"Sen her kusurdan münezzehsin. Senin öğrettiklerinden başka bir ilmimiz yoktur"
Sır; insanın var olan ilimi ile ve beş duyusu ile çözmeye vakıf olamadığı her çeşit gaybdır.
Ancak yazılan ayete göre, o sırların sahibi Allah'tır ve onun aslını bize öğretecek Allah'tır.
Adetullah içinde Allah bize bilmediklerimizi şu yollar dahilinde öğretir.
1) Duyular
2) Haber-i Sadık
a- Heber-i Mütevatir
b- Haber-i Vahid
c-Te'vil-İstihraç
3)Akıl
4)Bilgilendirilme
a-Vahiy
b-İlham
c-Rüya
d-Hiss-i Kable'l-Vuku
5) Tefe'ül
6)Tevafuk
7Cifir
İşte bu sayılan 7 maddenin bütün şıkları yazdığım Bakara suresi ayetine göre Allah'a aittir.
Demek her şey niyet bakar ve meyle bağlıdır. Eğer biz sır-ı gamızı öğrenmeye niyet etsek nasipse Rabbim o 7 maddeden her hangi biri ile bize bildirir(vahiy sadece peygamberedir)
Niyetimiz has olsun olmasın Rabbim bize öğretmek istemiyorsa nafile.
Bizim en çok dikkat etmemiz gereken, niyetimizi saf tutmaktır. O niyetin saflığına alamette her hangi bir sırrı veya muammayı sadece rıza-ı ilahi için öğrenmektir. Yoksa o sırrı sadece hayat-ı dünyeviyemizin rahatı için öğrenip istimal etsek zarar ederiz. Dalalete ve belki küfre gireriz.
Nemrutun düştüğü duruma düşeriz. Nemrut ne demişti "ben bu zenginliği ilmim ve aklım ile elde ettim". Sonra müşirklerden oldu.
Bu bağlamada birinci sorunun cavbı
1)En eski çağda yaşayan insanlar bu sırrın şu anda çözülebildiğini
görebilecekmi??
Elbette ki ne o asrın ne bu asrın insanları Allah'ın öğrettiklerinden başka bir ilme sahip olmadılar. Madem sırları öğreten Allah'tır ve madem Adetullah içinde insanlara 7 farklı öğretme metodu gözüküyor. Elbette öğrenmiş olabilirler. DAha doğrusu "bildirilmiş veya öğretilmiş" olabilir
İkinci soru;
2)Bu cisimlerin o zaman ifade ettiği anlam o toplumun cahil
olduğunumu gösterir????
Allah her toplumun kapasitsine uygun bilgiler öğretir ve tışıyamıyacağı sırları öğretmez. Mesela bin sene önce yaşayan birine uçak yapmayı öğretmez. Elbette her ilim Allahtan geliyor. Bu asırdaki ve tüm asırlardaki. Onları bilmemek insanın cehlidir. Kusur insandadır. Ama bu asrın insanı bildiklerinden Nemrutane bir kibire giremez. Bu ilim benim aklım ve ilmimle oldu diyemez.
Evet insanın bilmedikleri cehaletinden bildikleri ise Allah'tandır. Mütekebbir Kafirin ve müşrikin anlamadığı nokta burasıdır.
Üçüncü soru
3)Bu sırrı çözdükten sonra adının "Evrim Teorisi" konması Yaradanın
varlığını inkar etmeyi gerektirirmi??...(Materyalist açıdan)
Zaten cevabı çıktı. İnsan nemrutane kendisine verilen ilimlerin ve açılan sırların Adetullah içinde var olan sadece akıl dahilinde olduğunu sanır. Aklıda kendi hissesine alır ve övgüye girer. Nemrut gibi kibirle başarısı kimse ile paylaşmak istemez. Hatta Allah'la bile. Adeta kibiri ile ona rakib olur.
Mesela, depremden korkulur ve insanlar bunu Allah'ın bir cezası olarak niteler. Mütekebbir bir deprem bilimci çıkar. Bakar ki deprem fay hattından oluyor. Depremin sebebini Allah'A bağlar. Ona "fay hatttı der".
Küfür ise Allah'ın varlığını bilmeme değil var olmamasını dilemedir. Yani, Allah'ın var olmamasını ve yaptığı kusurlardan dolayı ceza çekmeyi istemeyen adam Allah'ın kainatta cari olan Adetullahı ile perde hükmünde koyduğu fay hattını sebep olan görmek ister. Fay hattı sebep oldu der veya kendi kendine oldu der.
Aslında konu çok güzel, zihnim karışık, düzgün yazamıyorum. Karışık oldu. Kesiyorum.
muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|