Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Büyük İsimlerin Biyografisi > Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Peygamberimizin Kölelere şefkati
Alt 06.07.2007, 08:20   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
muhammet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
muhammet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.02.2007
Yaş: 33
Mesajlar: 815
Tesekkür Etti: 0
4 Kunu Icin 5 Tesekkür Aldı
muhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 11
Standart Peygamberimizin Kölelere şefkati

Peygamberimizin şefkat ve merhametinden en çok istifade eden sahipsiz ve kimsesiz insanların başında köleler geliyordu.

İslâm nurunun ilk doğduğu sıralarda başta Bizans ve İran olmak üzere, Arabistan'da cahiliye âdetleri arasında kölelik bütün şiddet ve dehşetiyle devam ediyordu.

Kabileler arasındaki çarpışmalar, yağmalar dinmeden aralıksız sürüyordu. Bunun neticesinde düşman tarafın insanları—kadın, erkek, çocuk—esir almıyor, kölelik ve cariyelik teşvik ediliyor, genişletiliyordu. Hatta her kabilenin nüfusunun hemen yarısını köle ve cariyeler teşkil ediyordu. Bunlar en zor işlerde çalıştırılıyor, hayvandan aşağı görülüyorlardı.

Araplar köleleri hiçbir şekilde hürriyetlerine kavuşturmazlar, azad etmezlerdi. Köleler ömür boyu esir olarak bırakılırlardı.

İşte, Peygamberimizin insanlığa getirdiği en büyük değişikliklerden birisi de Allah'ın hür olarak yarattığı kimselerin köle olarak bırakılmalarını hoş görmemesidir.

Böylece bu zavallı insanlar rahat bir nefes almaya başladılar. Zalim insanların kölesi olmaktan çıkıp, en büyük hürriyet olan Allah'a kulluk mertebesine erme imkânı buldular.

Peygamberimiz, bu insanların hürriyetlerine kavuşmaları için her türlü çabayı sarf etmiş, bu hususta Ashabını teşvik etmiş, bilhassa Müslüman olan kölelerin bir an önce azad edilmeleri için başta Hz. Ebû Bekir olmak üzere zengin Sahabîleri teşvik etmiştir:

"Bir kimse mü'min bir köle azad ederse, Allah o kölenin her azası karşılığında kendisinin bir azasını cehennemden azad eder" buyurarak peşin mükâfatı müjdelemiştir.

Sahabîler tarafından bir emir olarak kabul edilen bu teşvik, kısa zamanda gerek kendi ellerinde bulunan ve gerek müşriklerin zulmü altında inleyen mü'min kölelerin azad edilmelerini netice vermişti.

Hz. Ebû Bekir'in, müşrik efendilerinden satın alarak işkenceden kurtardığı Müslüman kölelerin sayısı kırkı bulmuştu. Hz. Bilâl-i Habeşî ve Suheyb bin Sinan gibi meşhur Sahabîler bunlardan sadece ikisiydi.

Peygamberimiz kölelikten kurtulmuş insanları kendi hallerine bırakmaz, onları himaye eder, ticaret yapmak isteyenlere sermaye temin eder, iş kurmalarını sağlardı. Bazılarını da önemli görevlere getirirdi. Bilâl-i Habeşî'ye müezzinlik vazifesi vermiş, Zeyd bin Harise'yi ordu komutanlığına getirmiş, Ebû Rafi ve Hz. Sevban'ı kendi yanına alarak bizzat himaye etmişti.

Asırlardır devam eden bu kurumu bir anda tamamen kaldırmak o zamanın toplum yapısı içinde mümkün değildi. Her meselede olduğu gibi, bu hususta da Peygamberimiz tedrici, yani yavaş yavaş benimseterek kabul ettirme prensibine dikkat etmiş, hiçbir Sahabî-sini, kölesini azad etmesi için zorlamamıştır. Çünkü onların bazısı toprak sahibi idi, çalıştırmak için adama ihtiyacı vardı; bir kısmı da yalnızdı, hizmetçi kullanması gerekiyordu.

İşte Peygamberimiz, bu şekilde kölelerini azad etmeyip çalıştırmak isteyenlere de sıkı sıkıya tenbihte bulunuyor, köle ve cariyelerine karşı şefkatli davranmalarını söylüyor, eziyet ve hakarette bulunmamaları için ikaz ediyordu. En kısa zamanda da azad etmelerini tavsiye ediyordu:

"İhtiyacınız bitene kadar onlar size hizmet etsin. İhtiyacınız kalmayınca da azad edin" buyuruyordu.

Peygamberimiz kölelerin hak ve hukuklarına dikkat edilmesi konusunda o kadar titiz davranıyordu ki, Hz. Ali'nin rivayetine göre, "Resulullahın vefatından önce en son sözü 'Namaza dikkat edin namaza' ve 'Elinizin altında bulunan kölelerinize eziyet etmede Allah'tan korkun' idi."

Sahabîlerden birisi gelerek "Ya Resulallah, bir kölenin kaç suçunu bağışlayayım?" diye sordu.

Soru üç defa tekrarlandıktan sonra Peygamberimiz şöyle cevap verdi:

"Günde yetmiş defa affediniz."

Peygamberimiz, kölelere hiçbir şekilde eziyet edilmemesini, onlara hakarette bulunulmamasını, zarurî ihtiyaçlarının ihmal edilmemesini tavsiye ederdi.

Bir gün Hz. Ebû Zer kölesiyle birlikte yolda gidiyordu. Kendi sırtındaki elbisesinin aynısı kölesinin sırtında da bulunuyordu. Bu durum diğer Sahabîlerin dikkatini çekti. Ebû Zer'e şöyle dediler:

"Kölenin sırtındaki elbiseyi alsan, kendininkine eklesen içli dışlı güzel bir elbise olurdu, ona da başka bir giyecek verirdin."

Bunun üzerine Hz. Ebû Zer onlara Resulullahtan işittiği bir hadisi hatırlattı. Peygamberimiz şöyle buyuruyordu:

"Onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah onları sizin hizmetinize vermiştir. Kimin kardeşi elinin altında ise, ona kendi yediğinden yedirsin, kendi giydiğinden giydirsin.

"Gücünün yetmeyeceği bir şeyi ona yüklemesin. Eğer yüklerse ona yardımcı olsun."

Daha önce köleler efendilerine "sahibim" manasında "rabbi" veya "rabbeti" derler, efendiler de kölelerine "kölem ve cariyem" diye hitap ederlerdi. Bu durumu hoş görmeyen Peygamberimiz şöyle buyurdu:

"Sahipleri kölelerine 'oğlum, kızım' desin, köleler de efendilerine 'seyyidi' (efendim) desin. Siz hepiniz kulsunuz, Rab ise ancak Allah'tır."

Peygamberimizin bu güzel davranışından ve engin şefkatinden dolayı hürriyetlerine kavuşan köleler kabile ve ailelerinin yanına gitmek istemez, Peygamberimizin hizmetinde bulunmayı, onunla birlikte olmayı tercih ederlerdi.

Zeyd bin Harise, azad edildikten sonra Peygamberimizi, babasına ve amcasına tercih etmiş, Resulullahla birlikte kalmayı arzu etmişti.

Yine bu coşkun şefkati gören müşriklerin köleleri Peygamberimize gelir, onun merhametinden imdat isterlerdi. Çok kere Peygamberimiz onların kurtuluş bedellerini verir, hürriyetlerine kavuştururdu.

Peygamberimizin bu merhametinden dolayı o zavallı insanlar da insan olmanın hazzını tadar, huzur ve rahat içinde yaşarlardı.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

"Allah'a ve âhirete iman eden, misafirine ikramda bulunsun.

Allah'a ve âhirete inanan, komşusuna hürmet etsin.

Allah'a ve âhirete inanan, ya hayrı söylesin ya da sussun!.."



Hadis-i Şerif
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Peygamberimizin Coşkun Merhameti Ve şefkati muhammet Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz 1 22.09.2007 09:56
Bir şefkati Bölüşmek Uhud dağı Genel Islam Konular 4 04.08.2007 13:31
Sahabe Devrinden Ana Şefkati Allahın Rahmeti (2 dk.) beyaz_ışık You Tube Videoları 0 21.07.2007 23:10
Peygamberimizin Kadinlara şefkati muhammet Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz 0 08.07.2007 23:35
Peygamberimizin Yetimlere şefkati muhammet Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz 6 04.07.2007 12:49



WEZ Format +2. Şuan Saat: 07:41.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger