Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Edebiyat > Hikayeler & Hisseli Kıssalar

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Konuş ey Aişe içimiz ferahlasın
Alt 29.06.2008, 22:47   #1 (permalink)
Moderator
 
samanyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
samanyolu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 19.03.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 33
Mesajlar: 1.110
Tesekkür Etti: 46
38 Kunu Icin 103 Tesekkür Aldı
samanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacansamanyolu Artık ünlü biri... o bir isik sacan
Tecrübe Puanı: 8
Standart Konuş ey Aişe içimiz ferahlasın

BUNDAN 1400 küsur sene önceydi. ALLAH’ın Resulü bir meseleden dolayı üzgündü. Ağır adımlarla “hane-i saadetlerine” doğru ilerliyordu. Bu, günümüze göre çok fakir saadet evinin kapısını zevceleri Hz Ayşe açtı. Yüzündeki tebessümle Peygamberi içeriye aldı. Selamdan sonra ALLAH’ın elçisi Hz Ayşe’ye yanından ayrılmamasını söyledi. Hz. Ayşe yanına oturdu.

“Konuş ey Ayşe dedi Peygamber! Konuş da biraz içimiz ferahlasın!”

Ve Ayşe konuşmaya başladı. ALLAH’ın rahmetinden, merhametinden, Peygamberin şefkatinden, dünyanın faniliğinden bahsetti. O konuştukça Peygamberin üzüntüsü dağıldı, yüzüne bir tebessüm geldi, ferahladı. Rabbine şükretti…

Yıl 2008. Peygamber ümmetinden Mehmet Bey’in işyerinde canı sıkılmıştı. Yeni aldığı Opel marka arabasıyla evinin önüne geldiğinde park yerinin dolu olduğunu gördü. Canı bir daha sıkıldı. Arabayı kaldırımın kenarına park ederken söyleniyordu. Onuncu kattaki dairesine çıkarken asansör de çok ağır işliyordu. Sonra kapıyı çaldı. Sıcak bir tebessümle hanımı açtı kapıyı. Yemek hazırlıyordu. O da ne yine çocuklar ayakkabılarını evin kapısında bırakmışlar, dolaba almamışlardı. “Nerede bu çocuklar?” diye sordu hanımına. Daha sonra da içerideki çocuklarını çağırıp bir güzel fırçaladı. Zaten her zaman böyle yapıp ayakkabılarını dışarıda bırakıyorlardı. Etraf da hırsız kaynıyordu ve Mehmet Bey o ayakkabılara bir sürü para saymıştı.

Mehmet Bey içeriye girince “kurt gibi açım dedi. Sofrayı hemen hazırla da yiyelim:”

“Ben sofrayı hazırlıyorum, on beş dakikaya kadar yemek de pişer” dedi hanımı. Mehmet Bey kızgınlıkla baktı hanımına: “ Ben bütün gün iş yerinde bir sürü şeyle uğraşıyorum, kaç tane adamın derdini çekiyorum, sen bir türlü ben gelmeden şu yemeği yetiştiremiyorsun” dedi. O lavaboda ellerini yıkayıp üstünü değişinceye kadar hanımı yemeği yetiştirememesi hakkında pek çok mazeret sıraladı. Yemeği biraz da bu fırçalar yüzünden kös kös yediler. Sadece çocuklar aralarında bir iki atıştı. Bu çeşit çeşit yiyeceklerin bulunduğu sofrada pek iştahları da kalmamıştı.

Alelacele televizyonun başına oturdu Peygamber ümmetinden Mehmet Bey. Zira ekonomi yine kötü gidiyordu. Borsadaki küçük yatırımı yüzde otuz değer kaybetmişti. Döviz çıkıyordu. Nasıl da ekonomideki bahar havasına aldanıp dövizdeki parasını borsaya yatırmıştı? İşyerinde durmadan borsayı öven arkadaşını hatırladı kızgınlıkla. Neyse ki başbakan her şeyin kontrol altında olduğunu söylüyordu. Mutfakta işini bitiren hanımı elinde çay tepsisi ile odaya geldi. Çocuklar ders çalışmaya gittiler. Hanımı az önceki olumsuz havayı dağıtmalıydı. Çay içerken biraz havadan sudan bahsetti. Mehmet Bey’in bir kulağı televizyondaydı, bir kulağı hanımında. (Nasıl oluyorsa!) Hanımı birkaç defa “beni dinliyor musun” diye sordu. “tabi tabi dedi Mehmet Bey, istersen son söylediğini tekrar edebilirim”

Biraz sonra yemeğin verdiği rehavetle Mehmet Bey iyice uzandı. Televizyonla hanımı arasında gidip gidip gelmekten de iyice bıkmıştı. Onun gevşediğini fark eden hanımı kafasındaki bambayı patlattı:

- Biliyor musun x şirketi buzdolabını, çamaşır ve bulaşık makinesini ayda yüz liraya veriyormuş.

- İyi bizde bunların üçü de var.

- Olur mu, bak karşıdaki Selda Hanımlar üçünü de değiştirdiler. Her şeyleri yep yeni oldu. Bizim bulaşık makinası öldü ölecek. Buzdolabı da artık yetmiyor. Çocuklar büyüdü. Çamaşır makinesı da çok enerji yakıyor. Şöyle A sınıfı bir şey alalım da elektrikten tasarruf edelim. Bunları da veririz bir fakire, sevap işleriz. Bak zaten….

Mehmet Bey’in kafası karıncalaşmaya başlamıştı. Artık iki kulağı ile hanımını ve televizyonu takip edemez olmuştu. Oysa her ikisi de mütemadiyen konuşuyor ve bir şeyler anlatıyordu. Kendi kendine söylendi

- Sus be Ayşe ya! Sus da biraz içimiz rahatlasın. Ne bu böyle her gün dır dır dır…”

Tabii ki bu sözü Ayşe Hanım duymadı. O hâlâ konuşmasına devam ediyordu. Bu cümleyi 1400 küsur sene önce hanımına “Konuş ey Ayşe!” diyen Peygamber’i duyan melekler işitti. Sonra da yüzyıllar önce hanımına “Konuş ey Ayşe içimiz ferahlasın, diyen bir Peygamberin ümmetinin bugün nasıl olup da, sus ey Ayşe, sus da biraz içimiz açılsın” noktasına geldiklerine şaşırıp durdular..
__________________
Verirler ben acizim,kudret senin dedikçe
Verenin şanı büyük,sen iste istedikçe
  Alıntı ile Cevapla

Alt 30.06.2008, 10:59   #2 (permalink)
Üye
 
hilal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
hilal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 03.06.2008
Yaş: 30
Mesajlar: 153
Tesekkür Etti: 53
17 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
hilal Azimli ve iradelihilal Azimli ve iradeli
Tecrübe Puanı: 1
Standart

çok güzel bir paylaşım Allah razı olsun.
__________________

  Alıntı ile Cevapla

Alt 30.06.2008, 14:02   #3 (permalink)
Üye
 
ayyuzlu26 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ayyuzlu26 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 24.10.2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 27
Mesajlar: 142
Tesekkür Etti: 16
6 Kunu Icin 14 Tesekkür Aldı
ayyuzlu26 Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 1
Standart

Şaşılır elbet !
insanlar degişti,gelenkler degişti degerlerin yerini şimdi başka etkenler aldı
__________________

''CÜMLELER DOĞRUDUR SEN DOGRU İSEN
DOĞRULUK BULUNMAZ SEN EĞRİ İSEN''



Gün Gündür Gün Bugün'dür
Günü Gün Olduğu İçin Degil
Günü Allah Rızası İçin Yaşa
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20.07.2008, 12:24   #4 (permalink)
Yeni Üye
 
Ebu CENDELL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 19.07.2008
Bulunduğu yer: islambol
Yaş: 36
Mesajlar: 46
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Ebu CENDELL Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

evet arkadaşlar demekki günümüzde her insan evlilikte biraz dertli.hz.peygamber(sav)bizlere örnek olmuş ama bizler ona hakkıyla ümmet olamamışız.kadın ve erkek islamda aile konularını malesef bilmiyorlar bilmiyoruz.peki birden fazla evli olsaydık acep halimiz ne olurdu!
__________________
KIYAM GÜNÜNÜN O EN YAKIN BULUŞMA ANINDA
BİR KURŞUN İLE TOPRAĞA ÇAKILSIN BEDENİM
BİRDAHA O YERDEN KALKMAMACASINA

ÖNCE BİR DAMLAKANIM DÜŞSÜN TOPRAĞA
AKACAK TEMİZ KANLARIN HABERCİSİ OLSUN
VE ARDINDAN ILIK BİR TİTREMEYLE
BÜTÜN DAMARLARIM BOŞALSIN YAĞMUR YERİNE
Kİ DAHA GÜZEL GÜNLER YEŞERSİN O TOPRAKLARDAN
DAHA GÜZEL CANLAR BENDEN BU YOLA KURBAN
AĞITLAR YAKILMASIN ARDIMDAN BİLİNSİN YÜREKLERE İŞLENSİN
YALNIZ ALLAH İÇİN YAŞANSIN VE ÖLÜM
ÖLÜMDE YALNIZ ALLAH İÇİN OLSUN
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20.07.2008, 13:50   #5 (permalink)
Tercübeli Üye
 
yelken06500 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
yelken06500 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.09.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 687
Tesekkür Etti: 1
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
yelken06500 Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 1
Standart

Alıntı:
samanyolu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
BUNDAN 1400 küsur sene önceydi. ALLAH’ın Resulü bir meseleden dolayı üzgündü. Ağır adımlarla “hane-i saadetlerine” doğru ilerliyordu. Bu, günümüze göre çok fakir saadet evinin kapısını zevceleri Hz Ayşe açtı. Yüzündeki tebessümle Peygamberi içeriye aldı. Selamdan sonra ALLAH’ın elçisi Hz Ayşe’ye yanından ayrılmamasını söyledi. Hz. Ayşe yanına oturdu.

“Konuş ey Ayşe dedi Peygamber! Konuş da biraz içimiz ferahlasın!”

Ve Ayşe konuşmaya başladı. ALLAH’ın rahmetinden, merhametinden, Peygamberin şefkatinden, dünyanın faniliğinden bahsetti. O konuştukça Peygamberin üzüntüsü dağıldı, yüzüne bir tebessüm geldi, ferahladı. Rabbine şükretti…

Yıl 2008. Peygamber ümmetinden Mehmet Bey’in işyerinde canı sıkılmıştı. Yeni aldığı Opel marka arabasıyla evinin önüne geldiğinde park yerinin dolu olduğunu gördü. Canı bir daha sıkıldı. Arabayı kaldırımın kenarına park ederken söyleniyordu. Onuncu kattaki dairesine çıkarken asansör de çok ağır işliyordu. Sonra kapıyı çaldı. Sıcak bir tebessümle hanımı açtı kapıyı. Yemek hazırlıyordu. O da ne yine çocuklar ayakkabılarını evin kapısında bırakmışlar, dolaba almamışlardı. “Nerede bu çocuklar?” diye sordu hanımına. Daha sonra da içerideki çocuklarını çağırıp bir güzel fırçaladı. Zaten her zaman böyle yapıp ayakkabılarını dışarıda bırakıyorlardı. Etraf da hırsız kaynıyordu ve Mehmet Bey o ayakkabılara bir sürü para saymıştı.

Mehmet Bey içeriye girince “kurt gibi açım dedi. Sofrayı hemen hazırla da yiyelim:”

“Ben sofrayı hazırlıyorum, on beş dakikaya kadar yemek de pişer” dedi hanımı. Mehmet Bey kızgınlıkla baktı hanımına: “ Ben bütün gün iş yerinde bir sürü şeyle uğraşıyorum, kaç tane adamın derdini çekiyorum, sen bir türlü ben gelmeden şu yemeği yetiştiremiyorsun” dedi. O lavaboda ellerini yıkayıp üstünü değişinceye kadar hanımı yemeği yetiştirememesi hakkında pek çok mazeret sıraladı. Yemeği biraz da bu fırçalar yüzünden kös kös yediler. Sadece çocuklar aralarında bir iki atıştı. Bu çeşit çeşit yiyeceklerin bulunduğu sofrada pek iştahları da kalmamıştı.

Alelacele televizyonun başına oturdu Peygamber ümmetinden Mehmet Bey. Zira ekonomi yine kötü gidiyordu. Borsadaki küçük yatırımı yüzde otuz değer kaybetmişti. Döviz çıkıyordu. Nasıl da ekonomideki bahar havasına aldanıp dövizdeki parasını borsaya yatırmıştı? İşyerinde durmadan borsayı öven arkadaşını hatırladı kızgınlıkla. Neyse ki başbakan her şeyin kontrol altında olduğunu söylüyordu. Mutfakta işini bitiren hanımı elinde çay tepsisi ile odaya geldi. Çocuklar ders çalışmaya gittiler. Hanımı az önceki olumsuz havayı dağıtmalıydı. Çay içerken biraz havadan sudan bahsetti. Mehmet Bey’in bir kulağı televizyondaydı, bir kulağı hanımında. (Nasıl oluyorsa!) Hanımı birkaç defa “beni dinliyor musun” diye sordu. “tabi tabi dedi Mehmet Bey, istersen son söylediğini tekrar edebilirim”

Biraz sonra yemeğin verdiği rehavetle Mehmet Bey iyice uzandı. Televizyonla hanımı arasında gidip gidip gelmekten de iyice bıkmıştı. Onun gevşediğini fark eden hanımı kafasındaki bambayı patlattı:

- Biliyor musun x şirketi buzdolabını, çamaşır ve bulaşık makinesini ayda yüz liraya veriyormuş.

- İyi bizde bunların üçü de var.

- Olur mu, bak karşıdaki Selda Hanımlar üçünü de değiştirdiler. Her şeyleri yep yeni oldu. Bizim bulaşık makinası öldü ölecek. Buzdolabı da artık yetmiyor. Çocuklar büyüdü. Çamaşır makinesı da çok enerji yakıyor. Şöyle A sınıfı bir şey alalım da elektrikten tasarruf edelim. Bunları da veririz bir fakire, sevap işleriz. Bak zaten….

Mehmet Bey’in kafası karıncalaşmaya başlamıştı. Artık iki kulağı ile hanımını ve televizyonu takip edemez olmuştu. Oysa her ikisi de mütemadiyen konuşuyor ve bir şeyler anlatıyordu. Kendi kendine söylendi

- Sus be Ayşe ya! Sus da biraz içimiz rahatlasın. Ne bu böyle her gün dır dır dır…”

Tabii ki bu sözü Ayşe Hanım duymadı. O hâlâ konuşmasına devam ediyordu. Bu cümleyi 1400 küsur sene önce hanımına “Konuş ey Ayşe!” diyen Peygamber’i duyan melekler işitti. Sonra da yüzyıllar önce hanımına “Konuş ey Ayşe içimiz ferahlasın, diyen bir Peygamberin ümmetinin bugün nasıl olup da, sus ey Ayşe, sus da biraz içimiz açılsın” noktasına geldiklerine şaşırıp durdular..
sakın o dönemlerde buzdolabı ,çamaşır makinası,bulaşık makinesi vs olmadığından bu noktaya gelmiş olmasınlar zira bu işleri o zamanlar hanımlar yaptıkları için konuşmaya vakit bulamıyor olabilirler!!!
__________________
Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede?
Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 25.07.2008, 11:16   #6 (permalink)
Yeni Üye
 
talha tun isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 20.07.2008
Yaş: 18
Mesajlar: 1
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
talha tun Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

evet gerçektende aile ilişkileri şimdi çok vehim.islami bir yaşm olmadığı sürecede muvehimlik devam edecek. allah hepimize peygamber efendimizin ahalakını versin
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Konuş Ya Aişe!! alptraum Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz 2 17.09.2007 20:09
içimiz daralınca Uhud dağı Oku - Düşün - Anla 0 11.09.2007 19:53
Sen Konuş... ebedi Mizah / Eğlence / Fıkra 2 27.05.2007 12:17
Hz. Aişe Annemize Bir Mektup hüma-gül Genel Islam Konular 0 12.05.2007 14:31
Hz.Aişe RA.huma khan19556 Genel Islam Konular 1 13.02.2007 14:41



WEZ Format +2. Şuan Saat: 08:20.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger