| Oku - Düşün - Anla Din, Ahlak ve Edebe Dair Sohbetler-Kıssalar-Meseleler |
 |
Tebliğ ve Tahammül Dini |
 |
05-07-2008, 12:57
|
#1 (permalink)
|
|
Yeni Üye
Style: 0
azizdolu isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jun 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Mesajlar: 27
Thanks: 0
Thanked 19 Times in 9 Posts
Rep Puanı: 15
|
Tebliğ ve Tahammül Dini
---------Tebliğ ve Tahammül Dini
---------Kavramlar, insan hayatını biçimlendiren; insan ufkuna yön veren en önemli unsurların başında yer almaktadır. Yeryüzünde, hayati öneme haiz olan kavramların başında ise aidiyet duygusunu anlatmak için kullanılan kimlik olgusu gelir. Bize “Necisin ?” diye bir soru yöneltilse “Türk’üz!” deriz. Türk kimliğini daha da açmamız icap ederse söylemimiz “Müslüman Türk” halini alır. Zira bir Türk olarak, hayatımıza yön veren en önemli kavram İslâm’dır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, din ve dil olgusunun, milletin devamında oynadığı önemin büyüklüğüdür. Bu noktada, Türk varlığını daha doğrusu İslâm’ı berrak bir anlatıma ve/veya yoruma kavuşturmak elzemdir.
---------Aslında Müslüman Türk olmak yeterlidir. Ama mezhepler ve cemaatler de işin içine girmektedir. Burada, bu alt dini oluşumları birer “gönül akımı” olarak adlandırabiliriz. Ama bu akımların sıkıntılara yol açabileceği de unutulmamalıdır. Şii mezhebinin başına gelenleri bu duruma misal olarak gösterebiliriz. Gönül akımı olması gereken mezhepler, cemaatler sonradan nerede ise İslâm’ın temel inançlarına zıt birer din hâ- lini almışlardır. Misal, Suriye’deki Şii Müslümanlar, Haçlı savaşları ve sonrasında başlayıp günümüze kadar gelen süreçte, Hıristiyanlıktan da etkilenerek Hz. Ali Efendimizi ilâhlık özelliği kazanmış birisi olarak hatta –hâşâ (asla)- “Allah’ın oğlu” olarak kabul eder hâle gelmişlerdir. Bu yörede yaygınlaşan ve İslâm inancına taban tabana zıt olan ruh göçebeliği (rearkarnasyon) inancı da cabası… Irak’ın kuzeyinde yer alan Yezidilik ise bir başka misal olarak karşımıza çıkmaktadır.
---------Günümüzde İslâm’ın yükselişte olduğu, özellikle de müspet (pozitif) bilimlerde ileri gitmiş olan Batı dünyası aleyhine bir gelişme gösterdiği malumunuzdur. Hâliyle Batı bundan rahatsızdır. İslâm’ın sulandırılmasına yönelik her türlü girişimi gizli veya açıktan desteklemektedir. El-Kaide gibi, kaynağı belirsiz eşkıya (terror) örgütlerini İslâm ülkelerine musallat ederek bir nevi manyaklık olan “radikal İslâm” paranoyasını yaymaya çalışmaktadır. Ardından da, hastalığın panzehiri olarak yeni bir sürüm piya- sada boy göstermektedir. Adı da “ılıman İslâm”dır. Aslında bu sürüme, “hoşgörü ma- salı ile uyutulan İslâm” demek daha doğru olacaktır. Ya da ünlü düşünürümüz Cemil Meriç Bey’in söylemiyle “hadım edilmiş İslam”…Takdiri sizlere bırakıyorum.
---------Son yıllarda, İslâm ile ilgili anlatımların başında “hoşgörü” kavramının sıkça gel diği görülmektedir. Bilip bilmeyen herkes “İslâm, hoşgörü dinidir.” demekte; bu da ılıman İslâm olarak adlandırılan, Batı kaynaklı (orijin) yeni bir din, yeni bir mezhep vücuda getirme çabasında olanların ekmeğine yağ sürmektedir. Tıpkı İngiliz kaynaklı “Suudilik” akımında olduğu gibi… Hatırlarsanız, Sahabe mezarlarını, Osmanlı kalelerini buldozerlerle dümdüz eden bu akım, İngiliz casusu Lawrence (Lavrıns)’ın evini ise müze yapmıştır. Neyse konumuza dönecek olursak, hoşgörü yani hoş görmek kavramı, yapılması uygun olmayan bir işin; doğruluğu şüpheli bir sözün vs. hoş görülmesi, affedilmesi anlamına gelir. Ki yapılan iş, söylenen söz ne olursa olsun! Misal, “Sizin Peygamberiniz eşkıyadır!” derseler, hoş görürsünüz. Bu arada âlemlerin sevgilisinin (Allah’ın selamı üzerine olsun.) peygamberliği sırasındaki mücadelelerde topu topu 450 kişinin hayatını kaybettiğini (Aslında burada ruhunu teslim etti dersek, daha doğ-ru olacaktır. Zira inancımız gereği, Müslümanlar için asıl hayat ölümle başlayacağı i-çin, ortada kaybedilen bir şey yoktur.), üstelik bunların 200 tanesinin müşrik; 250 tane sinin ise müminlerden olduğunu da bilmezsiniz. Çünkü okumazsınız. Allah’ın (c.c) ilk emrine; Kuran’ın ilk ayetine kulağınız tıkalıdır. Oysa Peygamberimize iftira atan medeni batının sebep olduğu iki dünya savaşında neredeyse 200 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Mehmet Akif’in deyimiyle, bulduğu her şeyi kemirmekten ağzında diş kal mamıştır Batı denen yalancı cennetin! Sahi son yıllarda, dünyada meydana gelen sa-vaşların nerede ise ekseriyetinin İslâm beldelerinde olduğunu ve bunun niye böyle olduğunu hiç sorguladınız mı acaba? Bana sorarsanız, dimağlarınıza el atıp, hafızaları nızı gözden geçirmenizi ve muhakeme denen virüs tarama programlarınızı çalıştıra-rak, bu sorgulamayı bir an önce yapmanızı öneririm. Dahası “hoş görme” işini, yapa cağınız bu sorgulamadan sonraya bırakmanız ruh ve vicdan sağlığınıza da iyi gelecektir.
---------İslâm hoşgörü dini değildir cancağızlar. İslâm, “tebliğ ve tahammül dini”dir. İslâm, tebliğ eder. Karşıdaki kabul eder veya etmez. Kabul etmediği takdirde ise taham mül eder. “Senin dinin sana, benim dinim bana…” düsturunda olduğu gibi! Burada as l’olan, bir hatanın ya da yanlışın hoş görülmesi yani meşrulaştırılması değil; o hata veya yanlışla bir arada yaşama olgunluğunun, tahammülünün gösterilmesidir. Medineli Müslümanların, Yahudilerle bir arada yaşamasından; Osmanlı’nın üç dini kucaklama-sından bu anlam ortaya çıkar. En önemlisi de Hz. İsa’ya inanmak, İslâm’ın olmazsa olmazları arasında iken; “Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed (sav) onun elçisidir. ” düsturunu kabul etmeyen insanları hoş görüyorsanız; buyurun, hoş görmeye devam edin. Ama unutmayın ki “Allah mutlaka nurunu tamamlayacaktır.” Siz inansanız da, i-nanmasanız da!
Aziz Dolu
azizdolu.blogcu.com
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
05-07-2008, 13:14
|
#2 (permalink)
|
|
Süper İlgili Üye
Style: 0
Duha isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1.657
Thanks: 839
Thanked 1.944 Times in 989 Posts
Rep Puanı: 242
|
Çok kısmı red edilecek bir yazı.
1)Bana sorsalar Müslünanım, derim. Türküm, demem. Çünkü, Türk değilim. Türk olmadığım halde niye Türk olduğumu söyliyeyim? Soyumumu inkar eder bir hale niye gireyim?
Evet İslam taraf olmaktır. O tarafa dahil olmakta unsurun, milliyetin tek yeri, sahip olunan o unsurun mesela Türklüğün kemalatlarını İslam'a yardım ettirmektir.
İslam milliyete yardım etmez. Milliyet İslama yardım eder.
Hal böyle olunca Müslüman Türk'üz kavramı yakışıksız ve "Necisin" sorusunun en kaba boş cevaplarından biridir.
2)Hoş görü kısmını ikinci madde olarak ele alalım.
İslam'ın hoşgörü dini olmasından rahatsız olanların nasıl bir hurafe içinde olduklarını ve nasıl bir bataklıkta battıklarını uzun uzun -daha sonra- tartışalım.
vesselam
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
Konu Duha tarafından (05-07-2008 Saat 13:18 ) değiştirilmiştir..
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
05-07-2008, 15:14
|
#3 (permalink)
|
|
Kıdemli Üye
Style: 0
ibrahim571632 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Mersin
Memleket: El-Aziz
Kan Gurubu: 0 rh +
Yaş: 28
Mesajlar: 183
Thanks: 238
Thanked 250 Times in 129 Posts
Rep Puanı: 49
|
Yazının Hoşgörü ile ilgili kısımlarına katılmadığımı belirmek için yazıyorum.Hz Peygamber hoşlanmadığı eylem ve söylemlerin sahiplerine karşı dahi hoşgörülüydü.Onu örnek alıyorsak bizde onun gibi davranmaya çalışmalıyız.Çünkü hoşgörü sabrın alametidir ve sabır Allahın hoşnut olduğu erdemli bir davranıştır.
Hal böyleyken bu vasfa sahip insanları hata etmekle,akletmemekle itham edemezsiniz.Tabiki bu dinin mukaddes saydıklarına hakaret edenlere hoşgörülü olun fikrini savunmuyor bunca hoşgörü gönüllüleri.
Gerektiğinde milyonların karşısında arkasında oturan PAPA'ya tokat atar gibi hoşgörü dersi verenleri hatırlayıp söylediklerinizden hicap duymanızı umuyorum.
İslamın hoşgörü dini olmasından duyduğunuz rahatsızlığı dile getirmeniz yerine kendilerine en ufak bir tebliğ yapılmamışken öldürülen müslüman, gayri müslim ve ateistlere neden hakkıyla tebliğ yapılamadığını sorgulamak daha doğru olur diye düşünüyorum.
Unutmadan bide İslam hoşgörü dini değil Tebliğ ve Tahammül dinidir demişsiniz.Tahammülün unsurlarına bir göz atarsanız arasında sabır,ktlanmak hoşgörmek olduğunu göreceksiniz.Yani inkar ettiğinizi savunuyor gibisiniz  
__________________
. . .Nefis üç köşeli dikendir, ne türlü koysan batar. (Mevlana) . .
|
|
|
|
 |
|
Bu Mesaj Icin ibrahim571632 Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
|
|
 |
|
 |
05-07-2008, 16:11
|
#4 (permalink)
|
|
Süper İlgili Üye
Style: 0
Duha isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1.657
Thanks: 839
Thanked 1.944 Times in 989 Posts
Rep Puanı: 242
|
Bu kardeşimiz hoşgörü tabirine mana-i ismi ile bakıyor. Oysa mana-i harfi ile bakmak lazım. Gerçi mana-i ismi dahi ile bakılsa kötü bir mahiyeti yoktur.
Hoş görmek batıl bir imanı veya itikadı hoşgörmek değildir. Zira, kötüye güzel demek en basit ifade ile dalalettir. Yani, bir hristiyan teslise sahip olduğu vakit onun o imanını hoş yani iyi görmek küfürdür. Ama o imana sahip olmasından dolayı hayat hakkını kesmemek ehl-i sünnetin hoşgörü itikadınının tanımıdır.
Marifetullah dürbünü ile baksan dahi öyle. Zira, Allah Rahman ismi kainatta koyduğu Adetullah denilen kaideler ile kafire dahi rızkını veriyor. Ömr-ü hayatını sürdürme hakkı veriyor.
İşte bu Adetin Mü'mine yansımasına biz hoşgörü, diyoruz.
Bunu acayip teviller ile batıl göstermek doğru değildir. Yok birileri hoşgörü adı altında küfre , dalalete, şiddete, zulme hoşgörü gösteriyorsa zaten, her akıl ve vicdan sahibi olan itiraz eder, tard eder.
3)Tahammmül meselesine gelirsek.
Tahammül mana itibari ile sabretmek ve katlanmak demektir. Yani, başımıza gelen musibetlere karşı sabretmek ve katlanmak, o musibette sebep olan kendi kusurumuzu tamir edip, kader-i İlahiye bakan yönüne razı olmak ve o musibetteki hikmete boyun eğmek demektir. Yoksa, tahammül dahi kafirin taaruzuna, zalimin zulmüne sesiz kalmak demek değildir. Tahammül o küfrü , zulmü hoşgörmekte değildir.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|
|
|
|
 |
05-07-2008, 16:14
|
#5 (permalink)
|
|
Süper İlgili Üye
Style: 0
Duha isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1.657
Thanks: 839
Thanked 1.944 Times in 989 Posts
Rep Puanı: 242
|
4)Hem denmiş, Müslüman Türk olmak yeterlidir.
İlm-i mantıkça böyle bir önermeye şöyle bir önerme getirilebilir.
Müslüman olsan Türk olmasan yeterli değildir.
İşte niyet her ne olursa olsun. Sözün sonucu ve karşı önermesi dalalete kapı açmaktadır.
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|
|
|
|
 |
|
 |
05-07-2008, 16:24
|
#6 (permalink)
|
|
Süper İlgili Üye
Style: 0
Duha isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1.657
Thanks: 839
Thanked 1.944 Times in 989 Posts
Rep Puanı: 242
|
5) Mezheb amelde tutulan yol demektir. Yani, asıl itibari ile Şia mezheb değil fırka sınıfındadırlar.
Gerçi avam arasında Şiaya mezheb deniyor. Lakin, ilmini serd etmeye soyunmuş birinin avamın yanlış telaffuzlarını değil hakikatin telaffuzunu kullanması gerekir.
Evet Şia fırkadır. Zuhur mukaddemesi "tereccüh bila müraccah muhaldir" kaidesine itikadsızlık veya yanlış tevil neticesidir. Yani, Ehl-i Sünnet itikadınca bir şeye sebebsiz üstünlük verilemez. Şia ise Hz. Ali'ye duyduklerı muhabbet neticesi halifelik makamına onu arzu etmeleri tercih etme meselesi iken ve bu lazım iken tereccüh ile yani üstün görme ile neticelenmiş bir itikadi sapmadır.
Yani, yazıda denildiği gibi sonradan bir sapma yoktur ve başlangıcı imani bir meselede itikadi bir dalalet neticesindedir.
Demek yazıyı kaleme alanın dayanağı çürümüştür. Yani, bu halde Şia yeni bir din değil İslam ve Mü'min olması rağmına itikadi bir sapmadır. Yani, onları afaroz etme hakkı oluşmamıştır. Zaten bu türde afarozlar Kur'ani değildir.
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
05-07-2008, 16:40
|
#7 (permalink)
|
|
Süper İlgili Üye
Style: 0
Duha isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1.657
Thanks: 839
Thanked 1.944 Times in 989 Posts
Rep Puanı: 242
|
6)Ilımlı İslam meselesine gelirsek. Gerçi bazı cemaatler ılımlı İslam fitnesine söz ile olmasa dahi lisan-ı hali ile taraftardır. Ancak bu tarftarlığın hiç bir meslek, mezheb ve fırka ile bir organik bağı yoktur.
Ilımlı İslam İslam'ı kapitalizme uydurmaktır. Zira, kapitalistlerin dünyayı tamamen ele geçirmesine tek engel İslami kaidelerdir.
O zaman madem kapitalizm İslam'a uymuyor, İslam kapitalizme uydurulmalıdır.
Bunun için paranın dini imanı olmaması ve İslam'i faiz meselesinin aşılması gerekir. İslam'daki zaruretler haramı mübah kılar kaidesi öyle bir tevil edilmelidir ki o tevilden açılan gedikten kapitalizm rahat hucum etsin.
İşte çevremizdeki Müslüman denilen tüccarlara, bakın nasıl bu ılımlı İslam projesinin göünllü taraftarları.
Bakıyorsun bir müşterisine yalan söylüyor. Soruyorsun "niye böyle ettin" Ne yapayım mecburum. Böyle etmesem işi bana vermeyecek. Aç kalacağım."
İşte ehl-i küfre layık olan bu durum Ilımlı İslam neticesinde bir Müslümana vasıf haline dönüştürülmek isteniyor.
Evet Ilımlı İslam ne İslami, ne imani, ne itikadi, ne ameli, ne hali bir proje değildir. Bilimsel bir proje de değildir. Proje tamemen ticaridir.
Ilımlı İslam projesinin amacı Peygamberimize küfredeni hoş göstermek değildir.
Ayrıca İslam'ın ilerlemesi Pozitif bilimlerde ileri giden batı aleyhine değildir. İslamın ileri gitmesi daha taasubu terk etmemiş batının aleyhinedir.
Pozitif bilimlede ileri giden batının aleyhine olan şey İslam'daki taasub ve tefrittir. Hakikat-ı İslamiye pozitif bilime veledi nazarı ile bakar ve her bir bilimin Allah'ın bir esmasını gösterdiğine itikad eder. Bu noktada ilerleyen İslam taasub İslam'ı değil hakikat-i İslam'dır. Bu noktada pozitif bilimde ilerleyen batı İslam'a sahip çıkıyor. Her gün yüzlerce batılının Müslüman olması buna delildir.
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|
|
|
|
 |
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
HTML-Kodu Kapalı
|
|
|
|
WEZ Format +3. Şuan Saat: 01:34. |
|
|