 | Azrailin En çok Sevdiği Ve En çok üzüldüğü Olay |  |
01.02.2007, 19:50
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Üye
fetih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.02.2007 Bulunduğu yer: Uzay İstasyonundan Alooooo Kimse Yokmuuuuu :) Yaş: 30 Mesajlar: 2.065 Tesekkür Etti: 185
94 Kunu Icin 243 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12 | Azrailin En çok Sevdiği Ve En çok üzüldüğü Olay Allahu Teala ruhları bedenden almakla vazifelendirdiği ölüm meleği Hz. Azraile sormuş:
-Ey Azrail! Bunca zamandır kullarımın, canlarını alıyorsun. Ruhları bedenden alma zamanında en cok kime merhamet duydun? En fazla kime öfkelendin?
-Ya Rabbi! Herşeyi sen bilirsin. Bir defasında deniz üzerinde fırtınaya tutulan bir geminin suya dökülen bireylerinin ruhunu almıştım. Fakat bu sırada kucağında küçük yavrusuyla bir tahta parcasına tutunmuş, suya bir dalıp bir cıkan anneninde ruhunu kabzedip, kücük yavrusunu sağ salim bıraktığım zaman, su yüzünde annesiz kalan bu yavrucuğa cok acımıştım. Onun acıklı hali, beni uzun zaman üzmüştü.
Allahu Teala tekrar sormuş:
-Ey Azrail! Bu en cok acı duyduğun bir olaydır. Birde en çok sevinç duyduğun bir olayı anlatırmısın? Kimin ruhunu sevinerek aldın?
Azrail bu soruya da şöyle cevap vermiş:
-Filan yerde zalim bir hükümdar vardı; etrafını kasıp kavuruyor, halkı inim inim inletiyordu. Iste bu zalimin ruhunu almam için emir geldiğinde ona doğru giderken derinden bir neşe duydum. O zalimin canını alırken duyduğum sevinç kadar, hiçbir vakit sevinç duymadım.
Nice sırlar ve hikmetler sahibi Allahu Teala bu defa, Azraile söyle bi soru sormuş:
-Ya Azrail! O canını alırken sevinç duyduğun zalim kimdi biliyormusun?
-Sen bilirsin Ya Rabbi!
-işte ruhunu alırken büyük sevinç duyduğun o zalim, vaktiyle bir tahta üzerine biraktığında büyük üzüntü duyduğun o çocuktu.
Insana dış görünüşü üzücü gelen bazı olaylar vardır ki, içinde nice hayırlar gizlidir. Bazen de dıştan iyi gibi görünen hadiselerde de umulmadık şeyler saklıdır
__________________ HizmeT NimettiR... Gavs-ı Sani... | |
| |  |
01.02.2007, 20:14
|
#2 (permalink)
| | AMEL-İ SALİH
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006 Bulunduğu yer: Hayatın içinden Yaş: 27 Mesajlar: 1.471 Tesekkür Etti: 0
12 Kunu Icin 13 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 33 | O çocuğun zalim bir hükümdar olacağı aklımın ucunu gelmezdi..güzel paylaşım Allah razı olsun...
__________________ "Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam) | |
| |
01.02.2007, 20:21
|
#3 (permalink)
| | Gast
Mesajlar: n/a Tecrübe Puanı: | güzel paylaşım cidden saol Allah razı olsun | |
| |
01.02.2007, 20:38
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Üye
yıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.08.2006 Mesajlar: 1.385 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | Allah(c.c.) razı olsun.
güzel paylaşım.
"Ummadık taş, baş yarar"
Boşuna söylememişler demekki. Buldum buldum
Aklıma bir hadis geldi. Resülallah(s.a.v.) efendimiz sahabe ile konuşuyorken bir sual sordular.
"Onlar size bu kadar eziyet ediyorlar, niye onların helak olması için dua etmiyorsunuz?" Resülallah(s.a.v.) efendimiz cevaben,
"Ben onlardan sonra gelecek nesillerin duacısıyım. Onlardan inkar etmeyenler olacak, onlara duacıyım."
Demiş. İLERİ GÖRÜŞLÜ OLMAK. İşte eksiğimiz bu sanırım. Tabi ki kendimde dahil. 
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC] To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. | |
| |  | |  |
01.02.2007, 21:32
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.097 Tesekkür Etti: 146
160 Kunu Icin 260 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Kainatta her şey tekammül kanunu üstüde döner. Tekammül envasına göre değişkendir. Bir kayanın tekammül meyli farklıdır. İnsanın farklı hayvanın farklıdır.
Yükseklerden bir zelzele ile kopar bir tohumun üstüne çöker. Tohumun gıdası olur. Artık kaya bir bitkidir. O bitkiyi bir koyun yer. Artık o bitki bir koyunun hayatını idame etmesine vesile olduğun cihette tekmmül etmiştir. Sonra o koyunu bir adam keser pişirir afiyetle yer. Bakın kaya tekammül kanunu ile insanın bir maddesi olmuş. Adi bir taş iken eşref-i mahlukat olan bir insanın zerresi olmuştur.İnsanın gayesi ashen-i takvime tekammül etmektir
Bu maddi bir tekammüldür. Buna benzer sairleri sen çıkartırsın.
Ancak bir de manevi tekammül vardır. Manevi tekammülün anahtarı şuur, irade, ihtiyar,kalp, vicdan ve aklıdır.Bu hassalara bağlamış duygular ise tekammül meyvesini taşıyan dallar hükmündedir.Tekammülün manevi zelzelesi hükmündedir.
Korku, ümit, sevinç, hüzün, öfke, haset,hırs,azim,gurur,vakur ve hakeza. Kimi dallar meyveyi çürütür kimi ise olgunlaştır. Mesela korku insan maddi tekammülünü sağlarken menevi tekammülünü de sağlar.Bunu için insana takılmıştır. Cehennemden korktuğu gibi farden de korkar, ölümden de korkar. Korku da aşırılık ise meyveyi çürütür. Allah'ı itham derecesine çıkar.
Hayvana da korku verilmiştir. Ancak, korkusu sevk-i ilahidir. Tekammül için değil hayatını idame içindir. Kesilmek için bıçak altına yattığında sadece o an korkar daha hissetmek istemez. Evlatları için sadece o an endişe hisseder. O dahi geçer. Geleceğe devr edilmez.. Gelecek hakkında da düşünmez. Bir sınavı da yoktur ki irade sahibi olsun
Bazı duygular vardır ki insanda fazlası ile inkişaf etmiştir. Mesela, üzüntü. Üzüntü tekammül için en güzel vasıtalardan biridir. İnsanda üzüntü olmasa vicdan eksik olurdu. Ancak ,üzüntü hikmeti sorgulamak için değildir,bulmak içindir. Ama insan hikmet bilmediği hatta manasını dahi bilmediği için üzüntüyü haddinden geçirir isyana döndürür. İşte imtahan sırrı gözüktü.
Mesela, bir kadının evladı öldü. Duyduğu üzüntü ya onu Allah'ı bulmaya götürecek, diyecek ki "O yok olmadı Baki bir Alemde onunla ebediyen görüşmek var", yada üzüntüsü onu isyan ettirip esefele-i safiline düşürecek.
Şimdi melekler imtihan sahibi değildir,yada bir hayvan değildir, yada maddi bir varlık değildir.Dolayısı ile tekammül etmezler. Tekemül için gerekli olan cihazlara sahip olmazlar. Çünkü, ihtiyaç yok. Görevleri itaattır. . Dolayısı ile tekammülün cihazı ,zelzelesi hükümünde olan üzüntüye giriftar olmazlar, olamazlar. Çünkü, üzüntü ya Allah'ın varlığına götürecek yada ondan uzaklaştıracaktır. Allah'tan uzaklaştıran üzüntü Allah'ı yeterince tanımamaktan meydan alır. Allah'a götüren üzüntü ise tekammül cihazıdır. Meleklere arız olmazlar.
Şimdi melekler bir meselenin hikmetini bilemiyebilirler ancak itaat ile cebr edildikleri için sınav sahibi ve tekammül meyli olan hayat sahipleri gibi üzüntü duymazlar.
Şimdi hikayede ki Melek hikmetini bilmediği halde emir gereği çocuğun ruhunu kabz etmeyip bırakıyor. Demek kurtulacak ve Melek biliyor ki Allah her şeyi bir hikmetle yapar.Melek bilir ki çocuğun ruhunu almayıp annenin ruhunu almakta bilmediği mutlak bir hayır var. İmtihan sahibi olmadığı için itaate halel getirecek gel-git yaşamaz. Öyle bir cihaza sahip değil. Ene sahibi olmadığı için sorgulamaz. Dolayısı ile üzülmez.
Mesela bir cellat suçlunun canını alırken öyle bir vaziyet almalı ki hem merhamete zıt olmasın hem adaleti sorgular olmasın. Oysa melek insi bir cellat değilki sorgular hükmündeki veya hakikati bulmak için gerekli olan üzüntüye gark olsun. Melek sorgulayamaz ve hakikat için uğraşmaz. Çünkü, lazım olduğunda hakikat ona verilir.Nedenini bilmiyorsa bulmak için talim de etmez, araştırmaz da.
Ama hikayenin mana itibari ile hakkını teslim etmek lazım. Gerisi ya mücazefedir yada kinayedir. Mecazi bir üzüntüden bahis var olabilir. Aslı gibi görmek doğru olmaz.
Ben böyle düşünüyorum
Baki Selam | |
| |  |
02.02.2007, 14:04
|
#6 (permalink)
| | Yeni Üye
öz_nur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007 Yaş: 17 Mesajlar: 3 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Allah raz1 olsun
selam ve dua ile...
__________________ mevlam ne eyler
neylerse güzel eyler | |
| |
02.02.2007, 14:23
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Üye
reyyan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2006 Yaş: 29 Mesajlar: 1.354 Tesekkür Etti: 0
3 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 23 | allah razi olsun | |
| |  | |  |
02.02.2007, 19:12
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Üye
yıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.08.2006 Mesajlar: 1.385 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | Alıntı: Duha Nickli Üyeden Alıntı
Kainatta her şey tekammül kanunu üstüde döner. Tekammül envasına göre değişkendir. Bir kayanın tekammül meyli farklıdır. İnsanın farklı hayvanın farklıdır.
Yükseklerden bir zelzele ile kopar bir tohumun üstüne çöker. Tohumun gıdası olur. Artık kaya bir bitkidir. O bitkiyi bir koyun yer. Artık o bitki bir koyunun hayatını idame etmesine vesile olduğun cihette tekmmül etmiştir. Sonra o koyunu bir adam keser pişirir afiyetle yer. Bakın kaya tekammül kanunu ile insanın bir maddesi olmuş. Adi bir taş iken eşref-i mahlukat olan bir insanın zerresi olmuştur.İnsanın gayesi ashen-i takvime tekammül etmektir
Bu maddi bir tekammüldür. Buna benzer sairleri sen çıkartırsın.
Ancak bir de manevi tekammül vardır. Manevi tekammülün anahtarı şuur, irade, ihtiyar,kalp, vicdan ve aklıdır.Bu hassalara bağlamış duygular ise tekammül meyvesini taşıyan dallar hükmündedir.Tekammülün manevi zelzelesi hükmündedir.
Korku, ümit, sevinç, hüzün, öfke, haset,hırs,azim,gurur,vakur ve hakeza. Kimi dallar meyveyi çürütür kimi ise olgunlaştır. Mesela korku insan maddi tekammülünü sağlarken menevi tekammülünü de sağlar.Bunu için insana takılmıştır. Cehennemden korktuğu gibi farden de korkar, ölümden de korkar. Korku da aşırılık ise meyveyi çürütür. Allah'ı itham derecesine çıkar.
Hayvana da korku verilmiştir. Ancak, korkusu sevk-i ilahidir. Tekammül için değil hayatını idame içindir. Kesilmek için bıçak altına yattığında sadece o an korkar daha hissetmek istemez. Evlatları için sadece o an endişe hisseder. O dahi geçer. Geleceğe devr edilmez.. Gelecek hakkında da düşünmez. Bir sınavı da yoktur ki irade sahibi olsun
Bazı duygular vardır ki insanda fazlası ile inkişaf etmiştir. Mesela, üzüntü. Üzüntü tekammül için en güzel vasıtalardan biridir. İnsanda üzüntü olmasa vicdan eksik olurdu. Ancak ,üzüntü hikmeti sorgulamak için değildir,bulmak içindir. Ama insan hikmet bilmediği hatta manasını dahi bilmediği için üzüntüyü haddinden geçirir isyana döndürür. İşte imtahan sırrı gözüktü.
Mesela, bir kadının evladı öldü. Duyduğu üzüntü ya onu Allah'ı bulmaya götürecek, diyecek ki "O yok olmadı Baki bir Alemde onunla ebediyen görüşmek var", yada üzüntüsü onu isyan ettirip esefele-i safiline düşürecek.
Şimdi melekler imtihan sahibi değildir,yada bir hayvan değildir, yada maddi bir varlık değildir.Dolayısı ile tekammül etmezler. Tekemül için gerekli olan cihazlara sahip olmazlar. Çünkü, ihtiyaç yok. Görevleri itaattır. . Dolayısı ile tekammülün cihazı ,zelzelesi hükümünde olan üzüntüye giriftar olmazlar, olamazlar. Çünkü, üzüntü ya Allah'ın varlığına götürecek yada ondan uzaklaştıracaktır. Allah'tan uzaklaştıran üzüntü Allah'ı yeterince tanımamaktan meydan alır. Allah'a götüren üzüntü ise tekammül cihazıdır. Meleklere arız olmazlar.
Şimdi melekler bir meselenin hikmetini bilemiyebilirler ancak itaat ile cebr edildikleri için sınav sahibi ve tekammül meyli olan hayat sahipleri gibi üzüntü duymazlar.
Şimdi hikayede ki Melek hikmetini bilmediği halde emir gereği çocuğun ruhunu kabz etmeyip bırakıyor. Demek kurtulacak ve Melek biliyor ki Allah her şeyi bir hikmetle yapar.Melek bilir ki çocuğun ruhunu almayıp annenin ruhunu almakta bilmediği mutlak bir hayır var. İmtihan sahibi olmadığı için itaate halel getirecek gel-git yaşamaz. Öyle bir cihaza sahip değil. Ene sahibi olmadığı için sorgulamaz. Dolayısı ile üzülmez.
Mesela bir cellat suçlunun canını alırken öyle bir vaziyet almalı ki hem merhamete zıt olmasın hem adaleti sorgular olmasın. Oysa melek insi bir cellat değilki sorgular hükmündeki veya hakikati bulmak için gerekli olan üzüntüye gark olsun. Melek sorgulayamaz ve hakikat için uğraşmaz. Çünkü, lazım olduğunda hakikat ona verilir.Nedenini bilmiyorsa bulmak için talim de etmez, araştırmaz da.
Ama hikayenin mana itibari ile hakkını teslim etmek lazım. Gerisi ya mücazefedir yada kinayedir. Mecazi bir üzüntüden bahis var olabilir. Aslı gibi görmek doğru olmaz.
Ben böyle düşünüyorum
Baki Selam | O zaman meleklerin Resülallah(s.a.v.) efendimize sevgisini nasıl açıklarsınız?
Onlarında hisleri olması gerekmez mi? Melekleri robot olarak görmeyelim. Yalnız önemli bir konuya değinişsiniz. Onlar itaate mecburdurlar. Çünkü Allah Teala öyle murat etmiş ve onları gözlediğini hissettirmektedir.
Benim düşüncem böyledir. Doğrusunu Allah Teala bilir. 
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC] To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. | |
| |  |
02.02.2007, 19:14
|
#9 (permalink)
| | Tercübeli Üye
berfut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.11.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 28 Mesajlar: 2.189 Tesekkür Etti: 121
127 Kunu Icin 304 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12 | eline saglık | |
| |
03.02.2007, 10:56
|
#10 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.097 Tesekkür Etti: 146
160 Kunu Icin 260 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Kıssada geçen üzüntü ademdir.Hiç hükmündedir.Bilmemekten kaynaklanır.Sevgi ise eşyadır. Sevgi tekammül haddidir. Üzüntü ise tekammülün menbaıdır. Melekler tekammül etmez ki?
Oysa melekler hikmet sahibidir. Hikmet bildirilmesede Allah bir işi yaptı ise hayrı vardır,hikmeti vardır, diye bilir. Üzülmekten beridirler.
Kıssadaki üzüntü Allah'ı itham derecesine çıkıyor.Üzüntü şüpheden tevellüd eder. Allah'ı itham eden ise sadece enedir. O da insanda gibi imtihan sahiblerinde vardır.
Bakın Kur'anda Hızır (a.s) masum bir çocuğu katlediyor. Hz.Musa üzülüyor. Hızır (a.s) yi hemen sorguluyor. Çünkü hikmet bilmiyor. Yani hikmetini bilmemek ayrı hikmet bilmemek ayrı. Hz. Musa o çocuğun öldürülmesinde hikmet olduğunu bilmediği için üzülüyor. | |
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 08:43. | | |