Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Niye üşüyoruz ?
Alt 06.10.2008, 17:02   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
ayyüzlü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ayyüzlü isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 24.10.2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 27
Mesajlar: 604
Tesekkür Etti: 600
333 Kunu Icin 703 Tesekkür Aldı
ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 16
Standart Niye üşüyoruz ?

Bir kutup ayısı öyküsü vardır, iyi anlatamam ama şöyle:
Yavru kutup ayısı annesine sokulur ve sorar:
- Anne, senin annen de kutup ayısı mıydı?
- Evet yavrucuğum.
- Peki onun annesi?
- Evet yavrucuğum.
- Peki anne, babamın annesi babası da kutup ayısı mıydı?
- Evet yavrum.
- Peki onların anne babası da mı?
- Evet yavrum. Nedir bu merak, niye soruyorsun? Bizim sülalemiz binlerce yıldır kutup ayısıdır.
Yavru kutup ayısı biraz daha sokulur annesine ve der ki:
- Ama anne, üşüyorum!


İklimden, üşümekten, mevsimden, “mevsimlerin insana yaptığı fenalıklardan” ne zaman söz açılsa, yavru kutup ayısı sorularıyla, “ama anne...” deyişiyle, “üşüyorum” vurgusuyla gelir oturur karşıma.
Her fırsatta, herkese bu sevimli öyküden söz etmekten kendimi alamam.
Üşüyoruz ve sebepsiz sanıyoruz üşümelerimizi.
Vakt-i evvelde yalnız üşürdük. Şimdi, topluca üşüyoruz. Bahara rağmen üşüyoruz. Nisan bile üşütüyor.
Ellerimiz, eldivenlerimiz, kar başlıklarımız bile üşüyor.
Paylaşsaydık mevsimleri, iklimleri, kalın bir çizgi çekmeseydik “öteki”yle aramıza, üşümezdik.
Kalın bir duvar örmeseydik, soluğumuz yeterdi hepimizi ısıtmaya.
Lakin, ötekinden kendimizi sorumlu saymadık.
Canımız yanıncaya kadar feryat etmedik, etmiyoruz.
Çığlıklar, şikayetler, itirazlar çoğaldı, bakın. Hem üşüdük hem oksijensiz kaldık birlikte.
Birlikte; yani ben, sen, öteki...
Peki ama, kendi evimizde, kendi yurdumuzda, kendi yuvamızda niye üşüyoruz.
Belki de yanlış sorular üşütüyor, kim bilir.
Yanlış sorulara bulduğumuz yanlış cevaplar üşütüyor olmasın.
Doğru soru, “niye üşüyoruz?” olmalıydı.
Oysa yanlış soru yanlış cevaba bizi mecbur bırakıyor.
Doğru cevap doğru sorunun içinde. Doğru soru ise yanıbaşımızda.
Ama, yitiğimizi yitirdiğimiz yerde aramıyoruz; insanız işte!
İnsanız, unutuyoruz. Teşekkür etmiyoruz, kendi hakkımız görüyoruz iyiliği.
Şükretmiyoruz, tabii hakkımız görüyoruz nimeti.
Padişahın ziyafetinde garsona teşekkür ediyoruz da, padişaha teşekkür etmiyoruz.
__________________
''Bir hayatki Sonu cennettir
Sıkıntıdan ne çıkar?''

''Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir
Rahatından ne çıkar?''




“Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır.
Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır.
Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca,
En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır..."
  Alıntı ile Cevapla
Bu Konu Icin ayyüzlü Kardesimize Tesekkür Edenler:
bekir (06.10.2008)

Alt 06.10.2008, 17:03   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
ayyüzlü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ayyüzlü isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 24.10.2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 27
Mesajlar: 604
Tesekkür Etti: 600
333 Kunu Icin 703 Tesekkür Aldı
ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)ayyüzlü Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 16
Standart

İnsanız, sıkılıyoruz, arada bir üşüyoruz.
Sıcacık bir merhabada teselli arıyoruz. Sıcacık bir merhaba arıyoruz ısınmak için.

Dün, bir merhabanın, bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardı. Dile kolay kırk yıl!.. Ya şimdi?
Şimdi üşüyoruz, merhabasız, kahvesiz, köpüksüz üşütüyoruz.
Dün, eller kalbin üzerine konur ve cemaate rahmet dilenirdi. Şöyle:
- Selamün aleyküm, rastgele. Ya da:
- Selamün aleyküm, bereketli olsun.
- Ve aleyküm selam, merhaba!
- Merhaba, cemaate rahmet.
“Siftah senden, bereket ’tan”dı ticaret sabahının ilk sözü.
“ bereket versin”di son söz. “Bereketini gör”dü karşılığı.

Ne hoş, ne muhteşem gelenekti. Bir yerlerde yaşıyor mudur şimdi? Yaşıyordur, kim bilir.
Sıcak bir merhaba: “Benden size zarar gelmez, emin olun benden” anlamındaydı.
Karşı merhabanın anlamı da aynı: “Sen de bizden emin ol.”
Vakt-i evvelde “merhabamız vardır” sözü, “güvenilir insandır” anlamınaydı.
Ve her güzel temenninin, her özel duanın ardından “ecmain” denirdi.
“Ecmain”, yani: “cümlemiz.”
“Ecmain”, “Ümmet-i Muhammed”ti.
Biz bıraktık, ecmain de bizi bıraktı. Güzel temenniler, özel dualar da.
Dilimizi dönüştürdük, ecmain çevremiz oldu. Çevremiz, yani müşterimiz. Velinimetimiz.
Ama bakın, nasıl da bizi yalnız bırakıyor çevremiz, müşterimiz, velinimetimiz.
Söz senet olmaktan çıkınca, merhabalar aşınıyor. Çekler, senetler dönüyor.
Önce içi boşalıyor merhabanın, ardından kesiliyor bıçak gibi.
Öyle ya, karşılıksız merhabayı kim ne yapsın? Öyle ya, esas kriz bu değil mi?
Dostsuz, merhabasız kalınca krize giriyor, üşüyoruz.
“Ağustosta balta kesmez buz” oluyoruz. Kimseye içimizi açamıyor, sırrımızı paylaşamıyoruz.
Saçaksız, sığınaksız, şemsiyesiz, korunaksız kalıyoruz.
İçimize, dışımıza kapanıyoruz, kimse çözemiyor şifremizi. Kimseyi çözemiyoruz.
***
İnsanız, yoksullaşıyor, yalnızlaşıyoruz.
“Teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda” oluyoruz. İnsanız işte.
Modern zamanlardayız. Rekabet çağındayız. Tüketici ve üreticiyiz.
Eski yalın dünyamızdaki yalın sözler yetmiyor teselliye.
“Bir elin verdiğini ötekinden gizleme” ilkesi, yerini bir elin verdiğini bütün eller alkışlayacak şartına bıraktı. Teşhir ve reklam çağındayız. Herkes her şeyin bilinmesini istiyor; herkes, her şeyin.
“Sırrını sır edene aşk olsun/ sırrını faş edene yuh!” demiş Mevlâna.
Ama, çağdaş medeniyet “mahremiyet”i yollara döktü, “sır” fâş oldu.
Eski yalın cümleler dar geliyor dünyamıza. Denizler, havalar, karalar dar geliyor arzumuza.
Borsa, repo, tefeci, banker çağında “çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz” sözü demode artık.
Doğrudur, “Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştayız”, Akşemseddin’in yaşına erenler de var aramızda, ama biz peynir gemisini karada yürütüyoruz. Hem sözle yürütüyoruz. Anadoluhisarı’ndan Rumelihisarı’na, oradan Haliç’e... İthalat, ihracat yapıyoruz. Export, import ticaret.
Güçlü, daha güçlü olmamız öğütleniyor sürekli. Öğütlenmiyor, emrediliyor.
- Peki nedenmiş o?
- Çünkü, daha güçlü olacağız ki, daha güçlü olalım.
“Mutlaka izleyin”, “mutlaka alın”, “mutlaka biriktirin”, “sakın kaçırmayın” direktifleri alıyoruz her gün, her an.
Melek değiliz, etkileniyoruz, “mutlaka” değilse de izliyor, alıyoruz.
Alıyor, izliyor, biriktiriyoruz. Peki niye? Güçlü olalım diye.
Alttan ve üstten ısıtmalı apartmanlarımızda, villalarımızda Hz. Ebubekir’in cömertliğinden söz ediyoruz.
Böyle yapıyoruz, sonra da üşüyoruz.
Üşürüz tabii. İki yanlı zatürree, tüberküloz bile oluruz.
“Selamı yaymakla” emr olunduk ki, yeryüzü üşümesin...


Alıntıdır
__________________
''Bir hayatki Sonu cennettir
Sıkıntıdan ne çıkar?''

''Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir
Rahatından ne çıkar?''




“Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır.
Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır.
Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca,
En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır..."
  Alıntı ile Cevapla
Folgende 3 Benutzer sagen Danke zu ayyüzlü für den nützlichen Beitrag:
bekir (06.10.2008), hilal (06.10.2008), samanyolu (06.10.2008)

Üşüyoruz
Alt 16.11.2008, 19:33   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
asel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
asel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 05.05.2008
Yaş: 34
Mesajlar: 240
Tesekkür Etti: 226
113 Kunu Icin 288 Tesekkür Aldı
asel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyor
Tecrübe Puanı: 6
Standart Üşüyoruz

Üşüyoruz

Click the image to open in full size.
Üşüyoruz ve Sebepsiz Sanıyoruz Üşümelerimizi.
Vakt-i evvelde yalnız üşürdük. Şimdi, topluca üşüyoruz. Bahara rağmen üşüyoruz. Nisan bile üşütüyor.
Ellerimiz, eldivenlerimiz, kar başlıklarımız bile üşüyor.
Paylaşsaydık mevsimleri, iklimleri, kalın bir çizgi çekmeseydik ötekiyle aramızda,üşümezdik.....
Kalın bir duvar örmeseydik, soluğumuz yeterdi hepimizi ısıtmaya.
Lâkin, ötekinden kendimizi sorumlu saymadık.
Canımız yanıncaya kadar feryat etmedik, etmiyoruz.
Çığlıklar, şikayetler, itirazlar çoğaldı, bakın. Hem üşüdük hem oksijensiz kaldık birlikte.

Birlikte; yani ben, sen, öteki…Peki ama, kendi evimizde, kendi yurdumuzda, kendi yuvamızda niye üşüyoruz.
Belki de yanlış sorular üşütüyor, kim bilir.
Yanlış sorulara bulduğumuz yanlış cevaplar üşütüyor olmasın.
Doğru soru, “niye üşüyoruz?” olmalıydı.
Oysa yanlış soru yanlış cevaba bizi mecbur bırakıyor.
Doğru cevap doğru sorunun içinde. Doğru soru ise yanı başımızda.
Ama, yitiğimizi yitirdiğimiz yerde aramıyoruz; insanız işte!
İnsanız, unutuyoruz. Teşekkür etmiyoruz, kendi hakkımız görüyoruz iyiliği.
Şükretmiyoruz, tabii hakkımız görüyoruz nimeti.
Padişahın ziyafetinde garsona teşekkür ediyoruz da, padişaha teşekkür etmiyoruz.
İnsanız, sıkılıyoruz, arada bir üşüyoruz.
Sıcacık bir merhabada teselli arıyoruz. Sıcacık bir merhaba arıyoruz ısınmak için.

Dün, bir merhabanın, bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardı. Dile kolay kırk yıl!.. Ya şimdi?
Şimdi üşüyoruz, merhabasız, kahvesiz, köpüksüz üşütüyoruz.

Dün, eller kalbin üzerine konur ve cemaate rahmet dilenirdi. Şöyle:
- Selamûn Aleykûm, rastgele. Ya da:
- Selamûn Aleykûm, bereketli olsun.
- Ve Aleykûm Selam, Merhaba..!
- Merhaba, cemaate rahmet.
- “Siftah senden, bereket Allah’tan (c.c.)”dı ticaret sabahının ilk sözü.
- “Allah (c.c.) bereket versin”di son söz. “Bereketini gör”dü karşılığı.
Ne hoş, ne muhteşem gelenekti. Bir yerlerde yaşıyor mudur şimdi? Yaşıyordur, kim bilir.
Sıcak bir merhaba:Benden size zarar gelmez,emin benden anlamındaydı.Karşı merhabanında anlamıda aynıydı..sende bizden emin ol...
Vakt-i evvelde merhabamız vardır sözü güvenilir insandır anlamındaydı ve her güzel temenninin,her özel duanın ardından..ecmain...denirdi..Ecmain...yani cümlemiz...Ümmeti Muhammed'ti....

Biz bıraktık, ecmain de bizi bıraktı. Güzel temenniler, özel duâlar da.
Dilimizi dönüştürdük, ecmain çevremiz oldu. Çevremiz, yani müşterimiz. Velinimetimiz.
Ama bakın, nasıl da bizi yalnız bırakıyor çevremiz, müşterimiz, velinimetimiz.
Söz senet olmaktan çıkınca, merhabalar aşınıyor. Çekler, senetler dönüyor.
Önce içi boşalıyor merhabanın, ardından kesiliyor bıçak gibi.
Öyle ya, karşılıksız merhabayı kim ne yapsın? Öyle ya, esas kriz bu değil mi?
Dostsuz, merhabasız kalınca krize giriyor, üşüyoruz.Ağustosta balta girmez buzoluyoruz. Kimseye içimizi açamıyor, sırrımızı paylaşamıyoruz.
Saçaksız, sığınaksız, şemsiyesiz, korunaksız kalıyoruz.
İçimize, dışımıza kapanıyoruz, kimse çözemiyor şifremizi. Kimseyi çözemiyoruz.
İnsanız, yoksullaşıyor, yalnızlaşıyoruz.
Teselliden nasibimiz yok hazan ağlar baharımızda oluyoruz...insanız işte..Modern zamanlardayız.Rekabet çağındayız.Tüketici ve üreticiyiz.....Eski yalın dünyamızdaki yalın sözler yetmiyor teselliye......
Bir elin verdiğini ,öteki elden gizleme..ilkesi yerini,bir elin verdiğini bütün eller alkışlayacak şartına bıraktı.Teşhir ve reklam çağındayız.Herkes her şeyin bilinmesini istiyor,herkes herşeyin......Sırrını sır edene aşk olsun/sırrını faş edene yuh olsun....demiş Hz.Mevlana....

..Ama, çağdaş medeniyet mahremiyeti yollara döktü,sır faş oldu...*Eski yalın cümleler dar geliyor dünyamıza.Denizler,karalar dar geliyor arzumuza....Borsa ,repo,tefeci,banker çağında çoksöz yalansız,çok mal haramsız ..olmaz sözü demode artık......Doğrudur,Fatihin İstanbulu feth ettiği yaştayız.Akşemsettin yaşına erenler var aramızda,ama biz peynir gemisini karada yürütüyoruz,Anadolu hisarından,*Rumeli hisarına,oradan Haliç'e...İthalat,ihracat yapıyoruz.Eksport,import ticaretGüçlü, daha güçlü olmamız öğütleniyor sürekli. Öğütlenmiyor, emrediliyor.
- Peki nedenmiş o?
- Çünkü, daha güçlü olacağız ki, daha güçlü olalım.
“Mutlaka izleyin”, “mutlaka alın”, “mutlaka biriktirin”, “sakın kaçırmayın”,direktifleri alıyoruz her gün,her an....Melek değiliz,etkileniyoruz...mutlak... değilse de izliyor, alıyoruz…
Alıyoruz…. eğer ki ortada bir hak varsa, en öncelikli olarak o hakkın kendimizde olduğunu düşünerekten,
Alıyor, izliyor, biriktiriyoruz. Peki niye? Güçlü olalım diye…!
Alttan ve üstten ısıtmalı apartmanlarımızda, villalarımızda Hz. Ebubekir’in cömertliğinden söz ediyoruz.
Böyle yapıyoruz, sonra da üşüyoruz.
Üşürüz tabii. İki yanlı zatürree, tüberküloz bile oluruz.
“Selamı yaymakla” emr olunduk ki, yeryüzü üşümesin.

Selâm ve Duâ ile..

ALINTI
__________________
Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap! Aleyhine de olsa hakkı söyle!
  Alıntı ile Cevapla
Folgende 4 Benutzer sagen Danke zu asel für den nützlichen Beitrag:
ayyüzlü (16.11.2008), bekir (16.11.2008), samanyolu (16.11.2008), yelken06500 (16.11.2008)

Alt 16.11.2008, 20:21   #4 (permalink)
Super Moderator
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 45
Mesajlar: 3.251
Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.313 Tesekkür Aldı
bekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

Bu çok nadide paylaşım için "Allah razı olsun..."
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila



Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol,
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...


sadece bir kul


  Alıntı ile Cevapla
Bu Konu Icin bekir Kardesimize Tesekkür Edenler:
asel (16.11.2008)
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim



WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:01.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger