Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Konu Dışı / Off Topic > Onların Dünyası

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Yüreği spastik olmayan adam!..
Alt 28.10.2007, 21:54   #1 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 27
Mesajlar: 1.471
Tesekkür Etti: 0
12 Kunu Icin 13 Tesekkür Aldı
bcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 33
Standart Yüreği spastik olmayan adam!..

Sinirlendiğinde ve üzüldüğünde kolayca ağlar, yatakta zorunlu ikamete tabii tutulmaktan nefret ederdi. O, kendi gerçekleri ve sınırları paralelinde mutlu, üretken, başarılı ve doyumlu, yalnızlığının kalabalığında yüreği spastik olmayan bir adamdı.

Onunla ilk kez özel bakım katındaki pencereli köşkünde karşılaştığımızda; ayaklarını sandalye basamaklarına vurarak yaptığı tapırtıya eşlik eden boğuntu benzeri yüksek perdeli sesiyle mealen "Tanıştığımıza mutlu oldum." demişti.

Erkan'ı 'köşk'ünde bırakıp, odaları... içinde yaşayan bireyin kişiliğini yansıtmayan 'çıplak' özel bakım odalarını... gezmeye koyulduk. İlk oda... Gözüm yatağın yan duvarındaki eski çerçeveye, Beethoven'ın fotoğrafına takılınca... "bol sürprizli bir yerdeyim" dedim içimden.

Konuşulanları anlıyor, vücut dili yoğunluklu yanıt veriyor, canı isterse masa / bacağına harf yazarak iletişim kuruyordu. Gelen her konuğa çığlıklarıyla "hoş geldiniz?" diyen, köşkünden kat bekçiliği yapan, demanslı yaşlılardan biri kattan ayrılacak olsa, çığlık atarak, müziğin sesini yükselterek personele haber veren Erkan, beni sıkça şaşırtacaktı.

Annesinin fotoğrafına bakmamı isterdi...

Çift çerçeveli pencere kenarındaki köşkün olmazsa olmazları: masa, kasetçalar, walkmen, daktilo(!), misafir sandalyesi, kalem-defterler, biberon, üç fotoğraf çerçevesi, sarı kanaryaspor giysili yakışıklı bir adam, tekerlekli sandalye...

Her karşılaştığımızda annesinin fotoğrafına bakmamı ister, "Çok özlüyorsun değil mi?" dememi bekler, kaskatı olan elini göz yuvasına götürüp, ovuşturarak ağlıyormuş gibi yapardı.

Duygularını yoğunluğuna yaşar, engellenmekten hoşlanmaz, "İnadım inat, adım kel murat!" der, sinirlendiğinde/üzüldüğünde kolayca ağlar, yatakta zorunlu ikamete tabii tutulmaktan nefret ederdi.

Vazgeçilmezleri: iki kız kardeş, çeşitli renk ve modeldeki ayakkabılar, beyaz gazoz, karamelli dondurma, klasik müzik, sarı-kırmızı, japon balıkları, nargile pardon çay...

Kardeşlerini özlediğinde bahane ile getirtirdi

İnsanlarla hoş-beş etmeyi severdi. Kalabalıkların insanıydı. İkindi vakti nargilesini(!) içerdi. Herkesle kurduğu iletişimin rengi farklıydı. Hepimiz severdik onu. El işi grubunun da değişmez seyirci üyesiydi.

Söylediklerini anlayamadığımızda, olası seçenekleri sıralardık: 1+2+3+4 diye. Kafasını sallayarak, bağırarak doğru olanı belirtirdi.

Kardeşlerini özlediğinde, bir ihtiyaç bahane ederek gelmelerini sağlardı. Ankesörlü telefonda tercüman aracılığıyla konuşurdu.

Psikolog arkadaşımız büyük puntoyla tüm harf ve rakamları yuvarlak bir kartona yazarak, Erkan'a daktilo yapmıştı. Daktilosundaki harfleri göstererek kelime+cümle+paragraflar yazar, dedikodu da yapardı.

Ona inat Beşiktaşlı olmuştum. "Ankara'ya deniz geldiğinde sarı-kırmızılıları denize atacağım" dememe sinirlenir, "Biz, sizi atacağız" derdi. Sarı-kırmızıya boyatıp, aynı renk perdeler diktirdiğimiz odasında diğer yaşlı ve personel taraftarlarla maçı izler, heyecanını zor dizginlerdi. Yenildiklerinde iştahtan kesilirdi. Takımının renklerini taşıyan her türlü obje bir şekilde ona ulaşırdı.

Mutlu, üretken, başarılı ve doyumlu...

Refakatçısının desteğiyle yaşamını sürdüren, mamasını yerken bebekleşen, önlüklüyken yakalanmaktan hoşlanmayan Erkan, banyo sonrası berberde traşını olur, çam kokulu losyonunu sürdürdükten sonra 'hamam kahvesi'ni içerdi.

Yılbaşındaki yaramazlığını duymama üzülmüş, kucağında mor menekşelerle gelmişti odama. Bilmiyordu: yaramazlığı aslında izinli yaptığını.

Hatırlayamadığım bir nedenle merdivenlerden hışımla çıkıp "selam!" deyip hızla yanından uzaklaşınca kaset çaların sesini sonuna kadar açıp, gitar konçertosu dinletmişti zorunlu: gevşemem için.

Yeni yıl konseri için gittiğimiz CSO salonundaki konserde Erkan'ın coşkusuna, sanatçılar ve izleyiciler de katılmıştı. Hipodromda Carmina Burana' konserinde de sürekli nara atmıştı.

O, kendi gerçekleri ve sınırları paralelinde mutlu, üretken, başarılı ve doyumlu, en önemlisi yalnızlığının kalabalığında yüreği spastik olmayan bir adamdı.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aşkı İbrahimce olanın, yüreği dağca olur! metin mete Oku - Düşün - Anla 0 22.03.2008 14:13
baba yüreği samanyolu Mizah / Eğlence / Fıkra 3 20.02.2008 00:37
anne yüreği sedize Oku - Düşün - Anla 2 08.09.2007 00:15
Annelerin Yüreği Acımasın hüma-gül Hikayeler & Hisseli Kıssalar 13 07.03.2007 20:30



WEZ Format +2. Şuan Saat: 09:38.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger