Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Edebiyat > Hikayeler & Hisseli Kıssalar

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Sen Geldin...
Alt 07.11.2006, 15:34   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
reyyan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
reyyan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2006
Yaş: 29
Mesajlar: 1.354
Tesekkür Etti: 0
3 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
reyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekasıreyyan Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 23
Standart Sen Geldin...

Sen Geldin...

Sonra Sen Geldin... Bu hikaye senin için!



'Anlamak' kelimesini sözlüklerden çıkartıp elimle dokunacağım kadar somut hale getirdiğin ve yüreğime yerleştirmeme yardım ettiğin için...

'Anlamak' ve 'anlaşılmanın' en güzel denilen sevişmeleri kıskandırdığını bildiğin ve bana da öğrettiğin için...

Durum ne olursa olsun, dilinde bu kadar güzel bir 'özgürlük' şarkısıyla yaşayabildiğin için...

Senin için...

Bu, insanın içinde yaşatıp zamanla sevdiği ve kendisine çok acı verse de, neredeyse bedenine bir organ gibi eklediği, hüzün doğuran tüm uzun soluklu duyguları yerle bir eden, kısacık bir hikayedir!



Sonra sen geldin...



Yaşayıp gidiyordum...



'Yaşayıp gitmek!' Ne saçma! Bu fiili nedense, hayatımızın sıkıcı olduğunu, bir günün diğerinden farklı geçmediğini düşündüğümüzde kullanırız. Oysa tam tersi olması gerekmez mi? 'Yaşamak ve gitmek...' Yaşıyorum, gidiyorum, yol alıyorum. O halde şöyle demeliyim: "Yaşıyordum ama gitmiyordum." veya "Gidiyordum akıp zaman içinde, kaybolmuş vaziyette, ancak yaşamıyordum."



Bir aşk hikayesine boyanmıştı bütün mevsimlerim, tuhaflığı yoktu yazın kazak giyip de, kışın denize girişimin. Kazağımda da aşk kokusu vardı. Acıma dokunan ve nasıl kokacağını şaşıran yosunlarda da…



Sonra sen geldin...



“Hadi gel, hayatı anlayalım ve anlatalım." dedin. Çok konuştuk bu konuda, çok...

Hem her duygunun tarifini almak istedin hem de hepsi hakkında, bildiğin ne varsa bana vermek. Seninle konuştukça, kendime dair son derece basit ama yine de hiç üzerinde durmadığım bir şeyler olduğunu görmek beni nasıl da şaşırtıyordu. 'Acı' konusunda çok konakladık...



Kanattıkça beni böyle acı

Ve sohbetler yetmeyince nefes almaya

Ağlardım

Yaralarımdan şiir yapardım



Acı bir annedir, durmadan hüzün doğuran. Ahh, ben o hüzünlerle boğuşmak, azıcık nefes alabilmek için kaç kitap okudum, kaç film izledim, kaç hayat belledim, bir bilseniz.



Yooo! Dostlarıma haksızlık edemem şimdi. Turuncuya boyalı güney akşamlarından, fesleğen kokulu batı ikindilerinden, kuzeyin gri sabahlarına kadar kaç sohbet vardır yüreğimde daima saklayacağım. Ahh, benim kelimelerle beyinlerinde tepindiğim dostlarım... Nasıl da isterlerdi gözlerimden yanaklarıma dökemediğim gülüşleri görmeyi. Bence, dostlar daima 'gülmek' ve 'gülümsemek' arasındaki farkı bilirler, bu nedenle onlara arkadaş değil de 'dost' deriz zaten. Her sohbette yüreğimi yatırıp masaya, son derece dikkatli ve zarif hareketlerle, acı ve hüzün doğuran parçalarıma ulaşır, üzerini örterlerdi. İyi hissederdim bir süre. Apartmanların üzerinde uçuşan martıları fark ederdim en azından. Ancak sonra yine hüzün... Yüzsüz hüzün...



Baktığım yerlerde gözlerim

Bazen öyle uzun kalırdı

İnanmazsınız ama

Baktığım yerler sıkılırdı



Sonra sen geldin...



Geldin ve: “Hele şu yükünün birazını bana ver.” dedin. Şaşırdım çünkü görünüşe göre senin yükünün benimkinden fazlası vardı ama eksiği yoktu. Sen anlatırken fark ettim ki içinde bir yerlerde bu yüklerle başa çıkmak için özel eğitimli bir parçan vardı. Bu parça, yükün niteliğini ya da niceliğini, yürekte en hafif duracak hale getirebiliyordu gerçekten.



Konuşurken bir yandan da yüreğimin en tozlanmış ve uzun süredir de yanına hiç uğranmamış parçasını koydun masaya. “Bak” dedin "bunlar hayat dostu parçalar. Şimdi bunları öyle güzel temizleyeceğiz ki bir daha canın içindeki parçalara dokunmak istediğinde ve hüzne giderken, bunların ışıltısına takılacaksın. Takılacaksın ki hüzün doğuran acı parçaları koyuvereceksin yerinde tozlanmaya. Böylece de zamanla ağırlıkları, olması gerektiği kadar olacak. Oysa sen ha bire parlatıp parlatıp durmadan onlara bakıyordun önceden ve bu da onları olduğundan ağır hale getiriyordu. Oysa tam tersini de yapabiliriz hepimiz. Işıldayan parça daima daha ağırdır. Gel, hayat dostu parçaları ışıldatalım durmadan.”



Sen geldin

Kelimelerini şekere batırarak

Sen geldin

Baktığın yerlerde çiçekler bırakarak



Acıya ve hüzne gereğinden çok yüz vermemeli insan. Ben artık hüznü içimde şişmanlatmamayı, başarıyorum galiba. Geçen gün ne gördüm dersiniz? Meğer ne kadar yakışıyormuş martılar denizin üzerine! Hikaye bu kadar...



Merak edeceksiniz belki, bu değişiklikleri sağlayan dostum kimdi? Diyelim ki, kırk yaşını geçmiş veya otuzuna gelmemiş bir adamdı, ****en yaşında bir ihtiyar, hep otuzunda yaşayan bir kadındı ya da dört yaşında bir çocuk; hem hepsiydi, hem hiçbiri değildi. Ne fark eder ki? Bir can’dı...



Canımın içi değil

İçimin canı olup da

Sen Geldin

Üstelik Aşk da Değildin

Hoş geldin...

ALINTIDIR
  Alıntı ile Cevapla

Alt 13.07.2007, 13:50   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
nurullah_01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
nurullah_01 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 15.01.2007
Bulunduğu yer: huzur diyarından
Yaş: 25
Mesajlar: 508
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)nurullah_01 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 12
Standart

Sen geldin

ALLAH(c.c) RAZI OLSUN. Ablam ellerine sağlık,çok etkileyici.

Kelimelerini şekere batırarak

Sen geldin

Baktığın yerlerde çiçekler bırakarak
__________________
GÜL'Ü kokladım terindir diye,
Seyrine daldım yüzündür diye,
Yaprağına dokundum tenindir diye,
Ben GÜL' e vuruldum SANA benziyor diye!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 15.07.2007, 00:06   #3 (permalink)
Gesperrt
 
lotus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.03.2007
Yaş: 30
Mesajlar: 534
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
lotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı birilotus Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Kanattıkça beni böyle acı

Ve sohbetler yetmeyince nefes almaya

Ağlardım

Yaralarımdan şiir yapardım


Ellerinize,yüreğinize sağlık...Çok güzeldi
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kibir ile geldin tevazu ile gidiyorsun.. samanyolu Hikayeler & Hisseli Kıssalar 0 16.04.2008 23:03
Bir Geldin.................... beyaz_ışık Şiirler 0 21.07.2007 15:40



WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:37.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger