 | VAR’A ‘yok’ demekle, nesi değişir ki ‘var’ın? |  |
12.01.2008, 00:02
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Üye
arzuhal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.08.2007 Yaş: 19 Mesajlar: 416 Tesekkür Etti: 1
7 Kunu Icin 17 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 | VAR’A ‘yok’ demekle, nesi değişir ki ‘var’ın? VAR’A ‘yok’ demekle, nesi değişir ki ‘var’ın? Varsın ’ım varsın! Diller yok diyorsa yalan, kalplerde senin adın yazılı... Canlar Seninle yaşıyor... Eller, sen istersen tutabilir, dizler de öyle...
Alâim-i Semâ senin.
Gökkuşağında renkler Seni gösteriyor, ‘ressam’ yok dese dert midir? Şarkılarda
ismin geçmese ne gam? Sesler seni söylüyor. Senin besteni şakıyor bülbüller!
Gül ümsüyorsa senin güzelliğinden...
Rahmetinin katresidir yağmur, bahçeler hep senin.
En şefkatli sensin ’ım. Çünki sensin anneleri yaratan...
En kudretli sensin ’ım Çünki sensin dağları dik tutan...
Çocukların pamukçacık ellerinde, çimenlerin yeşermelerinde, sevdâlıların sıcacık yüreklerinde ‘apaçık’ sen ‘saklısın’...
Sana ‘yok’ diyeni ‘yok’tan ‘var’ eden de sensin.
Bolluklar mükâfatın, kıtlıklar ikazın... Ferahlıklar, sıkıntılarımıza teselli, üzüntüler seni hatırlamamız için...
O kadar varsın ki...
Varlığının heybeti karşısında başımız dönüyor, tıpkı dünya gibi...
Sensiz yaşanmıyor...
Milyonlarca yıldır, milyarlarca hayat ve her hayat sahibine her an taptaze nefesler veren nasıl ‘yok’ olur, nasıl ‘yaşamaz’?
Hayatı veren sensin. Hayat da, hayatım da senin. Kendini bilmeyen seni tanımamış; kim neylesin?
Anlamayı, bir adıma karşılık bin adımla koşuşturan sensin.
‘İnanılan’ da sensin ‘inandıran’ da...
‘Var’ daha ‘yok’ iken ‘var’ olan da sensin.
Her zaman her yerde ‘var’ olan da!
Sevgin zerre eksilse üzerimizden ve bir an çevrilse bakışların, tutuşur yanarız...
Asırlar bir ince perde, mekân bildiğimiz, ayak bastığımız, paylaşamadığımız dünya bir durak...
Bir hak verdin... Akıl, duygu, dudak verdin, söyleyeceğiz...
Kaderimizi kendimize ‘yazdıran’ da sensin.
Yarattın, yaşatıyorsun, dirilişimiz vaadin...
Sen vaadinden dönmeyensin, senindir sonsuzluk!
‘Küçükler’ Senden uzaklaştıkça küçüldüler, ‘büyükler’ sana yaklaştıkça büyüdüler.
Yûnus balığın karnında, Yûsuf zindanda senin kölendi. Hürriyet sendeydi, sen Rabbimizsin...
Serinlik Sendendi, İbrahim’i ateşin yakışından kurtaran... Mûsa’yı Firavun’un sarayında büyüten sendin.
Sendin hem yetim, hem öksüz Muhammed’i (asm) Mirâc’a çıkaran...
Yûsuf Züleyha’yı senin için reddetti...
O, her şeyi! ım:
Rüzgârdan, ışıktan, lisandan, insandan deliller gönderdin.. Her oluş, her tükeniş işâretindi!
Peygamberlerin, nizâmını anlatan yazının satırbaşlarıydı, kelimelerindi velilerin: dostların, senin imla işaretlerin...
Geylânî seni söyledi, Rabbanî seni, Mevlânâ sana çağırdı, Gazâlî sana.
Bediüzzaman’ın “çağına ve sonrasına” seni anlatan sözü binlerce sayfa sürdü...
“Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur” dedi Necip Fazıl, Sen çileyi mutluluk yapansın.
Varsın ’ım varsın...
Hilekârsa bilim, edepsizse edebiyat, sahteyse san’at,gerçeğini; amacını kaybetmişse ‘yok’ diyorsa desin!
Küçük kitaplar ‘yok’ yazsa?
Kâinat ‘var’ yazan koca kitap!
Yazan sensin, okutan sensin.
Selâm sana sevgili.
“Bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş...”
Atomundan galaksisine, zerresinden küresine, yarattığın ne varsa, hepsi içimde dönüyor... Dalgalanıyor denizlerin damarlarımda, buğulanıyor gökyüzü gözlerimde, rüyalar içindeyim, çiçekler içinde, güneşler açıyorum... Bir küçük kâinatım!
İnsanım ve inanıyorum sana.
Kundaktan kefene, beşikten musallaya ve oradan ‘asıl hayata’ uzanan rahmetine...
Şelâlelerde çağıldayan, mercanlarda parıldayan güzelliğine... Toprak kokan mahsuller, kovanlar, peteklerce ikram ikram üstüne bereketine... Kan kırmızı karanfillerden, gözbebeklerine kadar, binbir çeşit ve rengârenk sanatına inanıyorum...
‘Yok’a inanmak ‘yok!’
Şüphesiz inanılacak yalnız sensin.
Sebepler! Size söylüyorum, sizi sebep gösterenlerde suç, Sevgilim ‘ol’der ve ‘olur’... ım...
Bir sevdâdır sana inanmak...
Gurbette âniden kavuşmaktır!
Her şeyimi sen verdin, her şeyim senin.
Seni sana lâyık anlatamadım affet! Kelimem yetmedi! İşte ’ım bu kulunun bütün söyleyebildiği bu kadar.
Ben bu kadarım...
Şükür ki sen bu kadar değilsin!...
__________________ ''oYsaki daha çok çoCuk bu yüRek..'' | |
| |  |
12.01.2008, 00:09
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
berfut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.11.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 28 Mesajlar: 2.189 Tesekkür Etti: 121
127 Kunu Icin 304 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13 | gönlüne saglık kardeşim bu güzel paylaşımlar için.... YouTube - mehmet emin ay - cürmüm ile RAHMETFORUM
__________________ zaif-i mutlak.:...ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı... Yoklukları var eden Rab; dikenleri gülün merhametinde misafir eyleyen Rab; bulutları mavi göğüme sırdaş eyleyen, yağmuru toprağıma yâri eyleyen; bebekleri annesinde, kuşları yuvasında; baharı kışın ardında, ömrü güneşin doğuşunda; saklayan gösteren Rabbim; kilitlerimi çöz, firkatlerimi muhabbetinin peşine koy, rüzgara tutunan dualarım arılara, papatyalara, nergislere ve gelinciğime dokunmuşsa, ruhumu kainatın ahengine kat. Ya Rab. Ya Hakk... | |
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 15:15. | | |