 | Kalplerin mühürlenmesi |  |
19.03.2007, 11:37
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Üye
khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.01.2007 Bulunduğu yer: Sancağın düştüğü yerden Yaş: 28 Mesajlar: 1.013 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 16 | Kalplerin mühürlenmesi Kalplerin mühürlenmesi , küfür ve isyana müptela olan kalplerin, imanı kabul edemez hale gelmeleri demektir.
Allah Resulü (asm) buyururlar ki:
“Her günah ile kalpte bir siyah nokta meydana gelir.”
Şirk ise en büyük günah:
“Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa Sûresi, 48)
Bu hadis-i şeriften ve âyet-i kerimeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk, yani Allah’a ortak koşmaktır. Bir insan, şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi sarar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi âdeta imkânsız hale gelir. Üstadın ifadesiyle, “salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz.”
İşte sözü edilen âyet-i kerime, Allah Resûlüne (asm.) cephe alan, onunla mücadele eden müşrikler hakkında nâzil olmuş ve o müşriklerin kalplerinde şirkin tam hâkimiyet kurması ve tevhide yer kalmaması, “kalp mühürlenmesi” şeklinde ifade edilmiştir. İşte kendilerine hidayet kapısı kapananlar, bu noktaya varan bedbaht gruptur. Yoksa günah işleyen, yahut zulüm eden her kişi için hidayet kapısının kapanması söz konusu değildir. Aksi halde, asr-ı saadette, daha önce putlara tapan on binlerce insanın İslâm’a girmelerini nasıl izah edeceğiz?!..
Şirke giren her insanın kalbi mühürlenseydi, hiçbir müşrikin Müslüman olamaması gerekirdi. Demek ki, kalbi mühürlenenler, tevhide dönmeleri imkânsız hâle gelenlerdir. Ve onlar, bu çukura kendi iradelerini yanlış kullanarak, şirki dava ederek, küfürde ısrar ederek düşmüşlerdir.
Risale i Nurda küfür iki kısımda incelenir: Adem-i kabul ve kabul-ü adem. Adem-i kabul için “bir lâkaytlıktır, bir göz kapamaktır ve cahilane bir hükümsüzlüktür,” denilir. Kabul-ü ademde ise küfrü dava etmek ve batıl itikadını ispata çalışmak söz konusudur. Bu ikinci gurup, küfür cephesinde yer alarak iman ehliyle mücadele ederler. İşte kalp mühürlenmesi, büyük çoğunlukla, bu gurup için söz konusudur.
__________________ [SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir" "Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur" Halid bin Velid | |
| |  |
19.03.2007, 11:41
|
#2 (permalink)
| | Gast
Mesajlar: n/a Tecrübe Puanı: | Allah Razi Olsun | |
| |
20.03.2007, 10:13
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.01.2007 Bulunduğu yer: Sancağın düştüğü yerden Yaş: 28 Mesajlar: 1.013 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 16 | Allah ebeden ve daimen razi olsun...
__________________ [SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir" "Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur" Halid bin Velid | |
| |
20.03.2007, 12:23
|
#4 (permalink)
| | Gast
Mesajlar: n/a Tecrübe Puanı: | rabbim razı olsun.. bakara suresi 7. ayette - Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır...
elmalılı hamdi yazır bu ayeti kerimeyide sizin ele aldığınız ayet kerime gibi açıklamış fakat benim bu ayette dikkatimi çeken en öenmli nokta gözler ve kapl mühürlenmesi ifadesinden ziyade kulak mühürlenmesi demiş sebebinide göz ve kulak hidayet için görücü ve hissedici fakat kulak nübüvvete bağlı diyor yani bir nebze nakile itibar yada yüz çevirmek aslında yazıcaklarım bunlardan ibaret olmasada burda bırakmanın daha doğru olucağı kanısdayım paylaşım için tekrar rabbim kez kere razı olsun selam ve dua ile.... | |
| |  | |  |
20.03.2007, 12:32
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Üye
metin mete isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.12.2005 Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet Yaş: 45 Mesajlar: 2.732 Tesekkür Etti: 21
25 Kunu Icin 46 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 19 | [quote] Alıntı: khan19556 Nickli Üyeden Alıntı
Kalplerin mühürlenmesi , küfür ve isyana müptela olan kalplerin, imanı kabul edemez hale gelmeleri demektir.
Şirk ise en büyük günah: “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa Sûresi, 48)
Bu hadis-i şeriften ve âyet-i kerimeden anladığımıza göre, kalbi karartan en büyük siyahlık şirk, yani Allah’a ortak koşmaktır. Bir insan, şirki dava eder ve bu hususta müminlerle mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da koyulaşır ve genişlenir. Git gide bütün kalbi sarar. Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi âdeta imkânsız hale gelir. Üstadın ifadesiyle, “salâh ve hayrı kabule liyakati kalmaz.” |
Iste en mühim nokta SIRK nedir ne degildir bunu ögrenmek lazim....
__________________ Ma ene Min`el Müsrikin
Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.
Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı. Mahyaye ve Memati Lillah.. Hanife Müslimen... | |
| |  |
22.03.2007, 15:15
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Üye
yıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.08.2006 Mesajlar: 1.386 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | ENFAL SURESİ
20- Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz çevirmeyin.
21- Ve: "Biz işittik" dedikleri halde, gerçekte işitmeyenler gibi olmayın;
22- Gerçek şu ki, Allah Katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir.
23- Eğer Allah, onlarda bir hayır görseydi muhakkak onlara işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi.
24- Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü’ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC] To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. | |
| |
22.03.2007, 17:56
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Üye
asikkulun isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 15.09.2006 Bulunduğu yer: sivas Yaş: 16 Mesajlar: 1.185 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 32 | Allah razı olsun
__________________ ALLAH'IM SENDEN BAŞKA HİÇBİRŞEYİ OLMAYAN BEN,SENDEN
BAŞKA HERŞEYİ OLANLARA ACIRIM!!!!! KÖPEĞE ATILAN BİR KEMİK YARDIMSEVERLİK
DEĞİLDİR,YARDIMSEVERLİK;EN AZ KÖPEK KADAR AÇ OLDUĞUNDA ETİNİ ONUNLA PAYLAŞMAKTIR!!!!! YAPMAN GEREKEN HAYIRLI İŞLERİ YARINA BIRAKMA YARIN OLUR DA SEN OLMAZSIN!!!!! HEPİMİZ ÖLÜMÜN NİŞANLISIYIZ!!!! | |
| |  | |  |
23.03.2007, 07:56
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Üye
khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.01.2007 Bulunduğu yer: Sancağın düştüğü yerden Yaş: 28 Mesajlar: 1.013 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 16 | [quote=metin mete;71649] Alıntı:
Iste en mühim nokta SIRK nedir ne degildir bunu ögrenmek lazim....
|
Şirk, yani Allah'a ortak koşarak ölen bir kimseyi Allah affetmez.Bu kişi ölmeden tevbe edip imana gelirse Allah onu affeder.Diğer büyük günahları işleyip tevbe etmeden ölen müslümanı Allah dilerse bağışlar dilerse o günahı miktarı azab eder.
Bu soruyu cevaplarken, işlediği günahlarla övünen ve bunlardan pişmanlık duymayanların konumuz dışında olduğunu hemen belirtelim. Asıl mevzumuz, inandığı halde bu tür günahlara düşen ve onlardan pişmanlık duyanlardır. Ehl-i sünnetin dışında kalan mutezile mezhebi ve haricilerin bir kısmı, “ büyük günah işleyenlerin kafir olacağını veya imanla küfür ortasında kalacağını” söyler ve bunu şöyle izah etmeye çalışırlar: “büyük günahlardan birini işleyen bir mü'minin imanı gider. Çünkü Cenab-ı Hakk'a inanan ve cehennemi tasdik eden birinin büyük günah işlemesi mümkün değildir. Dünyada hapse düşme korkusuyla kendini kanun dışı yollardan koruyan birinin, ebedi bir cehennem azabını ve Cenab-ı Hakk'ın gadabını düşünmeyerek büyük günahları işlemesi, elbette onun imansızlığına delalet eder.”
İlk bakışta doğru gibi görünen bu hüküm, insanın yaradılışını bilmeyen sakat bir düşüncenin mahsulüdür. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri, bu sorunun cevabını Lem'alar adlı eserinde şu şekilde vermektedir: “... İnsanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı (el altında bulunan hazır bir lezzeti), ileride gayet büyük bir mükafata tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azab-ı müecceleden (sonradan gelecek, tehir edilmiş bir azaptan) ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor. Belki, inkar ediyorlar. Nefs dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlup oluyorlar. Şu halde; kebairi (büyük günahları) işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle, akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir.”
Evet, bediüzzaman hazretleri'nin ifade ettiği gibi, insanın yaradılışında cennetin akıl almaz lezzetlerini çok ötelerde görmesi ve bu yüzden onları ikinci plana atıp, hemen eli altındaki günah lezzetlerine meyletmesi gibi bir özellik vardır. Çok acıktığı için kendisini en yakın lokantaya atan bir adamın, ısmarladığı iki porsiyonluk döner 10-15 dakika gecikeceği için hemen eli altında bulunan kuru ekmeği kemirmeye başlaması ve midesinin yarısını onunla doldurması, bu sırdandır.
Yine bediüzzaman'ın dediği gibi, insan bir ay sonra gireceği bir hücre hapsinden çok, hemen yemek üzere olduğu bir tokattan korkar. Yani bu hissiyata göre cehennem azabı, onun için çok uzaktır ve Allah da zaten affedicidir.
İşte insan, bu mülahazalarla 'imanlı olmasına rağmen, günahlara meyleder ve nefsinin de desteklemesiyle içine düşebilir. Evet büyük günahları işlemek, imansızlıktan gelmez. Fakat o günahlar, tövbe ile hemen imha edilmezse, insanı imansızlığa götürebilir. Bu konuda yine bediüzzaman'ı dinleyelim: “günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra, ta nur-u imanı (iman nurunu) çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre (Allah'ı inkara) gidecek bir yol var. O günah, istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil belki küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırıyor...”
__________________ [SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir" "Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur" Halid bin Velid | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 12:48. | | |