 | Utanmaktan Utanan Bir Nesil Gelecek” |  |
08.10.2008, 17:01
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 05.05.2008 Yaş: 35 Mesajlar: 531 teşekkür etti: 593
357 konuda 1.027 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 22 | Utanmaktan Utanan Bir Nesil Gelecek” Utanmaktan Utanan Bir Nesil Gelecek” “Utanmıyorsan, dilediğini yap!” ikazını, bütün büyükler tekrarlamışlardır. Çünkü insanın en güzel süsü, utancından dolayı, yüzünün kızarmasıdır.
Efendimiz de (sav); “Hayâ imandandır” buyurmuştur.
İnsan, utanma duygusunu doğuştan getirir ama imanla korur ve geliştirir.
Bütün güzellikler gibi, utanmanın, iffetin, hayânın da kaynağı imandır ve bu sebeple de kadın erkek herkesin asıl değeri, doğru bir biçimde Allah’a ve ahirete inanmaktadır.
İslam imanı, bütün mensuplarını iffete ve edebe çağırır.
Allah tarafından her an görüldüğünü ve gözetildiğini bilen bir insan, yaptıklarından hesap vereceğini de bildiği için elbette ki kendisi için çizilmiş sınırlara uyar; nerede durması gerektiğini, nerede serbest olduğunu hep hesaba katar. Çünkü dünya hayatının sonunda kurulacak olan en büyük mahkemede, her halinden dolayı sorgulanacak ve en küçük iyiliğinin de, en küçük kötülüğünün de karşılığını mutlaka görecektir.
“O, Allah’ın kendisini gördüğünü bilmez mi?” (Alak; 14)
“Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde her şeyi görüp gözetendir.” (Nisa; 1)
“Nerede olursanız, O sizinle beraberdir.” (Hadid; 4)
Görürcesine bir Allah imanı ve Allah tarafından görüldüğüne kesin olarak inanmak, iffetli olmayı doğurur. Böyle bir mü’min, sürekli Cenab-ı Hakk’ın nazarına muhatap olması itibariyle hayâda, iffette, edepte derinleşir, kesintisiz bir temkin üzere yaşar.
Güzeller Güzeli (sav) şöyle buyurur: “Allah’a karşı olabildiğince hayâlı davranın! Allah’a karşı gerektiği ölçüde hayâlı olan, kafasını ve kafasının içindekileri, midesini ve midesindekileri kontrol altına alsın. Ölüm ve çürümeyi de hatırından uzak tutmasın. Ahireti dileyen, dünyanın sûrî güzelliklerini bırakır… İşte, kim böyle davranırsa, o Allah’tan hakkıyla hayâ etmiş sayılır.”
Ayıplanan şeye düşme korkusuyla, insanda hâsıl olan değişim, durum ve tavır, hayâdır.
İnsan bu duygusuyla, kötülüklerden ve çirkinliklerden uzak durur.
Tabii ki hayâ, kadın erkek her mümin içindir. Ancak yapı ve yaratılışları gereği, kadınlara daha da yakışan bir güzelliktir. Ebu Said el-Hudri der ki: “Resulullah (sav) çadırdaki bakire kızdan daha çok hayâ sahibi idi. Hoş olmayan bir şey görmüşse, biz bunu yüzünden hemen anlardık.” (Kütüb-i Sitte, c.17, s.609–611)
Efendimiz, hayâyı ahlakımızın özü olarak tarif etmiştir: “Her dinin kendine has bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı ise hayâdır.”
Hayâ, sadece kadınlara mahsus değildir. Mesela Hz. Osman (ra), hayâ timsali olarak tanınmış bir mübarek zat idi.
Hayânın en önemli sonucu, fevkalade iffetli, edepli ve namuslu olmaktır.
Kutsal’ın olmadığı yerde, utanmak; utanmanın olmadığı yerde de, iffet, edep, hayâ barınamıyor. Laikçi bir bakış açısından, sağlam bir ahlak, edep, hayâ, iffet anlayışı doğmuyor.
İşte bu yüzden, ülkemizdeki din eğitiminin perişanlığına bakarak, Rahmetli Necip Fazıl, bundan yarım asır önce, “Bu gidişle, utanmaktan utanan bir nesil gelecek!” demişti.
Kainatın en güzel melodisi...
İki hece, tek yürek atışı...
Al-lah, Al-lah, | |
| | | Görünen 6 Üyemiz asel Kardesimize Tesekkür Etmistir: | |  | |  |
08.10.2008, 17:10
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 24.10.2007 Bulunduğu yer:
İstanbul Yaş: 28 Mesajlar: 696 teşekkür etti: 952
416 konuda 934 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 21 | Dinimizde hayanın yeri çok mühimdir. Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayasızlık da imanın zayıf olduğuna alamettir. Hadis-i şerifte, (Hayanın azlığı küfürdendir) buyuruldu. Hayasız kimse, zamanla küfre kadar gidebilir. Haya, imanın esasındandır. Hayası olan Allah’tan utandığı için günahtan çekinir. İnsanlardan utanmayan Allah’tan da utanmaz. İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. İnsanlardan utananın, Allahü teâlâdan da utandığı anlaşılır. Çünkü hadis-i şerifte, (Allah’tan sakınan, insanlardan da sakınır) buyuruluyor. Hayasız olan mürüvvetsiz olur. Hazret-i Ebu Bekir, (Hayasız insan, halk içinde çıplak oturan gibidir) buyurdu.
__________________ ''Bir hayatki Sonu cennettir Sıkıntıdan ne çıkar?'' ''Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir Rahatından ne çıkar?'' “Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır. Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır. Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca, En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır..." | |
| | | Görünen 4 Üyemiz ayyüzlü Kardesimize Tesekkür Etmistir: | |  | |  |
08.10.2008, 18:23
|
#3 (permalink)
| | Üyeliği durduruldu
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 38 Mesajlar: 3.054 teşekkür etti: 583
489 konuda 769 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 0 | Herşey utanmayı kaldırmakta bitiyor. Çünkü, utanmayı kaldırdığın vakit günah normal hale gelir.
Yada belki tam tersi de doğrudur.
Dizi filimde kadın kahramanlara azıcıl dikkat edin. Ne mükemmel bir kadın, iyi bir eş, iyi bir iş kadını, iyi bir arkadş, iyi bir aşçı, kültürlü, akıllı, bilgili, görgülü. Ama oda ne dekolte giyinmiş. Mini eteği var. Arkadaşı ile bir barda içki içiyor. Sinamaya tek başına gidebiliyor.
Sonra efendim kadınlarımıza bu normal gelmeye başlıyor. Daha önce boynu gözükse utanan o hanım farkında olmadan utangaçlığı gitmiş ve dekolte elbise giymiş. Desen "ne yaptın" Der "normal , artık herkez giyiyor"
Yada diyorlar "filan eve hırsız girmiş" Diyoruz "hadi ya, tüh tüh" Bitti. Artık normalleşmeye başladı. Zira, atalarımızın ahlakını unuttuk. Uzak bir yerde küçü bir hırsızlık olsa dağ bayır çalkalanırdı.
Aynı şekilde içki. Eskide en alkolik, içkisini sokakta içmezdi. Alkolik olmayan içki içse gizlemek için elinden geleni yapardı. Ama artık ar damarı patladı. Ayda yılda bir içki içen bile artık haya etmiyor. Rahatlıkla sokakta içki içiyor.
Ben de sokata içki içen birin görsem yanımdakine diyorum "Allah ıslah etsin. Madem içiyor. Gizli içseydi. Çok ayıp!"
İnsanların günahı normal kabul etmemesi için elimden ne geliyorsa yapıyorum. Siz de öyle yapınız. Zira, bir toplumu mahf eden ve kıyameti getiren günahlar değil, günahların toplumda normalleşmesidir.
Ben kendime normalleştirmeyeceğim. | |
| | | Görünen 5 Üyemiz Duha Kardesimize Tesekkür Etmistir: | |
08.10.2008, 20:18
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 01.05.2007 Yaş: 37 Mesajlar: 520 teşekkür etti: 337
97 konuda 248 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 25 | bir insan ateşin yanına yaklaştığı zaman yanakları al al olur ve bu mesafeyi yeterli bulmayan kişi biraz daha yaklaşırsa ateşe, yüzü iyice kızarırki bu noktadan sonra ateşin karşısında durmaya devam ederse gün geçtikce kararmaya başlar ve bir gün gelir artık ateş onun suratını yakmaz hale gelir alışmıştır yüzünün karardığını dahi hissetmez ...
günahlarıda buna benzetirim ilk başta insan haya eder ve yüzü kızarır eğer bu durumdan rahatsız olup ordan uzaklaşmamışsa bir süre sonra, yüzünü bırakın taki kalbine kadar inmiştir karalık,artık günahlar onun için sıradan hale gelir.
__________________
- Sende Kimsin?
- Ben Hizmetkarım, tıpkı senin gibi!
- İyi de ben hizmetkar falan değilim.
- Düşünmeden cevap verme.
Aslında herkes hizmetkar değil mi ?
Herkes birilerine hizmet etmiyor mu?
...
| |
| | | Görünen 5 Üyemiz NUAYMAN Kardesimize Tesekkür Etmistir: | |  | |  |
08.10.2008, 21:14
|
#5 (permalink)
| | Super-Moderator
Üyelik tarihi: 19.03.2007 Bulunduğu yer:
istanbul Yaş: 35 Mesajlar: 2.504 teşekkür etti: 4.012
1.112 konuda 2.828 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 64 | Rahmetli Mehmed Akif'e Berlin’de bir Alman hanımefendi sormuş: “Siz, kadınlarınızı hiç sokağa salmazmışsınız, doğru mu?” Akif merhum demiş ki: “Hanımefendi, biz de sizin gibi acıyıp bir kere saldık dışarıya hanımları, şimdi de içeriye alamıyoruz.”
Rahmetli Akif , daha sonra, dışarıyı mekân seçenlerin akıbetini ne hazin anlatır: Hayâ sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde,
Meğer ne yüzler örtermiş bir incecik perde!
Başkasının Günahına Ağlayan Adam ünvanıyla andığımız Bediüzzaman Hazretleri, 50’li yılların başında İstanbul’a gelmiş. Tek başına çıktığı bir şehir gezisinden sonra, talebesi Abdülmuhsin el-Konavi’ye demiş ki:
“Kadınların açılıp saçılmasında, asıl suç erkeklere aittir. Baktım, tramvaya açık saçık bir kadın binince, erkekler eskiden Osmanlı paşalarına yapılan hürmeti o kadına gösteriyorlar. Bu suretle, onları daha çok açılmaya ve süslenmeye teşvik ediyorlar.” Evet, “Sebep olan, yapan gibidir.” selam ve dua ile....
__________________ İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür!.. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür... | |
| | | Görünen 5 Üyemiz samanyolu Kardesimize Tesekkür Etmistir: | |
08.10.2008, 21:22
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Kul
Üyelik tarihi: 24.10.2007 Bulunduğu yer:
İstanbul Yaş: 28 Mesajlar: 696 teşekkür etti: 952
416 konuda 934 teşekkür aldı
Downloads: 0 Uploads: 0 Tecrübe Puanı: 21 | Samanyolu bu yazıya katılmamak mümkün degil,teşekkürler
__________________ ''Bir hayatki Sonu cennettir Sıkıntıdan ne çıkar?'' ''Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir Rahatından ne çıkar?'' “Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır. Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır. Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca, En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır..." | |
| | | Bu Konu Icin ayyüzlü Kardesimize Tesekkür Edenler: | | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 03:35. | | |