Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Yolumuz Sohbet Yoludur…
Alt 15.06.2008, 10:13   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
HuLuSi_KaLP - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
HuLuSi_KaLP isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 03.06.2008
Yaş: 34
Mesajlar: 53
Tesekkür Etti: 0
3 Kunu Icin 9 Tesekkür Aldı
HuLuSi_KaLP Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 1
Standart Yolumuz Sohbet Yoludur…

Cenab-ı Mevlâ, insanoğlunu bütün mahlukatın içinde en mükemmel, mümtaz ve
mükerrem olarak yaratmıştır.

İnsan bu mükemmeliyet ve mükerremiyetini idrak edip, Click the image to open in full size.’ın Kelâmı’na ve
Fahr-i Alem s.a.v.’in beyanlarına kulak verir ve bunları halisane yaşamaya
gayret gösterirse, işte o zaman felaha erenlerden olacak. Cenab-ı Zül
Celâl’in, meleklerine karşı iftihar ettiği övülmüş insanlar zümresine
girecek.

Habib-i Kibriya s.a.v. Efendimiz, bütün dünyada İslâm’ın şaşırtıcı bir hızla yayılmasıyla neticelenen hizmetini,
sohbetle insanları yetiştirerek
başlatmıştı. O’nun sohbetiyle terbiye olan ve en şerefli nesil olma lütfuna
eren bu insanlara Ashab-ı Kiram denilmektedir ki, bu ifadenin bir manası
“sohbetle yetişenler, olgunlaşanlar”dır.

Fahr-i Kainat s.a.v. Efendimiz’in sohbeti öyle bir terbiyeye vesile idi ki,
insanların yırtıcılıkta vahşi hayvanları geçtiği bir ortamda Ashab-ı Kiram,
bütün imkansızlıklara rağmen barışı, birlik ve beraberliği temin etmiş,
insanlığın kurtuluş modeli olmuştu. Tarihin hiçbir devresinde bu şekilde
cennet hayatının daha dünyada iken yaşandığı görülmemiştir, görülmeyecektir
de...

Rabbül Alemin’in sohbetlere ayrı bir nazarı vardır. İslâm ahlâkını öğrenmek,birbirleriyle kardeşlik kurmak,
ayrılığı, tefrikayı bertaraf etmek için biraraya gelip sohbet eden müminlere melekler dahi gıpta ederler.

Eğer bu sohbetler iyi değerlendirilirse, insanlar süflilikten kurtulur,
yüksek derecelere kanat açarlar.

Sohbetin bu önemi sebebiyle büyükler, “yolumuz sohbet üzerinedir”
buyurmuşlardır. Dolayısıyla, sohbeti terkeden, büyüklerin tarif ettiği yolu
terk etmiş olur. Ayrıca sohbet müekked bir sünnet olduğunu da bilmemiz
gerekir.

Burada sözü edilen sohbet, dışarıdan bakıldığında herhangi bir sohbetten çok farklı gözükmese de, önemli bazı
özellikler taşır.

Bu özelliklerin en başta geleni, yapılan sohbetin gayesidir. Sohbetten gaye,Cenab-ı Mevlâ’nın rızasını tahsil,
kalbin ihyası, ebediyyet yolunda gerekli bilgilere ulaşmak, güzel ahlâk ve edep yolunda mesafe kat etmek,
terakki etmektir.

Diğer bir fark, sohbetin konularında kendini gösterir. Sohbette dünya
konuşulmaz, konuşulmamalıdır. Hatta ukbadan da bahsedilmez, siyaset, hayat
pahalılığı gibi lüzumsuz işlerden bahsedilmez. Dedikodu, gıybet, malâyanilik gibi gayri meşru davranışlara asla
yer verilmez, fırsat tanınmaz.

İnsanın manen terakkisine vesile olan sohbetin diğer önemli bir vasfı da,
kiminle sohbet yapılacağı hususudur. Büyükler bunu şu veciz sözle
açıklamışlardır:

“Ya senin kendisinde yok olacağın, ya da onun sende yok olacağı biri ile
sohbet et. Ya da hem senin, hem de onun Click the image to open in full size.’da yok olacağınız biri ile
sohbet et; ne sen kalasın, ne de o...”

İşte böyle bir sohbet meclisinde, anlatılanlara iyice kulak verilmeli, kalbi uyandırıcı sözlere dikkat edilmelidir.

Fahr-i Kainat s.a.v. Efendimiz’in huzurlarına giren kimse, birçok faydalı
bilgilerle donanmanın yanı sıra, güzel bir ahlâka bürünerek ayrılırdı.
Bizler de sohbetin yukarıda bazılarını zikrettiğimiz edeblerine riayet
ettiğimiz takdirde arzu edilen kazancı elde etmiş oluruz.

İnsanoğlunun kalbinde üç türlü sevgi yer alır. Dünya sevgisi, ukba sevgisi,
Mevlâ sevgisi. Bir kimse maneviyat yolunda evrad gibi üzerine düşen
vazifelerini yapmak kaydıyla tam bir ihlâs üzere manevi sohbetlere devam
ettiğinde, kalbinde dünya ve hatta ukba sevgisi kalmaz, sadece ve sadece
Yüce Mevlâ’nın has sevgisi yer alır ki, işte önemli olan budur; gaye budur.

Rabbü’l Alemin’i seven, dürüst ve istikamet ehli olur. Şuurla bilerek ve
şevk duyarak kulluk vecibelerini yerine getirir. Böylece mert bir insan,
dürüst bir esnaf, kadirşinas bir ilim adamı, insaflı bir doktor veya
mühendis, adalet ve merhamet sahibi bir mülkî amir olur. Asla soyguncu bir
tüccar, vurguncu bir sanayici olmaz. Helalinden kazanmaya gayret eden,
dikkatli ve hürmete layık biri olur.

Sohbetlerin en önemli hususiyetlerinden biri de, insanın kalbinde muhabbeti, muhabbet-i ilâhiyi ve ondan
hasıl olacak bütün mahlukata muhabbeti meydana getirmesidir.

Bu muhabbet tarif edilmez, edilemez. Sadece yaşanır ve yaşanarak bilinir.
Gözyaşları ise muhabbetin bariz ifadelerinden sayılır.

Kainat hep muhabbetin eseridir. Bir hadis-i kudside Cenab-ı Hak “Eğer sen
olmasaydın, felekleri (kainatı) yaratmazdım” buyuruyor. Cenab-ı Rabbül
Alemin’in habibi Hz. Muhammed s.a.v. Efendimiz, bütün mevcudatın yaradılış
sebebi oluyor. Demek ki kainatın yaratılışında aşk var, muhabbet var, sevgi
var.

Muhabbetten maksat, Muhabbetullah, Muhabbet-i Rasulullah, Muhabbet-i
Evliyaullah’dır. Bu muhabbet lafla olmaz; fedakârlık, sabır, mutabaat ve
rabt-ı kalb ister. Bu aşk, tabiri caizse bir arslan ile cenkleşmek gibidir;
sanıldığı kadar kolay değildir.

Muhabbete talip olan kimse, çok çeşitli belalarla imtihan edilir. Kişi,
malıyla, evladıyla, nefsiyle kısaca sahip olduğu her şeyiyle denenir,
imtihan edilir. Tahammülü, gücü, sabrı, rızası ölçülür. Bütün bunların
sonucunda başarılı olursa, muhabbet tacı giydirilir.

İnsanın gönlünde, Click the image to open in full size.’ın ve O’nun Habibi s.a.v.’in muhabbetini evliyaullah tutuşturur. Onlar, Cenab-ı Hakk’ın
rızasını kazanmış ve murad-ı ilâhide fena bulmuş zatlardır. Kişi onları görünce Cenab-ı Mevlâ’yı hatırlar.
Kendisini, dünyalık kaygı, gam ve kederlerden kurtulmuş olarak, ulvi bir alemde hissetmeye başlar.
Hatta öyle bir hal almaya başlar ki, “keşke zaman dursa da, bu yüce huzurdan, manevi iklimden hiç ayrılmasam”
diye dua etmeye başlar. Bu manevi huzurdan ayrılık zamanı gelince yürekler hasretle yanar,büyük bir hasretle
vuslat beklenmeye başlanır.

Şu unutulmamalıdır ki; evliyaullahın muhabbeti, insanı muhabbet-i Habib-i
Kibriya’ya; Habib-i Kibriya’nın muhabbeti de Muhabbetullah’a, yani Click the image to open in full size.’a
vuslata götürür. Bu yolun temeli ise, kişinin zahirde ve batında sohbet
üzere bulunmasıdır.

Yüce Rabbimiz bizlere bu hadsiz muhabbeti nasip eylesin.

M.Saki EROL
SEMERKAND DERGİSİ
__________________
Hadid Suresi 20 - Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yolumuz: «cihad» sinang Genel Islam Konular 3 14.07.2007 11:23
Görmesek De… hüma-gül Şiirler 7 26.03.2007 15:07
Bizim Yolumuz fetih Oku - Düşün - Anla 0 15.12.2006 13:44
Yolumuz Korku Değil Sevgi Yoludur fetih Arşiv 0 26.09.2006 15:54
Ey Cebeli Nur… furkan-dost Arşiv 0 26.08.2006 11:09



WEZ Format +2. Şuan Saat: 04:54.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger