Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Yaniltici Bir Akim: “risale-i Nur Tefsirciliği”
Alt 21.08.2007, 12:51   #1 (permalink)
Çİray
Gast
 
Mesajlar: n/a
Standart Yaniltici Bir Akim: “risale-i Nur Tefsirciliği”

Bediüzzaman Said Nursi’nin yazmış olduğu Risale-i Nur Külliyatı, yüzbinlerce insanın hidayetine, imanda derinleşmesine, inkar eden pek çok insanın ise doğruyu görüp iman etmelerine vesile olmuş çok önemli eserlerdir. Bediüzzaman'ın samimi üslubu, tefekkürleri ve hikmetli anlatımı, her okuyan için önemli bir yol gösterici ve hidayet rehberi olmuştur.
Risale-i Nur’ların geniş kitleler üzerindeki bu samimi etkisi son derece açıktır. Ancak buna rağmen kimi çevrelerde, Bediüzzaman'ın eserlerinin anlaşılabilmesi için tefsir edilmesi gerektiği şeklinde yanlış bir kanaat söz konusudur. Risalelerde şifreli ve karmaşık bir anlatım olduğu, düz okumayla anlaşılamayacağı ve bu şifreleri de ancak bu konuda bilgi sahibi olan belirli kişilerin çözebilecekleri düşünülür.
Oysa Risale-i Nur Külliyatı, veciz bir şekilde kaleme alınmış çok değerli eserlerdir. Bediüzzaman, risalelerde ele aldığı her konuda çok açık ve anlaşılır bir üslup kullanmıştır. Dolayısıyla Bediüzzaman'ın apaçık sözlerini bir kez daha tefsir etmek ve yorumlamak gerektiği düşüncesi yanlıştır. Böyle bir girişim, Bediüzzaman'ın sözlerini ancak aslından uzaklaştıracak ve yanlış çıkarımlara neden olacaktır.
Örneğin Bediüzzaman eserlerinde ahir zamanla ilgili konulara geniş yer vermiştir. Bediüzzaman'ın bu açıklamalarına göre; Hz. İsa ahir zamanda ikinci kez yeryüzüne gelecek, ancak ilk başlarda Hz. İsa'yı tanıyanların ve yardımcılarının sayısı çok az olacaktır. Hz. Mehdi ise tüm Müslümanlara bir hidayet önderi olarak ortaya çıkacak ve Bediüzzaman'ın belirttiği üç büyük görevi birarada yerine getirecek; hem siyaset, hem diyanet, hem de saltanat alanında Mehdilik yapacaktır. Hz. İsa, Hz. Mehdi ile biraraya gelecek ve onun arkasında namaz kılacaktır. Tüm dünya Hz. Mehdi'nin liderliği altında toplanacak, Kuran ahlakının yaşanmasıyla birlikte anarşi ve kargaşa ortamı son bulacak ve yeryüzüne huzur ve barış hakim olacaktır.
Ayrıca Bediüzzaman'ın bu açıklamalarına göre Hz. İsa ve Hz. Mehdi birer şahsı manevi olarak değil, birer şahıs olarak geleceklerdir. Elbette onların temsil ettikleri birer şahsı manevileri de olacak, ancak bu şahsı manevilerinin başında kendileri de bizzat lider olarak bulunacaklardır. Said Nursi, ayrıca ahir zamanın bu önemli şahıslarının ortaya çıkacakları, faaliyet yapacakları ve Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacakları vakitlere yönelik hadisler doğrultusunda tarihler de vermiştir.
Bediüzzaman’ın bu konulardaki tüm izahları çok açıktır. Örneğin eğer Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin göreve başlayacağı tarih için hadislere dayandırarak hicri 1400 diyorsa, bunu başka türlü yorumlamak mantıksız olur. Ya da Hz. Mehdi'nin hem siyaset, hem saltanat hem de diyanet aleminde Mehdilik yapacağını; bu üç özelliğin de tek bir şahısta toplanacağını söylüyorsa bu da çok açıktır. Buna rağmen Mehdiliği üçe bölmek, tek bir tanesinin Mehdilik için yeterli olacağını söyleyerek yanlış yorumlamak hatalı olur. Aynı şekilde Bediüzzaman Hz. İsa'nın, Hz. Mehdi'nin arkasında namaz kılacağını, hadis vererek açıklamışken, “aslında öyle demek istemedi” diyerek bu bilgileri tefsir etmek de doğru olmaz. Zira hem Peygamberimiz (sav)'in sözü, hem de Üstad’ın bu konuyu tasdik eden açıklamaları varken, bunun aksini söylemek yanlış olur. Bunun gibi Said Nursi, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin yapacakları faaliyetleri ve tüm dünyaya Kuran ahlakının hakim kılacaklarını açıklamışken, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelmeyeceklerini, yalnızca birer şahsı maneviden ibaret olacaklarını öne sürmek de büyük bir yanılgı olur.
Bu durum Said Nursi’nin Risalelerde anlattığı her konu için geçerlidir. Nitekim böyle bir tefsir mantığının Risale-i Nurlar üzerinde nasıl bir etki oluşturacağının da iyi düşünülmesi gerekir. Zira böyle yanlış bir mantıkta isteyen herkes Bediüzzaman'ın her sözüne kendince farklı bir açıklama getirebilir ve bu şekilde Said Nursi’nin hiçbir izahını kabul etmeyebilir. İsteyen kişi, kendince uygun görmediği her izahı, şahsi kanaatlerine ya da çevresinden duyduklarına göre tefsir etme yoluna gidebilir.
Oysa ki Risale-i Nurlar herkesin anlayabileceği çok kıymetli eserlerdir. Böylesine değerli eserlerin anlaşılamayacağı ya da Bediüzzaman’ın bazı açıklamalarının anlatılanlardan farklı anlamlar içerdiği düşüncesi son derece yanlıştır. Unutulmamalıdır ki, Üstad’a karşı gösterilecek gerçek sevgi ve saygı, onun büyük bir samimiyetle kaleme aldığı eserlerine sahip çıkmakla, onun gerçekte söylemek istediklerini tam anlayıp onu desteklemekle mümkün olacaktır.
HARUN YAHYA
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 13:06   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Elbette Risale-i Nur tefsir edilmez. Ayrıca yazıyı yazan şahıs kendi tefsire karşı iken tefsir yapmış.

Üstad Mektubat'ta demiş.

"Halbuki, bilmecburiye bunu haber veriyorum ki: Bu dürûs-u Kur'ân'iyenin dairesi içinde olanlar(Kur'an'a Risale-i Nur mesleği ile hizmetinde olanlar), allâme ve müçtehidler de olsalar, vazifeleri-ulûm-u îmâniye cihetinde-yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve îzahlarıdır veya tanzimleridir. (Mektubat)

Demek tefsir değil meseleleri izah, şerh ve tanzim mesleğinde gitmek lazım.

Mesela yazarın verdiği Mehdi örneği.

Mehdi öyle bir şeydir ki, ne bütün bütün açık olsun ne bütün bütün kapalı olsun. İtikad ve imana kapı açsın. İzan edilsin.

Şimdi risale-i Nur'da geçen Mehdi ile ilgili nükteler tefsir edilmez. Tevil, izah ve şerh yapılır.

Mesela , Barla Lahikasında Üstad Mehdiyi beklediğini söylerke, aynı Lahikada "Üstad'ta bir zaman Mehdiyi beklediği" söyleniyor.

Şimdi her iki meseleyi olduğu gibi kabul ettiğiniz vakit işin içinden çıkamassınız.

Mesela, Üstad kendini seyyid bilemediğini söylerken Sikke-i Tasdikte (sayısı tam aklımda değil her halde 12 olacak) 12 Abi Üstad'ın irsiyet nokrasında Peygamberimizden olduğunu ap açık söylüyor.

Demek Risale-i Nur izah ve şerh edilir. Tefsir edilmez. İzah ve şerh yolunu kapamak tefritken, tefsir yapmak ifrattır.

Harun Yahya kendine iş arasın.

Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 13:12   #3 (permalink)
Çİray
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

ben Said Nursi tam olarak tanıyan bir insan degilim onun kitaplarını daha yeni yeni okumaya çalışan biriyim ben bu makaleyi zaten destekledgim için degil sadece yorumlarınızı merak ettgim için bu konuyu açtım genel olarakta Harun
Yahya'nın makalalerini begenen biriyim....
yine de saygı duyarım size.....
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 13:17   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 9
25 Kunu Icin 35 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

Alıntı:
Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Elbette Risale-i Nur tefsir edilmez. Ayrıca yazıyı yazan şahıs kendi tefsire karşı iken tefsir yapmış.

Üstad Mektubat'ta demiş.

"Halbuki, bilmecburiye bunu haber veriyorum ki: Bu dürûs-u Kur'ân'iyenin dairesi içinde olanlar(Kur'an'a Risale-i Nur mesleği ile hizmetinde olanlar), allâme ve müçtehidler de olsalar, vazifeleri-ulûm-u îmâniye cihetinde-yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve îzahlarıdır veya tanzimleridir. (Mektubat)

Demek tefsir değil meseleleri izah, şerh ve tanzim mesleğinde gitmek lazım.

Mesela yazarın verdiği Mehdi örneği.

Mehdi öyle bir şeydir ki, ne bütün bütün açık olsun ne bütün bütün kapalı olsun. İtikad ve imana kapı açsın. İzan edilsin.

Şimdi risale-i Nur'da geçen Mehdi ile ilgili nükteler tefsir edilmez. Tevil, izah ve şerh yapılır.

Mesela , Barla Lahikasında Üstad Mehdiyi beklediğini söylerke, aynı Lahikada "Üstad'ta bir zaman Mehdiyi beklediği" söyleniyor.

Şimdi her iki meseleyi olduğu gibi kabul ettiğiniz vakit işin içinden çıkamassınız.

Mesela, Üstad kendini seyyid bilemediğini söylerken Sikke-i Tasdikte (sayısı tam aklımda değil her halde 12 olacak) 12 Abi Üstad'ın irsiyet nokrasında Peygamberimizden olduğunu ap açık söylüyor.

Demek Risale-i Nur izah ve şerh edilir. Tefsir edilmez. İzah ve şerh yolunu kapamak tefritken, tefsir yapmak ifrattır.

Harun Yahya kendine iş arasın.

Muhabbetle
Allah razı olsun çok hoş bir tespit,
bir noktada fikrinizi almak isterim, üstad kendinin seyydi olmadığını söylüyor;
ama peygamberimizin soyundan olduğu sabitir, lakin merakımı mazur görün;
Önceleri, Hasan (r.a) ve Hüseyin (r.a)'ın her ikisi ve onların çocukları için seyyid ifadesi kullanılmaktaydı. Ancak sonraları Hasan (r.a)'ın soyundan gelenlere şerif, Hüseyin (r.a)'in soyundan gelenlere de seyyid denilmeye başlanmıştır

peygamberimizin soyundan şeriflerde gelmiyor mu? üstad seyyid değilde şerif olduğunu kastedmiş olabilir mi?
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 13:25   #5 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Harun Yahya özellikle Mehdi meselesini örnek vermesi tesadüf olmasa gerek.

Onun kitaplarında Risale-i nur'dan çıkardığı tüm Mehdi tanımları yanlıştır. Hepsinde tevsir yapmıştır.

Buna tevsir değil demesi ise inandırıcı değildir.
Bektaşi gibi işine gelenleri almış işine gelmeyenleri yok saymıştır.

Mesela Barla Lahikasının haşiyesinde "Asırlardır beklenilen ve muntazır kalınan zat Risale-i Nur imiş. Hatta bir zaman Üstad dahi böyle bir zata muntazırmış"

Aynı Barla Lahikası 5. Sebebte Üstad demiş "Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten işittim ki: O zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihraç etmiş ve kanaati gelmiş ki, "Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'alar zulümatını dağıtacak." Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum.


İşte Harun Yahya beşinci sebebi nazara alırken haşiyeyi nazara almıyor.

Yada Mesela Emirdağ Lahikasında "Ben kendimi seyyid bilemiyorum. Bu zamanda nesiller bilinmiyor" sözü ile seyyid olmadığı iddia edilirken
Sikke-i tasdik-i Gaybide şöyel diyor "şecere-i risaletin bir son meyve-i münevveri ve lisan-ı risaletin irsiyet(soy sop) noktasında en son dehân-ı hakikati ve şem-i İlahinin hizmet-i imaniye cihetinde bir son hamil-i zisaadeti olduğuna şüphe yoktur.

İşte Harun Yahya gibi kendilerine meslek uyduranlar bu hakikatleri görmüyor.

bir kitabın ya bütünün kabul edersin yada kaynak olarak göstermessin.

Yani, Harun Yahya Risale-i nur'un bütünü üzerinden değil işine gelen davasına uygun nüktelerle iddiasını ıspoat ettiğini sanıyor. Oysa o alıntıladığı Risale-i Nur cümlelerinin izah ve şerhe ihtiyacı var ve tamamlayıcı nükteler bu izahları yapıyor. O tamamlayıcı nükteleri almayarak kendisi bizzzat tefsir yapmış oluyor.

Bu yüzden kendine iş arasın dedim.

Ayrıca Harun Yahya gibi bir alim dehanın bu tamamlayıcı nükteleri görmemiş olması, bilmemesi imkansız. Akla şu soru geliyor "Niyet nedir?

Selametle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 13:34   #6 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 9
25 Kunu Icin 35 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

Alıntı:
Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Bu yüzden kendine iş arasın dedim.

Ayrıca Harun Yahya gibi bir alim dehanın bu tamamlayıcı nükteleri görmemiş olması, bilmemesi imkansız. Akla şu soru geliyor "Niyet nedir?

Selametle
Mehmet Kutlular Gölcük´teyken;


Mehmet Kutlular ağabey adını unuttuğum 24.sü yapılan bir organizasyon sebebiyle oradaydı.Ders yaptık,sohbet ettik, soru cevap konuştuk,güzeldi.Erkek-kadın (ayrı bölümlerde) belki 1000 kişi vardı,katılım iyiydi.Bazı resimler de çektik kalitesi inşa'Allah güzel olacak.Eğer @bdullah bu resimleri internete yüklemek,yani hosting konusunda yardımcı olursa inşa'Allah sizlerle paylaşacağız.


Derken konu Adnan Oktar (Harun Yahya) , şahs-ı manevi konularına falan geldi.


Şahs-ı manevi konusunda Mehmet ağabey kısaca hatırladığım kadarıyla şöyle dedi:

"Evet,şahıslar gelecek (yani Mehdi ve İsa aleyhisselâm) ve onlar geldikten sonra etraflarında bir şahs-ı manevi,yani etraflarına toplanan cemaatin oluşturduğu bir manevi şahıs olacak."


Ardından Adnan Oktar'dan bahsetti.
Dedi ki: "Kendisi üniversitede okurken bizim derslere gidip geliyordu.Tipinden (tavırlarından falan filan) zaten biraz da rahatsız oluyordum o zamanlar.Bir gün bana geldi 'Kutlular ağabey, Deccâl,Mesih,Mehdi bana anlatsana'
Ben de anlattım.Bir kişinin tahrip edeceğini, o tahrip edene karşı Allah'ın bir tamirci yollayacağını anlattım."

Mehmet Kutlular ağabey o tahripçi şahsın (Süfyan) kim olduğunu delilleri ile
anlatmış.Buna karşı ise bir tamirci olması gerek demiş Adnan'a."O kadar zaman geçti bu kişi ve ardından gelenlerin tahripleriyle Üstad'dan başkası ortaya çıkıp tamire uğraşmadı Allah demenin neredeyse yasaklandığı zamanda.O zaman Mehdi kim oluyor sen düşün" diyerek belirtmiş.

Adnan Oktar (Harun Yahya) ise "Süfyan'ı kabul ediyorum ama Mehdi'nin o olduğunu değil" demiş.
Mehmet Kutlular ağabey ise " Adnan, yoksa Mehdi'nin yerini ayırdın da oraya sen mi oturacan " diyerek latife ile karışık sormuş.
Demiş Adnan Oktar "Hayır, haşa"

Aradan yıllar geçmiş şimdiki durumu ile biliyorsunuz.O mâlum şahsı ne amaçla övüyor en iyi Allah bilir.Kulaklarımla duydum ki Mehmet Kutlular ağabeyden o malum şahsın Süfyan olduğunu kabul etmiş.

Harun Yahya'nın çalışma tarzına bakarsanız yazdığı çoğu eserde yaratılış mucizesi vs. gibi şeylere dikkat çekiyor, yani sadece Tabiat Risalesi'nin biraz açıklaması ve diğer bazı konular.

Kısaca Harun Yahya da Nur derslerine katılmış.Bunu Mehmet Kutlular ağabeyi tanıyan birinden duymuştum daha önce, bugün kendinden duydum, yazmaya karar verdim.

YAZI ALINTIDIR...
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 13:40   #7 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Alıntı:
seyfullah putkıran Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah razı olsun çok hoş bir tespit,
bir noktada fikrinizi almak isterim, üstad kendinin seyydi olmadığını söylüyor;
ama peygamberimizin soyundan olduğu sabitir, lakin merakımı mazur görün;
Önceleri, Hasan (r.a) ve Hüseyin (r.a)'ın her ikisi ve onların çocukları için seyyid ifadesi kullanılmaktaydı. Ancak sonraları Hasan (r.a)'ın soyundan gelenlere şerif, Hüseyin (r.a)'in soyundan gelenlere de seyyid denilmeye başlanmıştır

peygamberimizin soyundan şeriflerde gelmiyor mu? üstad seyyid değilde şerif olduğunu kastedmiş olabilir mi?
Değerli kardeşim; Bir zatın kendini seyyid bilememesi seyyid olmadığına delil olmaz. Zira, söylediği söz dikkat lazım "ben kendimi seyyid bilemiyorum" diyor. Bilmiyorum demiyor. Bilmiyorum dese hiç kimse seyyid olduğunu iddia edemez. Ancak "bilemiyorum" şüpheyi gösterir. Yani, seyyid olmayanın seyyidim demesi seyyid olanın değilim demesi haram olduğu için , şüphe anında söylenecek sözü söylemiş. Mesul olmaktan kurtulmuş, zira devamında demiş "bu zamanda nesiller bilinmiyor"

Ayrıca Said Nursi 14. Asrın müceddidir. Ekser Alimler şerif, müceddidler seyyid olur. Hem Üstad bazı abilere o Abilerin şehadeti ile bir zaman sonra şöyle demiş "Ben hem Hasani hem Hüseyniyim, hadi şimdi git" İşte "kendimi seyyid bilemiyorum" sözündeki şüphe daha sonra tatmine dönüşmüş ve itiraf etmiş. Ama bir hikmete binaen Risale-i nur'da telif edilmemiş.

Yani, Üstad seyyid değise müceddidte kabul edilmez..

Demek bazı meselelere izah lazım. İzahlar ise yine Risale-i Nur'dadır. Elbette tefsir luzumsuzdur.

Zaten tefsir kapısının kapandığı Sikke-i Gaybide "şem-i ilahinin hizmet-i imani cihetinde bir son hamili zisaadeti" sözünden anlıyoruz. Son olmasa tefsir caiz olur. Madem son o zaman tefsir olmaz. İzah olur.

Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 13:57   #8 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Tesekkür Etti: 9
25 Kunu Icin 35 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

Alıntı:
Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim; Bir zatın kendini seyyid bilememesi seyyid olmadığına delil olmaz. Zira, söylediği söz dikkat lazım "ben kendimi seyyid bilemiyorum" diyor. Bilmiyorum demiyor. Bilmiyorum dese hiç kimse seyyid olduğunu iddia edemez. Ancak "bilemiyorum" şüpheyi gösterir. Yani, seyyid olmayanın seyyidim demesi seyyid olanın değilim demesi haram olduğu için , şüphe anında söylenecek sözü söylemiş. Mesul olmaktan kurtulmuş, zira devamında demiş "bu zamanda nesiller bilinmiyor"
şimdi burda anladığım kadar ile, üstad seyyid olduğumu bilemiyorum diyor, mesul almaktan çekindiğini söylediniz, ozaman seyyidliğini bilemediğinden, böyle bir cümle buyurması onun seyyid olmadığına delil olmamakla birlikte açık kapı bırakır, yani seyyid olmasada şerif olabilir, düşüncesine kapılabilir, ama akabinde , üsyad ben hem hasani, hemde hüseyniyim, demektedir, diyorsunuz, ama bu söz acaba ikisinin ceddinden geldim manaısnda söylenmiş bir sözmü yoksa ardınca giderim sözümüdür? yani bilirizki iseviyim diyenler isanın soyundan gelmez ardınca yürdüğünü ima ederler üstadın bu sözüde buna işaretmidir, zira evvel seyyid olduğumu bilmiyorum demesi, ardından hüseyniyim demesi bu nu bu şekilde düşünmeme sevketti, yani ordaki kasıt hem şerifim hem seyyidim mi demek yoksa ikisine gönül veren yolundan giden mi demek? bu da tartışılır, zira bu söze bakarak seyyid yada şerif demekte mümkün değildir yanılıyormuyum bilemiyorum.


Alıntı:

Ayrıca Said Nursi 14. Asrın müceddidir. Ekser Alimler şerif, müceddidler seyyid olur. Hem Üstad bazı abilere o Abilerin şehadeti ile bir zaman sonra şöyle demiş "Ben hem Hasani hem Hüseyniyim, hadi şimdi git" İşte "kendimi seyyid bilemiyorum" sözündeki şüphe daha sonra tatmine dönüşmüş ve itiraf etmiş. Ama bir hikmete binaen Risale-i nur'da telif edilmemiş.

Yani, Üstad seyyid değise müceddidte kabul edilmez..

Demek bazı meselelere izah lazım. İzahlar ise yine Risale-i Nur'dadır. Elbette tefsir luzumsuzdur.

Zaten tefsir kapısının kapandığı Sikke-i Gaybide "şem-i ilahinin hizmet-i imani cihetinde bir son hamili zisaadeti" sözünden anlıyoruz. Son olmasa tefsir caiz olur. Madem son o zaman tefsir olmaz. İzah olur.

Muhabbetle
demişsinizki ekseriyette alimler şerifi mücedditler seyyiddir, ama bu şart olduğuna dair delil söz konusu değildir, yani bu istisnayı bozan durumlar yok mudur? yani seyyid olan alim , şerif olan müceddit yok mudur? varsa buda delil kabul edilemez, yoksa kanıtı ve bunun kural olduğuna delil var mıdır? sonuçta risalelerin izahını yapan şekilde olduğu gibi farklı izah eden insanlar vardır ozaman keşke üstad yaşasaydıda izahını ondan dinlseydik demekten kendimi alıkoyamıyorum.. ama yinede Rabbim izahınız için sizdende razı olsun..
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 13:58   #9 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Sanırım o Zat Yeni Asya cemaatinde kendine bir makam bulamadığını anlayıca ayrıldı.

Zira, Yeni Asya'da Kutlular Abinin dahi hiç bir karar yetkisi yoktur. Hiç bir makamı yoktur. Lider değildir.

Sadece şahs-ı manevinin bir mümessili ve meşveret kurulu başkanı ve meşveretten çıkan kararların uygulayıcısı ve takipçisidir.

Bu yüzden o cemaatte kendine makam bulamıyacağını anlayan dehalar ayrılıp kendi mesleğini kurmuşlardır.
Hatta aralarında Nurculuğu tarikat haline getirenler dahi çıkmış ve hala faaliyet göstermektedirler.
...

Yeni Asya cemaatinde her karar meşveretle alınır. Önemli karalrar 20.000 kişilik bir meşveret üyesi katılır. Önce mahalli meşveret. Sonra ilçe meşvereti, sonra il meşvereti ve genel meşveret yapılır. Genel meşveretteki her üye bir ilin veya bir birimin temsilcisidir. Kendi ilinin ilçe ve mahallelerinden gelen meşveret kararını savunur ve onu oylar velev ki kendi o meşveret kararına muhallif olsun. Ayrıca Kutlular Abinin o meşverette bir oy hakkı vardır. Emir veremez, kendi görüşünü teşri edemez. Etse zate kimse kaale almaz.

İşte bu sistemde herkezin söz hakkı olunca makam ve mevkiperestler barınamıyor.

Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 21.08.2007, 14:05   #10 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.135
Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

demişsinizki ekseriyette alimler şerifi mücedditler seyyiddir, ama bu şart olduğuna dair delil söz konusu değildir,

Elbette ekseriyet öyle. İstisnalar vardır. Amma alem-i şumul her bir İslam mücedditi seyyid olması emirden gelmesede öyle bir kaideyi akla getiriyor.

Hem Üstad'ımızın babasının isim olmuş Lakabı Mirzadır. Mirzada eskide seyyid soyundan gelenlere kullanılan bir lakaptı. O dahi bir delildir.

Nasıl ince ince atkı ipleri içtima ettiğinde bir yekün teşkil eder. küçük küçük deliller tek başına bir şey ifade etmesede içtima ettiğinde kopmaz bir halat halini alır.

Risale-i nur'un ekser yerinde Üstad'ın seyyid olduğuna deliller vardır.
mesela biri daha;ekser seyyidler özellikle alim ve müceddit seyyidler "zekat, sadaka, hediye kabul etmez. Allah onların halklara muhtaç kalmasına izin vermez. Yalan söylemez. Halleri hep aynıdır.

Bu dahi delildir. Dahası var. Ama caiz değil. Merak eden kendi bulsun

Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
“Ben” den “O” na, “Ene” den “Hû” ya nasıl varılır? ayışığı Oku - Düşün - Anla 0 22.04.2008 00:18
“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sualine “Evet Rabbimizsin”ile cevap verildiğine aklî delil ! Caferi İslami Makaleler 0 22.02.2008 22:04
Yanıltıcı bir akım:"Risale-i Nur Tefsirciliği" enginnnnn Genel Islam Konular 39 12.12.2007 14:47
“Ben” ve “Biz” Kavramları gercekislam Kavramlar ve İçerikleri 0 02.12.2007 00:23
“Temasül tezadın sebebidir.”, “Acz muhalefetin men alptraum Genel Islam Konular 0 13.02.2007 11:29



WEZ Format +2. Şuan Saat: 19:05.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger