Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Konu Dışı / Off Topic > Konu Dışı

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Iste Televizyonun Tirnak Arasi Avantajlari
Alt 13.05.2007, 16:22   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
gulya isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 20.01.2007
Yaş: 22
Mesajlar: 767
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)gulya Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 12
Standart Iste Televizyonun Tirnak Arasi Avantajlari

Televizyonla insanların önüne, özellikle de genç neslin önüne seçenekler konulur, modeller sıralanır. Her istediğini, her yerde rahatça yapabilen özgür (!), zengin ve rahat (!) gençler… İsraf edilen hayatlar, hoyratça kullanılan bir gençlik çağı…
Bu rahat, hoyrat ve gelecek kaygısı taşımayan hayatı seyrede seyrede gençler:
"-Ben de herkes gibi bir insanım. Benim de hedeflerim, hayattan beklediklerim var. Benim de onlar gibi yaşama hakkım var. Niye ben bu kadar varlıklı ve rahat değilim?!" demeye başlar. Ve içinde bulunduğu şartları, maddî imkânsızlıkları ve ailesini, bu hayata ulaşmaya mânî olarak görmeye yönelir. Artık anne ve babası onun rahatını istemeyen hoşgörüsüz, zamanında aklını kullanamamış ve bunun için zengin olamamış zavallı varlıklardır. Ve işte o an, âile içinde sarsıntıların kök salmaya başladığı andır… Gençler, ailelerinden, çevrelerinden kopar ve başkalaşır.
Sonuç; televizyon tahtına kurulur.
***
Göz, kalbin dünyaya açılan penceresidir. Göz görür, beyin algılar ve kalbe yerleşir. Öğrenmenin yüzdesi görerek artar. Okuma, dinleme, bir de görme gerçekleştiği zaman öğrenme daha kalıcı olur. Ya televizyondan öğrendiklerimiz?!.
Televizyondan gözlerimize, oradan da kalbimize her gün onlarca değer ve imaj taşınır. Karşımızda duran televizyondan her ân bir insanın, olayın veya değerin aksinin kalbimize iz bıraktığını düşünürsek, acaba zamanla sînemizde nasıl bir et parçası taşımaya başlarız?
Eğer her an dünya ile alış-veriş yapmakta olan gözümüzden kâr edemiyorsak, hâlimiz nice olur?!. Bir dükkân sahibi olarak düşünelim kendimizi… Milyarlarca liralık alış-veriş yapılıyor, fakat paralar sahte. Kazandığımızı zannederken bir anda elimizde hiç kalıyor. Tüketilen zaman, verilen emek ve elimizde kalan kocaman bir hiç!..
***
Üzüm üzüme baka baka kararır. Eskiden çocuklar amcaya, halaya, teyzeye benzerlerdi. Çünkü sürekli onlarla birlikteydiler, onları tanır, onları bilirlerdi. Şimdi artık çocuklar, "televizyon halaları"na benziyorlar. Saçlarını ona göre kestiriyor, kıyâfetlerini ona göre seçiyor, konuşma tarzını ona göre ayarlıyorlar.
"İnsan sevdiğine benzer, benzediğini sever. Ve inandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsınız." derdi, büyükler…

Televizyonda hemen hemen her proğramda sunulan çeşit çeşit içkiler görürsünüz. İyi veya kötü rolde olan herkes tarafından kabul gören, neşe ve hüzün meclislerinde bolca tüketilen, tartışılmayan bir içecektir, içki… Televizyonu devamlı seyrettiğimizde şöyle bir düşünce oluşur kafamızda:
"Sizler ister mutlu olun, ister mutsuz olun; ister üzülün, ister sevinin mutlaka bir içki içmelisiniz."
Sonuç ortada…
Yapılan davranışların bilmecesini çözmek için, psikolojisini anlamak için; gençlerin neden başkalarına benzediğini bilmek için, onlarla beraber biraz televizyon izlememiz ve müzik dinlememiz kâfîdir.
***
Evlerin yeni efendisine, cemiyetin bütün değerleri fedâ edilir. Çocuklar rahatlıkla uzanabilir büyüklerinin yanında… Anneden su istenilir umursamaz bir şekilde… El öpmeler, büyüklere saygı ve hürmet anlamsız kalır, bu çağdaş toplumda…
Devir değişmiştir artık televizyonla. Saygılar kalkınca, yavaş yavaş sevgiler de terk eder yürekleri.
Birbirini anlamayan âile fertleri, birbirine zaman ayırmayan/ayıramayan insanlar bir çatı altında yaşamaya mahkûmdurlar. Yok olan değerler, örf, âdet ve geleneklerle; toplum, artık stres ve şiddetin hâkim olduğu bir toplumdur. Televizyondan haber nâmına fâcialar akar: Birbirini boğazlayanlar, parça parça edenler, kovanlar, dövenler, kesenler, biçenler…
***
Baba eve gelir, yemek yer ve evin yeni efendisiyle baş başa kalır. Ve daha sonra sözler yerini hareketlere bırakır. Baba hem televizyon seyreder, hem de çay içer. Çayı bitince yeni bir bardak istemek için;
"-Hanım eline sağlık, çay çok güzel olmuş. Acaba yaptığın o güzel çaydan bir bardak daha ricâ edebilir miyim?" mi der; yoksa elindeki çay kaşığını boş bardakta karıştırıp "şıngır şıngır" diye ses mi çıkartır?
Neredeyse kendi evimizde, kendi ailemizle işaret diliyle anlaşan bir toplum hâline döneriz.
***
Bir âile ziyaretine gidersiniz. Oturur hep beraber bir film seyredersiniz. Artık eve gitme zamanı gelince birden aklınıza gelir ve hâl hatır sorarsınız. "Bize de gelin!" dersiniz, dil ucuyla ayrılırken; biraz da bizim televizyondan seyredelim muhabbetimizi…

***
Televizyonla egoizm, bencillik yerleşir zihinlere… Televizyonun, reklamlarıyla bizden istediklerini karşılamak için paylaşma, başkalarının derdinden haberdar olma fazîletini yitiririz. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir." düstûrumuz, "Devir değişti." cümlesiyle cevaplanır. Komşu hakkı bir yana, komşuların isimleri bile unutulur. Sevincimizi, hüznümüzü, aşımızı paylaşabileceğimiz bir komşumuz yoktur artık…
***
Eğer mutlu, sağlıklı, güçlü, birlik-beraberlik içinde âile ve toplum hayatı istiyorsak; evlerin yeni efendisini değil, gönüllerimizin efendisini dinleyip; televizyonun düğmesine basıp susturmalıyız onu. Hayatımıza hükmedebilmek için, kendimiz gibi olabilmek için…
Tarlanızda hangi ürünün yetişmesini istiyorsanız onun tohumunu atmanız gerekir!
"Daha yapmam gereken çok şey var!" diye biten bir hayat varsa ortada; pişmanlıklar varsa, çok geç olmadan bir şeyler yapalım.
Geride;
˜ Şuursuz tüketilen bir zaman,
˜ Şiddet içeren davranışlar,
˜ Karakteri oturmamış insanlar,
˜ Kültürden yoksun bir toplum,
˜ Gönlü kırık anne ve babalar,
˜ Huzur evleri,
˜ Sevgi ve saygının cansız bedeni kalmaması için, bu gün kalan hayatımıza yeni bir başlangıç yapalım.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 13.05.2007, 16:33   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mücahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.03.2007
Bulunduğu yer: Tr
Yaş: 41
Mesajlar: 2.524
Tesekkür Etti: 12
28 Kunu Icin 43 Tesekkür Aldı
Mücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 131
Standart

Allah razı olsun kardeş ne güzel dile getirmişsin.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 13.05.2007, 16:44   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006
Mesajlar: 2.591
Tesekkür Etti: 174
116 Kunu Icin 219 Tesekkür Aldı
mhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 26
Standart

Allah razı olsun gulya kardeşim..
sağol.

__________________
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ömür, Ezanla Namaz Arasi Kadardir fatih_06 Oku - Düşün - Anla 2 22.09.2008 03:47
Ezanla namaz arasi hüma-gül Oku - Düşün - Anla 15 23.03.2008 10:38
Biz buyuz iste,... metin mete Mizah / Eğlence / Fıkra 32 14.02.2008 23:21
Iste alptraum Şiirler 3 07.07.2007 08:24
Iste güzel Insanlar.. beyaz_bulut Hikayeler & Hisseli Kıssalar 1 21.02.2007 23:27



WEZ Format +2. Şuan Saat: 03:52.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger