coco cola
Coca Cola'yı bulan şahıs bu işe başlarken tüm dünyanın tadını seveceği bir şerbet yapmayı kafasına takmış. Tüm servetini buna yatırmış. Sonunda da ünlü Coca Cola formülünü hazırlayıp piyasaya sürmüş. Ama sonuç tam bir fiyasko olmuş. Yılların emeği boşa gitmiş. Fakat daha sonra şirketin bir ortağı formülde hiç değişiklik yapmadan Coca Cola'yı bugünkü satış rakamlarına ulaştırmış. Ne mi yapmış? Sadece şerbeti soğutup satışa sunmuş! Bu nedenle tüm Coca Cola şişelerinin üzerinde "Soğuk içiniz" yazıyormuş.
Formülü açıklansa isteyen herkes evinde çay yapar gibi Coca Cola üretebilirmiş. Formül işte bu yüzden dünyanın en önemli sırrı gibi gizli tutuluyormuş.
Kimyayla alakası olan herkes bilir ki Coca Cola asidik yapıdadır. Bundan ötürü de dışarıya ısı verdikçe, yani soğudukça, daha "kararlı" hale gelir. Böylece de lezzeti artar. Coca Cola soğuk sevmemizin ve şişelerin üstünde "soğuk içiniz" yazmasının nedeni bu "asid-baz" ilişkisinden kaynaklanmaktadır..
***
“Coca Cola zehirdir”
Kolalı gazozun zehir olduğunu bildiren slogan, 1970 öncesindeki antiemperyalist mücadelenin bayraklarını süslüyordu.
O zaman, henüz cola ekstresi ile yapılan bu içeceğin, insan sağlığına zararları konusunda bugün olduğu kadar yaygın bir kanı yoktu. Devrimcilerin karşı çıkışının nedeni, bize masum bir içecek gibi sunulan şeyin, aslında yoğun bir sömürü ilişkisini taşımasıydı. Şişenin içinde, “serinlik verici” bir madde değil, emperyalist sermayenin baskısı, sömürüsü, kültürü vardı. Zehir, onu içenin hemen kanına karışan ve midesini bulandıran bir şey değil, bütün bir toplumu, bağımsızlık, özgürlük isteyen herkesi içinden vuran emperyalist sermayenin kendisiydi. Gazozun lezzetini tadanlar, bunca yoğun bir ulusal saldırı içeren şeyin hiç şüphesiz kendisini kabul ettirebilmek için çok tatlı olması gerektiğini düşünüyorlardı. Tam anlamıyla “şekere bulanmış bir zehir”di. Coca Cola’yı, ‘90’lı yılların başında, eski sosyalist ülkelerin kapitalizme dönüşü sırasında, başka bir rolde gördük. Emperyalizmle ilişkilerini geliştirmek isteyenler, sermaye saldırılarına kapılarını ilk önce bu boyalı şekerli suyla açıyorlardı. Devrimci sloganların, sosyalizme övgülerin yer aldığı bayrakların, pankartların asılı olduğu duvarlarda, onların boşalttığı yere ilk tırmanan kırmızı-beyaz gazoz logosu oluyordu. Onun işaretlerinin görüldüğü her yerde, Amerikan emperyalizminin zafer kazandığını anlıyordunuz. Coca Cola şekerli şerbet olmaktan çok, siyasal bir silah olarak hareket ediyordu.
Coca Cola, aynı zamanda ideolojik bir araçtı. Kendisiyle birlikte, özeti “Hayat hoştur, gerisi boştur” olan bir kültürü de taşıyordu. Düzenle sorunu olan herkes, işçiler, emekçiler, özellikle de gençler, gazoz reklamlarında kullanılan sloganları temel gerçekler gibi benimsemeye alışıyorlardı. Şişeyi gırtlağından midesine boşaltanlar, “İşte yaşam bu” diyorlardı. Bolluk, sağlık, özgürlük, eşitlik, bilgi, sanat, her şey bir yana, renkli gazoz bir yana! ‘60’lı yılların devrimcileri işte bütün bunlardan dolayı, Coca Cola’yı insanlığın zehiri olarak ilan etmişlerdi.
Bazıları bununla dalga geçiyordu. “Cola içmemeyi devrimcilik sanıyorlar!” diyorlardı. “Siz Cola içmezseniz Amerika batacak mı sanki?” diyorlardı. Evet, devrimciliğin bir gereği de, emperyalist ürünlere yüz vermemektir. Gazoz içmemekle, elbette ABD emperyalizmi batmazdı, ama biz kendimize karşı tutarlı olurduk. Sonra işler tavsadı. “Coca Cola zehirdir!” sloganı unutuldu.
Avrupanın bazı ülkelerinde, geçen günlerde başgösteren zehirlenmeler, Coca Cola’nın gerçek anlamda da zehir olduğunu anlatıyor. Yapılan kimyasal analizler ve deneyler, diş çürümesinden mide, bağırsak hastalıklarına kadar çok geniş bir etki yelpazesi olduğunu gösteriyor. Bilimsel araştırmaların çoğu, şirketin rüşvetiyle, baskısıyla gizli tutuluyor, üstü örtülüyor. Her gün, dünyanın bütün ülkelerinde, milyarlarca insan, milyonlarca çocuk bu musibeti tüketmeye devam ediyor.
Son zehirlenme olayları için, şirket temsilcileri, “Fare zehiri karışmış olabilir” diyorlar. Bu şekerli şerbet kılığındaki zehire, başka herhangi bir zehirin karışmasına gerek yok. Şimdi yüksek sesle yeniden haykırmanın zamanıdır:
“Coca Cola zehirdir!”
***
Cola ve 25 kare
Gözümüzün saniyede 24 kare algılayabiliyor..
25. kare ise beynimize yazılıyor. İşte bu sistemin adıda 25. Kare
Örneğin Siz tvde bir çizgi film izlerken adamlar 25. Kareye "Coca Cola İç" yazısı koyuyorlar ve canınız cola çekmeye başlıyor ..
Şaka gibi görünsede Rusyada yapılan araştırmalarda bu yöntem uygulandığında
Cola satışlarının arttığı gözlenmiş..
'Başka Kanal İzleme, Başka Kanal İzleme, Başka Kanal İzleme'...
Televizyon yayını kullanılarak insanın bilinçaltına belirli bir sloganı yerleştirmeyi amaçlayan "25'inci kare (25th shot)" tekniğinin Rus TV'leri tarafından yaygın olarak kullanıldığı ve hükümetin buna karşı mücadele başlattığı bildirildi.
Rusya Basın Bakanı Yardımcısı Valeri Sirojenko'nun açıklamasına göre, "25'inci kare"yi saptamak üzere özel bir detektör geliştirildi ve bu cihaz ile yıl sonuna kadar tüm TV kanallarının sürekli kontrolü sağlanmış olacak.
İtar-Tass'ın haberine göre, resmi olmayan bilgiler, Rusya TV programlarının 5'te 1'inin, "25'inci kare"yi içerdiğini ortaya koyuyor. İnsan gözünün, TV izlerken saniyede 24 kareyi algılayabildiği, 25'inci karenin ise göz tarafından fark edilmese bile doğrudan beyne etki ettiği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu etki, beyni "yüksek derecede ikna edici" olabileceği gibi,
tahrip edici de olabiliyor. Rusya Basın Bakanlığı, bu etkiyi yayınlarında kullandığı tespit edilen TV kanallarının lisanslarının iptaline dahi gidilebileceği uyarısı yaptı.
Bakanlık kaynaklarına göre, TV'lerde yayımlanan her üç filmden birinde, 25'inci kare şeklinde, promosyon amaçlı bir slogan veya reklam yer alabiliyor. Bu slogan veya reklamlar, "başka kanal izleme" şeklindeki anonslardan, siyasi amaçları hedefleyen sloganlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Rusya'nın geliştirdiği detektörün, dünyadaki benzerlerinin dördüncüsü olduğu kaydedildi.
***
Coca Cola Tadında Hayat
-Coca Cola Tadında Hayat- Aslında bildiğimiz bir ürünün promosyonunda kullanılan bu sloganın yaşadığımız hayata cuk diye oturduğunu düşünüyorum. Coca Cola gibi bol asitli, sesli, kıpır kıpır ve amerikanvari bir hayat. Gaz yapan, toplumu kendine çeken, ve de içten içe eriten bir hayat. Kanserli hücrelere çoğalması için imkan veren bu siyah renkli hayat, bize eski yörük ayran günlerimizi unutturdu. ASitli mi yağlı mı, buzlu mu buzsuz mu, bol kalori mi no kalori mi derken cola tadında bir hayatımız oluyor,The Turkish Company yapım hem de.
Her çocuk bir şey sanıyor bu hayatı, çünkü soluklar coca cola kokuyor artık. Asitli tükrükler var sokaklarda, kaldırımları eriten. Ve siyah zayıf gösteriyor belki bizi...
Coca Cola tadında hayat derken, bu herhangi bir akıma saldırı anlamında değil, sadece bir reklamdan sonra hayatın tadını, akışını coca colaya benzettiğimden... Sonra bir gün asidi kaçacak ve içilmez hale gelecek, kapağını açık bırakmamak lazım bu hayatın, sonra ziyan olur, bol şeker ve meyan kökünden başka bir şey olmayan, ne kadar bol tuzlu yağlı ve sulu ayranımız kadar olmasa da sade bir hayat bize gelmez falan. Afilli hayatlar yaşarız biz, coca cola tadında, bol asitli!
***