Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel

Zurück   Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel > Büyük İsimlerin Biyografisi > Ashab-ı Kiram Efendilerimizin Hayatları > Hz. Ömer (R.A) Hakkında

Banner Degisimi ile Beraberce Daha Fazla Kitlelere Ulasalim

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Kapi Her Zaman Açik
Alt 08-14-2007, 02:37   #1 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
Mücahid isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Mar 2007
Bulunduğu yer: Tr
Memleket: Dünyalı
Kan Gurubu: B rh +
Mesajlar: 2.518
Thanks: 6.076
Thanked 5.826 Times in 2.055 Posts
Mücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 1446
Referrals: 3
Kapi Her Zaman Açik

Sevgiliyi unutmak, ayrı durmak, gönül diyarını kendi haline terketmekti. Gönül diyarını terk edemiyordu, Salebe. O'nun nazarları altında hizmetinde kusur etmiyordu.

Ensar... Nebi (A.S.)’ın Medine’ye hicretinde, bütün müminlere kucak açan gönül erleri... İslâm toplumunun iki temel direğinden biri...

Yurtları ise, Medine... Madde ve mana dünyasının aleme yansıyan yönü. Dünya ve ahiretin denge taşlarının konulduğu şehirlerin anası Mekke'de doğan Allah Rasulü’nün müminlere bu dünyada son kez tebessüm ettiği kutlu şehir.

Medine... O şehir ve halkı daha ilk günden meftun olmuştu Sevgili Resul’e... Kainatın en sevgilisini bağrına basmak için can atardı büyüğüyle, küçüğüyle. İnsanları Nebi (A.S.)'a tutkun, Efendimiz (A.S.) onların gönlüne hakimdi. İnsanların gönül dünyasındaki hürriyet, bu tutsaklığın ardından geldi.

Medine'li müminler, kainatın serveri Efendimiz'i kalplerine yerleştirirken boyunlarını bükmüş, O’nun nazarlarının aydınlığında ağaçların meyveye durması gibi olgunlaşırlarken, Sevgili Peygamberimiz'in gönlünde de özel bir yer edinmişlerdi. Bir gün şu sözler dökülmüştü mübarek dudaklarından: "Allah biliyor ki, ben sizi seviyorum." (İbnu Mace)

Bakış . . . !

İşte bu şehrin insanıydı, Salebe bin Abdurrahman. Sevgili Peygamberimiz (A.S.)'ın sevgisinde eriyor, O'nun bir dediğini iki etmiyor, asla yanından ayrılmıyordu. Her zaman Efendimiz'in hizmetinde idi. Gönlünü sevgiyle doldurmuş, sevgisini aşka boyamıştı.

Sevgiliyi unutmak, ayrı durmak, gönül diyarını kendi haline terketmekti. Gönül diyarını terk edemiyordu, Salebe. O'nun nazarları altında hizmetinde kusur etmiyordu.

İslâm, dünya ve ahiret hayatının toplamıydı. Müslüman, dünyada ahireti için çabalayan, ahirette ise bu çabaların karşılığını devşirendi. Bu dünya ahiretin tarlasıydı. Sevinçler, kederler, sıkıntılar bu dünyaya mahsustu.

Derken, birgün Sa'lebe bin Abdurrahman, komşusunun evinin önünden geçerken bir an istemeden gözü evde yıkanan bir kadına takıldı. Ardından bir daha baktı. Gözlerine hakim olamamıştı. Kendini toparladığında ise pişmanlık bütün benliğini sarmıştı.

Cümle kapısı

Gözler, sarayların cümle kapılarına benzer. O kapılar, sarayların da, surların ardındaki bir şehrin de ilk göze çarpan görkemli mimari yapılarıdır. Bazen insan, şaheserin daha içini görmeden o kapılara tutulur kalır. İnsanın da güzelliği gözlerden başlar.

Bakışları çok görkemli insanlar vardır; saf, duru, akpak gönüllerini yansıtan. Gönül sarayı tertemizdir onların. Zira o sarayın tahtına oturttukları Yüce Sevgili, kalplerini tertemiz istemiştir:

"Rasulüm! Mümin erkeklere, gözlerini harama dikmemelerini söyle." (Nur/30)

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar." (Nur/31)

Medine'li Salebe bin Abdurrahman, kendi tertemiz gönül sarayının daha cümle kapısında, Allah’ın yasakladığı bakışı ile o an, kendini belki de yapayalnız hissetti. Yüce Sevgili’nin rıza göstermediği haram bakış, müminin gönül sarayında sevgilisiz kaldığı, heva ve heveslerin hakimiyet kurduğu yalnızlığı doğurur.

İhtimal, Salebe bu yalnızlığın neticesinde Rasulü Ekrem (A.S.)'e vahiy gelmesinden korktu. Belki, bu korku en çok sevdiği Allah ve Rasulü’nü kaybetmek endişesinden kaynaklanıyordu. Mahzundu. Medine ve Mescid-i Nebi artık ona dar gelmeye başlamıştı. Kolay değildi, Efendimiz'in bakışları arasında büyümek. Ve...

Medine'den ayrıldı. İlahi irade bir hakikati daha ispatlayacaktı. Salebe belki Efendimiz'in nazarından uzaklaşmıştı ama O'nun tasarrufatıyla günahını kendine dert edinmişti. İşte bu yüzden derdini içinden söküp atamıyordu. Sevmesine rağmen, günahkârdı. Allah’a yöneldi ve Cenab-ı Hak, Salebe'ye tevbe kapısını açtı. Salebe, derdinin ancak Alemlerin Rabbi tarafından çözüleceğine inanmıştı bir kere. Yönelecekti En Yüce Sevgili'ye. Zira O:

"Allah, bir adamın içinde iki kalb yaratmadı." (Ahzab/4) demiyor muydu? Kalbin sahibi Allah, buna güç yetirirdi.

Nebi (A.S.), mescidde Salebe'yi göremeyince Sahabe-i Kiram'a onu sordu. Salebe terketse bile O, sevdiğini bırakmazdı. Zira o eli Allah için tutanların tek sahibi Cenab-ı Hak’tı:

"Muhakkak ki, sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli onların elleri üzerindedir. Kim verdiği sözü bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur." (Feth/10)

Dünya ve ahiret hayatında denge istiyordu, kainatı yaratan... Belki de bu dengenin kilidini gözlerde gizlemişti. Salebe bin Abdurrahman, gönülleri ateşleyen Muhammedî nurun; bir türlü unutamadığı o bakışların derin manalarıyla boynunu Allahu Tealâ'ya büktü.

Allah'a boyun eğenler ne zaman yükselmedi ki?!... Ve Cebrail (A.S.) Sevgili Peygamberimiz’e durumu haber verdi:

"Ey Nebi! Ümmetinden biri Medine dağlarında, Allah'ın azabından, yine Allah'a sığınıyor!"

Sevgi ve muhabbet asla karşılıksız bırakılmaz. Resulü Ekrem (A.S.) Hz.Ömer ve Selman-ı Farisi'yi, Sa'lebe bin Abdurrahman 'ı bulup getirmekle görevlendirdi. Dosttu bunlar; tanıştıkları günde cankardeşi olmuşlardı. Salebe'yi bulup derdini çözmeliydiler. Zira ellerini Allah için tutup gönül verdikleri O Sevgili Resul:

"Mümin, kardeşini zor durumda bırakmaz." (Buharî, Müslim) diyordu.

Züfafe

Züfafe... Medine dağlarında koyun otlatırdı. Hz. Ömer ve arkadaşı, Züfafe'ye Sa'lebe'yi sordular:

“Buralarda, dağlarda yaşayan bir genç biliyor musun?”

“Herhalde siz cehennemden kaçanı soruyorsunuz.”

“Cehennemden kaçtığını nereden biliyorsun?”

“Gece yarısı olunca şu taraftan ağlayarak gelir ve ‘Keşke ruhum bu iki alemden ayrılmasaydı...’ diye feryat eder.”

Züfafe kaç kere görmüstü Salebe'yi, Alemlerin Rabbi’ne yalvarırken... Gece yarısına doğru Salebe aynı sözleri söyleyerek geldi. Hz Ömer gence yaklaştı. Hz. Ömer'i görünce Salebe:

“Rasulullah’a benim ne tür bir günah işlediğim bildirildi mi?!..” diye sordu. Hz.Ömer:

“Bilmiyorum. Rasulullah bizden seni getirmemizi istedi.” dedi.

“Senden birsey istiyorum: Bilal kamet getirip, Resulullah tam namaza başladığında mescide girelim. Zira ben, Rasulullah'dan çok utanıyorum.”

“Haydi gidelim.” dedi Hz.Ömer. Dostumuz

Saf olmustu Mescid-i Nebi'de müminler. Salebe, Efendimiz (A.S.)'ın namazdaki kıraatini işitince bayılıverdi. Kendine gelince Rasulullah (A.S.)’ın yanına getirdiler. Buyurdular:

“Benden niçin uzaklaşıyorsun?”

“Ya Rasulallah! Senden çok utanıyorum.” dedi

“Allah hata ve günahları bağışlar..."

Ve... Sevgili Peygamberimiz (A.S.), Salebe'ye evine gitmesini söyledi.

Salebe gitti ama aradığı huzuru bir türlü bulamıyordu. Hastalanmıştı ve günler geçtikçe günahının ağırlığı artıyor gibiydi.

Sahabe-i Kiram'ın durumu haber vermesi üzerine, Nebi(A.S.) Salebe bin Abdurrahman'ın evini şereflendirdi. Bu, Mevlâna Hazretleri’nin "O geliyor O!... Dostumuz, Yarimiz geliyor!..." dediği gibi bir gelişti bu.

Rasullullah (A.S.), Salebe'nin yatağına oturdu. O'nun başını dizlerine yasladı. Şefkat nazarlarını, Salebe'ye lutfettiler. Salebe:

"Ey Allah'ın Rasulü, o baş günahlarla dolu. Sizin tertemiz teninize layık değildir!" deyince Efendimiz:

"Peki Salebe. Sen ne istiyorsun?" diye sordu.

"Ey Allah'ın Rasulu! Sadece Rabbimin beni affetmesini istiyorum." dedi.

"Salebe! Cebrail sana Rabbimin selamını söylüyor. Ve O’nun, ‘Kulum dünya dolusu hatayla bile bana kavuşursa, ben onu dünya dolusu mağfiretle karşılarım.’ buyurduğunu söylüyor.”

O anda Salebe sükûnete kavuştu. Aradığı huzuru bulmuştu. Ve o huzurla günahlarından arınmış tertemiz bir mümin olarak Rabbine kavuştu.

Cenaze namazını, Efendimiz (A.S.) kıldırdı ve onu defnetti. Kabirden dönerken parmaklarının ucuna basarak yürüyordu. Sahabe-i Kiram nedenini sorunca:

"Salabe'yi karşılayan melekler o kadar çok ki, onların kanadına basmamak için bu şekilde yürüyorum" buyurdu. (Ebu Nuaym, İbnu’l Esir, İbnu Hacer)

İşte günah... İşte samimiyetle yapılan bir tevbe... Ve işte Rahman ve Rahim olan Allah'ın verdiği karşılık:

"Ey kendilerinin aleyhinde (günahta) haddi aşan kullarım! Allahın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir" (Zümer/53)

"Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter; Peygamber’i ve iman edenleri utandırmayacaği günde, Allah sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Çünkü onların nurları, önlerinden ve yanlarından koşar da, ‘Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Çünkü sen her şeye kadirsin.’ derler.” ( Tahrim/sekiz)



Cenaze namazini, Efendimiz (A.S.) kildirdi ve onu defnetti. Kabirden dönerken parmaklarinin ucuna basarak yürüyordu. Sahabe-i Kiram nedenini sorunca:
"Salabe'yi karsılayan melekler o kadar çok ki, onlarin kanadina basmamak için bu sekilde yürüyorum" buyurdu.
İste günah... İste samimiyetle yapilan bir tevbe...
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
  Alıntı ile Cevapla
The Following 7 Users Say Thank You to Mücahid For This Useful Post:
"ÇİL€" (08-14-2007), gizemli_0 (08-15-2007), ihl_çiğdem (08-15-2007), lotus (08-16-2007), menekşe (08-15-2007), mihrimah (08-15-2007), seyfullah putkıran (08-15-2007)

Alt 08-15-2007, 10:05   #2 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
seyfullah putkıran isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Sep 2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Kan Gurubu: A Rh (+)
Yaş: 24
Mesajlar: 5.931
Thanks: 2.765
Thanked 6.003 Times in 2.301 Posts
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 909
Referrals: 7
Allah C.C. razı olsun...
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj Icin seyfullah putkıran Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
Mücahid (09-01-2007)

Alt 08-15-2007, 13:14   #3 (permalink)
Süper Kıdemli Üye
 
Uhud dağı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
Uhud dağı isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jul 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 24
Mesajlar: 908
Thanks: 1.660
Thanked 1.532 Times in 678 Posts
Uhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biriUhud dağı Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 392
Referrals: 7
allah razı olsun abi paylaşımlarınız için teşekkürler
__________________
Dünya zalim elinde tam ağlanacak andır.
Müminlere şimdi mevsim-i hazandır.
Bir an evvel derlenib de kendimiz olmazsak.
Hak bilir-yok olup gideceğimiz ayandır.
  Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj Icin Uhud dağı Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
Mücahid (09-01-2007)

Alt 08-15-2007, 13:22   #4 (permalink)
abdirabbih
Guest
Style:
 
Mesajlar: n/a
Rep Puanı:
Referrals:
mübarek ve bir okadar da hasbi abim.. Rabbim razı ola........
  Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj Icin Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
Mücahid (09-01-2007)
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bakmadigimi sandigin zaman.. hannane Aile & Aile Bağları 1 05-13-2007 22:16
Ulemalar (K) Emir Hattab Evliya ve Ulema'nın Hayatları 23 05-08-2007 01:53
Cennet cehennem reyyan Genel Islam Konular 12 02-03-2007 11:40
Ahir Zaman Fitneleri: nakkad Arşiv 1 10-03-2006 22:12
Zaman Kavrami YOL GÖSTERİCİ Arşiv 0 07-11-2006 21:24



WEZ Format +3. Şuan Saat: 23:52.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Ad Management by RedTyger