Bu ne hassasiyettir. Ömer Faruk Paksu
NESİL YAYINLARI
Gerçekte hiçbir suçları olmadığı halde, sırf iman ve Kur'an'a dair eserleri okudukları ve yazdıkları için tutuklanmış, Afyon Cezaevine konmuşlardı.
54 kişiydiler. Mahkemeleri de tutuklu olarak devam ediyordu. Oturumlar saatlerce sürüyordu.
Mahkeme sırasında Bediüzzaman ve talebeleri şahâne savunmalar yapıyorlardı. Mahkemeyi Nur dershanesine çevirmişlerdi.
Son oturumlardan biri yine çok uzu n sürmüştü. Akşam namazı vakti girmişti.
Hakimin ara verme gibi bir düşüncesi yoktu. Bediüzzaman oturduğu yerden kalktı ve:
"Müsaade ederseniz ben namaz kılacağım" dedi. Savcıyla hâkim göz göze geldiler. Savcı homurdandı:
"Olmaz efendim, usûle aykırıdır" dedi. Hâkim de savcıyla aynı fikirdeydi:
"Sonra kaza edersiniz, şimdi mahkemeye ara veremeyiz."
Bediüzzaman'ın gözleri şimşek gibi çaktı, alnındaki damarlar kabardı. Celâlli bir şekilde:
"Kaza olmaz, ben namaz kılacağım" dedi, "Bir namazın hukukunu müdafaa için burada bulunuyoruz ve bizim bundan başka da suçumuz yoktur."
Yürüdü, gitti. Belinden seccadesini çıkarıp koridora serdi, namazını kıldı.
Mahkemeye de mecburen ara verildi. |