Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel

Zurück   Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel > Büyük İsimlerin Biyografisi > Peygamberlerin Hayatı

Peygamberlerin Hayatı Tüm Peygamberler hakkında paylaşımda bulunabilirsiniz...

Banner Degisimi ile Beraberce Daha Fazla Kitlelere Ulasalim

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Peygamberlerin Hayati -1-
Alt 09-16-2007, 00:00   #1 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
alptraum isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Memleket: Ankara
Kan Gurubu: A rh(+)
Mesajlar: 2.869
Thanks: 526
Thanked 1.934 Times in 860 Posts
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 790
Referrals: 25
Peygamberlerin Hayati -1-

PEYGAMBERLERIN HAYATI 1



Rahmân ve Rahîm Olan Allâh’ın Adıyla

Ezeli ve ebedi olan, başlangıcı ve sonu olmayan, mekana ihtiyacı olmayan ve zamanla varlığı kıyaslanmayan Allâh’a hamd olsun. Zikreden diller ve esen rüzgarlar miktarınca Rabbi'nin kendisini cümle insanlardan ve cinlerden üstün kıldığı Efendimiz Muhammed’in, ehlinin ve ashabının üzerine salat ve selam olsun.

Sosyal hayat; sosyal terbiye, sağlam ve selim nesillerin yetişmesinde çok önemli bir etkendir. Bu terbiye ise ancak gerçek ve sahih olan bilgilerin verilmesiyle olur. O halde sosyal hayattaki bilgilerin elde edilmesine ve onları aktarma yollarına dikkat etmeliyiz.

Bu bahsettiğimiz selim yollar, geçmiş tarihin derinliklerinden gelerek ve tarihçilerin açık delillerle haykırarak ifade ettikleri ve membaı kendisine müracaat ettiğimiz Kur’an Azimuşşan, Sünneti Nebeviyye ve güvenilir rivayetçilerin haberleridir.

Alemin başlangıcı, Peygamberlerin hayatından bazı anıları, Efendimiz Muhammed aleyhisselemın hayatından bir kısmı; kendisinin, Peygamberlerin ve Resullerin sonuncusu olduğunu ve bütün Peygamberlerin tek din olan İslâm’la amel ettiklerini yazmayı arzuladık. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:

" أَفْضَلُ مَا قُلْتُ أنَا وَ النّبِيُّونَ مِنْ قبْلِي لاَ إِلهَ إِلاَّ اللَّه " *

*
Anlamı : ”Ben ve benden önceki Peygamberlerin söylemiş olduğu en faziletli söz Allâh’tan başka ilâh yoktur.”

Fikirlerin çokluğu ve yolların çok muhtelif olması beşeriyetin düşünce ve bakış açılarını önemli ölçüde etkilemiş ve maziyi de unutturarak geleceğe aydın ve yapıcı bir şekilde bakmaya engel olmuştur.

6

Asrımız, tahrifin ve nifak tohumlarının çoğaldığı bir zamandır. Muazzam İslâm tarihinin tedrisatında, neşriyatında ve güvenirliğinde itina göstermek bu bozuk zamanda elbette haklı bir endişe ve dikkatli olmayı gerektirmektedir.

Bunun içindir ki; “PEYGAMBERLERİN HAYATINDAN ANILAR” adındaki bu kitabın hazırlanmasına eğildik. Bu kitabın içerisinde Âdem aleyhisselam’dan başlamak suretiyle Efendimiz Muhemmed’e kadar bazı Peygamberlerin hayat kıssaları ve Peygamberimizin bazı gazveleri zikredilmiştir.

Allâh Azze ve Celle’den temennimiz bu eserlerden hayrın ve faydanın hasıl olmasıdır. O her şeye kâdirdir.

7

KÂİNATIN BAŞLANGICI
SU YARATILMIŞLARIN İLKİDİR


İmam Buhâri’nin rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem kendine ilk yaratılan şeyin ne olduğu sorulunca (yani bu kâinat nasıl başladı) onlara cevaben şöyle demiştir : “Allâh ezelde mevcut iken hiçbir şey yoktu. Arş’ı suyun üzerinde yarattı ve Levhi-l Mahfuz’a her şeyi yazdırdı, sonra gökleri ve yerleri yarattı.”

Peygamberimiz onlara Allâh’ın başlangıcının olmadığını, yani O’ndan başka hiçbir şeyin ezelî olmadığını bildirmiştir. Başka bir ibâreyle; ezelde Allâh’tan başka hiçbir şey yoktu. Allâh-u Teâlâ her şeyi yarattı.Yani bütün mahlûkatları yoktan var etti. Allâh bütün mahlûkatları bir defada yaratmamıştır. İsteseydi bir defada yaratabilirdi. Fakat yerleri ve gökleri, içinde bulunan nehirleri, dağları ve vadileri altı günde yarattı.

Su Yaratılanların İlkidir

Allâh-u Teâlâ ”El-Bakarah” Sûresinin 213. âyetinde şöyle buyuruyor:
﴿ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاءِ كُلَّ شَىْءٍ حَي ٍ﴾
Allâh-u Teâlâ bu âyette, her şeyi sudan yarattığını bildiriyor.

İmam İbnu Hibben’in rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:
إِنَّ الله ََتَعَالىَ خَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ مِنَ الْمَاءِ
Anlamı : ”Allâh-u Teâlâ her şeyi sudan yarattı. ”
Yani Allâh nuru, karanlığı, yerleri, gökleri, Arş-ı ve Levhi-l Mahfuz’u yaratmadan önce suyu yarattı ve suyu diğer mahlûkatların aslı kıldı. Sudan sonra Arş’ı, sonra Kalem-i Alâ’yı, sonra Levh-i Mahfuz’u bunlardan sonra diğer şeyleri, yani yerleri, gökleri, hayvanları, dağları, ağaçları, nehirleri ve en son Âdem aleyhisselâmı yarattı.

8
Arş: Cennet’in tavanı olup hacim bakımından en büyük mahlûktur.

İmam İbnu Hibben’in rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:
مَا السَّمَوَاتُ السَّبْعُ فِي جَنْبِ الكُرْسِيِّ إِ لاّ كَحَلَقَةٍ فِي أَرْضِ فَلاةٍ وَفَضْلُ الْعَرْشِ عَلىَ الْكُرْسِيِّ كَفَضْلِ الْفَلاةِ عَلىَ الْحَلَقَةِ
Anlamı : ” Yedi gök hacim yönünden kürsüye göre çölde bırakılan bir halka gibidir. Arş’ın kürsüye göre büyüklüğü halkanın çöle göre büyülüğü gibidir.”

Yani dört tane geniş ve kuvvetli meleklerin taşımış oldukları muazzam Arş’ın ne kadar büyük olduğu anlamındadır. Bu meleklerin her birinin kulak memesi ile omuzu arasındaki mesafe çok hızlı uçan bir kuşun yedi yüz senelik uçuşu mesafesindedir. Yani çok hızlı uçan bir kuş bu meleklerin kulak memesinden omuzlarına varana kadar yedi yüz sene boyunca devamlı uçması gerekir. Fakat kıyamet gününde o Arş’ı sekiz tane melek taşıyacaktır.

Arşın etrafı melekler ile doludur. Arş, Allâh-u Teâlâ’ya bir mekân değildir. Çünkü Allâh cisim değildir, hiçbir mekâna ihtiyacı yoktur.

İmam Ali -Allâh O’ndan razı olsun-şöyle dedi:

إِنَّ الله َخَلَقَ الْعَرْشَ إِظْهَاراً لِقُدْرَتِهِ وَلَمْ يَتَّخِذْهُ مَكَاناً لِذَاتِهِ

Anlamı: “Allâh, Arşı kudretini göstermek için yaratmıştır. Zatına mekân edinmek için değil.”


Su ve Arş’tan sonra diğer yaratıkların yaratılış sırası


Allâh-u Teâlâ suyu ve Arş’ı yarattıktan sonra Kalem-i Alâ’yı , sonra Levhi-l Mahfuz’u daha sonra da diğer mahlûkatları yarattı.

Kalem-i Alâ ve Levhi-l Mahfuz: Levhi-l Mahfuz hakkında varit olunduğuna göre, büyük ve beyaz mücevherden olup etrafı kırmızı yakutlardandır. Onun genişliği beş yüz seneliktir.

9
Allâh-u Teâlâ, Kalem-i Alâ’yı yaratıp mahlûkatlardan hiç kimse onu tutmaksızın kudreti ile yazmasını emretti. O da Levhi-l Mahfuz’a bu dünyanın sonuna kadar olacak bütün şeyleri yazdı. Levhi-l Mahfuz’da yazılanların dışında ne bir insan doğar ne de gökyüzünden bir damla yağmur yağar. Bundan elli bin sene sonra Allâh, yer ve semâvâtları yarattı.

Yerler: Üzerinde yaşadığımız yer Allâh-u Teâlâ’nın yarattığı yedi kat yerden bir tanesi olup yedi kat yerin en yükseğidir. Her bir kat diğer kattan ayrılmış vaziyettedir. Yedinci katta, yani en alt katta “Siccin” denilen yer vardır. Kâfirlerin vücutları çürüdükten sonra ruhlarının oraya gidecekleri bir yerdir. Kâfirlerin ruhları kıyâmet gününe kadar burada kalır. Yedi kat yerin altında ise bazı günahkâr Müslümanların cezalarını çekmek için girecekleri Cehennem ateşi vardır ve bu yerin yaratılışı o altı günün ilk iki günündeydi.

Yedi Semâvât: Allâh yerleri yarattıktan sonra yedi semâvâtı yarattı. Bu semâvâtlar sert cisimler olup Allâh onları direksiz olarak ezelî kudreti ile kaldırmıştır. Her sema diğerinden ayrılmış vaziyettedir. Her sema ile diğeri arasındaki mesafe 500 sene olup her semanın da kendi kapısı vardır. Birinci sema, yeryüzünden çok uzak olduğundan ve insan bunun idrakinden âciz olduğu için bazı batılı ülkeler yıldızların, ayın ve güneşin bulundukları boşluğun bu âlemin cümlesi ve tümü olduğunu ve bu boşluğun sınırsız olup sonu olmadığına itikat ediyorlar. Fakat bu batıl olup doğru değildir. Çünkü Allâh-u Teâlâ ve Peygamberimiz bize doğru olanı bildirmiştir. Yedi semânın üzerinde Cennet vardır.

Yer Ekleri: Allâh-u Teâlâ yedi semâvâtı yarattıktan sonra yer ekleri olan nehirleri, ağaçları, dağları ve diğer şeyleri yarattı.

Âdem aleyhisselâm: Allâh-u Teâlâ altıncı günün sonu olan cuma gününün sonunda Âdem aleyhisselâmı yarattı. Âdem aleyhisselam mahlûkatların sonuncusu ve Peygamberlerin birincisidir (ilkidir). Yeryüzündeki topraktan ve Cennet’teki su karışımından yaratıldı. Âdem aleyhisselâmın sol kaburga kemiğinden de annemiz Havva yaratıldı. Melekler, cinler ve hayvanlar Âdem aleyhisselâmdan önce yaratıldı.

10

PEYGAMBERLERİN SIFATLARI

Peygamberler hakkında bilinmesi ve iman edilmesi farz olan konuların başında; Onların Müslüman olmaları, kendilerine layık, güzel ve üstün olan sıfatlara sahip olmaları ve kendilerine yakışmayan, kötü ve aşağılık sıfatlardan korunmuş olmaları gelmektedir.

Kendilerinde Kesinlikle Bulunan Sıfatlar:


1-Sıdık sıfatı: Peygamberler asla yalan söylemezler, söyledikleri her şeyde sadıktırlar, yani doğruyu söylerler.
2-Zeka sıfatı: Bütün Peygamberler zekidirler, kesinlikle içlerinde geri zekalı olan yoktur. Allâh, onlara öyle zeka vermiştir ki, düşmanlarını o zeka sayesinde ve verdikleri deliller karşısında hayrete düşürmüşlerdir.
3-Cesaret sıfatı: Peygamberler, yaratıklar arasında en cesur insanlardır. Asla düşmanlık yapan kâfirlerden korkmaz ve kaçmazlar. Sahabeler, savaşının en çok şiddetlendiği zamanda Allâh Resulü’nün arkasına sığındıklarını söylerlerdi. Bu da Peygamberlerin ne kadar cesur olduklarına delildir.
4-İffet sıfatı: Bütün Peygamberler namusludurlar. Kendilerine en ufak yüz kızartıcı olay meydana getirmezler ve kimsenin namusuna asla kötü gözle bakmazlar.
5-Emanet sıfatı: Bütün Peygamberler son derece emindirler. Emanete asla ihanet etmezler. Hepimizin bildiği gibi, Allâh'ın Resulü Muhammed aleyhisselam henüz kendisine Peygamberlik vazifesi gelmeden, insanlar arasında güvenirliği ile doğruluğu ile güzel huyu ve ahlâkı ile tanındığı için kendisine " Muhammed-ül Emîn " yani ” Güvenilir Muhammed ” lakabı verilmiştir. O zamanki kabilelerden olan bazıları bile tüm değerli eşyalarını ve altınlarını O’na emanet ediyorlardı. İşte Peygamberler bu derece üstün ve güzel ahlâka sahiptirler.
6-İšmet sıfatı: Allâh-u Teâlâ, bütün Peygamberleri, Peygamberlikten önce ve sonra küfürden, büyük ve küçük günahtan, kıymet düşürücü küçük günahlardan korumuştur. Peygamberler bir üzüm tanesini bile çalmazlar. Ancak haklarında hata sayılan ve kıymet düşürücü olmayan bazı hatalara düşmüşlerdir (Âdem aleyhisselam'ın ağaçtan yemesi gibi). Fakat başkaları onlara tâbi olmadan önce hemen tevbe ederler.

11

7-Tebliğ sıfatı:
Bütün Nebiler ve Resuller tebliğ vazifesi ile görevlidirler. Allâh-u Teâlâ ”El-Bakarah” Sûresinin 213. âyetinde şöyle buyuruyor:
﴿ كانَ النَّاسُ أُمَّة ً وَاحِدَةً فَبَعَثَ الله ُالنِّبيَّينَ مُبَشِّرينَ وَمُنْذِرينَ ﴾
Manası : ” İnsanlar bir tek ümmet idi, sonra Allâh, müjdeleyici ve uyarıcı olarak Nebileri göndermiştir.”

Allâh'ın kendilerine vahyettiği emirleri aynen insanlara tebliğ ederler. Tebliğ ettikleri bütün konularda sadıktırlar, aldıkları emirleri eksiksiz ve fazlasız tebliğ ederler.

Peygamberler, hem Peygamberlikten önce hem de Peygamberlikten sonra küfür, büyük günah ve küçük olup itibar düşürücü günahlardan masumdurlar.

12
BEŞERİN ASLI

Âdem Aleyhisselamın Yaratılışı


Allâh-u Teâlâ Cebrail’e yeryüzünde bulunan toprakların beyazından, siyahından ve bunların arasında bulunan çeşitlerinden, yumuşağından, sertinden ve bunların arasındaki çeşitlerinden almasını emretti. Allâh-u Teâlâ toplanan topraktan Âdem’i yarattı.
Âdem aleyhisselem yeryüzündeki bütün toprak çeşitlerinden yaratıldığından dolayı çocukları da muhtelif (değişik) şekillerde ve renklerde oldular. Âdem’in zürriyetinde ( çocuklarında ) beyazı, siyahı, beyaz ile siyah arasında olanı, mü’mini ve kâfiri var.

Cebrail toprağı alıp Cennet’e çıktı, orada Cennet suyuyla toprağı yoğurdu. Daha sonra çamur haline geldikten sonra Allâh, ona Âdem aleyhşsselam’ın şeklini verdi.
Bir müddet sonra yoğrulmuş olan toprak salsal oldu, yani bu çamur kurumuş bir hale geldi. Kuruduktan sonra sert hale gelmiştir. Sonra ona ruh üfürülünce konuştu. İlk söylediği şey “ Allâh’a hamd olsun ” sözü oldu.
Allâh-u Teâlâ, Âdem aleyhşsselamda marifeti ve imanı yarattı; ona, O’nu ve bütün mahlûkatları yaratan Rabbinin var olduğunu ve bu Rabbin ibadete müstahak olduğunu O’ndan başka hiç kimsenin ibadete müstahak olmadığını öğretti.


Havva’nın Yaratılışı


Allâh-u Teâlâ, Âdem Peygambere, sol kısa kaburga kemiğinden ona bir eş (hanım) yarattı. Adı da Havva’dır. Daha sonra bütün insanlar Âdem ve Havva’dan çoğaldılar.
Allâh-u Teâlâ “El-Ârâf” sûresinin 189. âyetinde şöyle buyuruyor:

﴿ هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ ٍ﴾

*
Allâh-u Teâlâ bu âyette hepimizi bir nefisten (Âdem’den) yarattığını bildiriyor:

13
Yine Allâh-u Teâlâ “El-Ârâf” sûresinin 189. âyetinde şöyle buyuruyor:
﴿ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا﴾
*

Anlamı : ” Allâh, Âdem’in vücudundan Havva anamızı yarattı.”


Âdem Aleyhisselam İnsanların İlkidir


Allâh-u Teâlâ, babamız Âdem’i topraktan annesiz ve babasız yarattı. İlk insan babamız Âdem’dir. Peygamber efendimizin bildirdiğine göre Âdem aleyhisselam uzunluğu el zirağı (arşın) ile 60 zira genişliği de 7 ziradır.
Not: El zirağı normal boyda olan birinin parmak uçlarından dirseklerine kadar olan mesafedir.

Âdem, Peygamberlerin ve Resullerin ilkidir. Âdem aleyhisselam ile Havva Cennet’e 130 sene boyunca nimetlerin içerisinde hastalanmadan, yorulmadan ve üzülmeden yaşadı. Babamız Âdem aleyhisselam güzeldi.Uzun boylu ve etine dolgun idi.Yüzü ve sesi güzel idi. Elbiseler giyer, çıplak dolaşmazdı. Âdem’in yüzü korkutucu ve beli kambur değildi. Aynı şekilde anamız Havva da uzun boylu, etine dolgundu.


Âdem ve Havva’nın Dini


Âdem aleyhisselam İslâm dini üzerinde idi.Aynı şekilde Havva İslâm dini üzerinde idi. İkisi de Allâh’ı sever ve ona ibadet ederlerdi. İkisi de namaz kılar, oruç tutar ve hac ederlerdi.İkisinin de güzel ahlâkı vardı.

Âdem, Nebiy ve Resuldür


Allâh, Âdem’i Nebiy ve Resul yaptı ve onu eşine ve çocuklarına gönderdi.Onlara Allâh’ı tevhid edip, O’na hiçbir şeyi şerik etmemelerini öğretti. Âdem, zürriyeti olan çocuklarına abdesti ve namazı öğretti.Yaşantılarında daima sadık olup hiç kimseyi aldatmamalarını öğretti. Emanete sahip çıkıp ona hıyanet etmemelerini öğretti. Onlara amelde ihlaslı olmanın ne olduğunu öğretti. O, taat Allâh’ın emri olduğundan dolayı onu yapıp mükâfatını yalnız Allâh’tan istemektir.

14
Âdem’in Dili Fasih İdi

Âdem aleyhisselam bütün dilleri bilir ve anlaşır bir şekilde konuşurdu.
Çocukları ile işaretlerle değil açık ve anlaşılır bir şekilde konuşurdu. Sema, yer, deniz, hava ve sair bütün şeylerin isimlerini bilirdi.
Allâh-u Teâlâ “El-Bakarah” sûresinin 31. âyetinde şöyle buyuruyor:
﴿ وَعَلَّمَ ءَادَمَ الأسْمَاءَ كُلَّهَا﴾

Anlamı : ” Allâh, Âdem’e bütün isimleri öğretti.”

Âdem Ekin Eker ve Onu Biçerdi

Allâh, Âdem aleyhisselama dünya işlerini, ekin ekmeyi, elbise dikmeyi ve altın ve gümüş işini yapmayı öğretti. Ona kazma ve kürek gibi ekin malzemelerinin nasıl yapılacağını öğretti. Tohumların, yeşilliklerin ve meyvelerin nasıl ekilip nasıl biçileceğini öğretti.
Âdem’e buğdaydan ekmeğin nasıl yapılacağını öğretti. Âdem aleyhisselam ekmeği güzel bir şekilde yapardı.


Âdem Kabe’yi İnşa Ediyor


Âdem aleyhisselam inşaat işini de öğrendi.Evleri yapıp onlara kapı ve dam yapardı. Âdem, Mekkeh’deki Kabe’yi ilk inşa edendir. Âdem aleyhisselam Filistin’deki Mescid-i Aksa’yı da inşa etti.

Âdem’in Zürriyeti ( Çocukları )


Cebrail, Âdem’e vahiy ile indi. Âdem, Peygamber olunca insanları İslâm’a davet etmeye başladı.

Bin yıl yaşadı ve sonra öldü. Öldükten sonra zürriyeti kaldı. Onlar Allâh’tan başkasına, yani güneşe, aya ve başka bir şeye ibadet etmediler. Onlar İslam üzerinde kalıp şirke ve küfre girmediler.

Konu bcetin811 tarafından (11-16-2007 Saat 19:06 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 09-16-2007, 00:02   Themenautor   #2 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
alptraum isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Memleket: Ankara
Kan Gurubu: A rh(+)
Mesajlar: 2.869
Thanks: 526
Thanked 1.934 Times in 860 Posts
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 790
Referrals: 25
Arş: Cennet’in tavanı olup hacim bakımından en büyük mahlûktur.



İmam İbnu Hibben’in rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:

مَا السَّمَوَاتُ السَّبْعُ فِي جَنْبِ الكُرْسِيِّ إِ لاّ كَحَلَقَةٍ فِي أَرْضِ فَلاةٍ وَفَضْلُ الْعَرْشِ عَلىَ الْكُرْسِيِّ كَفَضْلِ الْفَلاةِ عَلىَ الْحَلَقَةِ

” Yedi gök hacim yönünden kürsüye göre çölde bırakılan bir halka gibidir. Arş’ın kürsüye göre büyüklüğü halkanın çöle göre büyülüğü gibidir.”

Yani dört tane geniş ve kuvvetli meleklerin taşımış oldukları muazzam Arş’ın ne kadar büyük olduğu anlamındadır. Bu meleklerin her birinin kulak memesi ile omuzu arasındaki mesafe çok hızlı uçan bir kuşun yedi yüz senelik uçuşu mesafesindedir. Yani çok hızlı uçan bir kuş bu meleklerin kulak memesinden omuzlarına varana kadar yedi yüz sene boyunca devamlı uçması gerekir. Fakat kıyamet gününde o Arş’ı sekiz tane melek taşıyacaktır.

Arşın etrafı melekler ile doludur. Arş, Allâh-u Teâlâ’ya bir mekân değildir. Çünkü Allâh cisim değildir, hiçbir mekâna ihtiyacı yoktur.

İmam Ali -Allâh O’ndan razı olsun-şöyle dedi:

إِنَّ الله َخَلَقَ الْعَرْشَ إِظْهَاراً لِقُدْرَتِهِ وَلَمْ يَتَّخِذْهُ مَكَاناً لِذَاتِهِ

“Allâh, Arşı kudretini göstermek için yaratmıştır. Zatına mekân edinmek için değil.”
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Peygamberlerin Hayati -2-
Alt 09-16-2007, 00:16   Themenautor   #3 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
alptraum isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Memleket: Ankara
Kan Gurubu: A rh(+)
Mesajlar: 2.869
Thanks: 526
Thanked 1.934 Times in 860 Posts
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 790
Referrals: 25
Peygamberlerin Hayati -2-

Peygamberlerin Hayati(2)

PEYGAMBER EFENDİMİZ ŞİS A.S

Âdem ve Havva İslâm dini üzerinde yaşadılar. Allâh’tan başkasına ibadet etmediler. Çocukları da İslâm dini üzerinde yaşadılar.

Âdem öldükten sonra, Allâh, Âdem’in çocuklarından olan Şis’i Peygamber olarak gönderdi.

İnsanlar, Şis’in hayatı boyunca müslüman olarak yaşadılar. Şis öldükten sonra Peygamber olarak İdris geldi. İdris uzun bir müddet İslâm dinini öğretti.

16
PEYGAMBER EFENDİMİZ İDRİS A.S

İdris Peygamber, Kur’an’da haklarında haber verilen Peygamberlerdendir. Allâh-u Teâlâ “Meryem” sûresinin 56. ve 57. âyetlerinde şöyle buyuruyor:
*

Allâh-u Teâlâ bu âyette, İdris pek doğru bir insan ve Peygamber olduğunu ve O’nu yüksek bir makama yücelttiğini bildiriyor.

İdris Peygamberin, Peygamberliğine ve Allâh tarafından Nebiy ve Resul olarak gönderildiğine itikad etmek farzdır.
O, İdris b. Yadir b. Mihlayil ve O’nun nesebi Âdem’in oğlu Peygamber olan Şis’te son bulur. Ve Nuh Peygamberin ecdatlarındandır (atalarındandır).


İdris Peygamberin Hayatı
İdris Peygamber, Âdem ve Şis’ten sonra üçüncü Peygamberdir. Ve O ilk kalem ile yazandır. Kendine 30 Suhuf inmiştir. Irak’ın Babil kentinde doğmuştur.. Hayatının ilk zamanında, yani küçükken Şis Peygamberin ilminden almıştır. Büyüyünce Allâh, O’na Peygamberliği verdi. O’nun zamanında bütün insanlar İslâm üzerindeydiler. İçlerinde müşrik ve kâfir yoktu.


İdris Peygamber Mısır’da

İdris Peygamber ve Müslümanlardan bir kavim, şehirleri olan Babil’den çıkınca vatanlarını bırakıp gitmek onlar çok zor gelince İdris Peygambere şöyle dediler : “ Vatanımız Babil gibi bir yer daha bulamayız.”
İdris Peygamber onlara ”Allâh rızası için hicret edersek Allâh bize verir” cevabını verdi.


17
İdris Peygamber ile birlikte Mısır topraklarına varınca Nil nehrini gördüler. O zaman İdris Peygamber, Nil nehrinin yanında Allâh’ı şöyle zikretti: “Ey Allâh’ım sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin.”

İdris’in Yeryüzündeki İkameti

İdris Peygamber, Mısır’daki ve beraberindeki insanlara şeriatın ahkâmına tâbi olmaya davet ediyordu. Dinde ibadet ve muamelat gibi konularda şeriatın ahkamlarını bildiriyordu. İdris Peygamber yeryüzünde bir müddet yaşadıktan sonra vefat etti. Allâh’ın, Kur’an’da buyurduğu gibi O’nun çok yüksek bir mertebesi vardır:

﴿ وَرَفَعْنَاهُ مَكَاناًً عَلِيّاً﴾

Anlamı: ” İdris Peygamberin mertebesini, derecesini yükselti.””(Meryem / 57.)

İdris aleyhisselamın güzel edebi(1) ve çok vâzı(2) (nasihati) vardır. O da bütün Peygamberler gibi yalnızca yaratanın ibadetine (kulluğuna) davet etti.

İDRİS PEYGAMBERİN DAVETİ

İdris Peygamber, insanları Allâh’ın dini olan İslâm’a, yaratanın ibadetine, Ahiretteki azaptan kurtulmaları için, sâlih ameller yapmaya davet etti.


İnsanlara namaz kılmayı, oruç tutmayı ve zekât vermeyi emredip, sarhoşluk veren ,haram olan her şeyden de onları nehyetti.


Onun zamanındaki insanların 72 ayrı dil ile konuştukları rivayet edildi. Her grup insana İslâm dinini öğretmesi için Allâh, İdris’e bütün lüğatları (dilleri ) öğretmiştir.
-----------------------------------------------------------------------------------
(1)Edep: Uyuma edepleri gibi daima abdestli bir şekilde ve sağ omuzun üzerine uymak.
(2)Vâz: Allâh’ın azabından korkutmak, Cennet’i sevdirip ona davet etmek gibi.




18
İdris’in Şehirleri


İdris Peygamber şehir planı çizen ilk insandır. Her ümmet bu planlara göre kendi ülkesinde şehirleri inşa etmişlerdir. O’nun zamanında 88 şehir inşa edilmiştir.
İdris Peygamber hikmetlerle meşhur olmuştu.Hikmetlerinden bir ” İmanlı bir şekilde sabretmek (1) insanı zafere(2) götürür” vaazı ve nasihatıydı.

(1) Sabır üç kısımdır:
a- Allâh’ın bize farz kıldığı taatlari yaparken sabretmek .Namaz kılmak, Ramadan ayında oruç tutmak gibi.
b- Allâh’ın haram kıldığı şeylerden uzak kalmaya sabretmek. Namazı kılmamak, içki içmek , hırsızlık yapmak gibi.
c-Zorluklara ve belalara sabretmek. İnsanların ezasına fakirliğe ve üzüntüye sabretmek gibi.

(2) Zafer: Felah ve kurtuluştur.

19
Ridde ve Küfür

Âdem aleyhisselemın vefatından bin yıl sonra İblis (şeytan) insanların karşısına bir insan suretinde çıkıp onlara vefat eden beş salih insanın daima hatırlarda kalması için putlarının yapılmasını istedi.

Beş tane putu yaptılar, bir zaman sonra insanların karşısına tekrar çıkıp onlara Allâh’a karşı kâfir olmalarını ve bu beş tane puta tapmalarını istedi. İnsanların bir kısmı bunu yaptılar.

İdris Peygamberin vefatından bir müddet sonra başka bir Peygamber gönderilmeden önce insanlar arasında cehalet yayılmıştı. İşte öyle bir zamanda İblis insanlara gelerek onlara şöyle dedi : ” Bu beş puta tapın. ” Onlar da taptılar (1) ve kâfir oldular.


Allâh-u Teâlâ “Nuh” sûresinin 23. âyetinde şöyle buyuruyor:

﴿ وَقاَلوُا لاَ تَذَرُنَّ ءَالِهَتَكُمْ وَلاَ تَذَرُنَّ وَدّاً وَلاَ سُوَاعاً وَلاَ يَغُوثَ وَ يَعُوقَ وَ نَسْراً ﴾ *


Anlamı :
” Ve dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved’den, Suvâ’dan,Yeğûs’tan,Ye’ûk’ten ve Nesr’den asla vazgeçmeyiniz.”

(1)Taptılar: Son derece tazim edip secde ettiler.


20

PEYGAMBER EFENDİMİZ NUH
Aleyhisselam


Yeryüzünde, küfrün yayılmasından sonra, insanları İslâm dinine davet etmek için Allâh, Nuh (aleyhisselam) adında bir Peygamber gönderdi. İnsanları, bir ve tek olan,eşi ve benzeri olmayan,uluhiyette ortağı olmayan Allâh’ın ibadetine davet etti.
Nuh Peygamber ile İdris Peygamber arasındaki geçen zaman bin yıldır.

Nuh Peygamber insanlara : ” Ey insanlar ! Allâh’tan başka taptığınız şeyleri bırakıp yalnızca Allâh’a tapın.O beş puta tapmayı bırakıp yalnızca ibadete müstahak olan Allâh’a ibadet edin , O’na tapın ” derdi.

Kâfirleri Allâh’ın ibadetine davet etmek için ilk gönderilen Resul Nuh aleyhisselamdır.


NUH’UN GEMİSİ


Nuh Peygamber 950 yıl boyunca insanları tek ilâh olan Allâh’ın ibadetine davet etmesine rağmen insanların çoğu Nuh Peygamberi yalanlıyor, Onunla alay ediyor ve Ona eza veriyorlardı. Daha sonra Allâh, kendisine ( Nuh’a ) kavminden iman edenlerden başka kimse iman etmeyeceğini vahyetmiştir. Nuh Peygambere iman edenlerin sayısı 83 kişi civarındaydı. Nuh Peygamber Kâfirlere beddua etti. Allâh-u Teâlâ ”Nuh” Sûresinin 26. âyetinde Nuh’un bedduasının hakkında şöyle buyuruyor:

وَقَالَ نوُح ٌرَبِّ لاَ تَذَرْ عَلىَ الأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّاراً

Anlamı : ” Ey Rabbim! Yeryüzünde hiçbir kâfiri canlı bırakma.”

Allâh, Nuh Peygambere bir gemi yapmasını vahyedip onu nasıl yapacağını öğretti. Gemiyi yaptıktan sonra kendisi bindi ve ona iman eden üç çocuğunu eşleriyle beraber ve akrabası olmayan fakat kendine iman edenleri de bindirdi.


21

O gemiye inek, koyun ve sayre gibi hayvanlardan bir erkek ve bir dişi olmak üzere ikişer ikişer bindirdi.
Sonra Allâh, yerlere sularını fışkırtmasını göklere sularını indirmesini emretti. Sular bütün yeryüzünü kapladı. Sadece gemi ve içindekiler kurtuldu.


Cudi Dağı


Allâh, Nuh Peygamberi yalanlayıp putlara tapmaya devam eden bütün insanları yeri kaplayan suyla boğdu. Sonra gökten inen sular durdu, yerler de üstündeki suları yuttu. Yerler tufandan önceki gibi kupkuru oldu.

Gemi Irak’ta bulunan Cudi dağında durdu. Sonra Nuh Peygamber ve beraberindekiler yeryüzüne indiler.


Nuh Çocuklarının Zürriyeti

Nuh Peygamberin gemisi Cudi dağında durdu. Nuh Peygamber ve kendine iman edenler yere indiler.Gemiden inenlerden hiç birinin çocuğu olmadı, yalnız Nuh Peygamberin iman eden Sêm, Hâm ve Yêfis adlı üç çocuğun çocukları oldu.
Arap, Acem, Hint, zenci ve diğer bütün insanlar Nuh Peygamberin üç çocuğunun zürriyetindendir.

22

PEYGAMBER EFENDİMİZ HÛD
Aleyhisselam


Uzun zaman geçtikten sonra insanların bazıları Allâh’a ortak koşup, Allâh’tan başkasına ibadet etmeye başladılar. Allâh, Yemen’de bulunan ismi Hûd olan ilk Arap Peygamberi gönderdi.
Hûd Peygamber insanlara “Ey insanlar! Allâh’tan başkasına ibadet etmeyi bırakın. Tek olan, eşi ve şeriki olmayan Allâh’a ibadet edin” diyordu. İnsanların bir kısmı O’na iman ettiler diğerleri de yalanladılar.



Hûd Peygamber Kavminin Kıssası

İnsanların bir kısmı Hûd Peygambere iman etti, diğerleri ise O’nu yalanladı. Allâh, onları bir fırtına ile helâk etti.
Allâh, kâfirlere çok şiddetli bir fırtına gönderdi. Sekiz gün, yedi gece boyunca o fırtına devam etti. Kâfirleri havaya uçuruyor daha sonra yere vuruyordu. Ta ki başları vücutlarından ayrılana kadar. Sonra kâfirler hepsi öldü sadece mü’minler kaldı.

Hûd Peygamber ilk Arap Peygamberdir. Kabilesinin adı “Ad’dır”.
Hûd Peygamber, insanları benzeri olmayan Allâh’ın ibadetine davet edip, onları putlara tapmaktan nehyetti (sakındırdı). İnsanların bir kısmı O’na iman ederken diğerleri de onu yalanlayıp, iman etmediler. Allâh, onları bir fırtına ile helak etti. Fırtına onları yükseklere uçurup yere vuruyor ve başları gövdelerinden ayrılıyordu. Mü’min olan insanlar hariç, diğerleri öldüler. Bu mü’minler uzun bir zaman yaşadıktan sonra aralarında tekrar küfür başladı.
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!

Konu alptraum tarafından (09-16-2007 Saat 00:19 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 09-16-2007, 00:18   Themenautor   #4 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
alptraum isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Memleket: Ankara
Kan Gurubu: A rh(+)
Mesajlar: 2.869
Thanks: 526
Thanked 1.934 Times in 860 Posts
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 790
Referrals: 25
23
PEYGAMBER EFENDİMİZ SALİH
Aleyhisselam


Allâh, “Semud” kabilesine Salih adında bir Peygamber gönderdi. Onları Allâh’ın ibadetine davet ediyor, müjdeliyor ve uyarıyordu. Bazıları O’na iman etti diğerleri ise yalanladı.

Allâh onları bir azap çeşidiyle helak etti. Cebrail öyle bir ses çıkardı ki, bütün kâfirler öldü sadece mü’minler kaldı.
Salih Peygamberin kavmi Araplardan olup beldeleri Hicaz ile Ürdün arasındadır.

Salih Peygamberin kavmi kendisinden mucize istediler. O’na “Sen gerçek Peygamber isen o zaman seni tasdik eden ve doğrulayan bir işaret göster bize; şu kayadan bir deve, bir de yavrusunu çıkar” dediler. Allâh’ın kudreti ile onlara sert ve kapalı olan kayadan bir deve, bir de yavrusunu çıkarttı. Kavmi O’na karşı gelmekten aciz olup ona teslim oldular. Allâh-u Teâlâ onlara bir bela verdi. Kuyu suyu bir gün devenin bir günde onların hayvanları için ve bu deveye yaklaşıp ona eziyet etmemelerini emretti. Bu işi çok zor gördüler. Dokuz kişi o deveyi öldürmeye karar verip öldürdüler. Allâh-u Teâlâ “En-Neml” sûresinin 48.. âyetinde şöyle buyuruyor:

وَكَانَ فِي الْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ يُفْسِدُونَ فِي الأَرْضِ *
Anlamı : ” O şehirde dokuz kişi (elebaşı) vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar.” Bu kişiler Salih Peygamberin kavmindendiler.

Salih Peygamber, onları helak edecek bir azap ile uyardı.Üç gün sonra azap onlara indi. Cebrail’in çıkarmış olduğu bir ses ile helak oldular. Salih Peygamberin şehri, Tebük ile Medineh Münevvera arasındadır.



24
PEYGAMBER EFENDİMİZ İBRAHİM
Aleyhisselam


İbrahim Peygamber, Allâh tarafından gönderilen Nebiy ve Resuldür. İnsanları Allâh’a ortak koşmamaya ve yalnız Allâh’a kulluk etmeye davet etmiştir. Zevcesi (eşi) olan Sarah ona iman etmiştir. Aynı zamanda İbrahim aleyhisselam, Lût Peygamberin amcasıdır.
İbrahim Peygamberin kavmi yıldızlara, aya ve güneşe taparlardı. İbrahim Peygamber bunu reddedip Allâh’a kulluk etmeye davet ediyordu. Onların yıldız, güneş ve ay şeklinde putları vardı. İbrahim Peygamber bu putları kırdığı için,halkının O’na olan düşmanlıkları arttı. O’nu ateşte yakmak istediler. Bir süre çokça odun toplayıp ateş yaktılar. Ateş çok şiddetli ve hararetli olduğundan O’nu elleri ile ateşe atamadılar. O’nu ateşe atabilmek için mancınık yapıp o alet ile çok hararetli olan ateşin içine fırlattılar. Fakat ateş O’nu ve elbisesini yakmadı. Kavmi O’ndan bu mucizeyi gördükleri halde iman edip teslim olmadılar. Çünkü mucizeler hidâyete erdiremez, fakat Allâh istediği kişilerin kalplerini hidâyete erdirir.


KISSA


Bir rivâyete göre, İbrahim Peygamber, Nemrut adındaki kâfir adama “Allâh güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir” dediğinde, Nemrut bunun üzerine şaşırıp kaldı ve O’nu (İbrahimi) yedi sene hapiste bıraktı ve iki aslanı aç bıraktırıp üzerine saldırttı. Aslanlar O’nun karşısında usluca durup O’na secde ettiler. Daha sonra Nemrut, ateş yaktırıp İbrahim Peygamberi içine attı. İbrahim Peygamber ondan da kurtuldu. Bunun üzerine Nemrut O’nu bıraktı.Daha sonra İbrahim Peygamber Şam’a gitti. Orada Harran kralının kızı olan Sarah ile evlendi. Sarah kendi kavminin dinine muhalefet etmişti. Allâh, Nemrut’a bir sinek gönderdi ve o sinek onun burnundan girip beynine girdi. Dörtyüz yıl boyunca ayakkabılarla başına vuruldu. Ona en merhametli insan, ellerini toplayıp başına vuran kimsedir. Bu şekilde ölene kadar azap çekti.


25 İbrahim Peygamberin kavmi O’nu yalanladıktan sonra hicret etti. Hicrette de zorluklar vardı. Nemrut adında zalim bir hükümdarın hükmü altındaki vatanını bırakıp Şam çevresinde olan Filistin’e yerleşti. Daha sonra Allâh, O’na Mekkeh’ye gitmesini emredince Mekkeh’ye gitti.
Oğlu İsmail büyüyünce onunla birlikte Kabe’yi inşa etmeye başladı. Çünkü Nuh tufanında (sel) yıkılmıştı. İbrahim ve İsmail Allâh’ın yardımıyla Kabe’yi inşa ettiler. İsmail babasına taşları veriyor, babası da duvarı örüyordu. Duvar yükseldikçe, en üst tarafları örsün diye İbrahim Peygamberle Makamı (taş) yükseliyordu. Böylece Kabe’nin inşaatı bitene kadar devam etti.

26
PEYGAMBER EFENDİMİZ İSMAİL
Aleyhisselam


İbrahim Peygamberin hanımı Sarah’ın çocuğu olmuyordu. Sara’nın, Hacer adında bir kölesi vardı. Onu, İbrahim Peygambere verdi. Allâh’ın şeriatında köle kendi hanımı gibi helal oluyordu.
Hacer İsmail adında bir erkek çocuk dünyaya getirdi. İbrahim Peygamber ikisini Mekkeh’e götürdü ve Allâh’ın emriyle onları orada bıraktı. Yanlarında sadece biraz su ve hurma vardı.
Cürhüm Kabilesi gelip İsmail’in annesi Hacer’den,İsmail’in yanlarında kalmaları için izin istediler ve Hacer’de izin verdi. İsmail, güzel ahlak sahibi bir genç oldu. Sonra o kabileden Arapça’yı öğrenip onlardan biriyle evlendi.
İbrahim Peygamber daha sonra Filistin’e dönüp orada yaşadı. Her zaman belli bir müddet Mekkeh’e gidip Hacer’i ve İsmail’i ziyaret eder, hal ve durumlarına bakardı.



ZEMZEM SUYU

Hacer, İsmail’i dünyaya getirdikten sonra, İbrahim Peygamber onları Mekkeh’e götürdüğünde orada hiç insan yoktu.

Allâh, İbrahim Peygambere onları orada bırakmasını vahyetti. O da Allâh’ın emrini yerine getirerek onların yanında bir kap su bırakarak onları orada bıraktı. Kapta su kalmayınca İsmail ağlamaya başladı. Hacer su aramak için Safa adındaki bir mekana çıkar sonra oradan inip Merve denen mekana giderdi. Bunu yedi defa tekrar etti. Sonra Allâh, ona yardım edip zemzem suyunu çıkardı. Bu su günümüze kadar ulaştı, gerçekten faydalı ve şifalı bir sudur. Müslümanlar bu suyla teberrük ediyorlar.


27
PEYGAMBER EFENDİMİZ İSHAK
Aleyhisselam



İbrahim Peygamberin hanımı Sârah’ın çocuğu olmuyordu. Doksan yaşına geldikten sonra Allâh, O’na İshâk adında bir erkek çocuk verdi. Daha sonra İsmail, Peygamber oldu. İshâk da Peygamber oldu. Her ikisi de Peygamber oldular. İnsanları, Allâh’a şirk koşmaktan sakındırıp, Allâh’a ibadete davet ederlerdi.

İshâk Peygamber Filistin’de yaşadı. İsmail Peygamber de kalan ömrünü Hicaz topraklarında geçirdi.


KURBAN KISSASI


Allâh, İbrahim Peygambere Rabbin’e taatini göstermek için oğlunu kesmesini vahyetti. İbrahim Peygamber oğluna : ” Allâh’a bir kurban keselim ” demiş. İbrahim Peygamber bir bıçak ve halat alarak oğlu İsmail ile dağların arasına gittiler. İsmail, babasına “Ey babam; senin kurbanın nerede? ” diye sordu.
İbrahim Peygamber şöyle dedi : “ Ey oğlum; ben rüyada seni kurban ettiğimi gördüm.” Peygamberlerin rüyası da haktır.

İsmail babasına “Ey babam sana emredileni yap. İnşaallâh beni sabredenlerden göreceksin. Beni iyi bağla ki, hareket etmeyeyim. Kendini benden uzak tut sonra kanım üzerine gelir annem görür ve üzülür. Bıçakla boğazımı hızlı kes ki, bana daha kolay gelsin. Anemin yanına gittiğinde benden ona selam söyle.”

Daha sonra İbrahim Peygamber ağlayarak oğlunu öpüyor ve şöyle diyor: “Ey oğlum, Allâh’ın bana emrettiği şeyde ne güzel bir yardımcısın.” Bıçağı oğlunun boğazına dayayıp kesmek istediği zaman bıçak birden çevriliverdi. Bir melek Allâh’ın emriyle şöyle nida etti : “Ey İbrahim! Rüyayı doğruladın. Bu koçu oğluna feda ettik. İbrahim baktı ki Cebrail ile beraber Cennet’ten getirdiği bir koç vardır.

28
Allâh-u Teala “Es-Sâffêt” sûresinin 107. âyetinde şöyle buyuruyor :

﴿وَفَدَيْنَاه ُ بِذِبْحٍ عَظ ٍ

Bu âyette, Allâh’ın, İbrahim Peygamberin oğlunu kesilmekten kurtarıp koçu ona feda ettiğini bildirilmektedir.

29
PEYGAMBER EFENDİMİZ YAKUB
Aleyhisselam



İbrahim Peygamber ve hanımı Sârah Filistin topraklarında vefat ettiler. Allâh, İshâk Peygambere Yakub adında bir çocuk ihsan etti. Ona İsrail’de denir. O da bir Peygamberdir. Allâh, Yakub Peygambere de Yusuf adında bir çocuk ihsan etti. Bu dördü yani, İbrahim sonra oğlu İshâk sonra onun oğlu Yakub, sonra onun oğlu Yusuf hepsi Peygamberdiler.

Babadan oğla olarak İbrahim, İshak Yakub, ve Yusuf gibi onlardan başka ard arda gelen Peygamber yoktur.

Bütün Peygamberler, insanları İslam’a, Allâh’ın ibadetine davet edip onları şirkten sakındırmışlardı
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 09-16-2007, 00:22   Themenautor   #5 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
alptraum isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Memleket: Ankara
Kan Gurubu: A rh(+)
Mesajlar: 2.869
Thanks: 526
Thanked 1.934 Times in 860 Posts
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 790
Referrals: 25
Ridde ve Küfür

Âdem aleyhisselemın vefatından bin yıl sonra İblis (şeytan) insanların karşısına bir insan suretinde çıkıp onlara vefat eden beş salih insanın daima hatırlarda kalması için putlarının yapılmasını istedi.

Beş tane putu yaptılar, bir zaman sonra insanların karşısına tekrar çıkıp onlara Allâh’a karşı kâfir olmalarını ve bu beş tane puta tapmalarını istedi. İnsanların bir kısmı bunu yaptılar.

İdris Peygamberin vefatından bir müddet sonra başka bir Peygamber gönderilmeden önce insanlar arasında cehalet yayılmıştı. İşte öyle bir zamanda İblis insanlara gelerek onlara şöyle dedi : ” Bu beş puta tapın. ” Onlar da taptılar (1) ve kâfir oldular.


Allâh-u Teâlâ “Nuh” sûresinin 23. âyetinde şöyle buyuruyor:

وَقاَلوُا لاَ تَذَرُنَّ ءَالِهَتَكُمْ وَلاَ تَذَرُنَّ وَدّاً وَلاَ سُوَاعاً وَلاَ يَغُوثَ وَ يَعُوقَ وَ نَسْراً

” Ve dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved’den, Suvâ’dan,Yeğûs’tan,Ye’ûk’ten ve Nesr’den asla vazgeçmeyiniz.”
Taptılar: Son derece tazim edip secde ettiler.
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Peygamberlerin Hayati-3-
Alt 09-16-2007, 00:43   Themenautor   #6 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
alptraum isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Memleket: Ankara
Kan Gurubu: A rh(+)
Mesajlar: 2.869
Thanks: 526
Thanked 1.934 Times in 860 Posts
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 790
Referrals: 25
Peygamberlerin Hayati-3-

PEYGAMBERLERIN HAYATI


PEYGAMBER EFENDİMİZ YUSUF
Aleyhisselam

Yusuf peygamber, Yakub peygamberin oğludur. Cemali çok güzeldir.
Güzel ahlâkından dolayı babası onu çok severdi. Kardeşleri babalarının onu çok sevmesini çekemeyip onu öldürmeye karar verdiler. İçlerinden biri O’nu “Öldürmeyelim kuyuya atalım” dedi. O’nu kuyuya attılar. Allâh, O’nu selamete kavuşturdu (onu kuyudan kurtardı).

Oradan geçen bir kervan (kafile) onu kuyudan çıkarıp kendileri ile beraber Mısır’a götürüp orada krallardan birine sattılar.
Yusuf ismi, Mısır’da insanlar arasında iyiliklerle, güzelliklerle duyulunca hazinelerin başına getirildi. Uzun bir zaman geçtikten sonra Yusuf’un kardeşleri Mısır’a gitmeye ihtiyaç duydular. Gittiklerinde Yusuf onları tanıdı fakat onlar onu tanımadılar. Buna rağmen Yusuf onlardan intikam almadı. “Beni öldürmeye karar vermişlerdi daha sonra kuyuya attılar. Şimdi bende onlardan öcümü alacağım” demedi.
Daha sonra onlara, kendisine kötülük yapılan kardeşlerin olduğunu söyledikten sonra, Kur’an-ı Kerim’de varid olduğu gibi güzel sözler söyledi. Allâh-u Teâlâ ”Yusuf “ süresinin 92. âyetinde şöyle buyuruyor:
﴿ قَالَ لا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ يَغْفِرُ الله ُلَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ ﴾

*
Anlamı : ” Dedi ki: ‘Bugün sizi kınamak yok, Allâh sizi affetsin! O, merhametlerin en merhametlisidir’. ”

Yani yaptığınız günahlardan dolayı Allâh’a tövbe edin ve amellerinizi düzeltip güzelleştirin. Bende size eza vermem.
Peygamberlerin ahlakları çok güzeldir.

31
PEYGAMBER EFENDİMİZ EYYUB
Aleyhisselam

Eyyub, Allâh’ın Peygamberlerindendir. Malı ve arazileri çoktu. Çok da çocuğu vardı. Allâh, onun bedenine şiddetli bir hastalık verdi. O, daima sabırlı oldu. Gece ve gündüz Allâh’ı zikreder ve şükrederdi.
Eyyub Peygamberin hastalığı on sekiz yıl sürdü; yine de Allâh’a hiçbir zaman itiraz etmedi, daima sabretti ve şükretti. Onun hanımı mü’min iyi bir kadındı. Onunla beraber sabreder, onunla ilgilenir ve sürekli Eyyub peygambere yardım ederdi. Eyyub Peygamber, hastalığından kurtulup şifalanması için Allâh'a dua etti. Allâh, O’na yerden sular fışkırttı ve o su ile yıkanıp ondan içmesini emretti.Eyyub peygamber Allâh'ın emrini yerine getirince hastalığından kurtuldu ve sıhhatine kavuştu.
Eyyub Peygamberin kıssasında bizler için ibretler vardır. Herhangi birimizin vücuduna, malına veya çocuklarına bir musibet gelirse Eyyub Peygamberi örnek almalı; çünkü O’nun da başına geldi. Sabretti ve sevabı Allâh’tan bekledi. Allâh, O’nu selamete kavuşturdu. Eyyub Peygamber hakkında anlatılan yanlış kıssa şöyledir: Eyyub Peygamber kurtlanmış, kurtlar vücudundan düştüğü zaman onu alır vücudunun üzerine koyarmış. Bu kıssanın Allâh'ın kitabında ve Resulünün sünnetinde aslı yoktur, iftiradır. Çünkü bu hiçbir Peygambere yakışmayan bir şeydir.

32
PEYGAMBER EFENDİMİZ MUSÂ
Aleyhisselam

Musâ Peygamber, Yakub Peygamberin neslindendir. Mısır’da doğdu ve orada bir müddet yaşadıktan sonra Mısır’dan çıktı. O zamanda Mısır’a Firavun adında kâfir bir adam hükmediyordu.

Musâ ve kardeşi Harun, üzerlerine vahiy indi. İkisi de Nebiy ve Resul oldular. Sonra Allâh, onları Firavun’u İslâm’a davet etmeleri için gönderdi.

Firavun, insanlara “Ben sizin yüce olan Rabbinizim” diyordu. Onun çok mal ve mülkü vardı. Bu da, Allâh, mülkü dilediği kişilere verdiğine ve istediği şeyleri yaptığına bir delildir.


Firavun’un Sihirbazları

Firavun’un yanında sihirbazlar vardı. Onlardan, Musâ’ya karşı gelmelerini istedi. Onlar, Musâ Peygambere meydan okudular. Ellerindeki ipleri yere attılar. Bazı seyircilere bu ipler yılan şeklinde gözüktü. Musâ Peygamber de elindeki asayı attığında Allâh’ın kudreti ile gerçekten bir yılan oldu.

Musâ Peygamber asası yılan olup sihirbazların iplerini yutmaya başladı. Sihirbazlar yenildiler. Musâ Peygamberin yaptığının sihir olmadığını anlayıp mucize olduğunu kabul ederek Musâ Peygambere iman ettiler.

Bunu duyan Firavun çok kızdı ve iman edenleri şiddetli bir azap ile cezalandıracağını söyledi. Fakat onlar, Musâ Peygamberin mucizesini gördükten sonra iman üzerinde sabit kaldılar. Firavun onları öldürdü ve onlar Allâh yolunda şehid oldular.

FİRAVUN’UN BOĞULMA KISSASI

Firavun çok acımasız ve zâlim biri idi. Mısır’da ona tapan insanlar vardı. Allâh-u Teâlâ, Peygamberlerden olan Musâ ve Harun’u gönderdi. Onunla (Firavunla) karşılaştıklarında onu İslâm’a davet ettiler. Fakat mucizeleri görmesine rağmen iman etmedi.
33
Musâ Peygamber ve kendisine İsrail oğullarından iman eden 600 bin kişi ile beraber Mısır’dan çıktı. Denize varana kadar gittiler. Firavun ve askerleri onları yok etmek için peşlerinden gittiler. Firavun ile beraber bir milyondan fazla asker ile beraber onlara (Musâ ve mü’minlere) yetiştiler.

Allâh-uTeâlâ, Musâ Peygambere, asası ile denize vurmasını vahyetti. O da vurunca deniz 12 kısma ayrıldı, her iki kısmın arasında sert yollar oldu.
Musâ Peygamber ve onunla beraber olanlar oradan geçtiler. Sonra Firavun, ordusu ile gelip denizin kısım kısım olup arasında yollar olduğunu görünce “Bizde geçelim, Musâ ve beraberindekilere yetişelim” dedi. Denizden geçerlerken Allâh-u Teâlâ denize kapanıp eski haline dönmesini emretti. Deniz, Firavun ve askerleri üzerine kapandı. Böylece Firavun ve askerlerin çoğu boğulup helak oldular. Ama ona tâbi olanların bir kısmı onun (Firavunun) ölmediğini ortadan yok

olduğunu iddia ettiler. Allâh-u Teâlâ onların yalancı olduklarını göstermek için onun cesedini kokmuş ve şişmiş bir halde ortaya suyun üzerine çıkardı.



MUSÂ PEYGAMBER KAVMİNİN KISSASI

Musâ Peygamber kendine tâbi olan mü’min kavmi ile Mısır’dan çıkıp Sina çölüne gitti. İçlerinden Musâ Semiriy adında bir adam, aralarında fitne yaptığından Musâ Peygambere tâbi olanların bir kısmı kâfir oldu.

Musâ Peygamber kendisi gibi Peygamber ve Resul olan kardeşi Harun’u kavminin başında kalmasını istedi ve O’na : ”Allâh’ın kelamını duymam için bana tahsis edilen yere gidiyorum, kavminin başında kal ” dedi.

Musâ Peygamber o yere gitti ve kırk gece orada kaldı. Oradan dönüp kavminin yanına gelince Musâ Semiriy denen adam kavminin bir kısmını saptırdığını ve buzağıya tapmalarını sağladığını gördü.






34
Musâ Semiriy’nin Kıssası

Musâ Semiriy İsrail oğullarına, altından bir buzağı yapıp üzerine de Cebrail’in atının ayak izinin eserini kattı. Firavun denizden geçeceği zaman Cebrail bir atın üzerinde idi. Kötü olan Musâ Semiriy onu gördü, daha sonra o atın ayak bastığı yerin toprağından alarak altından buzağı şekline dönüştürdüğü o buzağının üzerine kattı. Allâh, o buzağıya hayat verdi. Bu buzağı gerçek bir buzağı gibi ses çıkartmaya başladığında Musâ Semiriy, Musâ Peygamberin kavmine “Bu sizin ve Musâ’nın ilâhıdır” dedi. İnsanların bir kısmı ona inanıp buzağıya tapmaya başladı ve kâfir oldular.

Musâ Peygamber, Musâ Semiry’nin yaptığı şeyden haberdar olduğu zaman, ona tâbi olanlara çok üzülüp kızdı. Musâ Semiriy’yi tutup ona dedi ki : ” İddia ettiğin ilâhına bak, onu yakacağım ve denize atacağız.” Musâ Peygamber o buzağıyı yakıp denize attı.
Daha sonra Musâ Peygamber, Allâh’a yalvarıp dua etmek için kavminden 70 kişiyi seçti. Ama onları titreme tuttu ve öldüler. Musâ