Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Biz Hz. Nuh'un gemisinde, insanlar tufanda mı?
Alt 09.06.2008, 20:31   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
asel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
asel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 05.05.2008
Yaş: 34
Mesajlar: 240
Tesekkür Etti: 226
113 Kunu Icin 288 Tesekkür Aldı
asel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyorasel Adı herkesce Tanınıyor
Tecrübe Puanı: 6
Standart Biz Hz. Nuh'un gemisinde, insanlar tufanda mı?

Biz Hz. Nuh'un gemisinde, insanlar tufanda mı?

GÜNAHLARIMIZI görmek istemeyiz. Günahlarımız gündeme geldiğinde, başkalarının günahlarından bahsetmek daha da hoşumuza gider.

Aynı günahı işliyor olsak da onlardan dem vurmayız. Başkasının hata ve günahı daha caziptir her zaman. Bahsedilmek anlamında.

Cennete bakışımız da bundan farklı değildir. Cenneti kendimize yakın, başkasına uzak görürüz. Ben cennete girmesem kim girer ki? Kalbim son derece temiz. İyi bir yürek taşıyorum. İçimde hiçbir kötülük yok. Böyle deriz. Böyle teselli buluruz.

Cehennemi de kendimize hiç yakıştıramayız, kondurmayız. Cehenneme girecek bunca günahkár varken bizim orada ne işimiz var? Zaten yanacak bu kadar insan varken bize yer de kalmayacaktır belki. Öyle deriz teselli bu ya.

* * *

İman konusunda da tavrımız aynıdır. Ben tam müminim, sağlam bir imana sahibim, kamil bir müminim, deriz. Demesek de, dinde zafiyeti olan birini gördüğümüzde içimizden böyle geçer. Allah'a hamd ederiz öyle olmadığımız için. İşte özellikle bu noktanın insaflıca sorgulanması gerektiğine inanıyorum. Zira yukarıdaki, "günah, cennet, cehennem ve iman" ile ilgili tespitlerimiz; iman noktasındaki aşırı rahatlığımızdan, iman ettim demekle her şeyin bittiğini sanmamızdan ve insanları küçümsememizden kaynaklanmaktadır.

İnsanların imanlarına göre kategorize edilmesi; mümin, münafık, müşrik gibi vasıfların sayılması normaldir. Bu türden farklı inançlara sahip kişilerin her birinin ahiretteki durumlarını, neyi hak ettiklerini dini yönden söylemek de sakıncalı olmasa gerek. Ama, filanca az mümin, ben ise tam müminim, ondan daha müminim, çok takva sahibiyim gibi hüküm ifade eden tespitler! İşte tehlikeli olan budur. Bu bize hak etmediğimiz bir rahatlığı verirken, başkasını da iman dairesi dışında tutma hatasına itebilir.

İhtiyatlı davranılması gereken kırmızı çizgi bu olmalıdır. Çünkü böyle haksız bir hüküm, muhataplarımızı dinden ve dine ait bütün güzelliklerden uzaklara itebilmektedir. Veya dini temsil ettiğini zanneden birilerinin duyguları, tarzı, hitap şekli, iğnelemesi, toleranssızlığı din hakkında haksız bir karalamanın ve önyargının da yolunu açmaktadır. Nitekim bu tür konuşmalardan, cümlelerden, sohbetlerden, yazı veya vaazlardan dolayı dinden soğudum diyen insan sayısı az mı?

Onlar sorumlu da, onları bu noktaya getirenlerin hiç mi günahı yok? Bu korkunç bir vebaldir. Kimse bunun altına giremez ve girme hakkına sahip de değildir. Çünkü kimse tek başına dini temsil edemez. Belki iyi mümin, hayırlı bir Müslüman, örnek bir şahsiyet olmaya gayret edebilir. Bu kadar. Ötesi yok.

İmanı tartan bir terazi yoktur. Müslümanım diyene, hayır değilsin diyemeyiz. Belki, madem ki Müslümansın, dine aykırı şeyler söylememen ve yapmaman gerekir diyebiliriz. Ama elimizdeki değnekle imanı az veya çok olanları sıralayamayız. Hazreti Ömer'in torunu Emevi Halifesi Ömer bin Abdülaziz (vefat 720) İslam'a giren gayrimüslimlerden vergi alınmaması kararını verince, Hıristiyanlar kafileler halinde İslam'a girdiler.

Valiler, hazineye akan vergi gelirinin azaldığını görünce Ömer bin Abdulaziz'e haber gönderip dine girişlerin vergiden kurtulmak amacını taşıdığını, birçok Hıristiyan'ın sünnet bile olmadıklarını şikáyet ettiler. Adil halife, valilerine gönderdiği cevabında unutulmayacak bir ders vermiştir: "Allah, Hazreti Muhammed'i (SAV) İslam'a davet etmek için gönderdi. Sünnetçi olarak değil." İşte bazen bizim yaptığımız budur. İman ile sünnet arasındaki dengeyi koruyamamak. (Tabii ki, bu satırlardan sünnet olma geleneğinin basite indirgenmesi anlaşılmamalıdır.)

Medine'de vefat eden büyük sahabi Osman bin Maz'un (RA) öylesine bir mistik hayata dalmıştı ki, evini terk etmiş, ruhbanlığa özenerek topladığı arkadaş grubuyla şu kararları almıştı. Bekár olanlar evlenmeyecekler, gecelerin tümünü namaza, gündüzlerin tümünü oruca ayıracaklar. Hazreti Peygamber (SAV) sakin, sevecen ama ders veren bir konuşma ile bu arkadaşlarını normal bir hayatın içine çeker. (Osman bin Maz'un (RA) olayının üzerinde ileride uzunca durmak lazım. Ama bu yazımızda Hazret Osman bin Maz'un olayında çıkan mesajı iletmek istiyoruz.)

Günün birinde Hz. Osman bin Maz'un vefat eder. Bütün Medine'yi hüzün basar. Hazreti Peygamber (SAV) de çok üzgündür. Peygamberimiz bir ara eşi için ağlayan Ümmi A'la'nın (RAH) şöyle dediğini duyar: "O artık bir kuş gibi cennettedir. Mübarek olsun." İşte bu bir hüküm cümlesiydi. Bunu duyunca Peygamberimiz (SAV) hemen döner ve ikaz eder: "Sen nereden biliyorsun onun cennete uçup gittiğini? Vallahi ben bile Osman'ın nereye gittiğini bilemem. Ben bile bana ve size ne yapılacağını bilemem."

* * *

Peygamberimizin "kardeşim" dediği birisi hakkındaki bu ikazı ders verme amacı taşımaktadır. Kendini sorgulamadan, başkasının cehenneme biletini almaya çok meraklılara ders vericidir. Evet kendimizi Hazreti Nuh'un (AS) gemisinde, diğer bütün insanları ise tufanda görmenin kimseye faydası yoktur. Çünkü ne cennet bize bir adım kadar yakındır, ne de cehennem bize asırlar kadar uzaktır.

Yani kimse cenneti mezarında hazır beklemesin. Övünüp durmasın. Kimse de kendini cehennemin odunu görmesin. Çünkü kalplerin anahtarı, Yüce Allah'ın elindedir. Bizim hiç gibi gördüğümüz, Allah'ın katında çok kıymetli olabilir. Bizim büyük gördüğümüz ise Allah katında hiç olabilir. Sağlam ve samimi bir iman ve bu imanı güçlendirecek doğru ibadet. Formül bu işte.

SELAM VE DUA İLE
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Nuh'un Gemisi'nin Kazani alphan Kuran-ı Kerim 0 28.06.2008 16:02
::::::::Ey Insanlar::::::::: Mücahid Genel Islam Konular 1 24.01.2008 12:46
Hz.nuh'un Dualari fatih_06 Dua'lar 0 30.01.2007 06:54
Ilkel Insanlar Sanal Boy Genel Islam Konular 5 24.11.2006 20:56
NUH'UN GEMİSİNDE EHLİBEYTİ KİRAM(ne dersiniz?) caferi_humeyni Arşiv 0 24.06.2006 18:38



WEZ Format +2. Şuan Saat: 05:13.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger