Alıntı:
metin mete Nickli Üyeden Alıntı
Vallahi Radikal kardesim,sadece o cikti senin icin mükemmel.Ama benim icin dersen degil hemde hic degil.Bunun tartismasini yapacak degilim sanmaki kaciyorum sadece benim prensibim sahislar bazinda tartismam.Bunu sen cok iyi biliyorsun.Mealle Tefsir denileni az veya cok cözecek yastayim veya bilgim bu kadarinida olsa ayirmaya yetecek kadar vardir Elhamdülillah.Dikkatli okursaniz benim sizin kulaginizi cinlattigim yerde ne Mustafa Kemal Atatürk vardi nede Elmalili Hamdi Yazir sadece bu kitabin neye sebeben yazildigi ve bu Kitabi yazmaktan kacinan bir sahsiyetin ismi vardi sadece.Onuda istersen benim imza olarak kulalandigim dörtlügün yazari olarakta alabilirsiniz.. |
Sana meal ile tefsir farkını bilmiyorsun anlamında yazmıyorum metin mete. Neden ısrarla böyle yazıyorsun. Bazen bir kaç cümlede meramımı anlatmak istiyorum, fakat sanırım hata bendeki anlatamadığım için sizler doğal olarak anlamıyorsunuz. Çok garip bir ülkede yaşadığımızı bazen unutuyorsunuz ama.
Bu ülkenin hudutlarında
haşa Yüce Allah (cc)'a küfüre ceza yok
(haşa!), O'nun yarattığı acz kuluna ve icatlarına! küfür 2 yıldan başlıyor. Örnek mi; güncel yaşantıya bir bak! gün gibi ortada. Medeni kanunun 2000 yılında kabul ettiği son düzenleme ile
"beraber yaşama" (zina) suç değil, Resmi nikah yapılmadan önce düzenlenen
"Din'i nikah" (helal) suç! Adı üstünde; laik, hukuk devleti! İşte, bu zihniyetin daha ilk yıllardan amacını gören merhum Elmalı'lı kendi çapında bir şeyler yaparak, en azından halkın Kur'an'ı anlamasını (ama bununla beraber aslı gibi olamayacağını da bilmesini) istediği için tefsir yazma işini üstlenmiştir, ve haklıdır da. Üstad merhum Akif ise, olayın başka bir nedeninden dolayı yazmamıştır ve O'da tercihinde haklıdır.
Bak sana bir hikaye ile örnek vereyim. adamın biri çölde atı ile gece gündüz yol alarak gideceği yere bir an önce varmak istiyormuş. İyice yorulduğu bir günün gecesinde önüne bir kuyu çıkmış. "Şurada bir soluklanayım kendim ve atım için biraz kuyudan su çekeyim daha sonra yoluma devam ederim" demiş. Atından inmiş, atını bağlamak için bir kazık aramış, bulunca onu toprağa çakmış ve atını bağlamış. Neyse, suyunu çekmiş kuyudan, hem kendi suyunu kana kana içmiş, hem atına su vermiş, dinlendirmiş, yola çıkacağı zaman çaktığı kazığı topraktan sökeceği zaman durmuş şöyle bir bakmış
"belki benim gibi gecenin bir vakti gelen biri de atını bağlamak için kazık arayabilir. Bu çaktığım kazığı Allah (cc) için vakf ettim. Gelenler atını bağlasın bende ecir sahibi olurum" diye niyetlenmiş ve gitmiş. Aradan uzun bir zaman geçmiş, gecenin bir vakti oradan geçen bir yolcunun ayağı bu kazığa takılmış ve kuyunun tam taşlarının bulunduğu yere düşmüş. Bakmış orta yerde çakılı bir kazık!
"Hay Allah" demiş,
"az daha kafamı yaracaktım. Dur şu kazığı şuradan sökeyimde benim gibi gecenin bir vakti yolunu şaşırıp da gelen insanlardan birinin ayağına takılıp kafasının gözünün yarılmasını önleyeyim" diyerek kazığı yerinden sökmüş. Denilir ki; "bir kazık" iki kişinin kurtulmasına vesile olmuştur! Biri kazığı çakma ile ecir sahibi olmuştur, diğeri de kazığı yerinden sökme ile.
Bunun gibi, biri yazmamak ile Allah'ın (cc) rızasını dilemiştir, çünkü yazdığı takdirde emeli ve niyeti kötü olanların ekmeğine yağ sürmüş bir anlama girecekti ve bundan imtina etti, diğeri de; yazarak, ehli olmayana bu görev verildiği takdirde eklemeler yada çıkarmalar ile gerçek halinden daha da uzaklaştırılacağına inandığı için, bir nevi de onların zihniyetine hizmet edecek bir anlayışa indirgeneceğinden korktuğu için, yazarak Allah'ın (cc) rızasını dilemiştir. Sonuçta her ikisi de niyet yönünden haklıdır da. Çünkü,
"mügminin niyeti, amelinden hayrlıdır" (Hadis-i Şerif)
İstersen daha fazla zorlama beni, çünkü benim ellerim yazmaya bir başladığı zaman, gemileri yakarak yazıyor. Bu saatten sonra 1. şube çekilmez be metin mete.
Türkçe ezan ne kadar yavan geliyorsa kulağa, Türkçe kur'an da her ne kadar fazla kelime kullanarak anlatım bütünlüğü yakalanmak istensede yavan gelir okuyan yüreğe. ayrıca, falan itikada ve falan mezhebe uygun olsun diye bir şeyde olamaz, olması da mümkün değildir. Kur'an'ın zaten yaşayan bir yönü vardır ve buna engeldir.
Şimdi anlatabilmişimdir inşaallah.