Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Anlatilmasi Gereken Bir şey Vardi...!
Alt 30.11.2007, 23:55   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mücahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.03.2007
Bulunduğu yer: Tr
Yaş: 41
Mesajlar: 2.524
Tesekkür Etti: 12
28 Kunu Icin 43 Tesekkür Aldı
Mücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 131
Standart Anlatilmasi Gereken Bir şey Vardi...!

Doğrusu insan hırslı yaratılmıştır. Kendisine bir kötülük dokundu mu sızlanır, bir iyilik dokununca da vermez. Ancak Namaz kılanlar böyle değildir. Onlar ki salatlarına devam ederler, mallarında sail ve mahrum (isteyen ve isteyemeyen) için bir hak vardır. Din gününü tasdik ederler (70/19-26)

Rahman Rahim Allah Adına...

Sevgili kardeşim

Selam sana ve Allah'ın tüm mümin kullarına olsun.

Bugün seninle biraz dertleşmek istiyorum. Mektupla da olsa konuşmak güzel şey. Hani yıllar önce yüz yüze, başbaşa bir çok kez yapardık ya. Şimdi başbaşa olmasak da sana içimi dökmek içimden geldiği gibi konuşmak istiyorum.

Geçenlerde bir tartışma oldu; yukarıda yazdığım ayet üzerineydi. Ayette geçen salat kelimesinin manası üzerine saatlerce tartışıldı. Çok ilginç yorumlar çıktı ortaya. Biliyorsun son zamanlarda kelimeler üzerinde tartışıp, kelime guruplarının neyi ifade ettiğini anlamak moda haline geldi. Kelimeleri Kur'an bütünlüğü içinde bir yere oturtmanın yararını göz ardı etmiyorum ama, sadece kelimelerin gramer yapısı içersinde dolanıp durulmasının bizi Kur'an'ın hedeflerinden çok uzaklara düşüreceğini de biliyorum. Ki bu duruma düşen az mı insan biliyoruz; böylece Kur'an'ın temel mesajı ikinci plana itilmiş olur.

Kardeşim, birkaç yıl geriye gidince durumun ne kadar farklı olduğunu hemen görürüz, ilk tanıştığımız günleri hatırlıyorsun değil mi? O günler ne günlerdi. Ne kadar fedakâr ve bağlıydık birbirimize. O günlerde garibandık. Birlikte Kur'an okuyorduk; ilk inen ayetlerdeki infak, sabır, Allah'a yönelme ve mücadele tarzını konuşuyorduk. Okuduğumuz bu ayetlerin ışığında insanlara bildiklerimizi anlatıyorduk. La ilahe illallah ifadesini gerçek anlamıyla bilmek gerektiğini, hatta yaşamak gerektiğini söylüyorduk. Kısacası tebliğ şartı ve tebliğde temel öğe de Rab ve ilah kelimelerinin doğru kavranarak, insanlara Allah'ın rab ve ilah olduğunu duyurmaktı. Evet esas anlatılması gereken şey buydu. Yani mesele ilahi iradenin hakimiyetiydi, niçin kul olduğumuzda

O günler en büyük dileğimiz, Allah'a en iyi şekilde kulluk etmekti. Çalışmalarımız buna yönelikti. Her şeyimizin ölçüsü Kur'an'dı. Kur'an'dan anladıklarımızda S. Kutup başımızın tacı, Mevdudi yoldaşımızdı. Sonra Zulüm Mahkemeleri Önünde Bir Mücahid Konuşuyor adlı kitap ne güzeldi. Neredeyse ezberlemiştik, öyle değil mi? Aynı zamanda Fakirlik Problemi Karşısında islam kitabı ne kadar etkileyiciydi.

Evet kardeşim, o günler çok güzeldi. Belki çok zaman ekmek alacak, dolmuşa, otobüse binecek para bile bulamıyorduk, ama yine de çok güzeldi o günler. Soframızın en aziz misafiri mercimek çorbasıydı. Paramızın olup olmaması, karnımızın doyup doymaması ya da her gün farklı şeyler yemek hiç mi hiç problemimiz değildi. Paylaşacak çok şeyimiz vardı. Birimizin derdi hepimizin derdiydi. Kısacası Kur'an'la uğraşmak onunla yaşamak ve insanlara onu ulaştırmak bize yetiyordu.

İşte yavaş yavaş bu günlere geldik. Önce birbirimizden ayrıldık, işti, okuldu derken ayrı diyarlara düştük. Bir kısmımız üniversiteli olduk. Bazımız daha baştan döküldü. Bazılarımız aynı hızla belki de daha hızlanarak yanına yeni dostlar da bularak yine infaktan, sabırdan, tebliğden bahsetti. Zaman zaman peygamberimizin (s) mütevaziliği ve sadeliği ile Ebu Bekir'in cömertliği konuşuldu. Onlar gibi olmaya, onlar gibi olan kimselere ne kadar da çok ihtiyaç vardı. Başkaları değil, her şeyden önce kendimiz böyle olmalıydık. Öncelikle kendimiz yaşamalıydık, söylediklerimizi ve inandıklarımızı. Üniversiteli ama yine gariban öğrencilerdik, yine para sıkıntısı çekiyorduk, yine mercimek çorbası en aziz misafirimizdi. Sonra ne olduysa oldu; ilgi alanlarımız ve uğraşlarımız değişti. Öyle ki konuştuğumuz kelimeler bile farklılaştı. Oysa yine çok zaman baş başaydık ve yine garibandık. Birlikte de olsak tek başımıza da kalsak bu böyleydi. Sanki yeni bir dil konuşuyorduk, ilah ve Rab kelimeleri çok olmuştu konuşmalarımızın odak noktası olmaktan çıkalı. Kimseye de birşey anlatamaz olmuştuk. Öyle bir istek de yoktu içimizde. Dedim ya ilgi alanlarımız değişmişti. Kendi aramızda konuşmaların, sohbetlerin seyri de değişmişti. Mektubumun başında da yakındığım türden tartışmalara dalmıştık. Artık epistemolojiden, semantikten söz ediyorduk. Böylesi daha bilimsel oluyordu. Üstelik problem de çıkarmıyordu.

Sevgili kardeşim, görüyoruz arkadaşlar üniversitelerini bitirmişler. Bir kısmı evlenip çoluk çocuğa karışmış. Böylece yeni akrabalıklar, yeni dostluklar kurmuşlar. Herkes kendine göre bir iş de bulmuş, öğretmen, mühendis, avukat v.s. Ekmeğin aslanın karnında olduğu bir dönemde bu da bir başarı değil mi? Artık eski arkadaşları bir arada bulmak, hele dertleşmek öyle zorlaştı ki, ilişkilerimiz sanki resmileşti, bilemediğimiz gizli bir el aramıza buzdan bir perde çekti adeta. Dertleşebilen, çok zor da olsa istediğinde göçüşebilen ve önceliklerinin değişmediği bir kaç arkadaş kaldı. Oysa bir çok arkadaşımız şimdi geçen günlerimize göre çok farklı düşüncelerin derinliğine dalmış durumdalar. Bazısı yılların verdiği sıkıntıdan kurtulup başını sokacak bir ev için milyonlarca borca girmiş. Tüm kazancını, tüm maaşını o eve yatırıyor. Artık onun tek amacı bir an önce evin borcunu kapatmak. Ev işini halleden bazı arkadaşlarımız hele büyük şehirlerde yaşıyorlarsa bir yerden bir yere gitmenin ne kadar zor olduğunu düşünerek bir otomobile ne kadar çok gereksinim duyduklarını düşünmüşler ve artık işten eve, evden işe otomobilleriyle gidip geliyorlar. Böylece onlarla otobüste karşılaşma ihtimalimiz de kayboluyor. Bazı arkadaşlarımız öğrenim çağına gelen çocuklarını hangi okula, hangi koleje göndereceğinin hesabı içinde. Bazısı mobilyalarını el aleme karşı utanmadan sunabileceği yenileriyle değiştirme cabası içinde.

Sonra kitaplarla ilgisini devam ettirenler de yok değil. Hatta bir arkadaş Descartes'in felsefe anlayışı üzerine bir master tezi hazırlıyor. Sonra felsefenin yerini vurgulamak için bunsuz olmaz diyormuş, işte kardeşim nereden nereye geldiğimizi gör. Ama biliyorsun ki, tüm arkadaşlar da, hatta tüm insanlar da biliyor ki herkesin yaptığı kendisine, biz kendimizi aldatmadan en doğru olanı yapmaya çalışmalıyız. Allah'a vereceğimiz hesap her şeyimizin odak noktası olmalı.

Evet kardeşim, dostluğumuz bollukta ve darlıkta da devam etmeli. Hayatı ve zorluklarını tek bir vücut tek bir aile gibi paylaşmalıyız. Bahsettiğim arkadaşları suçladığımı sanma. Suçlamanın, küsmenin bir işe yaramayacağını biliyorum, işte yıllarca aynı hedefi döven iki mermi misali birlikte olacaksın. Sonunda çok farklı hedeflere atış yapacaksın, işte bunu anlayamıyorum. Bilmiyorum sevgili kardeşim aynı imkanlar, aynı fırsatlar bizim elimize de geçse, biz de aynı durumda mı olurduk, gerçekten bilmiyorum. Öyle bir duruma düşmekten ve sadece günlük hesaplar içinde bocalayıp durmaktan Allah'a sığınırım.

Allah'a emanet ol.

* Mayıs 1988 tarihli Kalem Dergisi'nden iktibastır
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 01.12.2007, 00:44   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
ayyşe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ayyşe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 09.06.2007
Bulunduğu yer: bilmem...bir garip halden...
Yaş: 19
Mesajlar: 732
Tesekkür Etti: 0
6 Kunu Icin 6 Tesekkür Aldı
ayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacanayyşe Artık ünlü biri... o bir isik sacan
Tecrübe Puanı: 7
Standart

Boş işlerle uğraşmaktan,doğru yoldan ayrılmaktan Allah bizleri korusun.
paylaşım için teşekkürler...
__________________
başka
kapı var mı
gidecek?
haydi durma ara!!
ama nafile,

...::illâ ALLAH illâ ALLAH::...
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bu Sabahki Duaniz Da Ne Vardi? tarik1987 Dua'lar 3 24.05.2008 15:42
Tebliğde Anlatilmasi Gereken Konular Mücahid Oku - Düşün - Anla 4 16.02.2008 19:46
Yemen'de Ne Işimiz Vardi ? oğuz bakar Tarihi Bilgiler 2 30.12.2007 22:14
Kur'an Ahlakinin Anlatilmasi Mücahid Genel Islam Konular 0 26.08.2007 12:38
Benim Abilerim Vardi,,benim Fidanlarim Vardi beyaz_ışık Şiirler 1 25.07.2007 21:30



WEZ Format +2. Şuan Saat: 14:39.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger