 | Gönül medeniyeti |  |
05.06.2007, 21:40
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Üye
berfut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.11.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 28 Mesajlar: 2.189 Tesekkür Etti: 121
127 Kunu Icin 304 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13 | Gönül medeniyeti Ben şahsen medeniyetle “gönül” arasında bir paralellik olduğunu düşünüyorum. Beşeriyet “gönül”ü keşfettikçe medenîleşmiş, medenîleştikçe de insana saygı artmıştır. “Âlemden maksat âdemdir, âdem ise gönülden ibarettir” sözü böyle bir medeniyetin ürünüdür.
Türkçede eskiden beri var olan gönül, bilhassa Anadolu coğrafyasında “yapmak” ve “kırmak” mastarlarıyla birleşerek büyük bir mânâ derinliği kazanır. Şâirlerimiz gönül kırmayı Allah’ın evini (Beytullâh) tahrip etmek, gönül yapmayı da Kâbe inşâ etmek olarak görmüşler: Gönül yıkmak harap etmek gibidir beyt-i mâmûru Velî yapmak hezârân Kâbe bünyâd etmeden yeğdir. (İbn Kemâl) Gönüle verilen bu önem şüphesiz ki insanı yüceltmiştir. Artık insan sıradan bir canlı olarak görülmemektedir. O, eşref-i mahlûkattır. Âlemin seçilmişi, kâinatın göz bebeğidir: Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen. (Şeyh Gâlip) Âdemoğlunun bu derece yüceltilmesinde: “Yere göğe sığmadım da inanan kulumun gönlüne sığdım” mealindeki kutsî hadisin etkili olduğu muhakkak. Gönlün Allâh’ın evi olarak tasavvur edilmesinin temelinde de yine bu kutsî söz vardır. Gönül Allâh’ın evi olunca gâyet tabii, gönül yapmak en büyük tâat, gönül kırmak da kötülüklerin başı olacaktır: Kesr-i hâtır günehin ekberidir Cümleten mâsıyetin bedteridir Eyle hâtırları tâmîre şitâb Eyleme arş-ı İlâhîyi harâb. ( M. Naci) Bizim kültürümüzde gönüle o kadar değer verilmiştir ki ecdadımız, yaradılışın gâyesi olan ibadetin arka planında gönül kazanmanın yattığını ve gönül kıranların yaptıkları ibadetlerin şekilden öteye bir mânâ ifade etmeyeceğini söylemekten çekinmemişlerdir. Yunus Emre’nin şu beyitlerinde bu gerçek çok açık bir şekilde dile getirilmektedir: Ak sakallı bir koca ne bilsin kim hak nice Emek vermesin hacca bir gönül yıkar ise. Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namâz değil Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil. Yunus Emre der hoca gerekse bin var hacca Hepisinden iyice bir gönüle girmektir. Bence bir milletin medeniyet dünyasındaki yerini tespit için öncelikle o milletin atasözü ve deyimlerini incelemek gerekir. Türkçe atasözü ve deyimleri tetkik edenler, özellikle “gönül” maddesini gözden geçirenler nasıl bir “gönül medeniyeti” ortaya koymuş olduğumuzu hayretle göreceklerdir. “Gönül gözü, gönül dili, gönül kulağı, gönül kitabı, gönül evi, gönül kapısı, gönül şehri, gönül yolu, gönül eri, gönül bağı, gönül birliği, gönül terazisi, gönül yapmak, gönül kazanmak, gönülden sevmek” vb. deyimler yahut “Gönül Allâh’ın evdir”, “Gönül yapmak Kâbe yapmaktır”, “Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz”, “Gönül eri, baş üzere yeri”, “Gönül Kâbe’dir”, “Gönül kimi severse güzel odur”, “Gönül yıkan Tanrıya ermez”, “Gönülden gönüle yol vardır…” gibi atasözlerinin Türkçe dışında bir başka dilde daha bulunabileceğini tahmin etmiyorum. Milletlerin ruh yapısını ve fikir dünyasını en iyi atasözü ve deyimlerin yansıttığını bilenler yukarıda sıraladığımız atasözü ve deyimlere bakarak, vücuda getirmiş olduğumuz medeniyetin niteliklerini kavramada sanırım zorlanmayacaklardır. Gönül şehrinde oturan, gönül gözüyle gören, gönül diliyle konuşan, gönül kitabından okuyan, birbirine gönül bağıyla bağlanan, gönül terazisiyle tartan, gönülü Allâh’ın evi bilen, gönül kazanmayı en büyük ibadet sayan ve nihayet gönülden seven bir milletin inşa ettiği medeniyete “gönül medeniyeti”nden başka ne ad verilebilir? Makale alıntıdır
__________________ zaif-i mutlak.:...ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı... Yoklukları var eden Rab; dikenleri gülün merhametinde misafir eyleyen Rab; bulutları mavi göğüme sırdaş eyleyen, yağmuru toprağıma yâri eyleyen; bebekleri annesinde, kuşları yuvasında; baharı kışın ardında, ömrü güneşin doğuşunda; saklayan gösteren Rabbim; kilitlerimi çöz, firkatlerimi muhabbetinin peşine koy, rüzgara tutunan dualarım arılara, papatyalara, nergislere ve gelinciğime dokunmuşsa, ruhumu kainatın ahengine kat. Ya Rab. Ya Hakk... | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 09:38. | | |