.07.2007, 22:08
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Üye
metin mete isimli Üye şuanda online konumundadır Üyelik tarihi: 27.12.2005 Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet Yaş: 45 Mesajlar: 2.738 Tesekkür Etti: 21
25 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 19 | Sünnet bugün kavramsallaştırıldığının aksine ilk dönemde hadisle eşanlamlı bir kullanıma sahip değildi. Hatta bugün anlaşıldığı anlamıyla “Sünnet” kavramı da çok sonraları sistemleştirilmiştir. Örneğin erkendönem müelliflerinden olan İmam Malik’in “Sünnet” tanımlamasının bugün anlaşıldığı şekilde “hadislerin uygulanması” anlamına gelmediğini söyleyebiliriz. Fıkhi Hadisler bağlamında İmam Malik’in sünnet anlayışını analiz eden Doç. Dr. M. Emin Özafşar şunları söylemektedir: “İslam Fıkhının sistematize edildiği hicri ikinci asırda, hadîs-sünnet ilişkisine dair zihniyetin kendisinde kristalleştiği Mâlik’ten, bir diğer ifadeyle el-Muvatta’dan aktarılan örnekler çerçevesinde şu tespiti yapmak mümkündür; Her şeyden önce Mâlik’in düşüncesinde sünnet, fakihin kural kabul ettiği fıkhi muhtevanın adı olarak gözükmektedir. Hadîs ise bu sünnetin elde edilmesinde kaynaklık eden önemli bir rivayet malzemesi olarak değer bulmaktadır. Yani, el-Muvatta’da hadis ile sünnet aynı şey değildir; hadîs, sünnetin elde edildiği kaynaklardan birisidir; ancak yegane kaynağı da değildir….Hatta Sünnetin kaynağı bir rivayet olmak zorunda da değildir. Bazen süregelen uygulama, bazen toplumun veya ulemanın ittifakı, bazen kişisel yorum, bazen de kıyas ve içtihad sünnetin dayanağı olabilmektedir. Bu da Malik’in kullanımında sünnetin sabit, değişmez espri olmaktan çok, esnek ve her zaman üretebilen canlı bir fıkıh düşüncesi olduğu anlamına gelir; kaynağını ise, en genel anlamda dinî bilginin kaynağını temsil eden materyaller ile, onların uygulama alanı olan hayatın pratiğinden ve bu ikisi arasında kurulan dengeden alır.”[6] Ebû Yusuf ve Şeybanî’nin de sünnet anlayışlarının Malik’le paralellik arzettiğini söyleyen Özafşar Ebu Yusuf’un algısını yansıtan şu alıntıyı nakleder: “Kur’an ve ma’ruf sünneti kendine rehber edin, ona tabi ol; Kur’an ve sünnette açıklanmamış konuları da onlara kıyas et.”[7] Bu alıntıda dikkate değer şey “maruf sünnet” kullanımında Ebu Yusuf’un kalıplara dökülmüş ve hadislerle şekillendirilmiş bir sünnet algısına sahip olmadığı Ebu Hanife ve onun usulünü[8] takip ettiğinden anlaşılabilir. Sünnet yaşam şartları içinde değişebilen değiştikçe içtihadi boyutta evrimleşen, halde halde giren Kur’an’ın temel ilkelerinin yaşamlaştırılması çabasıdır. Maalesef Şafii’nin “Sünnet=Hadis” olarak yeni bir kavramsallaştırma yapmasından sonra sünnet olarak ehl-i hadisin topladığı ve mutlaklaştırdığı rivayet külliyatının kendisi anlaşılmıştır. Oysa sünnet değişen koşullara göre Kur’an’ın ilkelerine bağlı kalarak içtihad etmek ve dini yaşanılır kılmak anlamına gelmektedir.[9]
__________________ Ma ene Min`el Müsrikin
Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Mahyaye ve Memati Lillah.. Hanife Müslimen... | |
| |  |  | |  |
04.07.2007, 22:08
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Üye
metin mete isimli Üye şuanda online konumundadır Üyelik tarihi: 27.12.2005 Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet Yaş: 45 Mesajlar: 2.738 Tesekkür Etti: 21
25 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 19 | Hadis: Söylem Hadis sözlük anlamında ifade edilen söz, söylem anlamlarına gelmektedir. Ancak daha sonraki süreçte Resulullah’tan rivayet edilen sözler anlamında kullanılmış ve İmam Şafii’nin yorumuyla Sünnet kavramıyla özdeşleştirilmiştir. Hadis Kur’an’da “hadîs” ve “ahâdis” kipleriyle 28 yerde geçmektedir.[10] Kur’an ıstılahi anlamın en geniş anlamda sözlük anlama tabi olduğunu hatırda tutarsak kendisinden başka hiçbir hadisin/sözün/söylemin iman edilecek, nass değeri olabilecek bir söz/söylem olamayacağını muhkem biçimde ifade etmektedir. Çünkü her Hadîs söz/söylemdir ancak her söz ıstılahi anlamda “Hadîs” değildir. Dolayısıyla Kur’an’ın geniş anlamda kullandığı hadis/söz ifadesi Resulullah’a atfedilen sözleri de kapsamaktadır. Kur’an’ın bize verdiği sözlerden/hadislerden bir söz olan Kur’an’ın yanında başka hiçbir sözün/hadisin eş koşulamayacağı, nass, dinsel kaynak olarak asla Kur’an dışında bir hadis/sözün “iman” edilecek bir söz olamayacağıdır: “Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah'ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar?” (Ar’af 7:185) “İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah'ın varlığının delilleridir. Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar? (Ahkaf 45:6) Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar? (Mürselat 77:50) And olsun ki, peygamberlerin kıssalarında, aklı olanlar için ibretler vardır. Kur’an uydurulmuş bir söz değildir. Fakat kendinden önceki Kitapları tasdik eden, inanan millete her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir. (Yusuf 12:111) “İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir”. ( Lokman 31:6) Kur’an’da anlatılan bu kriter Kur’an öğrencisi/öğretmeni olarak tanınan İbn-i Mesûd’dan aktarılan şu sözle de teyit edilmektedir:
__________________ Ma ene Min`el Müsrikin
Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Mahyaye ve Memati Lillah.. Hanife Müslimen... | |
| |  |  | |  |
04.07.2007, 22:09
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Üye
metin mete isimli Üye şuanda online konumundadır Üyelik tarihi: 27.12.2005 Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet Yaş: 45 Mesajlar: 2.738 Tesekkür Etti: 21
25 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 19 | “En güzel hadis Allah’ın Kitabıdır.”[11] “Helal, Allah’ın, Kitabında helal kıldıklarıdır. Haram da O’nun, Kitabında haram kıldıklarıdır. Hakkında bir şey söylemeyip susutuğu şeyler de affettiklerindendir (mübah şeylerdir)”’[12] Bu tarihi bilgi de yukarıdaki Kuran ayetleriyle uyum göstermektedir. Burada vurgulamak istediğimiz şey Kur’an’ın İlahî olması hasebiyle Nass olması Nass olması sebebiyle de Furqan yani doğruyla yanlışı ayırd edebilme cetveli olmasıdır. Yoksa tüm Hadis rivayetlerini yok saymak, reddetmek değil onların konumunun tarihi bilgiler sınıfında değerlendirilebilecek bir konumda olduğunu belirtmektir. Kuran dışında hiçbir kaynak Furqan olamaz. Evrensel hükümleri ve ölçüleri koyarak diğer tüm sözleri/hadisleri ilzam eden, çöpe atılıp atılmamasına, faydalanılıp faydalanılmamasına karar veren tek Furkan Kur’an’dır. İşte bu sebepledir ki ilk dönem Müslümanların ekserisi Kur’an dışında bir hadisi/sözü geleceğe miras bırakmamak gibi bir metodu kendilerine seçmişlerdir.
__________________ Ma ene Min`el Müsrikin
Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Mahyaye ve Memati Lillah.. Hanife Müslimen... | |
| |  |  | |  |
04.07.2007, 22:10
|
#9 (permalink)
| | Tercübeli Üye
metin mete isimli Üye şuanda online konumundadır Üyelik tarihi: 27.12.2005 Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet Yaş: 45 Mesajlar: 2.738 Tesekkür Etti: 21
25 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 19 | Kaynaklar; [1] Bu cahili çekişmenin İslamöncesi ve sonrası seyri için bkz. Doç.Dr. İbrahim Sarıçam, “İslam Öncesinden Abbasilere Kadar Emevi-Haşimi İlişkileri” T.Diyanet Vakfı Yay. Ank. 1997 [2] Buharî, Mevâhît 7; Tirmizi, Kıyamet 17, (2449) [3] İbn-i Esir, el-Kamil, 3:506 [4] Suyuti, Tarih’ul Hulefa, s.209, İbn-i Kesir, el-Bidaye, 8:221’den naklen İhsan Süreyya Sırma, Hilafetten Saltanata Emeviler Dönemi, Beyan Yay. 2004 50-51 [5] Suyuti, Tarih, sf.209, Ebu’l Fida 1:192, İbn-i Esir, El-Kamil, 4:124’ten naklen İhsan Süreyya Sırma, Hilafetten Saltanata Emeviler Dönemi, Beyan Yay. 2004 sf.52 [6] Mehmet Emin Özafşar, “Hadîsi Yeniden Düşünmek: Fıkhi Hadisler Bağlamında Bir İnceleme” Ankara Okulu Yay. Ank. 2000, sf.77 [7] Mehmet Emin Özafşar, a.g.e sf.79 [8] Bkz. İsmail Hakkı Ünal, “İmam Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu” Diyanet İşleri B. Yay. Ank. 2001 [9] Sünnet kavramının analizi için bkz. “İslam Düşüncesinde Sünnet” Hayri Kırbaşoğlu, Ankara Okulu Yay. Ank. 1996, Sünnet: Yaşayan Hz. Muhammed, Ahmet Keleş, İnsan Yay. İst. 2003 [10] Kur’an 4:42,78,87,140; 6:68; 7:185; 12:6,111; 18:6; 20:9; 23:44; 31:6; 33:53; 39:29; 45:6; 51:24; 52:34; 53:39; 56:81; 66:3; 68:44; 77:50; 79:15; 85:17; 88:1 [11] Buhari, 78, Edeb, 70, 6:96, İ’tisam 2, 8:139 Bu tarihi ifadeyi karşılaştırın: Kur’an Zümer 39:18 [12] Tirmizi, Libas: 6, İbn-i Mace, Atime: 60 Alinti...
__________________ Ma ene Min`el Müsrikin
Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Mahyaye ve Memati Lillah.. Hanife Müslimen... | |
| |  |
04.07.2007, 22:12
|
#10 (permalink)
| | Tercübeli Üye
metin mete isimli Üye şuanda online konumundadır Üyelik tarihi: 27.12.2005 Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet Yaş: 45 Mesajlar: 2.738 Tesekkür Etti: 21
25 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 19 | Bu alintidan sonra (Not;ben hepsini red ediyorum tekrar bilginize)Simdide gelelim Sevgili isine?
__________________ Ma ene Min`el Müsrikin
Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Mahyaye ve Memati Lillah.. Hanife Müslimen... | |
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | |