Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Allaha kulluğu neden unuttuk?
Alt 06.07.2008, 01:09   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
hilal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
hilal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 03.06.2008
Yaş: 30
Mesajlar: 463
Tesekkür Etti: 782
234 Kunu Icin 584 Tesekkür Aldı
hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)hilal Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 12
Standart Allaha kulluğu neden unuttuk?

İnsan emanetçi iken emanet edilenleri kendi malı zannetti. Bunca nimeti verene şükür etmesi gerekirken sırtını döndü. Çünkü insan kendine ve dolayısıyla Rabbine yabancılaştı. İnsan; mahlukatın en şereflisi, yani biz. Evet insan halife olarak yaratılmıştı yeryüzüne, varlık tesbihinin imamesi kabul edilmişti ve her şey onun emrine verilmişti. Yağmuruyla güneşiyle, ağacıyla meyvesiyle tam bir düzen içinde yaratılan dünyaya baş aktör seçilmişti. Her şey onun istifadesine sunulmuştu. İnsan her şeyden istifade edecek ve yararlanacaktı. Zira o düşünen tek varlıktı ve düşündüğü için vardı; çünkü ancak düşüncesi ile var olabilirdi. Rabb’i insanı görünür görünmez bunca nimetle donatmıştı. Ve insan imtihandaydı. Sabır, şükür ve dua insana en çok yakışandı; varlıkta şükredecek, yoklukta sabredecek ve yüzünü daima Rabb’ine dönecekti. Nimetlerden istifade edecek ama sahiplenmeden ve nimeti vereni unutmadan. Nankör olmayacaktı, hele zalim asla! Kendini bilecekti; çünkü nefsini bilen, Rabb’ini bilirdi. Yaratılan her şeyi sevecekti Yaratan’dan ötürü. Her şeye merhamet gösterecek ve rahmet soluklayacaktı. ALLAH’ın kendisine bahşettiğini ALLAH’tan saklamayacak ve O’nun yolunda sarf edecekti. Bilecekti bir fani olduğunu ve ölümün yanı başında dolaştığını ve bilecekti ecelinin emellerini çepeçevre sardığını. Hiçbir şey kalıcı değildi bu âlemde. Her doğan ölürdü elbet. Unutmayacaktı kul olduğunu. Peki ne olmuştu da insan böylesine değişmişti. Rabb’ine itaat edecekken Rablik iddiasına düşmüştü. Yağmurunu yağdıramadığı, güneşini doğduramadığı bir dünyada nasıl yağmura ve güneşe, sahip olmadığı bunca eşyaya sahiplik cüretinde bulunmuştu. Hele emanetçi iken emanetleri kendi malı gibi bilip hak iddiasında bulunmak da nereden çıkmıştı? Değil mi ki dağlar taşlar ve uçan kuşlar o emaneti yüklenmekten kaçınmıştı. Yine değil mi ki o yokken her şey vardı ve yok olduktan sonra da her şey var olacaktı. Yine nasıl olur da insan yazılmış bir senaryoda yalnızca bir aktörken kalkıp da senaristini (Rabb’ini) tanımaz. Ve O’nun verdiği rolün ve görevin dışına çıkabilir. Hiç düşünmez mi insan bir gün yaptıkları sebebiyle azledilebileceğini ve kapı dışarı edileceğini. Ve insana en çok yakışan sabır varken bu öfke ve kin niye? Görünür görünmez bunca nimetlere şükür gerekirken nimeti verene sırt dönüp nankörlük etmek niçin? Ve bu kadar aciz iken, fakirken ve ihtiyaç içerisinde iken ve de çevremizde birçok olumsuzluklar belalar ve fitneler mevcutken her şeye gücü yeten merhametlilerin en merhametlisi Rahman ve Rahim olan ALLAH’a dua dua yalvarıp yakarmamak, kapısında el pençe olmamak niye? Açlık-tokluk, fakirlik-zenginlik, iyilik-kötülük, yaşam-ölüm her an yanıbaşımızda iken bu pervasızlık ve vurdumduymazlık da ne oluyor? Ve insan özünden uzaklaştı. Kendine ve neticede Rabb’ine yabancılaştı. ALLAH’a hakkı ile kul olmayınca nefsine ve onun efendisi şeytana hizmetçi oldu. Velhasıl insanlıkta topyekün bir yozlaşma ve çığırtkanlık başgösterdi. Savaşlar aldı başını çoluk-çocuk, yaşlı-aciz ayırt edilmez oldu. Terör bir veba gibi sardı ortalığı. Zulmün kesafeti dünyanın aydınlık yüzünü kararttı. Yaşamın her alanını yolsuzluklar ve yoksulluklar kuşattı. Kimi nimetler içinde yüzerken kimileri açlıktan hayata gözlerini yumdu. Sabır, şükür ve dua yerini kine, öfkeye, nefrete ve zulme bıraktı. Sevgisizlik ve bencillik egemen oldu dünyaya. Menfaatler her şeyden âli tutuldu. İyilikler ve güzelliklere ait ne varsa teker teker çıkmaya başladı lügatlerimizden ve onların yerini insanın özüne yabancı kavramlar boş bırakmadı. Şiddet ve kavga rağbet görürken insanlık adına her ne varsa dibe vurdu. Umudumuz, gecenin en karanlık olduğu anda ortaya çıkan fecrin ilk parıltılarının aydınlık geleceğin en büyük müjdecisi olmasıdır. Ufukta ışığı görenlerden ve o ışığa doğru hızla pervaz edenlerden olmaya çalışalım.


alıntı
__________________
GÜL'Ü kokladım terindir diye,
Seyrine daldım yüzündür diye,
Yaprağına dokundum tenindir diye,
Ben GÜL' e vuruldum SANA benziyor diye! YA RESULALLAH
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
lale allaha açılır samanyolu Islami Resimler 0 21.02.2008 20:40
Unuttuk.. Müştak Şiirler 3 25.07.2007 12:05
Pek Cok Ilim Adami Neden Allaha Inanmiyor alptraum Genel Islam Konular 3 12.02.2007 19:00



WEZ Format +2. Şuan Saat: 05:12.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger