Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Dedikodu Hastalığı
Alt 19.05.2007, 12:11   #1 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 27
Mesajlar: 1.471
Tesekkür Etti: 0
12 Kunu Icin 13 Tesekkür Aldı
bcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 33
Standart Dedikodu Hastalığı

Click the image to open in full size.



Toplumumuzda dedikodu niçin bu kadar yaygınlaşmış? Her kötülük gibi bunun kaynağını da nefiste aramak gerek.

Dedikodu nefsin çok hoşuna gider. Nefis, faydalı bir eseri yarım saat okumaya, yahut faydalı bir sohbeti bir saat dinlemeye tahammül edemezken, sıra dedikoduya geldi mi saatler dakika gibi olur.

O halde ikinci bir soru daha ortaya çıkıyor: Dedikodu nefsin niçin bu kadar hoşuna gidiyor?

Bu sorunun cevabını Hz. Yusuf’tan (as.) dinleyelim:

(Bununla beraber) ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü, nefis daima kötülüğü emredendir; meğer ki Rabbimin merhamet edip koruduğu (bir nefis) ola.” (Yusuf Sûresi, 53)

Hadis-i şeriflerden öğreniyoruz ki, gıybet ve haset insanın salih amellerini yakıp mahvediyorlar, tıpkı ateşin odunu yiyip bitirmesi gibi. Bir müminin güzel işlerini anlatmak ise müminler arasında sevgi ve hürmet hislerini geliştiriyor ve kişiye sevap kazandırıyor. İnsanı bu sevaptan mahrum etmek için, kıskançlık ve haset duyguları harekete geçiyor.



Önümüzde iki yol var, birinde mümin kardeşimizi gıybet edip salih amellerimizi yakıp mahvetmek, diğerinde ise onu sevip, ondan övgü ile söz edip sevap hanemizi kabartmak.

İşte kötülüğü emreden nefis, insanı birinci yola sevk eder ve mahveder.

Nefsimizi seviyorsak ona acıyalım ve onu bu zararlı yoldan vazgeçirmek için şu gerçeklerle yüzleştirelim:

• Sen kendini seversin. Öyle ise gıybet etmemelisin. Çünkü gıybet anında zehirli bir lezzet alsan bile, o anda haset damarının kabardığını, sinirlerinin gerildiğini çok iyi biliyorsun. Bunlar ise seni içten içe rahatsız ediyor.

• Sen rahatını seversin. Başkasının seni gıybet etmesinden rahatsız olursun. Yaptığın gıybet er veya geç karşı tarafın kulağına gidecek ve ondan çok daha ağır bir mukabele görmekle rahatsız olacaksın.

• Sen menfaatini seversin. Gıybet etmekte bu dünyada bir menfaat elde etmediğin gibi ahiret yurdundaki ebedî saadetine de büyük darbeler vuruyorsun. Bu ise akıl kârı değil.

• Sen dünyayı seversin. Gıybetle geçirdiğin vakitlerini dünya saadetin için harcasan daha kârlı çıkacaksın.


Önemli bir nokta:


Kötü bir söz, karşı tarafın durumuna göre farklı sonuçlar verir. Bir erin bir başka ere söylediği kötü sözle, yüzbaşıya, albaya, generale söylediği kötü bir sözün cezaları farklılık gösterir. Gıybet için de benzer bir durum vardır. Bir mümini gıybet etmekle bir alimi, bir müçtehidi, bir müceddidi, bir sahabeyi gıybet etmenin, sonuçları gibi cezaları da aynı değildir.

İslam’a hizmet eden kişiler hakkında yapılan gıybet, insanları o kişilerden uzaklaştırmaya, dolayısıyla da İslam’a karşı yabanileşmeye götürür. İnsanlara hidayet yolunu kapamayı netice veren böyle bir cinayeti işlememeye azami dikkat göstermemiz inancımızın ve vicdanımızın gereğidir.



Bazen aynı mukaddes davaya hizmet eden kişiler arasında da bu hastalığın bir başka yolla nüksettiğine şahit oluruz. Dava arkadaşında gördüğü bir yanlış tutumu başkalarına anlatarak onun gıybetini yapan kişi, şöyle bir savunma mekanizması geliştirmeyi de ihmal etmez: “Ben bunları nefsim için değil davaya zarar gelmemesi için söylüyorum.”

Nur Külliyatında gıybetin bazı özel durumlarda caiz olacağı nazara verilirken bunlardan birisi şöyle dile getirilir:

Şekva suretinde bir vazifedar adama der; tâ o münkeri ondan izale etsin.

Burada iki önemli şart söz konusudur: Birisi, şikayeti yaptığımız makamın o kötülüğü önlemeye yetkili olması. İkincisi, maksadımızın dava arkadaşımızı kötülemek değil ondaki bir kötülüğün giderilmesi olması.



Demek oluyor ki, o kardeşimizin hatasını, onu düzelmeye güç yetiremeyecek kişilerle konuşmak gıybettir; ama yetkili kişiye aktarmamız gıybet değildir. Yetkili kişiye aktarma yaparken de niyetimiz onu kötülemek olursa yine gıybetten kurtulamıyoruz; niyetimiz o kardeşimizden söz konusu kötülüğün giderilmesi ve onun manevî kurtuluşu olmalı.

Nur Külliyatı’nda, gıybetin caiz olduğu özel maddeler sayıldıktan sonra şu kayda yer verilir:

İşte bu mahsus maddelerde garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet caiz olabilir.”

Karşıya zarar verme, onu gözden düşürme, ona karşı beslediğimiz kötü hisleri tatmin etme gibi art niyetlerden uzak olan ve sadece hak için, maslahat için yapılan şikâyetler gıybet olmuyor.

Gıybet, gerçekte işlenmiş bir hatayı başkalarına aktarma şeklinde olabileceği gibi, çoğu zaman, “su-i zan”, yani “yanlış yorumlama, olaya menfî yönden bakma” sonucu da ortaya çıkabiliyor. Gerçekte yanlış olmayan bir hareket, yanlış yorumla ile hata kabul ediliyor, daha sonra bu yanlış kanaat üzerine de gıybet bina ediliyor.

Su-i zannın kaynağı kişinin kendi mizaç bozukluğudur.

Kendisinde bulunan su-i ahlakı su-i zan bahanesiyle başkalara teşmil etmesin.” (Mesnevî-i Nuriye)

Bu çok önemli bir mihenk taşıdır. Birisinin yaptığı hayırlı bir işi tenkit ederken, onun bu işi menfaat karşılığı yaptığını söyleyen kimse “su-i zan” etmiş olur. Yukarıdaki ifadeden anlaşılacağı gibi, bu zannın kaynağı da “o kişinin menfaat düşünlüğüdür.” Yani, o adam kendi iç aleminde şöyle bir değerlendirme yapmış olur: “Ben bu işi yapsam menfaat için yaparım. Demek ki bu adam da bu işte bir menfaat gözetiyor.”



Hucurât Sûresi birçok içtimaî meselenin ve sosyal problemin birlikte yer aldığı ibret dersleriyle dolup taşan bir sûre.

Onuncu ayette, “müminlerin kardeş olduğu ve aralarında bir problem çıktığında ıslah yoluna gidilmesi gerektiği” ders veriliyor. Bu ayeti hemen takip eden ayetlerde, sanki İslâm kardeşliğini zedeleyen hastalıklar sıralanıyor.

On birinci ayette bir topluluğun diğerine “lakap takması”, “onu alaya alması” yasaklanıyor.

On ikinci ayette “su-i zan, tecessüs (kusur araştırma) ve gıybet” yasaklanıyor. Bu ayetin mealini aktarmak istiyorum:

Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü, zannın bir kısmı günahtır.

Birbirinizin kusurunu araştırmayın.

Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin(gıybet etmesin)! Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.

O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
” (Hucurât, 12)

On üçüncü ayet-i kerimede bütün insanların, başlangıçta bir erkekle bir dişiden yaratıldıkları hatırlatılarak “ırkçılık” belasına düşmemiz yasaklanıyor.

Sanki bu ayetlerde Müslümanlar arasındaki kardeşlik bağlarına zarar veren kötü hasletler küçükten büyüğe doğru sıralamış gibi:

“Bir topluluğu alaya almak.”

“Birbirini kötü lakapla çağırmak.”

“Su-i zan beslemek,”

“Birbirinin kusurunu araştırmak.”

“Gıybet yapmak.”

“Irkçılık davası güderek kendi ırkından olmayanlara üstünlük taslamak, onlarla yardımlaşma yerine düşmanlık yoluna girmek.”

Gıybet, bu tehlikeler zincirinde sondan ikinci sırada yer alıyor. Yani ırkçılık dışında, diğerlerinin tümünden daha tehlikeli.

Rabbimiz, bizim kardeş olduğumuzu beyan ettiği ve onu bozan her kötülükten bizi sakındırdığı halde, nefsin arzusuna kapılarak dedikodu yolunu tutmak, rıza çizgisinden büyük ölçüde sapma göstermektir. Çünkü, Allah bizim birbirimizi sevmemizden razı oluyor; hemen hepsi “kibir” çekirdeğinden çıkan bu kötü hasletlerden değil.

Kibir kula yakışmaz ve Allah kibirlenenleri sevmez.
__________________
"Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)


  Alıntı ile Cevapla

Alt 19.05.2007, 12:33   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
gizemli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
gizemli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.04.2007
Yaş: 22
Mesajlar: 812
Tesekkür Etti: 58
15 Kunu Icin 32 Tesekkür Aldı
gizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı birigizemli Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 56
Standart

Allah(c.c) razı olsun..

“Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalpten her biri bundan sorumludur. (Kur’an, İsra/36)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 19.05.2007, 20:44   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mücahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.03.2007
Bulunduğu yer: Tr
Yaş: 41
Mesajlar: 2.524
Tesekkür Etti: 12
28 Kunu Icin 43 Tesekkür Aldı
Mücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 131
Standart

Kardeşim çok önemli bir konu Allah razı olsun.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 19.05.2007, 20:49   #4 (permalink)
Üye
 
denizin_sesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.02.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 156
Tesekkür Etti: 5
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
denizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

evet çok önemli bi konu Allah razı olsun paylaşım için
__________________
HER ŞEY KADER İLE TAKDİR EDİLMİŞTİR, KİSMETİNE RAZI OL Kİ RAHAT EDESİN.....
  Alıntı ile Cevapla

Alt 19.05.2007, 21:00   #5 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Azra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Azra isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 15.03.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 20
Mesajlar: 2.405
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Azra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 12
Standart

dedikodu insanların en büyük hastalığı.Allah razı olsun güzel bi konu...
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kalbin Hastalığı alphan Oku - Düşün - Anla 0 28.06.2008 01:27
tedavi si olmayan 40 türk hastalığı omer1984 Mizah / Eğlence / Fıkra 3 02.03.2008 12:26
Günümüzün hastalığı:Gizli nikah. samanyolu Genel Islam Konular 1 01.01.2008 23:46
dedikodu abdirabbih Hikayeler & Hisseli Kıssalar 1 23.06.2007 02:49



WEZ Format +2. Şuan Saat: 09:17.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger