Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Kaba Yalan!
Alt 25.02.2008, 13:43   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
radikalislam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
radikalislam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.02.2007
Bulunduğu yer: Gönül aleminden
Yaş: 34
Mesajlar: 1.521
Tesekkür Etti: 416
117 Kunu Icin 356 Tesekkür Aldı
radikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 108
Standart Kaba Yalan!

Malum, anayasal bir düzenleme ile yüseköğretimde yıllardır süre gelen ve kangren halini alan "türban" konusu, geçen günlerde meclisten geçerek, Sayın Cumhurbaşkanı'nın onayı ile de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.

İşin buraya kadar olan bölümü; okullarda bize bugüne kadar öğretilen Yasama ve Yürütme Organı olarak bilinen TBMM'nin çatısı altında gerçekleşti. Çıkan karar, ne bir kanun hükmünde kararname, ne de teamüllere uygun hazırlanan müfredat değişikliği: BİR ÜLKENİN VAR OLMASINA DAYANAK TEŞKİL EDEN BİR ANAYASA MADDESİ.

YÖK gibi, hala varlığının nedenleri tartışılan kurumun başında bulunan zat-ı muhteremde bir açıklama ile bugüne kadar YÖK içinde alınan kararın, yürürlüğe giren anayasa maddesi ile hükmünü kaybettiği ve başı örtülü hanım kızların eğitim ve öğrenim hakkına devam edebileceği yönündeki açıklamasından sonra, kız öğrenciler bugün okullarına gittiler. Gittiler ama, Anayasa maddesinde yer alan hükümlerin üniversitelere henüz gelmediği açıkça belli oldu.

Üstelik; günlerdir yazılan çizilen ve dile getirilen onca kanun ve madde yorumlarına rağmen, T.B.M.M.'nin T.C. Anayasası'na aldığı bir maddesi, YÖK'ün kendisine meşruiyet oluşturmak için hazırladığı "TÜZÜK" içerisinde yer verdiği 17. maddesine takıldı. Rektörler bugün senatolarını toplayarak konuyu kendi aralarında tartışacaklar. Konu "Anayasa mı büyüktür" yoksa "Tüzük'te var olan 17. madde mi?" konusu. TBMM yalan mı söylüyor, bizimle kafamı buluyor ? şeklinde çeşitlemeler içeren, geyik muhabbetlerine çaylar eşliğinde devam edilen güncel ve espri odaklı çeşitlemeler ile tartışılacak. Matematik derslerine giren öğretim üyelerine, matematiksel terimde yer alan "17.Madde<ANAYASA'yı" kuramının öğrencilere pratiksel anlatım sunumlarını dinleyecekler. İkna odalarının klimalı ve huzur verici mavi tonlardaki renklerin hakimiyetinde hazırlanmasının gerekliliği üzerine Freud'un makalelerinden örneklemeler sunacaklar.

Emekliliğini evinde geçiren, kentsel yaşamdan tecrit bir hayat süren; Yargıtayda görev yapmış, laiklik kanatları ile uçan, ama hala konacağı yeri bulmada, yarasadan daha da kör olan emekli bir savcının; YÖK Başkanının verdiği "Türban Üniversitelerde bu madde ile serbesttir" hitabına, sallandığı koltuktan "höykürerek; kaba bir yalan!" diyen vatandaşımızın sözlerine dayanak oluşturmak için arşivleri karıştıracaklar. Arşivlerde, karşılarına çıkan ve kuruluş Anayasası'nda olmadığı halde 1937 yılında zamanın tek partili hükümeti tarafından Anayasa'ya eklenen "laiklik" ilkesinin, bu madde ile yırtıldığı ve dikiş tutmayacağı ifade edilerek, "ülke elden gidiyor" sloganlarının son versiyonları üzerinde tartışılacak.

Sonuç bildirgesinde; YÖK tarafından hazırlanan ve kabul edilen 17. Maddenin, Anayasa'ya yeni giren türban yasasını her halukarda döveceği, inanmayan varsa eğer buna kalkıştığı takdirde çok net olarak yakından göreceği, laik ve üniter bir hukuk devletinde her önüne gelenin yasa çıkaramayacağı, çıkarsa dahi YÖK'ün izni olmadan yürürlüğe giremeyeceği, girse dahi pratik yaşama dahil edilmeyip karar olarak yazılı bir şekilde sadece sayfalarda kalacağı yer alacaktır. Bu konunun çok da fazla kaşınmasının, şuan Irak'ta meşru müdafaa hakkını kullanan askeriyenin canını sıkacağı satır aralarına serpiştirilecek.

Bakanlar Kurulumuz ve Başbakanımız da gözyaşları içerisinde Mehmet Akif üstadın şehitlerimize yazdığı şiirleri okuyacak, böylece yaşayıp gideceğiz.

Başörtülü kızlarımız mı ? Canım, şimdi sırası mı?

Zaten fener kendi evinde, üstelik cimbomun da yenildiği haftada bursa'dan 2 tane yedi, canımız burnumuzda!
__________________
Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 07.04.2008, 14:23   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
radikalislam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
radikalislam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.02.2007
Bulunduğu yer: Gönül aleminden
Yaş: 34
Mesajlar: 1.521
Tesekkür Etti: 416
117 Kunu Icin 356 Tesekkür Aldı
radikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 108
Standart

Gördünüz mü ? Nasıl çıktı ortaya kaba yalan! Bu tip insanların meşrebi zaten bu! Tek partili döneme olan nostaljik özleminin Türkiye'ye yansıyan aynalarıdır. "Milli şef" hasretlerinin son demleri!

Aba altından gösterilen sopanın da ne menem bir şey olduğuda görüldü bu vesile ile. Hükümetin borazancısı değilim, iyi bir hareketi olursa elbette alkışlarız, bize uymayan bir konuda da elbette en sert biz eleştiririz. Ama, haksizlık kimden gelirse gelsin ve kime karşı olursa olsun elbette her zaman karşısında olmamız gerekir. Türbanın serbestlik kazanması için gerekli olan anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra uygulanan yöntem sadece despotizm'dir! Hazımsızlığın son halkasıdır! Bükemediğin bileği öpmektense, o bileğin bağlı olduğu kafayı koparmak için yapılan saldırının adıdır bu! Kime karşı ? Halka karşı! Halka rağmen, halkın ekseri çoğunluğuna rağmen bir dik duruşun adıdır bu! Laiklik ile Türbanın bitmeyen derby karşılaşması. Trübünlerdeki nasıl olsa seyirci! Taca atılan topu dahi alkışlamayı koymuş kafasına her iki cenahın seyircileri. Tuhaf mı ? Bence; evet!

Tuhaflığın birinci nedeni; aynı cenahtan olduğunu zann ettiğiniz topluluk, zoru görünce çok çabuk yan toplara çıkıyor. İktidar olduğunu zanneden hikümet de bunu bildiği halde her topa çıkıyor!

Hakem; zaten maç başında yazı turayı atarken her iki tarafı tura olan parayı havaya atıyor. Senin için yazı gelme olasılığı bütün matematik kurallarında zaten sıfır! Sonra kalkıp da hakemin yanlı olduğunu söylemek, sadece havanda su dövmekten öte gitmeyen bir harekettir.

Altyapıdan gelmişsin, A kadroya dahil olmadan bir sürü tecrübe kazanmışsın, Avrupa deneyimin var, kendi sahanda oynuyorsun, trübün desteğinin % 70 olduğunu iddia ediyorsun, o zaman tam saha pres yapacaksın! Nefes dahi aldırmayacaksın! Bütün buna rağmen attığın goller hakem tarafından halen iptal ediyorsa; o zaman sine-i trübün diyeceksin! Eşit şartlarda olmayan hiç bir müsabaka; müsabaka değildir! gerçeğini cümle seyredenlere göstereceksin. Rakibini ofsayta düşüreceksin ve ifşaa edeceksin. Eğer samimiyseniz, korkmayacaksın!

Bir tek canım var; o da Rabbül Alemin tarafından kabz edilecek! Daha ötesi yok! deme cesaretini duymadığınız sürece, her söyleminiz boş bir iddiadan öte geçmeyecektir maalesef!

Nutuk'ta okumuştum. Gazi Mustafa Kemal bir yerde şöyle söylüyor, hatırlayabildiğim kadarı ile; “Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi üstün görmeyeceksin; hiç kimseyi aldatmayacaksın; ülke için idealin neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes sana karşı çıkacak, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacak, önüne sonsuz engeller yığacaklar, fakat sen bunlara dayanıklı olacaksın.
Kendini büyük değil, küçük, bir hiç sayarak, kimseden yardım görmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bütün bunlardan sonra da sana ‘büyük’ derlerse, bunu söyleyenlere sadece gülüp geçeceksin.”


Eğer samimiyseniz, gülebilecek bir yüreğiniz de varsa, gülmek için ne bekliyorsunuz ? Hiç kimsenin size hak vermesini beklemeyin. Çünkü bu zamanda hak verilmez; alınır!

Bekara karı boşamak kolay diyeceksiniz bu yazdıklarıma; boşuyorum o halde!
__________________
Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yuzyıllık yalan espirili_mi_acaba Oku - Düşün - Anla 1 15.03.2008 17:06
Yalan Uydurmak hanif_bir_kul Genel Islam Konular 0 24.12.2007 00:00
Müslüman, misyonere bilgi ile karşılık verir, kaba kuvvetle değil alptraum Oku - Düşün - Anla 0 16.09.2007 01:16
...yalan... Azra Şiirler 1 14.08.2007 21:29
Yalan Hadisler caferi_humeyni Arşiv 1 01.07.2006 13:17



WEZ Format +2. Şuan Saat: 15:27.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger