Vatan Hasreti -----VATAN HASRETİ Bir karakış vakti Sen kıyısında Kafamın içinde Türklük ülküsü Ruhumu kavuran vatan hasreti Böyle göçüyorum ebediyete Donmuş cesedimi bulup çöpçüler Defnedilmek üzere götürecekler Kimim ben ve neyim ne bilecekler? ----- Bu kent her şeyiyle bana yabancı Caddeler, binalar ve bütün insanlar Öyle hasretim ki ezan sesine Ararım çevremde minare, cami... Lâkin takılırım çan kulesine Yâd el elemleri sarar içimi ----- Uzaklarda yurdum, buradan çok uzak Her mevsim güneşli, masmavi göklü Camili, kubbeli, kümbetli, köşklü... Hele insanları Alp’lı, Giray’lı... Yok haber onlardan, baba evinden ----- Gözlerim daima engine dalar İsterim ki her an anayurdumda Dağları dumanlı yaslı Kırım’da Duvarında mavzer ve Kuran olan Ata ocağında, bizim konakta Bir bakır sinili sofra başında İftar beklenilsin, dua edilsin Uyansam her sabah ezan sesiyle Görsem Ayşeciği su testisiyle Ninem yaşmakla namaz kılarken Dinlesem dedemi Kuran okurken ----- Bir karakış vakti Sen kıyısında Kafamın içinde Türklük ülküsü Donmuş cesedimi bulup çöpçüler Defnedilmek üzere götürecekler Kimim ve neyim ben ne bilecekler? -----------------Buğra ALPGİRAY Derkenar (note): Alman polisi, Sen nehrinde bir ceset bulur. Ceplerinde ne kimlik vardır ne para... Bir muşambaya (naylon) sıkıca sarılmış olarak bulunan, yukarıda okuduğunuz şiir hariç... Şiirde geçen “Alp” ve “Giray” sözcüklerinden yola çıkan Alman yetkililer ölen kişinin Buğra ALPGİRAY adlı bir Tatar (Kırım Türkü) olduğunu öğrenirler. 2. Dünya Savaşında, Kırımlı erkekler Stalin’in emri ile Almanlara karşı savaştırılmak üzere zorla cepheye gönderildiğinde içlerinde Buğra ALPGİRAY da vardır. Almanlara esir düşer. Almanlar esir Türklere, Ruslara karşı savaşmaları karşılığında ba ğımsız Türkistan vaadinde bulunurlar. Ya da kurşuna dizileceklerdir!.. Birinci seçeneği kabul etmek zorunda kalan Türkler, bu kez de Ruslara kar şı savaşırlar. Uzatmayalım, savaştan sonra Buğra Alpgiray Kırım’a döne mez. Alman askerleri ile birlikte Almanya’ya gider. Gayesi bir yolunu bulup Türkiye’ye geçmektir. Ama ne pasaportu vardır ne de parası... Çaresizlik içinde kıvranır durur. Sonunda da Sen nehrine atlayarak ölümü seçer. Ha bu arada cesetle ilgili bir ayrıntıyı daha nakledeyim. Yapılan otopsi de, gün lerdir midesine bir lokma yiyecek girmediği anlaşılmıştır. Sözün özü, vatan deyip geçmemek lâzım cancağızlar. Vatansızlık, dalından kopmuş bir yaprağın oradan oraya savrulmasına benzer. Osman Gazi’nin, düşünde (rüya) gördüğü çınarın hikmeti de bu olsa gerek... Son olarak atamız Bilge Kağan ’ı hürmetle yâd ederek diyorum ki; sen ilimizi, töremizi bozdurma Allah’ım! Peki, sizler de duama katılır mısınız? Aziz Dolu Antalya |