| Üye
beyza isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 26.09.2007 Yaş: 26 Mesajlar: 169 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | Dostluğa Dair… DOST!..
Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok dost, hakikisi Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki... Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma, Karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya... Bir akşam bir koyun keserler,Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki oğluna, 'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.
Çuvaldan kanlar damlamakta, Sanki öldürmüşler de bir adamı, koymuşlar çuvala, Dıştan böyle sanılmakta. Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. O dost, bakar ki çuvala
hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını. Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. evlat geriye döner.
Ama içten yıkılır... Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.
Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana. Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim. Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar... Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir. O dost, delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte, Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,Üzerine de serpiştirirler toprak. Belli olmasın diye dikerler sarımsak...
Genç adam gelir babasına; 'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga, Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi. Sonra gel olanları anlat bana...'
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!
Der ki tokadı yiyen DOST; 'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!
Yalnızlık Allah’a mahsustur.Bu söz her birimize tanıdık gelirBelki büyüklerimizden belki satır aralarından duymuşuzdur.Ya insan yalnızken bile, arkadaşlık yapacak bir kağıt kalem arar. Yada bizi rahatlatacak bir müzik dinlemek isteriz.
Aslında yalnızken bile, bir objenin, bir manzaranın eşlik etmesini isteriz. Peki bu yalnızlık ömür boyu sürer mi? Sanmam. Ne mutlu ki yalnızlık döneminden çıkınca derdini paylaşabileceği bir dostu olan kişilere. Hikayede olduğu gibi arkadaşlar hep vardır. Ve olmaya devam ederde. Ya dost diyebileceğimiz kişi pek azımıza nasip olur.
Peki neden? Sorarım bunu kendime. Cevabı Necip Fazıl Kısakürek’in sözlerinde buldum. “Benim dostum, Layık olduğum için dostumdur; dostum olduğum için layık değil.” Bulunduğumuz çağda güven duymak okadar zor hale gelmiş ki, birilerine yardım etmek zorlaşıyor.
Bu nedenle hep bir şeyler bekler olmuşuz. Adım atmadan onkere düşünmeye gerek duymuşuz. Böyle bir atmosferde bırakın dostlukları arkadaşlaşlık kurmak bile güçleşmiş.Dost edinmeye layık olma lüksünü yakalayamamışız.Bu yüzdendostluk üzerine bunca hikayeler, şiirler, sözler yazılmıştır. Zor elde edilinen ve yakaladımı sımsıkı tutup elinden kaçırmak istenilmeyendir dost.
“Gönül, her dosttan bir gıda alır. Gönül her bilgiden manavi bir zevk, bir safa, bir arınma elde eder.” MEVLÂNA
“Dost dediğin kara günde belli olur” gerçekten öyle midir? Başarılı olduğun kıvanç duyduğun zamanlarda kıskançlık yerine,seni daima yüreklendiren kişi değil midir?Aynı zaman da kusurunu gördüğünde herkesin gözü önünde değil. Kenara çekip söyleyen değil midir?İnsan bunlarıda bekler. Sadece kötü günlerinde değil, iyi günlerinde de seninle gurur duyan bir dost.
Bugün Ülkemizin doslarını da görüyoruz. Dost gibi görünen dostlarımızı. Arabuluculuk yapmak isteyen, fakat daha çok karıştıran dostlarımızı.
“Size hücum eden düşmanlarınızdan korkmayın. Dalkavuklukla size yaranmak isteyen dostlarınızdan sakının!” (General Obelgon)
Kübra KÜTÜKLÜ |