Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Tarihi Bilgiler

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Osmanlı padişahları neden hacca gitmemişlerdir?
Alt 21.12.2007, 14:20   #1 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 27
Mesajlar: 1.471
Tesekkür Etti: 0
12 Kunu Icin 13 Tesekkür Aldı
bcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 33
Standart Osmanlı padişahları neden hacca gitmemişlerdir?

Soru:Osmanlı padişahları neden hacca gitmemişlerdir?

Cevap:

1) Islâm Hukukuna göre, cihâd, Müslümanlar için farz-i kifâyedir. Bu sebeple fert olarak bir Müslüman, açik bir düsman tehlikesi bulunmadigi müddetçe, farz-i ayn olan hacci farz-i kifâye olan cihâda tercih edebilecektir. Cihâd, fert olarak Müslümanlarin hac ibadetine engel olmayacaktir. Bunun tek istisnasi, düsmanin bertaraf edilebilmesi için hacca gidecek Müslümanlara da ihtiyaç olmasidir. Iste bu noktada halife ve sultânlarin hükmü, Müslüman fertlerden farklidir ve onlar için cihâd yani düsmanlarin hücumunu bertaraf ederek Müslümanlarin emniyetini saglamak ve bunun için gerekirse savasmak, farz-i ayndir. Hz. Peygamber’e hangi amelin daha faziletli oldugu soruldugunda, sirasiyla, Allah’a ve Peygamberine iman, Allah yolunda cihad ve hacc-i mebrûr cevabini vermistir. Sebebi bellidir; Müslümanlarin canini, malini ve namusunu korumak hukukullah da denilen kamu haklarindandir; yani cemiyete ait bir ibadettir. Bazan kamu haklarindan olan bir mesele, sahsî farzlardan daha ehemmiyetli hale gelmektedir. Iste burada da durum budur.

Osmanli Padisahlarinin II. Selim’e kadar gelenlerinin tamami, ömürlerinin yarisini Allah yolunda cihâd için seferlerde geçirmislerdir. Üzerlerine farz-i ayn olan ve hukukullah mahiyetinde bulunan cihâdi ve nizâm-i âlemin devamini, sahsî farz olan hacca tercih etmeleri için, Seyhülislâmlar fetvâ vermislerdir. II. Bâyezid Amasya’da vali iken hacca gitmeye niyetlenirken, sadrazam ve diger devlet erkâninin imzasi ile gönderilen mektupta, hemen gelip tahta geçmesi gerektigini, hacca gitmeyi halka ve devleti idare etme isi olmayanlara birakmasi icab ettigini tavsiye etmisler; aksi takdirde düsmanin cesaretlenerek Müslümanlara saldirmasina sebep olacagini ikaz eylemislerdir.

Ayni sekilde israrla hacca gitmek isteyen ve bu niyetinin bedelini caniyla ödeyen II. Osman’a, Kayinpederi ve Seyhülislâm olan Es’ad Efendi aynen su fetvâyi vermis ve fikihtaki bu hükmü özetlemistir: "Padisahlara hac lâzim degildir; oturup adl eylemek evlâdir. Câiz ki, bir fitne zuhûr eyleye". Verilen bu fetvâyi tasdik eden asrinin kutbu Aziz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri de, II. Osman’i fetvâya uymasi için ciddi ikaz eylemistir. Hatta bu meseleden dolayi Padisah’in askeri tahrik ettiniz tarzinda tahkirine hedef olan ve sonradan Seyhülislâmlik makamina gelen Yahya Efendi’nin ifadeleri de tamamen fikhin ölçülerine uygundur:

"Padisahim! Hâsâ ki, ulema duacilariniz eskiyayi tahrik ede. Ancak içten gelerek bu niyetinizi istemezdik. Sebebi budur ki, ecdadiniz etmemisler, bu tarike gitmemisler, günahimiz varsa ol kadarcadir."

Nitekim halk ve asker arasinda yayilan dedikoduyu özetleyen su cümleler de meseleyi açiklamaktadir:

"Nizâm-i âlem içün padisahlar hacci terk edegelmistir. Düsmanin ortaya çikmasi ve düsmanlarin memleketi karistirma ihtimali var iken, Memâlik-i Mahrûse’yi koyup gitmek hatadir.".

2) Bazi Islâm hukukçulari, bedeni sihhatli olma sartini açarak, sihhatli olsa bile tutuklu olma veya kendisini hacdan alikoyan zâlim idareciden korkmanin da haccin edâsini engelleyecegini ifade ederken, sultân ve o manadaki devlet yetkililerinin de mahbus yani tutuklu gibi kabul edilecegini; sadece beytülmal disinda kendine ait malindan haccin farz olacagini ve bu özür devam ettigi müddetçe ölünceye kadar hacca gidemeyebilecegini hükme baglamislardir. Günümüzdeki gibi ulasim imkânlarinin gelismedigi ve bir hac görevinin en az üç ay sürecegi bir asirda, Osmanli Padisahlarinin hacca gitmeleri gerektigini düsünmek, Islâm Hukukunu bilmemek olur. Kaldi ki, ömürlerinin yarisini cephede geçiren Padisahlarin, neden Misir’a kadar cihâda gidip de hacca varmadiklari da ileri sürülemez; zira ordunun basinda mücahid bir komutan olarak sefere giden padisahla, kendi sahsî ibadeti için üç ay memleketini yalniz birakan padisah bir tutulamaz. Bunun en müsahhas misâli II. Osman’a karsi askerin ve hatta halkin duydugu tepkidir. Islâm âlimleri, haccin sartlarindan olan yol emniyetini ihlal eden Karamita grubunun isyani sebebiyle, 326/937 tarihinden itibaren 20 yil kadar haccin farz olmadigini, çünkü yollarda anarsi yasanabilecegini ifade etmislerdir.

Özetle Osmanli Padisahlarina dinen bizzat hacca gitmeleri farz olmamistir. Ancak kendi yerlerine bedel olarak baskalarini mutlaka göndermislerdir. Ayrica Sultân Abdülaziz’in gizlice tebdil-i kiyafet ederek hacca gittigi söylenmektedir. Ancak elimizde bunu dogrulayacak bir vesika bulunmamaktadir .
__________________
"Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)


  Alıntı ile Cevapla

Alt 22.12.2007, 21:51   #2 (permalink)
Yeni Üye
 
günay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 18.12.2007
Yaş: 43
Mesajlar: 6
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
günay Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

bu arkadaşımız neden bu kadar yalnış tepki verdiğini anlayamadım himmi Allah dostlarının hayatını okumamış bence önce okusun ondan sonra neden böyle bir fetvaya ihtiyaç duyduğunu anlar da boşuna vehimlere kapılmaz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 23.12.2007, 13:47   #3 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 27
Mesajlar: 1.471
Tesekkür Etti: 0
12 Kunu Icin 13 Tesekkür Aldı
bcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 33
Standart

Alıntı:
islamci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sana her Allah(c.c.) dostu diyeni Allah(c.c.) dostumu sanırsın? yada yaptıkları kıyımları başkaları caiz kılması sana onların Allah(c.c.) dostu olduğunu mu gösterir? sen sadece okuduklarının sadece gerçekler olduğunu mu sanırsın? bak sana tavsiyem hiçbir zaman sadece kendi fikrine uyanı okuma. hem kendi fikrine uyanları oku hemde karşıt fikirleri oku. her fikri oku. bak o zaman nasıl düşünüyorsun. karşıt fikirler her zaman yanlış olanı gösterir buda doğruyu bulmana yardımcı olur.
Sevgili islamcı s.a;

Şu anda geçmiş zamanda yaşamış bir müslümandan değil, bir zamanlar dünyaya hükmetmiş koskoca mparatorluğun başındaki bir padişahtan bahsediyoruz..Şimdi düşün; Hac ibadeti yapmaya niyet eden bir padişahın yol ile birlikte 3 ayını vermesi söz konusudur..Bu süre koskoca imparatorluğun başındaki bir padişah için çok uzun bir süredir..Bu durumu hiçbir padişah göze alamamıştır..Biraz araştırma yaparsın padişahların her sene hac ibadetine giden kervanlar ile birlikte, hac ibadeti yapan müslümanlara "surre"(yüklü miktarda altın) verirlerini görürsün..Hac ibadeti için kendi adına başkalarını göndermeleri bu ibadete karşı samimiyetsizliklerini değil , aksine gidemedikleri için duyduğu üzüntüyü gösterir..

Osmanlı Tarihi Kronolojisi - Vikipedi Bu linke bakarsan devlet yönetiminin teşkilat yapısını ve tarihte nelerin altına imza attığını görürsün..
__________________
"Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)


  Alıntı ile Cevapla

Alt 01.01.2008, 15:43   #4 (permalink)
Moderator
 
samanyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
samanyolu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 19.03.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 34
Mesajlar: 1.702
Tesekkür Etti: 1.172
471 Kunu Icin 1.162 Tesekkür Aldı
samanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 29
Standart

İŞTE BENİM FATİHİM.MÜCAHİDİM...



Önce şu hususu hatırlayalım:
Osmanlı padişahları da bizler gibi birer insandılar. Birçok üstün hizmetlerinin yanında, bir kısım şahıslarını, bir kısmı da umumu ilgilendiren birtakım hata ve kusurları olmuştur. Fakat hizmetleri bütün bir İslâm âlemini, Müslümanları ilgilendirdiğinden o kadar büyüktür ki, hata olarak görülen bazı haleri bunun yanında çok mühim bir yer işgal etmez.

Bu umumi bir bakış açısından sonra meseleye gelelim: Hac ibadetini, namaz oruç gibi diğer bazı ibadetlerden ayıran birtakım şartları vardır. Mâlî imkân, yol emniyeti, hürriyet, sıhhî durum gibi hususlar bunlardan önemli olanlarıdır. Bunlarla birlikte, diğer bir şart da, üzerine hac farz olan kimse, bu vazifeyi rahatlıkla yapabilecek yeterli bir vakte sahip olmalıdır. Ömer Nasuhi merhum bu şartı şöyle ifade eder:

“Hac vazifesini meşakkatsiz bir sûrette gidip îfa edebilmeye kâfi bir vakit bulunmalıdır. Binâenaleyh, bir kimse hac farîzası için sâir şartları tamamen hâiz olduğu tarihten itibaren bu vazifeyi îfaya müsait bir vakit bulamadan vefat etse, bu farîza ile mükellef olmuş olmaz.”1

Çoğu hayatları fetih hareketlerinde ve cihad meydanlarında geçen Osmanlı sultanlarının bu dinî vazifelerini yapacak yeterli zamanı ve vakti bulmaları pek mümkün değildi. Bir kere İkinci Selim’e kadar gelen on bir padişahın hemen hemen hepsinin hayatı cihad meydanında geçmişti.

O devirlerin nakil vasıtaları ve ulaşım imkânları da hesaba katılırsa mesele biraz daha aydınlanmış olacaktır. Çünkü o zamanlar İstanbul’dan kalkıp Hicaz’a ulaşmak için en azından üç dört aylık bir zamana ihtiyaç vardı. Bununla beraber bir padişahın tek başına veya birkaç kişiyle yolculuğa çıkması da mümkün değildi. Sefere çıkılacağı veya bir tarafa “azimet” edileceği zaman üç beş ay öncesinden hazırlıklar yapılırdı.

Bir padişahın o zaman zarfında aylar sürecek bir sefere çıkarken ordusunun mutlak sûrette beraberinde bulunması gerekirdi. Ordunun sadece savaş maksadıyla yola çıkabileceği de unutulmamalıdır.

Diğer taraftan, sadece padişahın şahsî bir hac farîzasını eda etmesi maksadıyla koca bir Osmanlı ordusunu beraberinde götürmesi, maddi-mânevî birçok mahzurları doğururdu.

Hac mevsiminin kış aylarına geldiği ve senelerce devam ettiği de düşünülürse, bunun ne kadar imkânsız olduğu kendiliğinden anlaşılır.

Meselenin diğer bir ciheti de, mânevî hayattan yapılan şahsî bir fedakârlık olarak düşünülebilir. Şöyle ki:

Hac ibadetinin her ne kadar umumi ve geniş pekçok hikmet ve faydaları varsa da, Müslümanın bizzat ferd olarak kendisine farzdır. Bunun için ferd birtakım makul maslahatları düşünerek manevî mes’uliyetin getireceği yükleri kabul ederse, hac gibi bir ibadette yaptığı bir eksiklik sadece şahsına ait bir kusur olarak kalır.

İşte padişahlar kendi şahsî rahat ve huzurlarından çok, koca bir İslâm âleminin, bütün Müslümanların emniyet ve selâmetini ön plâna alıyorlardı. Kendi maddi-mânevî hayatlarını Müslümanların rahatı uğruna feda ediyorlardı. Burada şüphesiz, şahsî mükellefiyetleri bakımından birtakım eksiklikleri olacaktı. Bunun mes’uliyetini de zaten peşinen kabullenmiş oluyorlardı.

Buna bağlı olarak meselenin siyasi ve idarî cihetine baktığımız zaman farklı bir manzara ortaya çıkmaktadır. Osmanlı idaresi merkezî bir yapıya sahipti. Millet padişahı hep başında görmek isterdi. Çünkü padişahın başında bulunduğu bulunmadığı seferlerin ekserisi hezimetle neticelenmişti.

Osmanlı idaresinde her ne kadar vezir, vüzera, divan ve daha bir kısım idarî makamlar bulunsa da, her şey padişaha bağlı, son söz padişaha aitti. Yavuz Sultan Selim’den sonra halifelik de derühte edilince, padişah sadece Osmanlı tebeasının değil, yeryüzünde bulunan bütün Müslümanların manevî reisi durumundaydı.

Halkta padişaha bağlılık o kadar mühim bir yer işgal ediyordu ki, henüz çocuk nedecek yaşta bulunsa dahi, tahtta bir padişahın bulunmasına alışmıştı. I. Ahmed, II. Osman ve IV. Murad çocuk yaşta tahta oturmuş padişahlardı. Buna rağmen halk onları padişah olarak tanımış, bağlılık göstermişlerdir. Padişahın uzun bir müddet —savaşların dışında— başta bulunmayışı dahilî karışıklık ve huzursuzluklara sebep olurdu. Hatta Genç Osman iyi bir niyet taşıyarak hacca gitmek giçin İstanbul’dan yola çıktığı halde, daha İstanbul-Maltepe’ye varmadan çeşitli dedi-kodular çıkarılarak huzursuzluklar başgöstermiş, sonunda padişah bu teşebbüsünden vaz geçmiştir.

Bu ve bunlara benzer haklı gerekçe ve engelleyici sebepler olmasaydı, Resulullahın (a.s.m.) müjdesine mazhar olan bir Fatih Sultan Mehmed’in, oğlu Veli Bayezıd’ın ve İslâm birliği için hayatını cihad meydanlarında geçiren Yavuz Sultan Selim’in hac farîzasını ihmal etmesine bir mânâ veremeyecektik.

Ayrıca Yavuz devrinde Osmanlı sınırları içine giren Mekke ve Medine, Cumhuriyet devrine kadar devamlı gözbebeği gibi korunmuş, imar faaliyetleri sürdürülmüştür. Sadece Sultan Abdülhamid bu mukaddes topraklara verdiği ehemmiyetten dolayıdır ki, Bağdat’tan Medine’ye kadar demiryolunu ağını kurmuştur.

Bu kadar Kâbe ve Resulullah âşıkı olan ve kuvvetli bir dinî tahsil ve terbiye görmüş bulunan Osmanlı padişahları, fırsat ve imkân bulsalardı, hacca gitmezler miydi?
__________________
Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu
Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu..
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kadının Mahremsiz Hacca Gitmesi seyfullah putkıran Fıkıh Köşesi 3 03.09.2007 14:07
Osmanli Padişahlari Niçin Hacca Gitmezdi?? Uhud dağı Tarihi Bilgiler 1 23.08.2007 13:33
Osmanlı Zekası ibrahim571632 Genel Islam Konular 7 12.07.2007 20:35
osmanlı E R H A N Arşiv 19 04.05.2007 22:38



WEZ Format +2. Şuan Saat: 15:07.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger