Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Sen hala ertele
Alt 20.04.2008, 00:31   #1 (permalink)
Moderator
 
samanyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
samanyolu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 19.03.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 34
Mesajlar: 1.686
Tesekkür Etti: 1.157
464 Kunu Icin 1.152 Tesekkür Aldı
samanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 29
Pfeil Sen hala ertele

[ Bir sali gunuydu.
'Yogun bir is temposuyla gecen gunun aksaminda eve varmak ne guzel… Daha da guzeli elini yuzunu hos kokulu sabunlarla yikayip, ustune rahat ev kiyafetlerini gecirmek… Sonra soyle guzelce televizyonun basina kurulup eline kumandayi almak..'
Oturdugu yerde sizlanmalarini dindirmek icin ayaklarini yuksekce bir yere kaldirip uzandi. Yorgunlugu simdi cok daha belirginlesmis, kulce gibi uzerine cokmustu.

Oh! Tam sekerlemelik bir andi.
Gozlerini yumdu, televizyonun sesini kisti.
Sabah gec kalkmasina ragmen cok is yapmis, cok yere gitmisti. Gec yatmasi da cabasi… Soyle bir dusundu:

'Evi silip supurmek, carsiya cikip sayisini hatirlamadigi kadar magaza gezmek, alisveris yapmak, bu arada faturalari unutmamak, her biri icin saatlerce sira beklemek, sonra o esyalari elleriyle tasimak…'
Cok, cok zahmetli bir gun olmustu bugun.

Ayaklari, kollari, her yeri sizliyordu. Burnuna sabunun guzel kokusu geldi. Leylâk gibi, insana eflatun rengini hatirlatan ferahlatici bir kokuydu bu... Derin derin icine cekti. Galiba bu kokunun uykuya da tesiri vardi. Davetiye cikarmis gibi, uyku hemen basucunda bitiverdi. Tam kendini uykunun o tatli tatli dalgalanan, masmavi ve ilik denizine atacak, imkânsizin mumkune donustugu yerlerde gezecek hattâ ucacakti ki, aklina aksam namazini kilmadigi geldi. Dusunmemeye calisti.

Yok, hayir! Aksam namazini kilmamisti.
Ama cok yorgundu. Olsun, yine de kilmamisti.
Ama kipirdayacak hali kalmamisti, her yeri sizliyordu, zaten namazini kilsa bile husuyla degil, bir an evvel kilmis olmak icin kilacakti.

Biraz dusunup aklina gelen birkac onemli onemsiz bahaneyi de siraladi. Icindeki uzlasmaya yanasmayan o inatci ses tek cumleyle cevap verdi: Kilmamisti iste, kilmamisti, kilmamisti…

Bahanesini gecerli hale getirmek, inatci sesin inadini kirmak icin daha cok dusundu:

'Zaten bu sene universite imtihanina giriyorum. Gece yarilarina kadar ders calis, okul, dershane, etutler… Sabah namazlarina da genelde kalkamiyorum, oglenleri okulda kilamiyorum, hattâ bazen, yok yok, genellikle ikindileri de… Ne oyle boluk porcuk... Bir sey yapildi mi tam olmali. Seneye hayirlisiyla universiteyi bir kazanayim… Hepsini bes vakit kilmaya baslarim. Hayatim nasil olsa duzene girer. Simdiki kadar yogun da olmam. Bu sene gecis yili. Olmuyor iste bu yogunlugun icinde!'

Universiteli olmakla, yepyeni bir pazartesiyle yepyeni bir hayata baslayacakti... duzenli bir hayata. Tabii, namazlari tam bir hayata..

Ah pazartesi, bir gelse!

Ve universite yillari
Bir sali gunuydu.

Artik subat tatilinin yaklastigi, insanlarin kayip dusmesini bekleyen buzlarla kapli, soguk yollarda gecirilen kosturmacali bir gunun aksaminda kendini eve zor atmisti.

Yogun bir gunun bitiminde evine varmak ne guzel bir duyguydu.

'Bir de mor veya mavi renkli, kokulu sabunlarla yikanip, yuzune gozune, eline ayagina yapisip onun yorgunlugunu artirmak icin agirlik yapan tozdan kirden kurtulmak herhalde dunyanin en guzel duygularindan biriydi.'

Gerci sabun evindekiler kadar kaliteli degildi. Bazen yuzunu tahris de ediyordu; ama olsun. Ogrencilik hayati iste…

Oturdugu koltukta hemen uyuyabilecegini biliyordu.

Cok yorgun ve uykusuzdu. Gece sabaha kadar ders calismis, erkenden deneme imtihana gitmis, yetistirmesi gereken odevi yapmak icin kutuphanede bir hayli vakit gecirmisti.

O kadarla kalsa yine iyi… Eksik ders notlarini tamamlamak icin kosusturup fotokopicilerde epey ter dokmustu… 'Uff ne tempo ama!' diye dusundu.

'Hic de oyle bir kere kapagi atmakla bitmiyormus… Asil zorluk universitedeymis meger. Simdi calistigim kadar universite imtihanina hazirlansaydim en yuksek bolumu kazanirdim alimallah…'

Basini yastiga koydu. Uzerine sicacik bir battaniye aldi. Burnuna ikinci sinif da olsa guzel kokan sabunun kokusu geldi. Bir an evini hatirladi.

'Az kaldi. 2-3 imtihan sonrasi, yaklasIk 2 hafta sonra evdeyim.'

Annesinin mis gibi yemeklerinden yiyecek, yuzunu evlerinin guzel ve kaliteli sabunlariyla yikayacakti.

Bu dusunce onu keyiflendirdi. Gozlerini kapadi, yuzunde ailesini dusunmenin verdigi tebessumle, bedeninde uzun zamandir suren kosusturmanin yorgunluguyla, uykunun insani ucurup yorulmaksizin gezdirdigi degisIk âlemlere yola cikmaya hazirlaniyordu...

Birden aklina aksam namazi geldi. Eskisi kadar inatci olmasa da, o ses yine konusmaya baslamisti:

'Oooo, bu yorgunlukla cok zor bir is simdi bu. Kalkacak, agriyan bacaklariyla yuruyecek, sizlayan kollarinla, ellerinle abdest alacaksin… Soguk suyu da hesaba kattin mi? Sicacik battaniye terk edilip namaz kilmak...'
Kilmaliydi!!!

Inatci sese karsi, o da inat etti:

'Yarim yamalak, bu yogun temponun icinde, hizli hizli kilinacak namazin ne hayri olur ki... Kosturmanin icinde boyle gecistirilmis namazlar… Yok yok, olmaz oyle. Su imtihanlar bir bitsin, su okul bir bitsin, meslegimi elime bir alayim. Adam gibi kilmaya baslarim…'

Pazartesi bir gelse.
Yeni bir hayatin ilk gunu olacakti... Artik meslegini eline almis cok daha duzenli ve stressiz hayata baslamis olacakti. 'O zaman kilarim, hem bugunlerin kazasini da yaparim.' diye dusundu.

Sonra icinde feryatlar koparan o sesi duymamak ve hattâ onu da rahatlatacak bir cozum bulabilmek icin,
yarin bir gun calisacagini,
sabah erken kalkip namazini kilip hattâ cok sevdigi sabah uykularindan vazgecip, namazdan sonra yatmayip Kur'ân okuyacagini, ogle tatillerinde namazini rahatlikla kilabilecegini, ikindiyi kisa gunlerde is yerinde,
uzun gunlerde evinde, aksam ve yatsiyi evinde sakin ve husuyla kilacagini hayal etti. Nasil olsa kilacakti.

Yeter ki su yogun tempolu, stresli okul gunleri bir gecsin… Ise baslayacagi, yeni bir baslangic yapacagi pazartesi bir gelse..

Ve is hayati
Bir sali gunuydu.

Isten yorgun argin eve gelmisti. Gelen fakslar, yapilan gorusmeler, arananlar, arayanlar… Insanlara laf anlatmak cidden cok zordu. Hele bir de is yerinde donen ayak oyunlari. Cekememezlikler, kavgalar.. hadi hepsi bir yana, isten cikip da eve gelmek icin cekilen trafik cilesi... Bazen caddede yolun ilerisinin gorundugu yerlerde kilometrelerce uzayan tikanik yolu, beklesen arabalari gorunce aglayasi geliyordu.

Sonunda varabildigi evinde olmanin mutluluguyla elini, yuzunu guzel kokan bir sabunla yikadi. Yorgunluktan dile gelmis ayaklarini yuksekce bir yere koyarak uzandi.

Gozlerini kapadi. Bugun ayaklarinin sizlamasina bas agrisi da eslik ediyor, Bremen mizikacilarininkine benzeyen uyumsuz bir koro gibi kendilerince bagrisiyorlardi.

Sabunun hos kokusunu duydu. Uyku, guzel kokulu yumusacik mavi bir bulut gibi onu sarip sarmaladi.

Tam o bulutun uzerinde yola cikacakti ki, 'namaz' dedi icindeki ses, her gecen gun biraz daha kisilan ses tonuyla..

Ister istemez uyku bulutu aralandi, zihni yeni bahaneler uretmek icin harekete geciyordu ki, icinden bir baska ses daha geldi.

'Evde yemek yok ve aksama yemege arkadaslarini cagirdin…'

Uc saniye icinde uyku kalmadi gozlerinde. O sevimli bulut kuvvetli bir ruzgârla karsilasmiscasina kaciverdi geldigi bilinmeze. Hâlâ ayaklari sizliyor ve basi agriyordu; yine de telas icerisinde mutfagin yolunu tuttu, telâsini bastiracak kadar kuvvetli degildi bu agrilar.

Oyle bir telâsti ki namazi da unutturuvermisti.

Iste aile…

Bir sali gecesiydi.

Oturdugu koltugun uzerinde kah uyuyor, kah uyaniyordu. Isin gercegi, uykuyla uyaniklik arasinda bir bolgede, 'âraf'ta duruyordu.

Ârafin bu yanina gecip gozlerini, uykusuzluktan sizlayan gozlerini aralayip cocugunun atesini kontrol etti. Biraz dusmus gibi olmasi ârafin obur tarafina daha rahat gecebilmesi icin bir biletti sanki. Ici rahatlayarak basini koltuga dayadi.

Camiden yukselen sabah ezani, hasta cocugu soguktan korumak icin her zamankinden daha sIki kapatilmis evde acik cam bulamamasina ragmen, onun ârafin obur yanindan bu yanina yaklasmasina sebep olmustu.

'Cok bitkinim. Sabaha kadar uyutmadi cocuk. Aman ne cileymis bu. Zaten her seyden hasta oluyorlar. Simdi namaza kalkmak.. uzun is. Cocuk da aglar. Yok yok simdi olmaz.

Hep erteliyorsun ama..
Su cocuk duzelsin baslayayim artik namaza.
Aman duzelse ne ki, bu defa oburu hasta olur.
Yok yok. bu cocuklarla namaz falan kilinmaz.
Pek bir zor olur, boyle bir vakit kil, uc vakit kilma.
Hos degil zaten.
Hayirlisiyla soyle biraz buyusunler.
Kendi islerini gorur hale gelsinler.

Onlarin yurudugu, okula basladigi pazartesi gunu baslayacakti namazlarina.. cok duzenli, bol duali ihlasli namazlar kilacakti. Hayirlisiyla bir gelseydi o pazartesi.

Yine bir sali gunuydu.

Bugun yillik izninden bir gundu. Yorgun degildi, sabah da gec kalkmis, agir agir aklina gelen butun kahvaltiliklardan olusan bir sofra kurmus, ogle yemegiyle birlesen bir kahvalti yapmisti.

Evin odalarinda yavas adimlarla yurudu. Televizyonu acip elinde kumandasiyla koltuga kuruldu. Bu anin, bu mutlulugun tadini doya doya cikarmak icin eline bol miktarda Erzurumlularin deyimiyle simiska, yani aycicegi almisti.

Cit cit.. kanallari dolasti. Hangisinde karar kilacagini dusundu. Citir citir citletilen cekirdeklerle once bir film, sonra eski bir film seyretti. Disaridan gelen yeni bir ezan sesi yine onu kimildatamadi.

"Namaz" dedi icindeki gucsuzlesmis ses. "Namaz!"

Hic yerinden kalkasi yoktu. Zaten yarim yarimdi butun namazlari.

'Hangi gun bes vakit kiliyorum ki.. bir vakit daha neyi degistirecek… Is hayatinda cok zordu namaz kilmak. Hem ev, hem is. Bu kosusturmada cok zordu. Cok zor. Zaten emekliligime de fazla bir sey kalmadi. Ah hayirlisiyla emekli olayim. Artik gercekten her seye yeni bir baslangic yapacagim. Benim yeni pazartesim olacak.'

Kendini ibadete verecekti.
Her namazini vaktinde husu ile kilacak,
pesinden kazalarini kilacak,
tesbihatlari yapacakti.
Dahasi gece namazlarina bile kalkabilirdi.

O gun yeni bir baslangic olacakti.
Yeni bir hayatin ilk gunu, bir pazartesi olacakti.
Ah o pazartesi bir gelse…

Cay demledi; bir sure cekirdek citletti, cay icti. Sonra yavas yavas bir uyku bastirdi. Kanepeye uzandi. Basinin altina bir yastik aldi. Elinde kumanda bir-iki kanal daha gezdi. Yeni bir programda karar kildi.

'Oh be, tatilde olmak kosusturmamak ne guzel! Ama tatilden sonra is basi yapmak hic guzel olmayacak. Off, Allah vere de bu sene resmî tatiller hep hafta icine denk gelse!' diye dusundu.

Uzanip masanin uzerindeki takvimi aldi. Yillik tatilleri gosteren sayfalara bakti. 23 Nisan Sali, 19 Mayis Sali, Ramazan Bayrami Sali, Kurban Sali… Keyiflendi.

Sonra oylesine karistirmaya basladi takvimi. O gunun tarihine bakti: ..agustos sali. Cocuklarinin dogum gunlerine bakti: ..mart sali, …haziran sali...

Takvimin ilk sayfalarini acti: 1 Ocak Sali, 2 Ocak Sali, 3 Ocak Sali, mart sali, nisan sali…

Haziran, temmuz, ekim, kasim.. hepsi sali..

Dun sali, bugun sali, yarin sali.

'Bir gariplik var bu iste! Acaba?' demeye kalmadan iyice yogunlasan sabun kokulu uykuya daha fazla karsi koyamadi.

Esnedi, battaniyesini iyice uzerine cekti.

Gunlerin, aylarin, yillarin, kisacasi hayatin sadece sali gunlerinden ibaret oldugunu anlayamadan uykuya daldi…

Uykuda miydi, ruyada miydi anlayamadi.

Kipirdamak istedi; fakat hicbir yerini oynatamadi, sonra gozlerini acmaya zorladi ve gozunu actiginda bir anda cok sasirdi.

Nasil olabilirdi bu is?

Kendisini seyrediyordu.

Biraz yaslica bir hanim kazandan bir tasla aldigi suyu bir tahta uzerinde yatan yari ciplak bedenine dokuyor, diger hanim da guzel kokulu bir sabunla bedenini ogusturuyordu.
__________________
Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu
Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20.04.2008, 00:41   #2 (permalink)
Super Moderator
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 45
Mesajlar: 3.251
Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.313 Tesekkür Aldı
bekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

Hayat o kadar çabuk ve o kadar meşkale dolu geçiyor ki... Yukarıda ki hikaye hepimizin hayatından parçalarla dolu. Belki zamanlar ve mekanlar farklı ve belki keyfiyetler. Ama sonuç hep ama hep aynı. Ölüm... Soğuk mu soğuk... Bir evliyayı dahi korkutacak kadar hatta.

Ve ertelemek, sadece ve sadece bize dokunacak hayrı.

Ve koşup koşup durmak, hep ve hep Dünya peşinde.

Ve inşallah demeyiz " Rabbim keşke toprak olsaydım" keşke, keşke, keşke...
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila



Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol,
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...


sadece bir kul


  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hala Gülüyormusunuz? Uhud dağı Oku - Düşün - Anla 0 19.04.2008 21:00
Kocaman Gözlerin Hala Aklimda... Mücahid Şiirler 2 31.12.2007 11:52
Ben seni hala anlatamamışım beyza Şiirler 2 08.11.2007 11:18
Hala Uyanmayacakmiyiz Mücahid Oku - Düşün - Anla 2 16.09.2007 01:17
Hala Uyanmadi önderlerimiz ruhlara Şiirler 0 04.03.2007 23:44



WEZ Format +2. Şuan Saat: 04:00.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger