 | İlm-i Ahlak |  |
17.01.2007, 18:59
|
#1 (permalink)
| | Gesperrt
ekreme isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 28.11.2006 Yaş: 36 Mesajlar: 325 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 2 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | İlm-i Ahlak İLM-İ AHLÂK MUSTAFA SEÇKİNER “Tıp ilmi, nücum ilmi, ahlâkı güzelleştirmek ilmi, bunların en şerefli ilimleri arasında sayılır. Amma, bunların her biri geçmişte gelen peygamberlerin kitaplarından aşırılmıştır.” İmam Rabbani İlm-i Ahlâk; ahlâk ilmi, ahlâkı güzelleştirme ilmi. Kökü vahiy olan güzel ahlâkı; peygamberler ve “azim” bir s ıfatla da Allah’ın Resulü tarafından söz, davranış ve sükut edasıyla ortaya koyduğu şekilde -iyi, do ğru ve güzel- almanın, değişen zaman ve zeminde zerresinden feda etmeden “kolaylaştırınız zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz” ölçüsüne riayet ederek yerli yerince ifade etmenin ilmi. Davran ışlara Allah’ın Resulünün muradını ölçü yapmanın ilmi. Dünyan ın en adi insanına eğer geriye dönüş olsaydı nasıl bir hayat yaşamak isterdin diye sorduğunuzda –eğer içinde insanlıktan bir zerre kalmışsa- size güzel bir tablo çizecektir. Bu insan olmanın gereği olan ahlâkın “zorunlu” oluşundandır. Bu zorunlu oluşu fark eden fakat peygamberlerin getirdiğine iman etmeyen düşünürler, bu ahlâki zorunluluğu sistemleştirmek için çok çile çekmişler, akıllarını kopacak kadar germişler ve fakat peygamberlerin ortaya koyduklarının haricinde bir ahlâk meydana getirememi şler, Onlar ın söz, davranış ve edalarından çaldıkları “ahlâki değeri” usta hırsız rolüyle çok ince maharetle değiştirmişler, sanki kendilerinin dü şünce buluşu gibi insanlığa sunmuşlar. İnsanlık için kolaylık ve müjde olması gereken bu ahlâki değerler, kaynağına –vahyin bütününe- uygun kullanılmadığından, yanlış ellerde kötülüğe kullanılan bir vasıta olarak kullanılmıştır. Bat ılı “yarar” ilkesine, “mümkün olan en fazla sayıda insan için iyi” gözüyle bakınca cinayetin bin türlüsü bu ahlâki de ğer kalkan yapılarak işlenmiş ve tabiri caizse insanlığa “insanlık için” zülüm etmişler. Bunlar ın başında A.B.D gelir ki, yarar ilkesine Hiroşima’nın bombalanması gibi durumlarda başvurmuş ve yüz binlerce insanı ve mahlukatı katletmesinin Japon halkının yararına olduğunu, eğer nükleer silah kullanıp savaşı bitirmeseydi savaşın devam edeceğini ve bu devam eden savaş neticesinde daha çok insan öleceğini, az sayıda insanı öldürerek milyonların ölümüne engel olduğunu ileri sürmüştür. Aynı felsefe ile şimdide Iraklıları Saddam’ ın zulmünden kurtarıyor! Avustralya T ıp Ethikinin sonuçları karmaşık olan olaylarda, bir davranışın ahlâka uygunluğunu ölçen “çifte etki doktrini” ile onların muhalifi olan “mümkün olan en fazla sayıda insan için iyi” diyenlerin şu iki vakaya bakışlarını görelim; Birinci vaka: Do ğum yapmakta olan bir kadın, eğer fetüsün başı ezilmezse doğum sırasında ölecektir. Doktor fetüsün başını ezer ve kadını kurtarır.
İkinci vaka: Bir kad ın rahim kanseridir ve rahmi alınmazsa ölecektir. Kadın dokuz aylık hamiledir. Doktor rahmi alır ve kadını kurtarır. Çifte etki doktrinini savunanlara göre birinci vakada doktor haks ızdır çünkü onun niyeti direkt olarak fetüsün başını ezmektir. İkinci vakada ise doktor haklıdır çünkü onun niyeti, annenin rahmini almaktır, amacı fetüsü öldürmek değildir. “Mümkün olan en fazla sayıda insan için iyiyi” savunanlar ise Birinci vakada doktor kesinlikle hakl ıdır çünkü o anneyi kurtarmakla kalmayıp daha onlarca çocuk doğurma imkanını vermiştir. İkinci vakada doktor hatalıdır çünkü o annenin rahmini alarak üretime engel olmuştur. Montaigne, “Filozoflar ın en akıllıları derler ki: Akla uygun hiçbir şey yoktur ki tam tersi de uygun olmasın.” Montaigne, “Filozoflar aras ındaki çatışmaların hiçbiri, insanlığa en yüce iyinin, ne olduğu problemi üstündeki kadar sert ve çetin olmamıştır. Varro’nun hesabına göre bu kavgadan 288 mezhep türemiştir. Kimine göre bizim için iyi olan erdem, kimine göre keyif, kimine göre doğaya uymad ır; kimi bilimde görür onu, kimi ac ı duymakta, kimi görünüşe aldırmamakta. Cicero şöyle söyler bu konuda, «En üstün iyi üzerinde anla şamıyorsanız, bütün felsefede anlaşamıyorsunuz demektir.» İnsanlık bugün mücadele içinde ikiye ayr ılmış durumda: İslâm ve karşıtlarının, akıl ve selim aklın, haç ve hilâlin mücadelesi. Haçl ı mücadelesini aklıyla ortaya koyduğu –koyduğunu zannettiği ahlâkı kendisine kalkan olarak kullanmakta, saf ve satılmışları da yanına almakta. Hilâl ise mücadelesini Allah’ ın Resulünün ortaya koyduğu güzel ahlâkla sürdürmekte; bu mücadeleyi yalnız ve yalnız İbda Mimarının ortaya koymuş olduğu fikir ve ahlâk sistemi ve bu sistemin dolaylı dolaysız bağlıları tarafından dünyanın her yerinde sürdürülmektedir. | |
| |  |
17.01.2007, 20:05
|
#2 (permalink)
| | Yeni Üye
hmrka isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.01.2007 Yaş: 29 Mesajlar: 74 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3 | emeğine sağlık
__________________ "Allah bile insanlar hakkındaki hükmünü ömürleri sona erdikten sonra veriyor da, biz aciz insanlar kim oluyoruz ki onları, bir kaç kez görmekle, haklarında iki-üç yazı okumakla, birkaç dedikodu dinlemekle haklarında hüküm verebiliyoruz." | |
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | |
Benzer Konular | | Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj | | 132 Güzel ahlak | Uhud dağı | Oku - Düşün - Anla | 1 | 26.05.2008 20:57 | | İman-Ahlak | bekir | Neden Müslüman Olmalıyım? | 0 | 16.12.2007 15:41 | | Ahlâk-i Muhammedî | emine | Evliya ve Ulema'nın Hayatları | 0 | 05.08.2007 10:43 | | Ahlâk | seyfullah putkıran | Genel Islam Konular | 11 | 04.06.2007 10:15 | | Ahlak | firdevs | Genel Islam Konular | 2 | 22.03.2007 11:12 | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 12:49. | | |