siz cennetin neresin densiniz? Mübarek zaman dilimleri (Ramazan, üç aylar, kandiller), bize asıl “memleketimizi”, aslen “nereli” olduğumuzu hatırlatan, düşündüren sıradışı bir zaman dilimi.
Şöyle bir diyaloğa ne dersiniz?
- Nerelisiniz?”
- Cennetliyiz.
- Hani Şu Kadıköy tarafındaki mi?
- Yok yok, gerçek Cennet!
- ???
- Büyüklerimiz oradan gelmiş. Zannedersem Adn Cenneti olsa gerek. İnşallah, biz de bu dünyadaki imtihanımızı en az fireyle atlatıp, yine sağ salim oraya dönmeyi planlıyoruz. Siz Cennet’in neresindendiniz?
- ???
Cennetimizi, oradaki konumumuzu, sunulacak her türlü nimeti aslında biz kendi ellerimizle buradan tedarik ediyoruz.
Cehennemin odunlarını da sırtımızda günahlarımızla kendimiz götürüyoruz.
Yaptığımız işlerdeki niyetimiz, dünyaya hangi “pencereden” ve kimin hesabına baktığımız “öte” dünya deyip ötelediğimiz “asıl” yurdumuzdaki konumumuzu belirliyor.
Seçtiğimiz “arkadaş grubu” asıl dünyamızdaki arkadaş grubumuzu oluşturacak.
Peki onlar Cennet’e layık, Cennet’e âşık insanlar mı?
Biz düştüğümüzde elimizden kaldırıp tutuyorlar mı, yoksa düşmemiz için yardım mı ediyorlar?
Ramazan bizim için kaçırılmaz bir fırsat, hem de çok büyük...
Bu mübarek zaman dilimleri bizi yeni vahâlara ulaştırabilir. Hayat iksirleriyle buluşturabilir.
Gönül iklimimize yeni ve güzel dostlar girebilir.
Kapınızı ne olur içten kilitlemeyin.
Kısacık bir mesafeye giderken bile hazırlık yapıyoruz, peki asıl memleketimize dönüş için yeterince hazırlıklı mıyız?
Erenler kardaşımız, Hızır (as) yoldaşımız olsun.
__________________ zaif-i mutlak.:...ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı... Yoklukları var eden Rab; dikenleri gülün merhametinde misafir eyleyen Rab; bulutları mavi göğüme sırdaş eyleyen, yağmuru toprağıma yâri eyleyen; bebekleri annesinde, kuşları yuvasında; baharı kışın ardında, ömrü güneşin doğuşunda; saklayan gösteren Rabbim; kilitlerimi çöz, firkatlerimi muhabbetinin peşine koy, rüzgara tutunan dualarım arılara, papatyalara, nergislere ve gelinciğime dokunmuşsa, ruhumu kainatın ahengine kat. Ya Rab. Ya Hakk... |