 | Ellerimizdeki dünya! |  |
28.08.2007, 09:49
|
#1 (permalink)
| | Yeni Üye
nvaha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.03.2007 Yaş: 33 Mesajlar: 6 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Ellerimizdeki dünya! Hayallerimizde oluşturduğumuz dünyalarımız var bizim.Herbir dünya küçük depremler ile yerle bir olacak kadar yapay aslında.Kalabalıklardan kaçmaya çalışıyor,kurduğumuz kulelerle övünüyoruz.Zamanımızı düşüşlerle geçiriyoruz, yürüdükçe ayaklarımız bir yerkere varamıyor!Her bir ruh depreminde bir parçamızı yitiriyoruz;bir daha onarılamayacak düzeyde kırıyoruz kendimizi.Düştüğümüz yerlerdeki dünyalara garip garip bakıyoruz."Cennette muza para verecek miyiz?" diye soran köy çocuklarından, Caharkale'nin,Beyrut'un,Gazze'nin,Felluce'nin nidalarından habersiz yaşıyoruz!Tavşanları yemek için tuzaklar kuruyor;kuşları kafeslerde mutlu sanıyoruz.Küresel olarak ısıtırmışız dünyayı,Afrika’da insanlar susuzluktan idrarlarını içerlermiş.Miş’lerin ortasında uyuyakalmışız. Uyuya kaldığımız her an ummadığımız yerden Darbe alıyor ruhumuz.Ve o zaman basıyoruz çığlığı…Ama çığlığımızın desibeli o kadar az ki mırıldanmaların ötesine geçemiyoruz. Mırıldanmalarımızı romantizm ile süsleyip realizm diye yutturuyoruz.Oysa takıldığımız ağlardan Kurtulamayacak kadar bağlanmışız romantizme! Her bir zincir bizi kurtaracağını vaad edip,bize esaret sunuyor.Hiçbir şey göründüğü kadar durağan değil!İçimizdeki mağarada bir çocuk durmadan ağlıyor.Birileri gelip o çocuğu ağlamaktan kurtaracak sanıyoruz.Sanarak yaşadığımız dünyamızda sınanıyoruz! Oysa ellerimiz var bizim;en uzaktaki yıldızlara dahi dokunabilen… Evet ellerimiz var;bir insana silah sıkabilen! Ve ellerimiz yüreğimize atlaslar çizip;çizdiğimiz atlaslarda seyyahlık etmek için! Ellerimizde çizgiler var aslında,her bir çizginin bize kattığı bir erdem var. Mavi çizgiler var;ellerimize gökkuşağı doldurmak İçin. Beyaz çizgiler gözyaşlarımızı silmek için. Yeşil çizgiler var ellerimizde;bir çocuğun başını okşamak için. Siyah çizgiler kendimize bir tokat atıp;uyanmak için var. Elimizdeki sarı çizgiler ise bize zulmetmeyeceğini Söyleyen Yaratıcı’ya secdeye kapanmak için var. Ellerimiz sonsuzluğun kapılarını açmak için… Fatma Çınar | |
| |  |  | |  |
28.08.2007, 09:51
|
#2 (permalink)
| | Yeni Üye
nvaha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.03.2007 Yaş: 33 Mesajlar: 6 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | “Bir ümmettik biz;bir halka dönüştürdüler bizi!”
Mehmet Efe
Mutfak ile tuvalet arasında geçiyor günlerimiz…
Çocuklarımızla birlikte oturup,saatlerce televizyon
Seansları yapıyoruz.”Çocuklar büyüdükçe dertleri de artıyor” diye
serzenişte bulunuyoruz.Teknoloji haberlerini
ilgiyle takip ediyoruz.Çocukları kontrol etmek için de
kumandalar yapılsa hemen alacağız.Zira neler almadık ki!Çift kapılı kocaman buzdolaplarımız,son model telefonlarımız,dizüstü
bilgisayarlarımız ve yetinmeyi bilmeyen kalplerimiz var.
Kandillerde,bayramlarda dualar ediyoruz
kendimiz için…Oğlumuz üniversite sınavını kazansın,
kızımız zengin bir koca bulsun diye çaputlar bağlıyoruz
türbelere!İmam Efendi camide dua ediyor:Önce Türk milleti,sonra
İslam dünyası,sonra da Dünya için selamet diliyor.Yani önce can sonra canan
diyor,bizler de bir güzel amin diyoruz.Canımızdan geçmeden canan arzuluyoruz.
Ey okuyucu bana kızabilirsin.Görmek istemeyebilirsin dünyayı;duymak
istemeyebilirsin çocukların feryadını…Ya peki kalbimiz?Biliyorsun kalbimizde
O’nun nuru var.Ne yaparsak yapalım o nuru yok edemeyiz;sadece o nuru kalın
perdelerle örtmeye çalışırız.An gelir perdeler eskir,an gelir kum saatinin kumu biter!
Kum saati aka aka sırrına kavuşur ve biz yarı yolda kalırız.Eşref-i mahlukat iken
esfel-i safilin olmak için uğraşıyoruz.Putlarımızı İbrahimce devirmedikçe,fil dişi kulelerimizden çıkıp alemi temaşa etmedikçe yenilmeye mahkumuz,Müslümanın aynı delikten iki kez ısırılmaması gerekirken;bizler bizi ısırsınlar diye deliklerin önünde sıraya girmişiz.Birileri kalbimize bile etiket yapıştırırken;eli kolu bağlı oturuyoruz.Kalkıp;baş kaldırmalıyız şeytana ve nefsimize!Kalbimize sahip çıkmalıyız ki kalbimizi yoktan var eden de mahşerde bize sahip çıkabilsin.Öyleyse Bismillah!
fatma çınar | |
| |  |
28.08.2007, 14:13
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
the okuz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 19.03.2006 Mesajlar: 279 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 | evet ben de sinir oluyorum İslam dünyasın hiçe sayan dualara ve zaten o dualara amin diyemeyenlerdenim.
__________________
"(...) Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da o toplumda olan hâli değiştirmez.
Allah bir toplum için de kötülük irade buyurdu mu, onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allahın dışında onları himaye edecek kimse olamaz..."
Kur'an; Ra'd, 11
| |
| |  | |  |
30.08.2007, 08:57
|
#4 (permalink)
| | Yeni Üye
nvaha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.03.2007 Yaş: 33 Mesajlar: 6 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Affet bizi ey şehir! Sen uykusuz gözlerle bomba seslerini dinlerken biz uyuduk.Rüyalarımızı bozmadı ansızın bir bomba.Bizim ölümümüz uykuydu kısa gecelerde sadece.Senin ölümlerini hiç düşünmedik.Biz uyuduk,sabahları uyandığımızı sandık sadece.Biz uyuduk,sana olanlara uyuduk.Affet bizi! Affet bizi ey şehir! Biz güzel yemekler yedik.Sen açlıktan ne yapacağını dilemezken biz beğenmedik elimizdekileri.Çöpe attık, israf ettik seni hiç düşünmeden.Bombalar bizi vurmadı nasıl olsa,bizim mabetlerimiz işgal edilmedi,bizim evlerimize girilmedi.Senin her değerin aynı zamanda bizimdi de oysa.Sahip çıkamadık,anlayamadık ve anlatamadık seni.Affet bizi… Affet bizi ey şehir! Sen ağlarken biz güldük.Sen sokaklara çıkamazken bizim kahkahalarımız çınlattı boş sokakları.Bize kadar gelmiyordu belki bomba sesin,kan kokun ama feryadını yüreğimizde duyamadık,işitemedik seni.Sana tıkadık kulaklarımızı,ellerimizi,gönüllerimizi ve tüm benliğimizi…Affet bizi… Affet bizi ey şehir! Bayramlar geçirdik senden uzak çocukların ceplerine harçlıklar koydu babalar,sende ceplere harçlık koyacak babaların olmadığını düşünmedik.Mermiye taşla karşılık veren canlar ve elinde taşıyla yere yığılan gençleri düşünmedik.Büyük sandık dertlerimizi.Her gün taş kavramadı ellerimiz.Sadece bitmeyen acılar şehri koyduk ismini…Affet bizi… Affet bizi ey şehir! Bir merminin ötesindeki hayatını yazdı gazeteler,haberlerini ilk sayısında yer aldın ama bir türlü anlayamadık seni ve bir türlü çocuklarımıza anlatamadık halini.Sesin her şeyi tüketti, bu hal ise bizim kelimelerimizi.Cevapsız kaldı çocuklarımızın soruları,soru sormaya bile hakkı olmayan ve savaşın anlamını soramayan çocukları hiç düşünmedik…Affet bizi… Affet bizi ey şehir! Duamızı esirgedik senden.Elimizden gelen tek şeyi esirgedik. Dudaklarımızdan düşecek olan bir tutam kelimeden mahrum bıraktık seni.Ellerimizden kayıp gitti sana ayırdığımız dualar, uykunun buğusuna karıştı kimi zaman.Şimdi senden mahrum bıraktığımızı istiyoruz.Affet bizi ve dua et bizim için…Çünkü kazanan yine sen olacaksın… Şule Yüksel GÖKYAR | |
| |  |  | |  |
30.08.2007, 09:00
|
#5 (permalink)
| | Yeni Üye
nvaha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.03.2007 Yaş: 33 Mesajlar: 6 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | RENKLERİN DİLİ Kırmızı asilce kahverenginin üstüne dökülmüştü.Kahverenginin üzerinde yeşil için kırmızı vardı.Sadece kahverenginin üstüne değil maviye de dökülmüştü kırmızı.Ama her ikisine de asilce dökülmüştü.Kırmızı,yeşil için kahverengide ve mavide kendini feda etmişti.Sonunda kirli kırmızıya galebe çaldı asil kırmızı. Ve yeşilin bayramı yaşandı kahverengide ve mavide.Yeşil,adaletin ismiydi karanın zulmüne inat.Zulüm karanlığa gömüldü yeşilin nurunda. Kara,yeşili yenemeyeceğini anladı.Kendisi kara o da yeşil olduğu müddetçe yenemezdi onu.Öyleyse yeşilin tonlarıyla oynanmalıydı. Önce biraz beyaz kattı yeşile hafifinden.Yeşil artık yeşil değil yeşilimtıraktı.Adına medeniyet dedi süslü karanın.Yeşilimtırak kararmalıydı öyleyse,medeniyet gerekliydi çünkü. Şimdi kara,yeşile medeniyet ihraç ediyor.Havadan sağanak sağanak yağıyor yeşilin hakim olduğu (olamadığı) kahverengi ve maviye.Ve yine kırmızı dökülüyor.Ama bu kez yeşile sahip çıkamadıkları için tüm renklerin sahibi cezalandırıyor onları.Anlaşılan bir müddet kararmalı kahverengi ve mavi.Ama elbet bir gün yeşil toparlanacaktır. Tüm renklerin sahibi nurunu yeşile tamamlayacaktır.Tüm renklerin Sahibi aşkına;yeşile bahar geldi,vakit yeşerme vaktidir… Yasin BIYIKLI | |
| |  |
30.08.2007, 14:02
|
#6 (permalink)
| | Yeni Üye
havan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 14.03.2007 Yaş: 19 Mesajlar: 35 Tesekkür Etti: 7
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Fatma Çınar'ın yazıları okunmaya değerdir. | |
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | |
Benzer Konular | | Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj | | Dünyâ... | arzuhal | Şiirler | 0 | 08.01.2008 22:11 | | Dünya sevgisi... | gönüldostuelif | Hikayeler & Hisseli Kıssalar | 7 | 01.05.2007 20:47 | | Dünya Hayati | fetih | Genel Islam Konular | 2 | 17.03.2007 18:14 | | Fani Dünya | yasin15 | Arşiv | 1 | 09.09.2006 17:33 | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 13:53. | | |