Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Ruhun evrime cevabı
Alt 21.12.2007, 18:31   #1 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 27
Mesajlar: 1.471
Tesekkür Etti: 0
12 Kunu Icin 13 Tesekkür Aldı
bcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 33
Standart Ruhun evrime cevabı

RUHUN EVRIME CEVABI

Varlık âlemi ikiye ayrılıyor: Biri gayb, diğeri ise şehadet âlemi... Bir başka ifadeyle, fizik ve metafizik âlemler..

Gayb âlemi, mahiyeti bilinmezler, sırrına erilmezler âlemidir. Beş duyunun hükmü bu âlemde geçmez... Melekler, ruhlar ve kâinatta cereyan eden bütün kanunlar hep bu âlemden, duyu organlarıyla keşfedilen eşya ise, şehadet âleminden.

Bu iki ayrı âlem, kâinatın meyvesi olan insanda, ruh ve beden olarak kendilerini gösteriyorlar.

Biz fizik âlemini kısmen görüyor ve biliyoruz. Fennî keşiflerle bu âlem hakkında hergün yeni şeyler öğreniyoruz. Ama gayb âlemi hakkında bildiklerimiz çok hem çok sınırlı.. Yine bilemediğimiz bir nokta da, gayb âleminin şu görünen âlemle münasebet keyfiyeti. En basitinden, şu küremize bakalım: Toprak, şehadet âleminden. Onun bir de görünmeyen yönü var: Yerçekimi kanunu... Bu kanun nasıl bir şeydir? Nasıl çalışır? Toprağın neresinde gizli? Yoksa her yanını kuşatmış mı? Kuşatmışsa, bu ne cinsten bir kuşatma? Çepeçevre sarmayla bir benzerliği var mı? Bütün bunları lâyıkıyla açıklayamıyoruz.

Bilmem şu misal meseleye biraz ışık tutar mı? Bir yazıyı, meselâ bir mısrayı düşünelim. O yazıda hem kelimeler var, hem de mânâlar...

Kelimeler şehadet âleminden, mânâlar ise gayb âleminden. Kelimeler; mürekkepten, kalemden, bedenden haber verirler. Mânâlar ise ruhtan, akıldan, hâfızadan...

Mânâ kelimelerle görünmede, kendini hissettirmede, okutmada... Ve kelimeleri harf harf kuşatmış, ama onların ne içlerinde ne dışlarında. Beden ile ruh arasında da böyle izah edilemez bir gizli münasebet var.

Yazıda esas olan mânâdır, insanda ruh... Hangimiz bir eseri okurken mürekkebini sık sık hatırlarız. Ama, ondaki mânâdan hiç ayrılmaz, eserin sahibini hatırdan çıkarmayız. Bir insanın da, boyundan, kilosundan nadiren söz ederiz. Sohbetimiz daha çok onun karakteriyle, ilmiyle, ahlâkiyle ilgili olur. Bunlar ise insanın gayp cihetidir.

Ateistler ve evrimciler, gayb âlemini hiç dikkate almaz, ruh bahsinden ise dikkatle kaçarlar. Bütün konuşmalar beden üzerinde cereyan eder. Bir başka ifadeyle, hep yuvalardan, evlerden, binalardan söz edilir; onlarda tasarruf eden misafirler ise görmezlikten gelinir.

Korkak tavuk, yırtıcı pars, uysal koyun, kurnaz tilki, haşmetli balina, ufacık karınca, bal döken arı, zehir akıtan yılan ve daha niceleri hep bu âlemin meyveleri ve bu arzın misafirleri... Hepsinin bedeni kendi ruhuna uygun. Ve bedenlerindeki farklılıklar, ruhlarının ihtilâfından haber vermekte. Bu farklılıkları madde ile izah etmek mümkün değil...

Elementler koyun gibi uysal mı? Tilki gibi kurnaz mı? Yoksa insan gibi akıllı mı?.. Ne öyle, ne de böyle. Bütün madde ve mânâ âlemleri, fizik ve metafizik, aynı zâtın iradesiyle, kudretiyle vücut bulmuşlar, şekillenmişler. Ayrı özelliklere, yahut farklı karakterlere sahip kılınmışlar.

Evrim felsefesinde bu gerçek görmezlikten gelinir ve bedenlerin müstakilen ayrı ayrı yaratılması imkânsızmış gibi,
“acaba hangi beden hangisinin evrimleşmesiyle meydana gelmiştir” yollu münakaşalar yapılır, görüşler serdedilir.

Kâinatı başıboş, gayesiz ve sahipsiz vehmedenler, onun bir küçük misâli olan insanı da ruhsuz zannettiler. Kendi bedenleri ile ruhları arasındaki mahiyet farklılığını vicdanen bildikleri halde, maddecilik, yahut evrim hesabına ruhu inkâra çabaladılar. O harikalar harikası beden fabrikalarını idarecisiz ve o beldeleri sahipsiz ilân ettiler. Bile bile, iradî fiillerle refleks hareketleri aynı gibi takdim ettiler. Halbuki, bir iğne battığında elimizi çekmemizi refleksle izah etsek bile, acı bir haber aldığımızda olay mahalline doğru koşmamızı neye bağlayacağız? Kulaktan sesin girmesiyle ayakların olay mahalline doğru yol almasını otomasyonla açıklamak mümkün mü? Günlük hayatımız böyle binlerce iradî fiille dolup taşmakta.

İşte bütün bu fiiller ruhtan haber veriyorlar.

İnsan ruhu:

O, maymuna benzetmek için her türlü gülünçlüğe düştükleri güzelim insan bedeninde oturan bilinmez misafir... Bedenin organlarından çok, onun duyguları, hisleri, elemleri, kederleri, arzuları var... Akıl ve hâfızadan, sevgiye ve korkuya kadar uzanan ayrı bir âlem.

Evrimciler bu âlemi izah edecek kelime bulamaz ve işi demagoji ile geçiştirmeye çalışırlar.

Nitekim Darwin şöyle der:

“En aşağı maymunlarda zihin faaliyetinin nasıl ortaya çıkmış olduğunu araştırmak, bütün hayatın kökenini araştırmak kadar şu anda mânâsız bir cakadan ibarettir.”

İlk bakışta insaf kokan bir ifade. Ama, hakikatte, altında çaresizlik yatıyor. Bu sözlerde, hayatın evrimle izah edilemeyeceğini itiraf saklı. İşin tuhaf tarafı, hayat hakkında birşey söylenemeyeceğini söyleyenler, hayat sahiplerinin meydana gelişlerini evrime bağlama gayreti içindeler.

Ruhî faaliyetleri evrimle geçiştirmek mümkün değil!.. İnsanlar arasındaki farklı telâkkiler, ayrı inançlar, değişik idealler, muhtelif felsefeler, birbirine zıt fikirler evrimle nasıl izah edilecektir?..

Birisi yaratılışa inanan, diğeri evrimi savunan iki insanı hayalen yan yana getiriniz. Ve sorunuz evrimciye: “Bu adamların hangi organları yaratılışa inanıyor, yahut evrimi kabul ediyor? Elleri mi, ayakları mı, ciğerleri mi, mideleri mi, kanları mı, beyin hücreleri mi? Sorunuza karşılık ister istemez: “Hiçbiri!..” diyecektir. “O halde bu zıt görüşlerin sahipleri kimlerdir?” şeklindeki ikinci sorunuza, bilmem, ne cevap verecektir?

...

Bütün oyunlar ruhu hedef alıyor. Bütün propagandalar onu aldatmak için. Bütün oyuncaklar onu oyalamakta... Her ideoloji ona ok atar, onu avlamaya çalışır. Evrim felsefesi de bunlardan biri. Onun muhatabı da ruhtur. Bu felsefe, ruhu milyonlarca, milyarlarca yıl öncesiyle uğraştırır, yorar, takatten düşürür. Artık bu yorgun ruh, lâyıkıyle ne kendini düşünebilir, ne bedeni, ne de kâinatı. Ne nimete hakkıyla bakabilir, ne de onu ihsan edeni hatırlar. Vehimlere dalar, gaflette yüzer, eğlencelerle ömür çürütür, kahkahalarla zaman öldürür.

...

İşin garip tarafı, maddeciler ve evrimciler hem ruhu avlamaya çalışırlar, hem de onun varlığına inanmak istemezler...


Prof. Dr. Alaaddin Başar
__________________
"Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)


  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karıncanın cevabı... beyza Oku - Düşün - Anla 2 24.10.2007 20:05
Niyetle ilgili bir soru ve cevabı Uhud dağı Genel Islam Konular 0 29.08.2007 20:51
Bulursun Cevabı - Soner Aydinaydin hüma-gül Şiirler 1 22.03.2007 11:47
Rûhun Râbitalari seyfullah putkıran Şiirler 4 23.02.2007 14:53
Ruhun Coşkusu sinang Genel Islam Konular 0 30.11.2006 22:21



WEZ Format +2. Şuan Saat: 14:53.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger