Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Gerçek Köleler!..
Alt 18.07.2007, 20:29   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006
Yaş: 31
Mesajlar: 937
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 3 Tesekkür Aldı
sinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 28
Standart Gerçek Köleler!..

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

"Bu makalenin yayınlanması, Mısır'ın zulüm ve istibdat devrinde yasaklanmıştı. Şimdi bu, Mısır'ı zulüm ve istibdatdan temizleyen ve yücelten hür insanlara armağandır!"
Ekonomik ve sosyal yükümlülüklerin altında köle olmak zorunda kalıp da, efendilerinden eşya ve hayvan gibi muamele görenler, köle değildir. Gerçek anlamda köleler, ancak şunlardır: Ekonomik ve sosyal durumları, onları köleliğe zorlamadığı halde onlar, kendi istekleriyle köle olmaya koşarlar...
Bu anlamdaki köleler, saraylara ve çiftliklere sahiptir. Ellerinde yeteri kadar mal ve servet vardır. İş yapma ve kazanma imkânlarına da sahiptirler. Hiç kimse, onların malları ve canları üzerinde söz sahibi değildir. Buna rağmen onlar, efendilerinin kapıları önünde kuyruğa geçerler. Hizmetkârlık ve kulluk için koşuşurlar... Kendi elleriyle başlarına boyunduruk zincirleri ve ayaklarına prangaları vururlar... Kulluk ve hizmetkârlık armasını, böbürlenerek ve büyüklük taslayarak taşımaktan çekinmezler...
Gerçek köleler: Efendilerin, aciz köleleri içeride ayağının topuğu ile nasıl tekmelediğini, hiç bir ihtar ve uyarmada bulunmadan, onları hizmetinde nasıl koşturduklarını, önünde eğilen başlarını tokatlayarak nasıl hakaretle kapı dışarı edilmeleri için emir verdiklerini gördükleri halde, kuyruğa giripte kovulan hizmetkarların yerine geçmek için kendilerini takdim edenler; efendileri onlara yaptığı hakarette daha ileri gittikçe arı gibi etrafına üşüşenlerdir...
İşte, gerçek köleler kendi arzuları ile esareti kabul eden bu serseriler güruhudur. Gerçek köleler; hürriyetten köşe bucak kaçanlar, efendileri tarafından kovulduklarında, kendilerine bir başka efendi arayanlardır.
Çünkü, onların benliğinde yerleşmiş olan kölelik duygusu ve ihtiyacı, onları buna zorlamaktadır. Bu kölelik ve alçalma duygusu onlar için bir altıncı veya yedinci duyu olmuştur. Bu aşağılık komplekslerini, mutlaka tatmin etmeleri gerekir. Eğer, onlardan birisi kölelik bağı altında olmazsa, onların kölelik duyguları benliklerinde susuzlukla kıvranır, efendiler bulabilmek için eşikten çekilir, kapı önünde sürünürler. Önünde secdeye kapanmak için, efendilerinin parmağından gelecek işareti beklemeye sabırları kalmaz.
Gerçek köleler: Hürriyetlerine kavuştuklarında ve hür bırakıldıklarında, hür ve serbest olanları değil, geride, ahırda bağlı kalan kölelere gıpta ederler, onları kıskanırlar. Çünkü, hürriyet bu adamları ürkütür, şeref bellerini büker, onlar için kuşandıkları hizmetkârlık kemeri öğünme işareti, giydikleri altın yaldızlı kapıcı elbisesi, âşık oldukları en parlak ve şık kıyafettir.

Gerçek Köleler: Boyunduruk zincirlerini kafalarında değil, benliklerinde duyanlardır. Bu boyunduruk zinciri, onların derilerini kamçılayıp, kurtuluş için alevlendirmez. Fakat, bu boyunduruk zinciri, onların ruhlarını alçaltma kamçıları olur ve bu hususta ruhlarını alevlendirir ve harekete getirir. Onları yürekten sürükleyen, burunlarına takılı kölelik halkaları değildir. Onlar, efendilerinin arkasında halkasız olarak sürüklenirler. Çünkü, onların kanlarında kölelik halkası daha önceden vardır.
Gerçek köleler: Kendilerini sadece, esaret zinciri arasında ve yuları ellerinde bulunduran kimselerin ahırlarında bulunurlar. Başı boş bırakılacak olursa, hayatın akısı içinde kaybolurlar. Sosyal hayatın kalabalığı içinde ve zorlukları arasında şaşırıp kalırlar. Bunlar, ışıkla karşılaşmaktan ürkerler; kendi arzuları ile ahırların kapılarını çalmaya başlarlar ve bekçilerine, kendidilerine bu kapıları açmaları için yalvarırlar...
Bu gerçek köleler; - böyle basit ve alçak olmalarına rağmen- zâlim ve gaddardırlar. Hür olanlara karşı güçlü ve katı yürekli olup, onları yok etmek için arzu duyarlar. Onlara işkence yapmaktan ve yaptırmaktan hoşlanır; sadist cellâtlar gibi canavar duygularını onlarla tatmin ederler. Onlar, hür insanları, hürriyete iten etkenlerin ne olduğunu bilmezler.
Hürriyet için uğraşmayı isyan; yükselme ve kurtuluş arzusunu baş kaldırma, izzet ve şeref isteğini cinayet sanırlar. Bu yüzden de esirler kafilesinde, kendileri gibi yürümeyen, gururlu ve hür kimselere, içlerindeki intikam duygularını zulüm yaparak açığa dökerler...
Onlar, efendilerinin rızalarını kazanmak için olduğu kadar, hür insanları yok etmek için vasıtaları keşfetmede de yanşıyorlar. Buna rağmen efendileri onlardan usanıyor, hizmetlerinden kovuyorlar. Çünkü, aynı oyunun tekrar tekrar oynanması, zevklerini okşamıyor ve onları bıktınyor. Bu yüzden de oyuncularını değiştirerek, kapıda gönüllü bekleyenlerden başkalarını getirip sahneye koyuyorlar.
Fakat, ne olursa olsun bütün bunlara rağmen gene de istikbâl hür olanlarındır... Evet istikbâl ne kölelerin, ne de onların ayakları altında yuvarlandıkları efendilerinindir. Evet istikbâl ancak, hür olanlarındır. Çünkü, insanlığın hürriyet için yaptığı mücadeleden hiç biri kaybolmamıştır. Artık, yıkılmış olan kölelik ahırları, tekrar yeniden inşa edilmeyecek, kırılmış olan esaret zincirlerinin halkaları yeniden dökülmeyecektir.
Evet, bu günlerde kölelerin sayısı çoğalmaktadır... Fakat, hür olanların sayı ve ölçüleri de kat kat artmakta, bütün milletler gün geçtikçe esaretlere karşı nefret ederek, hürriyet kervanına katılmaktadır. Hürriyet kervanına katılmak, kölelerin ellerinde olan bir şeydir. Çünkü, bu gün artık, ne cellâtların pençeleri, dizginleri tutacak kuvvettedir ve ne de esaret boyunduruğu, kervanı götürecek güçtedir. Yalnız - dediğimiz gibi - köleler esaret zincirinin halkalarını burunlarına taktırmak için kölelik ahırlarının kapılarını, kendileri çalıp açmaya çalışıyorlar...
Fakat, bütün bu engellere rağmen hürriyet kervanı bütün hızı ile ilerliyor. Yolunda ilerlerken bu kervana binler, milyonlar iltihâk ediyor. Cellâtlar bu kervanın hızını durdurmak yahut köleleri üzerine saldırtarak dağıtmak için boşuna uğraşıyorlar. Kölelerin kırbaçları, hür olanların vücutlarını parçalasa dahi, onları, engelleri yıktıktan, dağları devirdikten sonra geri döndüremezler. Artık yolları üzerinde, basit dikenlerden başka bir şey kalmamıştır...
Bu kervanın arkasından, başka bir kervan daha takip edecektir. Geçmişin bütün tecrübeleri, esaretle hürriyet arasında meydana gelen savaşlarda, üstünlüğün ve zaferin daima hürriyetten yana olduğu ortaya çıkmıştır.
Hürriyetin yumruğu, zulüm karşısında kanayabilir. Fakat öldürücü darbeler, daima onundur. Yüce Allah'ın yeryüzündeki kanunu böyledir. Çünkü, hürriyet geleceğin zirvesinden en yüce ideal, esaret ise geçmişin karanlıklarına gömülmüş sapık bir dönüştür.
Esaret kafilesi, her zaman için hürriyet kervanının yolunu kesmeye çalışmışsa da, bütün kıtalara hâkim olduğu zamanlarda bile bir kaç hürriyet öncüsünün dahi önüne geçememiştir. Kaldı ki bugün, pek az olan sayısı ile bütün insanlığı içine alan hürriyet kervanının yolunu kesebilir mi?
Bu kesin hüküm, ifade ettiği gerçeğin yanı sıra, bir başka gerçek daha vardır. O da:
Hürriyet kervanının gayesi uğrunda bir çok kurban vermesi, kervanın bazı kıyılarını esaret kafilesinin parçalaması, bazı hür kimselerin sırtları, kölelerin kırbaçlarına hedef olması gereğidir.
Hürriyetin hiç şüphesiz bir karşılığı vardır. Esaret, nasıl ki esaret olmak için kurbanlar vermiştir. Hürriyetin de, hürriyet olması için kurbanları olmasın mı?
Bu ve diğeri de birer gerçektir. Fakat sonuç bellidir, açıktır. Yol aydınlıktır. Tecrübeler çoktur. Bakalım, esaret kafilesinin ve kuşandıkları yaldızlı kemerleriyle göğüslerindeki işlemeli elbiseleri ile süslenen kölelerine. Hürriyet kervanına ve beraberinde yürüyen fedakârlara, kahramanlık madalyasının süslediği alınlara, şerefin kabarttığı göğüslere bakalım. Dikenlerle dolu yoldan yürüyen şanlı kervanı takip ederek, kesin olduğuna inandığımız sonucu bekleyelim. Hiç şüphesiz, sonuç; sabır edenlerindir...


Müellif:Şehid Seyyid KUTUB
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20.07.2007, 00:48   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006
Mesajlar: 2.405
Tesekkür Etti: 2
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
mhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

ne kadar acı.. birde hür olduğunu sanıp köle olanlar var..bunu isteyenler var.. Allahım hidayetimiz artır.. gözümüzü aç.. ne tuhaf bi durum.. kölelik için ısrar etmek..neden, hür olmanın artıları belki zor geliyor.. çünkü acı çekmek ile acı çektiğini zennetmek farklı durumlardır.. yazık.. neyse,

Allah razı olsun üstad..

selametle...
__________________
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20.07.2007, 05:20   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mücahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.03.2007
Bulunduğu yer: Tr
Yaş: 41
Mesajlar: 2.522
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Mücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 130
Standart

Hürriyet mücadeleyi,Mücadele sabrı gerektirir.Rabbim hak davada mücadele eden ve bu mücadelede sabredenlerden kılsın hepimizi.İSTİKBAL İSLAMINDIR. Dua ile kardeşim.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aci ama gerçek islam gücü İslami Makaleler 5 02.08.2008 15:06
Köleler boyun eğmek zorunda değildir Mücahid İslami Makaleler 5 20.07.2008 16:16
Efendiler Ve Köleler... berfut Oku - Düşün - Anla 0 23.09.2007 15:20
Padişahın boyun eğdiği köleler... GEZGİN Oku - Düşün - Anla 0 09.05.2007 04:19
Gerçek ve Tek Yol havari_7 Arşiv 1 11.06.2006 17:33



WEZ Format +2. Şuan Saat: 01:53.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger