Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

iç sıkıntıları....
Alt 17.08.2007, 11:00   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
berfut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
berfut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.11.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 2.189
Tesekkür Etti: 121
127 Kunu Icin 304 Tesekkür Aldı
berfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biriberfut Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 13
Standart iç sıkıntıları....

Bitmek tükenmek bilmeyen iç sıkıntıları, "modern" insanın handikaplarından. Nedenini bilmeden sıkılmak kimi zaman büyüklerimize o kadar acayip gelir ki kızıverirler bizim oflamalarımıza. Sebepsiz sıkıntı onlara değil, bize has bir meziyet sanki.
Bir resme hep aynı perspektiften bakmak bize fazla bir şey kazandırmaz. Bazen, kavramları, bakış açımızı ters yüz etmemiz gerekir.

İç sıkılmalarına da harekete geçmeye, paradigma değişimine, yenilenmeye vesile gözüyle bakma taraftarıyım. Tasavvufta kabz ve bast kalleri vardır. Kabz, "kabza" ile aynı kökten gelip, sıkılmak, daralmak, veya bugünkü deyişle iç sıkılması demektir. Tasavvufa göre Yaratıcı'nın insanı kabz haline sokmaktaki muradı, onu silkelemek, kulluğunu sağlamlaştırıcı vesileler bulmasını sağlamaktır.
Yunan Felsefesi de değişime benzer şekilde yaklaşır. Örneğin öğrenme tekniği olarak çok çevrelerce kabul gören "Sokratesçi Yöntem" (Socratic Method), dört basamaktan oluşur:
1-Farkındalık: Hayatımızdaki organizasyonlarda veya toplumdaki sorunların çözümündeki ilk adım "farkındalık"tır (awareness). Problem üzerine düşünmeyi, kafa yormayı ve endişelenmeyi içeren bu hal, düşünme sürecinin zor olmasından dolayı kolayca oluşmaz.
2-Engellenme: Problemin farkına varılmasıyla ortaya çıkan (iç) mücadele mücahededir. Kişinin bu hali onu bir sonraki basamak olan "iç bakış"a yöneltir.
3-İç-Bakış: Kişinin kendini incelemesidir.
İç bakış, önemli bir başlangıç noktası. Aklıma Umberto Eco’nun “Gülün Adı”nda yer alan ifadeleri geliyor. Eco burada, labirentin içinden çıkışın gösterilemeyeceğini söyler. Burada yer alan ilk üç basamak da kişinin günlük hayatındaki rutin gidişattan sıyrılıp kendisini incelemesini sağlar.
Ulvi Alacakaptan ateizmden sıyrılışını buna bağlamıştı bir röportajında ve yaşadığı eski hayatından memnun olmama halini "hidayetin gelmesi" olarak ifade etmişti. Kanaat-i acizânemce, bu memnuniyetsizliği de "farkındalık" başlığı altına koyabiliriz.
Bu üç basamak kişisel olup, birey ile onun (özellikle sosyal) problemleri arasında köprü kurar. Dördüncü basamağın ise sosyal yönü daha ağır basar.
4-Tahkik: Bu süreçte ise grup çabası söz konusudur, ilk üç basamak gibi kişisel değildir. Zira burada kişi, problemi çözmesine yardım edenlerin tepkilerine bakarak "doğru" ve "yanlış"larını ölçer, kendisine etik kurallar belirler. İkinci iç-bakış, ancak bundan sonra kazanılabilir ve öğrenme devam edebilir. İdeal öğrenme, kişiyi "kazanma-kaybetme" durumuna sokmadan oluşabilir.
Problemini çözmeye çalışan kişiye şefkatkarane yaklaşma, önemli bir toplum inşaası düsturu olarak karşımıza çıkar. Bu, o kişiyi yargılamamayı, onun durumunu, içinde bulunduğu sosyal-duygusal durumu anlamaya çalışarak yardımcı olmayı içerdiğinden muhatap kendini güvende hissedecek ve kazanma-kaybetme durumuna/"win-lose situation" sokulmamış olacaktır.
Sokratesçi Yöntem'e göre birey "X" miktar öğrendiğinde, mensubu olduğu organizasyon veya toplum da aynı miktarda öğrenir ve böylece herkes problemleri daha verimli çözebilir hale gelir. Dolayısı ile bireyler birbirlerine bilgiye erişim noktasında rekâbetkârâne yaklaşmayacaklardır.
Bu noktada aklıma gelen bir hususu da eklemek istiyorum. Hüzün, dert, ızdırap gibi kavramlar modern düşünce içinde yeterince anlaşılamayıp dışlanmış kavramlardır. Bizim anadolu düşüncemize göre ise dertli sine çok değerlidir. Dertli sineye övgüler düzülür. Mevlânâ, kendisi gibi ayrılık derdi çeken bir sine aramaktadır, sırrını paylaşmak için. Batı düşüncesi ise, dert konusuna uzun zaman negatif bir davranış veya duyuş biçimi olarak yaklaşmış, derdi dışlamış, insanları dertten arındırmaya çalışmıştır. Şimdilerde ise, aynen bizdeki şekliyle olmasa da, dert konusuna daha doğru yaklaşır olmuştur.
Dr Rollo May’i örnek olarak vermek istiyorum kısaca. Dert yerine endişe kavramını kullanan May, "Akıl sağlığı, endişe olmadan yaşamaktır." yaklaşımına karşı çıkar. Ve bunu atom bombasının olduğu bir dünyada endişesiz yaşamanın, raelitenin topyekün yanlış anlaşılmasından olabileceği ifade ederek somutlaştırır. Dr. May'in teorisine göre endişe, insanlık için gereklidir, bizi sıkılmaktan kurtarır, hislerimizi/hassasiyetlerimizi keskinleştirir ve insana varlığını sürdürmesi için gerekli olan gerilimi sağlar. Endişe yüksek zekanın fenomenidir -zekanın gölgesidir. Ona gore endişenin işlevi zannedildiği gibi bireyi durdurmaktan ibaret değildir. Mümkün olan en sağlıklı ve pozitif değişim için ivmelendirici de olabilir. Eğer kişi endişeleriyle yüzleşebilirse, kendini gerçekleştirebilir, tekâmül edebilir. Bu çeşit kendiyle hesaplaşarak gerçekleştirilen öğrenme ise tekâmül adına en sağlıklı ve uzun süreli öğrenmedir.
Sokratesçi Yöntem de benzer bir yaklaşım sergileyerek bireyin "farkındalığı"na vurgu yapar ve bu basamakta endişenin, bireyi dikey olarak yükseltici, yani diğer bir deyişle fitili ateşleyici rol oynadığını söyler.
__________________
zaif-i mutlak.:...ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasaydı...
Yoklukları var eden Rab; dikenleri gülün merhametinde misafir eyleyen Rab; bulutları mavi göğüme sırdaş eyleyen, yağmuru toprağıma yâri eyleyen; bebekleri annesinde, kuşları yuvasında; baharı kışın ardında, ömrü güneşin doğuşunda; saklayan gösteren Rabbim; kilitlerimi çöz, firkatlerimi muhabbetinin peşine koy, rüzgara tutunan dualarım arılara, papatyalara, nergislere ve gelinciğime dokunmuşsa, ruhumu kainatın ahengine kat. Ya Rab. Ya Hakk...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 17.08.2007, 11:34   #2 (permalink)
Üye
 
ahmet_hoca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ahmet_hoca isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.08.2007
Yaş: 28
Mesajlar: 125
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
ahmet_hoca Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 2
Standart

güzel açıklamalar sağolasın
__________________
Sonu Ölüm Olduktan Sonra Fani Dünyada Bırakacağın Şeylere Kıymet Verme...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 17.08.2007, 15:20   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
the okuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
the okuz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 19.03.2006
Mesajlar: 279
Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
the okuz Azimli ve iradelithe okuz Azimli ve iradelithe okuz Azimli ve iradeli
Tecrübe Puanı: 4
Standart

Allah razı olsun berfut kardeş...
__________________
"(...) Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da o toplumda olan hâli değiştirmez.
Allah bir toplum için de kötülük irade buyurdu mu, onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allahın dışında onları himaye edecek kimse olamaz..."
Kur'an; Ra'd, 11
  Alıntı ile Cevapla

Alt 17.08.2007, 18:23   #4 (permalink)
kardelenmisali
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

Güzel bir paylaşım olmuş emeginize saglık
  Alıntı ile Cevapla

Alt 17.08.2007, 19:46   #5 (permalink)
Tercübeli Üye
 
"ÇİL€" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.07.2007
Bulunduğu yer: ..Sükutun Hakım Huzurun Var Olduğu Yerden..
Yaş: 15
Mesajlar: 292
Tesekkür Etti: 0
3 Kunu Icin 3 Tesekkür Aldı
"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)"ÇİL€" Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 13
Standart

Çok güzel bir paylaşım Allah Razı Olsun
__________________
Ömür tamam olup defter dürülür,
Sırat köprüsü ve mîzân kurulur,
Hakkın dergâhında elbet durulur,
Buyruğu tutulur fermân eğlenmez.
Hüdâyî n'oldu bu kadar peygamber,
Ebû Bekr u Ömer, Osman u Haydar,
Hani Habîbullah Sıddîk-ı Ekber,
Bunda gelen gider bir cân eğlenmez.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sıkıntıları Gidermek, Kusurları Affetmek fetih Oku - Düşün - Anla 0 26.12.2007 12:02



WEZ Format +2. Şuan Saat: 03:08.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger