 | Tövbede Dikkat Edilecek Hususlar |  |
18.08.2008, 21:42
|
#1 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Mesajlar: 2.291 Tesekkür Etti: 76
30 Kunu Icin 61 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 11 | Tövbede Dikkat Edilecek Hususlar Âlimlere göre insan, yaptığı her günahdan dolayı tövbe etmelidir. İşlenen günah sadece Allah’a karşı olup kul hakkını ilgilendirmiyorsa, bundan tövbe etmenin üç şartı vardır:
1. O günahı terketmek.
2. Onu yaptığına pişman olmak.
3. Bir daha yapmamaya karar vermek.
Şayet bu üç şarttan biri eksikse, tövbe edilmiş olmaz. İşlenen günah kul hakkını ilgilendiriyorsa, ondan tövbe etmenin dört şartı vardır:
Üçü yukarıda sayılan şartlardır.
Dördüncüsü de kul hakkından arınıp kurtulmaktır. Bu da şöyle olur: Şayet bu hak mal ve benzeri bir şeyse, onu sahibine geri verir. Eğer “zina etti” diye iftira atmak gibi bir suçdan dolayı ceza görmeyi gerektiriyorsa, hak sahibine kendisini cezalandırma yetkisi verir veya ondan kendini bağışlamasını ister.
Eğer bu kul hakkı birini çekiştirme suçu ise, o kimseden af diler. İnsanın yaptığı her günahdan dolayı tövbe etmesi gerekir. Günahlarının bir kısmından tövbe ederse, Ehl-i sünnet’e göre, sadece o günahları hakkında tövbe etmiş sayılır; tövbe etmediği günahları devam eder.
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...
sadece bir kul | |
| | | Folgende 8 Benutzer sagen Danke zu bekir für den nützlichen Beitrag: | |
22.08.2008, 18:33
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 1.707 Tesekkür Etti: 3
5 Kunu Icin 7 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | Allah Razı olsun.
Dördüncü şart mutlaktır, lakin amm değildir. Kul hakkından tevbe eden kişi evvela üç kaideyi yerine getirmeli taki tevbesi red edilmesin. Hem makbul olsun. Ancak, hangi sebepten olursa olsun dördüncü şartı yerine getiremeyenin (getirmeyenin değil) tevbesi red edilmez. Belki kabul edilmedi denir. Hem kabul edilmesi umulur.
Hem birşey daha ilave etmek istiyorum. Nur Suresi 31. Ayet'te şöyle diyor; "Ey mü'minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!"
Demek her şeydeolduğu gibi cemaat ile tevbe etmek en güzel ve en isabetli ve en makbul olandır.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| | | Bu Konu Icin Duha Kardesimize Tesekkür Edenler: | |  | |  |
22.08.2008, 18:55
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
radikalislam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.02.2007 Bulunduğu yer: Gönül aleminden Yaş: 34 Mesajlar: 1.395 Tesekkür Etti: 21
8 Kunu Icin 21 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 101 | Benim fikrim de tam tersi değerli kardeşim. İlk üçü mutlaktır, dördüncüsü muğlaktır. Neden ? Belki bu kişi, kul hakkına çok uzak bir memlekette ve çok uzun yıllar önce girdi. Muhatabı terki dünya eyledi. Bu takdirde mutlak olduğunu söylediğiniz 4. konu hiç bir zaman tecelli edemeyecek. Ama;
Kişi, eğer ilk üç konuda gerekli olanı samimi olarak yakalamış ise, bundan sonraki hayatında yaptığı ve/veya yapacağı hayr ve hasenatı o kul hakkı üzerinde bulunan kişi adına çeşitli defalar yaparsa, buna ihlas ile aklına geldikçe devam etme gayreti gösterirse, hem üzerinde bulunan kul hakkını ifa etmiş olur hem de ecir yönünden kendisinden de hiç bir şey eksilmemiş olur. Düşünsene bir an, ölmüşsün (Rabbim hayrlı ömür versin) amel defterin kapandı sanıyorsun. Oysa aradan bir zaman geçtikten sonra amel defterine ara sıra hayr hasenat türü sevaplar geliyor. Her ne kadar ölmüş dahi olsan dünyada olanlardan haber alıyorsun. Rasulullah'ın (s.a.v.) sözü ile de sabittir bu. Ve merak ediyorsun kim acaba bu benim hakkımda hayrda bulunup da, halen benim amel defterimi hayr yönünde dolduran kişi diyorsun. Ve hesap günü karşına yıllar önce senin hakkına girmiş bu kişi çıkıyor. Sen öldüğün halde, sanki senin hayrlı bir evladınmış gibi arkandan durmadan senin adına hayrlar yapıp göndermiş ve hiç emek sarfetmediğin halde daha fazla bir rahmete kavuşuyorsun. aslında bu biraz tasavvufi bir anlatım oldu ama zahire de bir nevi örnek teşkil eder düşüncesi ile yazmaya çalıştım.
İlk üç daha önemli benim fikrimce. Ama bunu yazarken elbette 4. konu önmesizdir yada gerekli değildir demiyoruz. Asla! Böyle bir anlam algılanıyorsa yazımızdan, tekrar okuyun. Elbette zahiren karşılıklı olarak helallikte bulunmak en sağlıklısı ve geçerli olanı. Velevki dedik, olası bir örneği olmuş kabul ederek düşündük. Burada bizim bahsetmek istediğimiz ihlas ve samimi ölçüler içinde yapılması gereken bir konu. Tabi bununla beraber muhatabını memnun edememe şüpheside her zaman mevcuttur. Yine bir örnek ile yazmak gerekirse, kişi; her ne kadar arkasından hayr ve hasenat göndermiş olsan da, memnun olmayabilir. Benim dünyadayken bu adam 1 liramı kendi zimmetine geçirmişti. Ama o 1 lira benim yaşadığım dönemde çok kıymetliydi. Daha sonra arkamdan gönderdiği 1 milyarlık hayr hasenat rakam olarak belki çok ama değer olarak benim 1 lirama yakın değil. Çünkü benim o an 1 liraya olan ihtiyacım daha fazlaydı. Oysa bu adam 1 milyarlık hayrı çok rahat bir ortamda yaşarken yerine getirdi. Meşakket açısından da hakkımı talep ediyorum, da diyebilir. İşte bu noktada ihlas, samimiyet ve nedamet geri plana düşer. Çünkü hakk, her zaman hakktır. Rasulullah (s.a.v.) hikmetli hadisi burada tezahür eder: "Hakk, ateşten bir kordur. Dileyen eline alsın, yahut bıraksın!"
__________________ Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun! | |
| | | Folgende 2 Benutzer sagen Danke zu radikalislam für den nützlichen Beitrag: | |  | |  |
22.08.2008, 19:13
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 1.707 Tesekkür Etti: 3
5 Kunu Icin 7 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | Radikal İslam kardeşim, sanırım iyi ifade edemedim. Aynen senin dediklerini demek istedim.
Dördüncü kaide mutlaktır. Yani, böyle bir kaide vardır ve kesindir. Kul hakkından helalleşerek tevbe edilir. Ancak amm yani genel değildir. Hervakit ve her kişi -seninde bahsettiğin- sebeplerden herzaman helallik talep edemez. Dolayısı ile tevbesi red edilmez. Ancak kabul edilmesi umulur. Kesin kabul edildiğini düşünmek, hem riyaya kapı açar, hem bir süre sonra o kişiden helallik isteme fırsatı doğduğunda lakayt kalma tehlikesi olabilir.
Yani, dördüncü şartı yerine geti-re-me-yen kişilerin tevbesi red edilmez. Kabul edildi de denmez ki -belki- her vakit teyakkuzda olsun. Ge-tir-me-yen, yani getirme imkanı olduğu halde yapmayanın tevbesi tehlikededir.
Bunları demek istedim.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 22:59. | | |