Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Yeni Asya Gazetesinin 27.07.2005 tarihli Yazısına cevabtır !
Alt 07.10.2007, 06:26   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.01.2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Yaş: 23
Mesajlar: 2.966
Tesekkür Etti: 19
50 Kunu Icin 79 Tesekkür Aldı
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 63
Standart Yeni Asya Gazetesinin 27.07.2005 tarihli Yazısına cevabtır !

Yazar Dr.Emin Şimşek Konu Başlığı : Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
Yazar: Ali Ferşadoğlu
Konunun Özeti : Üniversitelerde Tahsil imkanı bulamayan tesettürlü kızlarımızın başörtülerini çıkartarak ilim tahsili yapmaları Hizmetle bağdaşmaz ve İslam'dan taviz vermektir !


Pek Muhterem Ali Ferşadoğlu Bey ,


Refikimiz ve aynı zamanda kendisine Risale-i Nurları rehber edinmiş bir Gazetede bu tarz bir yazının yayınlanmış olması konuya sadece Zahiri pencereden bakıldığını , yoksa bir bütün olarak değerlendirilmediğini göstermektedir

İslam’da kadını eve hapsetmek yoktur. Kadının fiziki yanı dikkate alınıp, hususi durumları korunduktan sonra hayatın bazı sahalarına katkıda bulunması İslam’da yasaklanmamıştır. Zaten kadın, hayatın her diliminde kendine göre katkılarda bulunmuştur da… Mesela, savaşlara katılması caiz görülmüş, okuması, eğitim görmesi tasvip, tercih ve teşvik edilmişti. Öyle ki, saadet asrında Hz. Aişe, Hz. Hafsa ve Hz. Ümmü Seleme validelerimiz sahabe fukahasının ve müçtehitlerinin arasında yer almaktaydı; hatta peygamber hanesindeki kadınlar, dini öğrenme adına bir yönüyle erkeklerin bile müracaat kaynağıydılar. Tabiinden bir çok kimse Efendimiz’in(SAV) eşlerine müracaat ederlerdi. İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre kadının hâkim bile olabileceğini görürüz . Kadın asker de olabilir, hekim de.. Önemli olan dinini yaşayabilmesidir. (1)
Fethullah Gülen Hocaefendinin , bir hanım kızın Tesettür ile İlim tahsili konusunda tercih yapmaya zorlandığı bir dönemde sarf ettiği:”..... Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır. Bana göre okumayı tercih etmelidirler.”(2) ifadesi ile birlikte aslında bu süreçteki rahatsızlığını bakın nasıl dile getiriyor :
“Tabii ki dini mülahazalarla başlarını örten hanımlara müdahale edilmesine karşıyım. Onların dinin detayına ait bir konuyla tahsilleri arasında tercih yapmak zorunda bırakılmalarına üzülüyorum. Ama toplumumuz hassas bir dönemden geçiyor. Herkesin bunu göz önüne alması lazım. Bir taraf bunu kavga sebebi yapmamalı, diğer taraf da tepkileri kavga başlatıldı diye görüp üzerine gitmemeli... Hukukçu bir dostumuz yazdığı kitaba "Müntesiplerinin Cehaleti, Hasımlarının Kör Düşmanlığı Arasında Talihsiz Müslümanlık" adını koymuş.. Çok doğru.. Durumumuzu özetliyor kitabın ismi. İki taraf da cehalete yenik düşüyor.” (3)

Bu çerçevede ;
1-) Hanım kızlarımız Farz olan İlim Tahsili ile Farz olan Tesettür konusunda , bir dayatma sonucunda tercih yapmak zorunda bırakıldıklarında, şahsi vicdani kanaatlerine göre hareket etmelidirler. Bunu yaparken , hanım kızlarımız belki okudukları Fakültenin ileride kendilerine sağlıyacağı artı-eksi koşulları gözönünde bulundurmalıdırlar , belki edinecekleri Mesleği nedenli benimseyip benimsemiyeceklerine bakarak Vicdani bir hüküm vermelidirler.Nitekim tercihini bu yönde yapanlar , Eğitimlerini tesettürü ile alabilecekleri ülkelerde devam etmeyi tercih etmişler , veya Üniversite Eğitiminden sonra mesleğini yapmayı düşünmeyenler ise Eğitimlerini yarıda kesmişlerdir.
2-) Hocaefendi , bu çerçeveye ilave olarak , Vicdani Kanaatlerin okuma yönünde olmasının daha hayırlı olacağı Fakültelerde okuyanların , ileride Milletine Hizmet etme adına yetiştireceği Asrın Sümeyraları , Ümmü Habibeleri, Ayşe’leri için ihtiyaç duyulan Diplomalarını elde etmelerinin ancak Eğitimlerine devam etmeleri ile mümkün olabileceğine vurgu yapmıştır. Tercihini bu istikamette yapanlar, Fakültelerine girerken belki peruk takarak veya başına açarak Eğitimlerine devam etmişlerdir.

3-) Bu konuda her nasıl bir tercihte bulunulursa bulunulsun , gereksiz Toplum-Devlet ilişkilerinin gerilmesine vesile olunmamalıdır.Çünkü , hanım kızlarımıza bunu reva görenlerin istedikleride zaten budur ! Gerilim olsun , huzursuzluk olsun , ve yasakların alanı genişlesin ! Hatta Zaman gazetesi o dönemde 1 hafta boyunca sür manşetten vermiş olduğu Haberde , Kamusal Alan’ın sadece Üniversiteler ile sınırlı kalmayıp , tüm Ülke genelini kapsıyacak şekilde Türkiye’nin yarıaçık bir cezaevine dönüştürülmekistendiğini , birtakım çevrelerce yasa hazırlandığını ve başörtüsünün sadece evlerde giyilmesine izin verileceğine yönelik duyumların olduğunu belirtmişti.
Konuya , İslam Hukukunun bir Kaidesi olan Ehven-i şer ” İki şerden, daha hafif olanı ihtiyâr olunur” (4) prensibince bakılacak olursa , önünüze getirilen iki şer’li tercih arasından kötülük ve fenalık bakımından daha az ve hafif olanı tercih edilmelidir.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri , aynı hususa parmak basarkenHayr-ı Kesir için Şerri Kalil işlenir . Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesiri intaç eden bir şer terk edilse, o vakit Şerr-i kesir irtikâp edilmiş olur" (5) ve “Bir şerr-i cüzî için hayr-ı kesîri terk etmek, şerr-i kesîr olur. Onun için, o şerr-i cüzî hayır hükmüne geçer.”(6)demektedir.Yani Büyük Hayırlar için daha az zararlı olan Şer seçilir demektedir.Yani Her mümini ilgilendiren Büyük bir Hayır yolunda , Kalil Şerlere cevaz vardır. Şayet bahse konu Kalil Şerden kaçınılırsa Büyük Şerlere sebebiyet verilir. O zaman küçük bir Şerden kaçayım derken , daha büyük bir Şer'e davetiye çıkarılırki , Allah indinde büyük Vebali beraberinde getirir !
Üniversitelerde uygulanan Başörtüsü yasağının üstünden 8 sene geçmesine rağmen sorunun çözülmemiş olmasını üzülerek görmekteyiz. Bu süre zarfında 4 yıllık bir Fakülte Eğitimi alan hanım kızlarımızın 2 nesil mezuniyet vermiş ve kız öğrencilerinin ağırlıklı okudukları Üniversite Hazırlık Dersaneleri ve Özel Okullarda Asrın Fatma’larını , Sevdenur’larını yetiştirmeye devam ettiklerini müşahede ediyoruz. Okumamış olsalardı , acaba bu şuurda yetiştirilebilirlermiydi ? Herhalde Hocaefendinin vurgulamaya çalıştığı noktada bu olsa gerek: Bir kişinin Şahs-i bir Şerre istemiyerek girmesi mi daha şerlidir , yoksa bu Şahs-i Şerri işlemediği için yapamıyacağı Hayr-ı Kesir olan İman Hizmeti mi daha Şerrlidir ?
Ümit edelim , kısa sürede Allah bu sıkıntının bertaraf edilmesi adına gerekli sebebleri Halk eder ve inşallah daha gönül rahatlığı ile Eğitimlerine hanım kızlarımız devam etmiş olurlar.

O açıdan , bahse konu yazının yaklaşımı Batınen eksiktir , zahire göre hüküm esas olsada , Batın göz ardı edilerek yapılan teşhisler Çözüm üretmeye matuf olamamaktadır ! Gönül isterdi ki , bu tarz bir konu Refik bir medya organında gündeme gelmemiş olsun !


(1) Fethullah Gülen Röportajı (Mehmet Gündem, Milliyet, 25.01.2005)
(2)
Akşam, Orhan Yurtsever'in Fethullah Gülen'le Yaptığı Röportaj, 13 Mart 1998
(3) Radikal , Avni Özgürel , 21 Haziran 1998
(4) Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye , 29.Maddesi
(5) Mektubat,Sayfa 47
(6) Sözler , Sayfa 428

__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 11.10.2007, 14:38   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Serhan Eğeryılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007
Yaş: 21
Mesajlar: 389
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Serhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

Konu yine türban konusu,insanların kılık kıyafetlerine karışılmamalı.

İlim tahsilini yapmak için Üniversite'ye gitmek şart değil,başı örtülü olan bacılar içeri alınmıyorlarsa üniversiteye yani istenmedikleri yere gitmesinler,kendi ilimlerini kendileri öğrensinler,hem islamda kadın çalışmaz,kadının iş bölümü evindedir,kadının aşağılandığı falan yok kadının evde yaptığı iş de erkeğin dışarıda yaptığı iş kadar zordur,kadın evinin dışında erkek kadar sağlam olamaz,kadının yeri evidir,hanım ev işlerini yoluna koyar,bey de geçimlerini sağlar.İlim öğrenmek isteyen kitap alsın okusun,düşünsün,kendisi de fikirler üretsin doğruyu söylesin Kuran-ı Kerim'i ve Hadis-i Şerif'leri kendine rehber edinsin.Dosdoğru yol budur.Peruk mevzusu çok yanlış bir iştir,peruk'u takınca saçlar kapanıyor,üzerine yeni yapma saçlar geliyor,haya kapanmıyor.Türban yani baş örtüsü islamda şudur,yollarda sokaklarda kansız ve şerefsiz insanlar vardır,bunlar kadınlara kızlara laf eden cinsel istismarcılık yapmaya çalışanlardır,baş örtü takılarak bunlardan korunulur,tabi baş örtüyü kapattıktan sonra bütün vucud edep kuralları ile giyinilenerek bu cinsel istismarcılardan korunmalıdır,islamda baş örtü ve vucudu koruyarak giyinme budur,laf atan kansızlardan korunmak için sakınmak için.Erkek için de aynı kurallar geçerlidir,o da edep ölçüsünde giyinmelidir ve gözünü haramdan kaçırmalıdır.Kadınlarda kızlarda gözlerini haramdan kaçırmalılardır.İslam'da kadına Erkek kadar değer verilir.Her insan eşittir.Allah Kuran-ı Kerim'de buyuruyor :''Erkeklerin kadınlardan bazı üstün yönleri vardır.'' bunu her müslümanın kabul etmesi ve hayatlarını bu şekilde yapılandırmaları lazımdır.
__________________
Selamın Aleyküm.Arkadaşlar,bana cevap verecekseniz yada soru soracaksanız özel mesajdan sorunuzu sormanızı ya da cevabını göndermenizi rica ederim.Konunun adresini de gönderin ki o yeri bulabileyim.Bana özel mesajlarınızda atmış olduğunuz soru yada cevaplarınızı da yazarak kendi yazımın üstünde yazacağım inşallah.Selamın Aleyküm
  Alıntı ile Cevapla

Alt 11.10.2007, 15:16   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Alptraum kardeş, bu yazıda ki amacın nedir? Şimdi aradan 2 sene geçmiş bir yazıyı gündeme getirmekte ki amacın nedir?

Biz bu forumda cemaatler arasında bir husumet olmaması için gayret ettikçe sen ve senin gibiler israrla F. Gülen Hoca efendi gibi zatların propogandasını yapıyor veya bir kısmı senin ve senin gibilerin propogandasından güç alarak başka cemaatlere hakarete varan yazılar yazıyor. İşte sonuş forumda olağan üstü bir durgunluk. Kaçan kaçana. Bunu sebebini bir düşünün bakalım ardında neler olabilir. Neden foruma rağbet azaldı.

...
Cevaba gelince

Ali Ferşadoğlu Abinin yazısına cevap veren zat okadar zorlamış ki kaideleri alt üst etmiş.

Tek bir tane örnek vereyim.

Hanım kızlarımız Farz olan İlim Tahsili ile Farz olan Tesettür konusunda , bir dayatma sonucunda tercih yapmak zorunda bırakıldıklarında,
demiş.

Farz olan ilim ne ilimidir? Dünyevi hayatını kurtarmak için başörtüsünü açmak pahasına ilim farz değil düpedüz haramdır. Ve hiç kimse kim olursa olsun Peygamber dahi Farz olan bir hususa -başörtüsüne- teferruat, diyemez.

Evet yazıda o kadar çok ilimi hatalar yapılmış ki tahlil halinde çok kişi rencide oluracaktır. GErek yoktur.

Böyle konuları açmamını kesinlikle protesto ediyorum. Ben bunca zaman bu forumdayım, hiç bir zaman cemaatimin reklamını yapmadım. Cemaatler hakikatler için vardır. Yoksa amaç adam kazandırmak için reklam yapmak, yada münakaşa konusu mevzuda haklı çıkmak değildir.


Evet İslam hakikatlerinin neferiyiz, mücahidiyiz. Yoksa cemaatimizin kuşçusu olmayalım. Esarettir.
vesselam
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 12.10.2007, 03:24   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.01.2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Yaş: 23
Mesajlar: 2.966
Tesekkür Etti: 19
50 Kunu Icin 79 Tesekkür Aldı
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 63
Standart

yazinizi görünce bir merak hasil oldu
basörtüsü teferruattir yalanini kim uydurmus benim bu konuyu acmama sebebiyet konularin sirali halde gelmesidir dediklerinde hatalisin görüyormusun ayni cenahdan besleniyoruz ama sen hala bildigin yanlisda israr ediyorsun
KIM rencide olacak onuda bilmiyorum 5 sene önceki olay video yapiliyor diye ben cvp vermeyecekmiyim konu gündeme geliyor
tarih tartisiliyor 100 yil öncesi gündeme geliyor yok getirmeyelimmi?
biraz mantikli konusmak gerekiyor
bana hocaefendinin yazdigi bir tane yazi yada video getir
basörtü teferruattandir diye yukarida yazilan yaziyida okumamissin besbelli

basörtü furuattandir

teferruattan degil
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 15.10.2007, 12:44   #5 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart



Başörtüsü teferruattan değildir füruattan mıdır?

Teferruat; detay. Füruat asıl olmayan demektir.

Baş örtüsü asıl olmayan mıdır? İslam şeairi değil midir? Hititoloji okumak için baş açmak aslolan mıdır?

Hem ben Hoca Efendi başörtüsü teferruat demiştir ,diye bir ifade mi kullanmışım. Evet birileri "baş örtüsü füruattır" diyor. Bunu söyledim. Bunu söyleyenler Hoca Efendiye dayandırıyor. Ben ravi değilim, duyanım. İtab edilmemem lazımdır. O söylentiyi yayana azar edilsin. Söylentiyi yayanda Hoca Efendinin talebeleridir. Ben o sözü kabul edip ifa edeni elbette eleştiririm. Hakkımdır.

Ayrıca tekrar sorayım:

Mesela hititoloji ilmi için başını açmak caiz midir? Yada bir tıp doktoru olmak için başını açmak caiz midir? Mesela, doktor olmak islama hizmet midir, yoksa insanlığa hizmet midir? Yoksa cüzdana veya kariyere hizmet midir?
Kumradan kazanılan para ile hayır yapılır mı? Hırsızlık parası ile cami olur mu? Faiz geliri zekat yapılır mı?

Eğer maksad dine hizmet etmek ise dine hizmet başötüsünü çıkarmak ile mi oluyor?

Haram ile hayır yapılır mı? Hangi kitapta vardır.
Hayırdan şer, şerden hayır olur mu?

Bazı insanlar piyango bileti alır der "ikramiye bana çıksın yarısını fakirlere bağışlarım" Allah'ı mı kandırıyor, kendini mi?

Selametle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 15.10.2007, 16:26   #6 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Ebu Zerr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ebu Zerr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.06.2007
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 29
Mesajlar: 874
Tesekkür Etti: 17
18 Kunu Icin 32 Tesekkür Aldı
Ebu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

EĞER, MÜSLÜMAN KADININ BAŞ ÖRTÜSÜNÜ ÇIKARIP İLİM TAHSİLİNİ TARTIŞACAKSAK, MÜSLÜMAN ERKEĞİN SAKALINI KESMESİNİ DE TARTIŞMALIYIZ, ÇÜNKÜ, BİR DEĞER KATEGORİSİNE KOYACAKSAK SAKAL VE BAŞ ÖRTÜSÜ AYNI DEĞERDEDİR...EFENDİM, SAKAL DA ŞÖYLE ŞÖYLE HÜKÜMLER VAR DEYİP KIVIRACAKSAK Kİ ÇOK İYİ DE KIVIRIYORUZ, O ZAMAN FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ'NİN FETVASINI DA MAKUL KABUL EDECEĞİZ...ÇOM ADAM GÖRDÜM BAŞ ÖRTÜSÜ EĞTİM İÇİN DAHİ OLSA AÇILMAZ DEYİPTE SAKALINI KESEN...

Örtünme ile ilgili ayetlerin medine döneminin sonlarına doğru gelmiş olmasının elbette bazı hikmetleri olacak...Örtünme bir kalb inkılabının, bir ahlak devriminin nihai sonucudur, belki de bu nedenle imam şatıbi örtünmeyi dinin tahsiniyyat emirleri (en öncelikli değil, yani birinci, ikinci derede de değil, ancak üçüncü derecede) dahilinde değerlendirir...

Şatıbi, klasik içtihat metodunun imkanlarının tükendiğini görüp metodolojik prensipleri yeniden yapılandırmaya girişirken, şer'î hükümleri insanî bir tasnife tâbi tutmuştur. Çünkü ona göre şer'î hükümlerin gözettiği maksatlar, ontolojik manada insanın yaratılışıyla örtüşme halindedir. Bunun içindir ki, tüm şer'î hükümleri, o hükümlerin "Allah'a göre" değil, "insana göre" konumlarından yola çıkarak kategorize etmiştir:

1. Zaruriyyat

2. Haciyyat

3. Tahsiniyyat.

1. Zaruriyyat insanın vazgeçilemez ve devredilemez olan en temel hak ve özgürlükleriyle alakalıdır. Bunlar beştir: 1. Canın korunması 2. Dinin korunması 3. Neslin korunması 4. Malın korunması 5. Aklın korunması. Yaşama, inanma, çoğalma, mülkiyet ve düşünce emniyetlerinin korunması, hem bunların amaçlarının gerçekleşmesi için temellerinin sağlamlaştırılması yoluyla, hem de bu emniyetleri dolaylı ya da dolaysız ihlal eden şeylerin uzaklaştırılmasıyla gerçekleşir.

2. Haciyyat, insanın yukarda sayılan hak ve özgürlükleri tam olarak gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu her şeydir. Mesela ibadet dinin korunmasıyla ilgili bir ihtiyaç, yeme ve içme canın korunmasıyla ilgili bir ihtiyaç.

3. Tahsiniyyat, üstün ahlak ve fazilet anlayışına uygun davranışların tümü; örtülmesi gerekli organların örtülmesi, nafile ibadetler, sadaka ve hayır-hasenat işleri bunlara girer.

Hayatın kıyısında yaşamamak için
28/5/1999 Mustafa İslamoğlu...

Olur olmaz varsayımları son derece büyük gayretlerle ortaya koyup, sosyal açıdan çok daha önemli olan meselelerde tamamen susan, yahut söyleyip de çözüm getiremeyen fıkıh kitapları genel olarak benim o sözlerime şahit olmuyor mu?
"Medeniyet yoluna girdim" iddiasında olan İslam devletlerinden hiçbiri niçin İslam şeriatı kanunlarıyla idare olunamıyor?

Ömürleri boyunca Kur'an ayetlerini, Hz. Peygamber'in hadislerini okuyup beş-on ciltlik fetva kitaplarını ezbere bilen fakihler, millet ve devlet için gerekli olacak kanunları, ıslahatları niçin hazır edemiyorlar?

İslam şeriatını arkaya bırakıp da, ya Avrupa kanunlarına sığınmak gibi rezalete İslam hükümetleri nasıl tahammül ederler? Lisan-ı halleriyle "O derece uygun kanunlar İslam şeriatında bulunmuyor" demiş olmuyorlar mı? Öyle ise, bizim fıkıh ilimlerimiz niçin öyle uygun kanunları bize hazır etmemişlerdir? Niçin etmiyorlar?"

Bu satırlar, Musa Carullah'ın Kazan'da bir bölümünü yayınladığı Şatıbî'nin el-Muvafakat'ını tanıtmak için kitaba yazdığı Türkçe giriş yazısında yer alır. Musa Carullah aynı yerde el-Muvafakat'ı şöyle takdim eder: "En dürüst manasıyla usul-i fıkıh olabilecek bir kitap, İslami literatür arasında var ise, yalnızca el-Muvafakat'tır."

Şatıbi, klasik içtihat metodunun imkanlarının tükendiğini görüp metodolojik prensipleri yeniden yapılandırmaya girişirken, şer'î hükümleri insanî bir tasnife tâbi tutmuştur. Çünkü ona göre şer'î hükümlerin gözettiği maksatlar, ontolojik manada insanın yaratılışıyla örtüşme halindedir. Bunun içindir ki, tüm şer'î hükümleri, o hükümlerin "Allah'a göre" değil, "insana göre" konumlarından yola çıkarak kategorize etmiştir:

1. Zaruriyyat

2. Haciyyat

3. Tahsiniyyat.

1. Zaruriyyat insanın vazgeçilemez ve devredilemez olan en temel hak ve özgürlükleriyle alakalıdır. Bunlar beştir: 1. Canın korunması 2. Dinin korunması 3. Neslin korunması 4. Malın korunması 5. Aklın korunması. Yaşama, inanma, çoğalma, mülkiyet ve düşünce emniyetlerinin korunması, hem bunların amaçlarının gerçekleşmesi için temellerinin sağlamlaştırılması yoluyla, hem de bu emniyetleri dolaylı ya da dolaysız ihlal eden şeylerin uzaklaştırılmasıyla gerçekleşir.

2. Haciyyat, insanın yukarda sayılan hak ve özgürlükleri tam olarak gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu her şeydir. Mesela ibadet dinin korunmasıyla ilgili bir ihtiyaç, yeme ve içme canın korunmasıyla ilgili bir ihtiyaç.

3. Tahsiniyyat, üstün ahlak ve fazilet anlayışına uygun davranışların tümü; örtülmesi gerekli organların örtülmesi, nafile ibadetler, sadaka ve hayır-hasenat işleri bunlara girer.

Tam burada sorulması gereken iki soru var: a) Zaruriyyat, haciyyat ve tahsiniyyat belirlenirken "zaman" dikkate alınacak mıdır? Yani, geçmişte yaşayan fakihler bu başlıkların içini, içinde yaşadıkları sosyal, siyasal ve kültürel şartları dikkate alarak mı doldurmuşlardır? b) Zaruriyyat, bizce zamana bağlı değildir, bunlar insanlığın tüm zaman ve zeminlerinde geçerli olan temel emniyetlerdir. Bunlardan bir tanesi dahi iptal edilemez; mesela "dinin korunması" maddesi, zaman ve mekan gerekçe gösterilerek iptal edilemez. Bu maddelerin "minimum"u ifade ettikleri su götürmez; asıl sorulması gereken soru şu: Bu maddeler aynı zamanda "maksimumu" da ifade ederler mi?

Mesela sosyal adalet, düşünce ve düşünceyi ifade hakkı, seçme ve seçilme hakkı, haber alma hakkı, barınma ve çalışma hakkı, seyahat etme hakkı gibi haklar zaruriyyata; öğrenim, sağlık, trafik gibi gereksinimler haciyyata; müzik, tiyatro, resim, sinema gibi plastik ve görsel sanatlar ve tüm estetik değerler de tahsiniyyata ilave edilebilir mi?

Bundan da öte, zaruriyyatı "hak ve özgürlükler" olarak okumakta ne sakınca olabilir? Örneğin nefis emniyetini "yaşama hakkı", akıl emniyetini "düşünce özgürlüğü", mal emniyetini "çalışma ve iş edinme" hakkı ile birlikte düşündüğümüzde, sanırım şer'î hükümlerin amacı olan "maslahat" daha mükemmel gerçekleşmiş olur.

Bu hak ve özgürlüklerden bazılarını "zaruriyyat"a bağlı olarak ortaya çıkan "haciyyata" da dahil edebiliriz. Mesela, eş seçme neslin korunmasıyla ilgili bir ihtiyaç, iş seçme mülkiyet hakkıyla ilgili bir ihtiyaç, düşünceyi ifade etme ve araçlarına sahip olma akıl emniyetiyle ilgili bir ihtiyaçtır.

Tabii, bu tasnife yapılacak her ilave, fıkhi hükümlerin yeniden gözden geçirilmesini mecbur kılacaktır.

Müslümanlar'ın, zamanın taşkın sularında bir saman çöpü gibi akıntıya kapılıp gitmemeleri ne kadar elzemse, hadiselere seyirci kalarak hayatın kıyısında yaşamamaları da o kadar elzemdir. Müslümanlar'ı hayatın merkezine tekrar taşıyacak olan âlimler, hesaplaşma şöyle dursun, resmî söylemle örtüşmeyi bir marifet sananlar değil, Allah'tan korkan, hakkın ve hakikatın hatırını herkesten ve her şeyden daha üstün tutanlar olacaktır.
__________________
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 15.10.2007, 17:10   #7 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Alıntı:
Ebu Zerr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
EĞER, MÜSLÜMAN KADININ BAŞ ÖRTÜSÜNÜ ÇIKARIP İLİM TAHSİLİNİ TARTIŞACAKSAK, MÜSLÜMAN ERKEĞİN SAKALINI KESMESİNİ DE TARTIŞMALIYIZ, ÇÜNKÜ, BİR DEĞER KATEGORİSİNE KOYACAKSAK SAKAL VE BAŞ ÖRTÜSÜ AYNI DEĞERDEDİR...EFENDİM, SAKAL DA ŞÖYLE ŞÖYLE HÜKÜMLER VAR DEYİP KIVIRACAKSAK Kİ ÇOK İYİ DE KIVIRIYORUZ, O ZAMAN FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ'NİN FETVASINI DA MAKUL KABUL EDECEĞİZ...ÇOM ADAM GÖRDÜM BAŞ ÖRTÜSÜ EĞTİM İÇİN DAHİ OLSA AÇILMAZ DEYİPTE SAKALINI KESEN...

Örtünme ile ilgili ayetlerin medine döneminin sonlarına doğru gelmiş olmasının elbette bazı hikmetleri olacak...Örtünme bir kalb inkılabının, bir ahlak devriminin nihai sonucudur, belki de bu nedenle imam şatıbi örtünmeyi dinin tahsiniyyat emirleri (en öncelikli değil, yani birinci, ikinci derede de değil, ancak üçüncü derecede) dahilinde değerlendirir...

Şatıbi, klasik içtihat metodunun imkanlarının tükendiğini görüp metodolojik prensipleri yeniden yapılandırmaya girişirken, şer'î hükümleri insanî bir tasnife tâbi tutmuştur. Çünkü ona göre şer'î hükümlerin gözettiği maksatlar, ontolojik manada insanın yaratılışıyla örtüşme halindedir. Bunun içindir ki, tüm şer'î hükümleri, o hükümlerin "Allah'a göre" değil, "insana göre" konumlarından yola çıkarak kategorize etmiştir:
İlk önce sakal ve başörtüsü hakkında ki yazıya cevap vereyim.

Bir kere başörtüsü Kur'an ayetinin emri ile farzdır. Hikmeti veya gayesi veya ne zaman indiği bizi ilgilendirmez. İlleti emirdir. Sakal ise sünnettir. Sakalı ise bıraktıktan sonra kesmemek içithaden farzdır.

Yani, sakal farz olsa dahi içtihaden farzdır. Başörtüsü ise Emirden gelir. Aynı makamda değildir. Aynı sevaba da nail olunmaz. En basit bir farz en büyük bir sünnet veya mezhebi veya içithadi farzdan büyüktür. Kıyas yapmak dahi dalalettir.

Hem bir müçtehidin içithadına başka bir müçtehidin tabi olması mecbur değildir. Zaten, içtihadın gayesi kültürel, zamana ait ve coğrafi farklılıkların İslam dairesine alınmasıdır. Bir müçtehid diğer bir müçtehidin içtihadına tabi olmak zorunda olsa içtihad kapısı tıkanır ve işlemez vaziyete girerdi.

Bu yüzden sakal bıraktığı halde mecburiyet diye kesenler içithad ile sabit bir harama girer. Ancak, başörtüsünün mecburiyet ,diye terk eden Emirden gelmiş bir farzı terk ettiği için harama girer. İki kısımın girdiği zarar kıyaslanmayacak derecede olarak farklıdır. Elbette her ikiside doğru değildir.

Ancak, mesele hiç sakal bırakmayanlar ise elbette başörtüsün terk edenlerle kıyaslanamaz. Elbette mecburiyet doğup kesecek olma ihtimalinden dolayı hiç sakal bırakmamış olan günaha ve vebale girmez. Ancak, başörtüsünü çıkaranlar girer.

Biri çıkıp hayır efendim sakal farzdır, derse ve bunu teşri ederse başörtüsü farzı ile aynı kefeye koyarsa dalldır. Zira, sakalın farz olduğu içithaden söyleyen alimler vardır. Oysa Kur'an'da ap açık bir farz yoktur. Zaten ap açık bir farz emri olmadığı için içtihada ihtiyacı doğar. Bir alim ,içtihad eder der "sakal farzdır" biri der "bir dirhem dahi olsa farzdır" kimi der sakal sünnettir, bıraktıktan sonra terk etmek haramdır.

İşte biri çıkar sakalın farz olduğu içithadı kabul eder. Haktır. Diğeri sünnet olduğunu söyleyen içtihadı kabul eder haktır.

Ama hiç kimse Kur'an'da apaçık emredilen bir emir için içtihad yapamaz. Aslı olan başörtüsü değildir, asıl olan ilim öğrenmektir ,diyemez. Orucu daha rahat tutmak için namazı bir süre terk etmeye benzer.

Bu bir fitne kapısıdır. Böyle işler insanın vicdanına ve imanındaki sebata havale edilir. Yoksa çıkıpta "baş örtüsü fürüattır" demek savaşın en şiddetli hengamında cepheyi savaşı bırakmakmakla terk edip,düşmana geçmesi için yarık açmak demektir. Düşman o cenahtan yol bulup hücüm edecektir.

İşte diyorlar; "sizin en büyük hocanız başörtüsü fürattır, dedi. Siz niye hala zorluyorsunuz. Siyasi bir amacınız olduğu belli"

Evet "başörtüsü füruattır" denmeseydi de bu müstebitler başka bir bahane bulacaklardı. Ancak, zaten bu söz söylendi diye yayılmadan önce kızlarımız kendi nefsine içtihad yapıp okul ve başörtüsü hakkında kendi hür iradeleri ile karar veriyor ve bır kısmı açmayı bir kısmı okulu bırakmayı tercih ediyordu. Yani, değişen hiç bir şey olmadı. Sadece cephe daha çok zayıflatıldı. Müstebitler o yarıktan hucum etti. Tam mağlubiyet yaşandı.

Başa gelirsek; sakal farz olmadığına dair içtihadlar vardır ve bu içithadı cumhur-u ulema kabul etmiştir. Hal böyle olunca zaruret halinde terkinde hiç bir beis yoktur. Ancak, Kur'ani bir emir olan başörtüsü içtihada konu olamaz. Apaçık tesettür emiri varken hiç kimse "füruattır", "farz değildir" şöyledir böyledir diyemez. Mecburiyet karşısında başını açan kendi bilir. Teşri edemez, bu konda fetva verilemez.

Hem "baş örtüsü fürüattır" açıklamasını içithadtan saysak dahi cumhur-u ulemanın kabulüne vebestedir. Cumhur-u ulema bu içtihadı red etmiş. Biz de red ediyoruz.

Diğer kısımlara vakit bulduğumda cevap vermek istiyorum.

Selametle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 15.10.2007, 19:38   #8 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Devam edelim inşaallah

Bir kere şeriatı insana göre tasnif etmek başka, Allah'a göre tasnif etme başkadır.

Allah'a göre Şeriat tesnif etmek gerekirse evamir-i şer'iye kaideleri, insana göre ise Adetullah'a dahil olan evamir-i tekviniye kaidelerini veya hikmetleri ve ihtiyacat derecelerinin dikkate alırız.

Mesela, başörtüsü ve-veya ibadat ve ömr-ü hayatın idamesi için kafi ilim öğrenmek evamir-i şeriyede dahildir. Farzdır. Ancak ibadat,ömr-ü hayatın idamesi için lazım olan ilimin tahsili ve öğrenilmesi için gerekli kaideler evamir-i tekviniyede ve ihtiyacat tesnifine dahildir.
Hem, bir insanın ömr-ü hayatını sürdürmek ve ibadetlerini yapabilmek için gerekli ilmi öğremesi her açıdan zaruriyat iken, daha iyi bir hayat yaşaması için veyahut dine hizmet için ilim öğrenme ihtiyacı tahsiniyyatta dahildir.

Ömr-ü hayatını sürdürmek ve ibadetlerini yapmak için ilim öğreneme hak ve hürriyeti zaruriyata dahildir ve belki buna engel olunsa baş örtüsü terki mübah olabilir. Ancak, rahat bir hayat ve veyahut dine hizmet için, insanlığa hizmet için ve hakeza ilim öğrenmek hak ve hürriyeti tahsiniyatta dahildir. Bu sebebten evamir-i şeriyede olan bir emir terk edilemez. Bunun için içtihad dahi edilemez.

Elbette tahsiniyyatta dahil hak ve hürriyetler açısından o kişiyi hayat-ı dünyeviyesi için gerekli ilimleri öğrenmesine fırsatta eşitlik ve adalet ilkesi ile mukabele edilir. Ancak, bu ihtiyacı gidermek için birilerinin fırsat eşitliğine, adalete ve hak ve hürriyetlere muhalefet eder bir istibdat ile engel olması ve mazlumun bu hakkını kazanmak için müstebit zalimin buyruğuna riayet etmek için, evamir-i şeriyenin ikinci üçüncü dereceden bir emri dahi feda edilemez.

İmam-ı Satıbiye göre şeriatı insana göre tasnif etseniz dahi evamir-i şeriye insana göre değil, Allah'a göredir ve evamir-i şeriyede cari bir emirin illeti emirdir, hikmetine bakılmaz.

Evet hak ve hürriyetlerin bazı kısmı zaruriyat kısmında dahildir. Ancak, hikmetine binaen Tahsiniyyat kısmına dahil olan hak ve hürriyet için evamir-i şeriyede dahil bir emri keser bir vaziyet girilemez.

Hem bu noktada zaruriyatın zamana göre değişiklik göstermemesi meselesine girmek lazım.
Zaruriyat kısmında ki beş ana madde elbette zaman göre farklılık göstermez. Ancak, her asırda ihtiyaçlar farklılık gösterir. Bir zaman malı korumak ihtiyacı daha önem kazanır, bir zaman dini ,bir zaman canı. Hatta -mesela- malı korumak için zaruretten olan ihtiyaçlar dahi her asırda değişir. Koruma şekilleri dahi değişir. Mesela, dinini korumak için eskide cebren bir mukabele lazım iken şimdiki güya medinleşimiş insanlara cebren değil ikna metodu uygulanır. Hali ile yanlızca evamir-i şeriye kaideleri içindeki farzlar zaman da farklılık göstermez. Bir de Kur'an'ın Allah kelamı olduğu ve ayette geçen manada Allah'ın murad ettiği mana-i ulanın zamana göre tesnifi olmaz. O ayeti izah eden hadis ve içtihadlar ise zaman göre önem kazanır ve öyle olmalıdır.

Velhasıl, bir kızımızın Hitioloji okumak veya doktor olmak veya öğretmen olmak istemesi ve bu hürriyet tahsiniyattan iken baş örtüsü evamir-i şeriyenin içinde ve bu başörtüsü hak ve hürriyeti zaruriyatta dahildir. Elbette nasıl oruç tutsan canın tehlikeye girme riski olsa, orucu bırakman caizdir. Hatta bir kısmı mecbur etmiş. İşte elbette baş örtüsü kullandığın vakit canını, malını, dinini ifa ve farz kısmını öğrenmen tehlikeye girse, engel olmaya gücünün yetmediği kişiler hayatını idame ettirmene başörtüsünü atmak şartını koysalar o zaman çıkarman caiz olur. Yoksa hayat-ı dünyeviyenin rahatı için ve dine hizmet -ben olmasam din yetim kalır edası ile- sanki sadece üniversite okuyarak olacakmış gibi ,bu sebeten ilim tahsil hak ve hürriyetini zaruriyattan görüp, zaruri diyerek asla başını açamassın. Baş açmak fetvasını asla hiç bir ulema kabul etmeyecek ve etmemiştir. Bir kızımız kendi tercihi ile teşri etmeden açsa onun meselesidir. Örnek teşkil etmez, teşri yapılmaz.

Ayrıca İmam-ı Şatıbi şeriatı insana göre tesnif ederken baş örtüsünü ikinci üçüncü derecede görmesi hikmetine binaendir. Zira, baş örtüsünün hikmeti "kadını tanınmaması içindir". Bu açıdan bakıldığında hariciyat yada tahsiniyyata dahil edilebilse de (ki ben kadının tanınmamasını zaruriyat kısmında tutuyorum) evamir-i şeriye açısından biz birinci derece ikinci derece diye bir tesnif yapamayız. Zira, bizim için Allah'tan gelen her emir aynıdır. Namazda başörtüsüde. Onun dereceleri ve mükafatı ise Allah'a aittir.

Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 16.10.2007, 14:22   #9 (permalink)
Tercübeli Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.01.2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Yaş: 23
Mesajlar: 2.966
Tesekkür Etti: 19
50 Kunu Icin 79 Tesekkür Aldı
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 63
Standart

Alıntı:
Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


Başörtüsü teferruattan değildir füruattan mıdır?

Teferruat; detay. Füruat asıl olmayan demektir.

Baş örtüsü asıl olmayan mıdır? İslam şeairi değil midir? Hititoloji okumak için baş açmak aslolan mıdır?

Hem ben Hoca Efendi başörtüsü teferruat demiştir ,diye bir ifade mi kullanmışım. Evet birileri "baş örtüsü füruattır" diyor. Bunu söyledim. Bunu söyleyenler Hoca Efendiye dayandırıyor. Ben ravi değilim, duyanım. İtab edilmemem lazımdır. O söylentiyi yayana azar edilsin. Söylentiyi yayanda Hoca Efendinin talebeleridir. Ben o sözü kabul edip ifa edeni elbette eleştiririm. Hakkımdır.

Ayrıca tekrar sorayım:

Mesela hititoloji ilmi için başını açmak caiz midir? Yada bir tıp doktoru olmak için başını açmak caiz midir? Mesela, doktor olmak islama hizmet midir, yoksa insanlığa hizmet midir? Yoksa cüzdana veya kariyere hizmet midir?
Kumradan kazanılan para ile hayır yapılır mı? Hırsızlık parası ile cami olur mu? Faiz geliri zekat yapılır mı?

Eğer maksad dine hizmet etmek ise dine hizmet başötüsünü çıkarmak ile mi oluyor?

Haram ile hayır yapılır mı? Hangi kitapta vardır.
Hayırdan şer, şerden hayır olur mu?

Bazı insanlar piyango bileti alır der "ikramiye bana çıksın yarısını fakirlere bağışlarım" Allah'ı mı kandırıyor, kendini mi?

Selametle
Füruat, İslami literatürde bir terimdir. Her şeyin bir aslı ve bir de füruatı vardır.

Mesela; iman, inanç, fikir, itikat, dinimizde bir esas, asıl ve rükün ise; muamelat bunlara göre füruattır.

Yani iman ve itikattaki, arıza insanı dinden çıkarır. Ve şekavete götürür, muamelattaki eksiklikler günahkar eder, cennetten uzaklaştırır. İmansız etmez.

Ayrıca namaz, oruç, hac v.s. gibi dinin muameletı amelde; rükün, temel ve esas ise; sünnet ve nafileler onlara göre amelde füruattır.

Farzlar, helal ve haramlar dinin hudutları ve esasları ise; diğer meseleler farz makamında ve değerinde değil; füruattır. Yani elmaslarla, bakırlar ve gümüşlerin mukayesesi gibi….

Ancak füruatın toplumda anlaşılan manası; teferruat ve boş şeyler anlamına geldiğinden; ıstılahtaki Füruat da böyle telakki edilerek yanlış anlaşılabiliyor.

Dolayısıyla bahsettiğiniz o Hoca efendi; ıstılahtaki füruatın manasına göre muamelatta bir tasnif yapmış ve doğru söylemiştir.

Ancak dinleyenler, toplum arasında teferruat manasını anlayarak itiraz ediyorlar.

Bu mesele; füruatı yanlış anlayanların tarz-ı telakkileridir. Dini meseleler toplum arasındaki yanlış anlaşılan tabirlerle değil; islamiyetteki ıstılah ve literatüre göre izah ve tarif edilir.
Yani basörtü esastır. ama iman hakikatlerine göre ve İslamın şartlarına göre esasattan ziyade füruattır. Yani başörtü takmayanlar, günahkar olsa da imansız olmaz.

bu kadar osmanlica kelimeyi kullanan ve bu ilime muhabbet besleyen ayni cenahdan beslendigim kardesim bunu kendi aklin ve delilin ile inanmaya calisirsin cikacak sonuclar bunlar ve birde yazinin neresinde söylediginide getireyim
buraya

@duha
Alıntı:
Ve hiç kimse kim olursa olsun Peygamber dahi Farz olan bir hususa -başörtüsüne- teferruat, diyemez.
Simdi bu mevzu icerisinde olan sahis anlatilan mevzu icerisindede tek olduguna göre bu gibi suclamalara maruz kaldigina göre sen ismi ha zikretmissin ha zikretmemissin ima edilen ortadadir

Selametle
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 16.10.2007, 15:12   #10 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Değerli kardeşim hadi ben füruatı yanlış anladım.

Peki, hayat-ı dünyeviyenin rahatı için ilim öğrenmek füruat değil midir?

Hem madem Hoca efendi fürüat tabirini bizim algıladığımız anlamada kullanmadı neden pek çok kızımız öyle anlayarak başını açtı. Herkez füruatı "asıl olmayan" manasında kullanıyor.

Elbette ibadet yapmak ve ömr-ü hayatını idame etmek için lazım ilmi öğrenmek farzdır. Bu farzı ifa etmek için baş örtüsünü açmak mı gerekir?

Elbette herkez gücü ve ilmi nisbetinde dine hizmet etmekle mükellefitir. Dine hizmet etmek fürüatta olsa bir farzı terk etmekle mi olur? İyi ama dine hizmet etmek insanların farzları yerine getirmesi için değil midir? Dine hizmet farzı ifa etmeye engel ve teşvik etmek olacaksa o hizmete hizmet denir mi?

Diyeceksin, Türkiyenin dindar öğretmen ve doktaorlara ihtiyacı var.

Dindar olmayan , ancak mesleğinde iyi olan bir kadın doktora gitmek haram mı? Yada başını açarak öğretmen olmuş bir kızımız okulda talebelere ne öğretiyor? Başının örtüsüne dahi tahamül edemeyenler okulda o dindar, ama okumak için başını açmış öğretmen kızımızın talebelerine dini öğretmesine izin verir mi?

Evet geriye sadece daha rahat bir hayat yaşamak ve iyi bir gelire sahip olmak için okumak kalmıştır. Bu dahi dini bir farzın terkine fetva vermez.


Hem fikirler ne zamandan beri tartışılmaz oldu. İster Hoca Efendi söylemiş olsun ister söylememiş olsun pazarda böyle bir laf dolaşıyor ve ben bu sözü beğenmiyor ve fikrimi söylüyorum.

Bir harama mı girdim. Bir iftira mı attım?

Sonra konuyu açan sensin. Eleştirde kızman doğru olmaz.
Selametle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla