Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Edebiyat > Hikayeler & Hisseli Kıssalar

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Yayına göre bilek, işine göre yürek.............
Alt 07.04.2008, 21:37   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
efendy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 05.10.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 23
Mesajlar: 12
Tesekkür Etti: 21
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
efendy Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart Yayına göre bilek, işine göre yürek.............

Deli Hüseyin Paşa

Bursa Yenişehirli. Onsekiz yaşında gürbüz, gösterişli bir delikanlı olarak Yeniçeri Ağası'nın odasındaki ocağı yakmaya çalışırken, ocak başında bulduğu yayı kurmasıyla talihi döndü. Padişah'la tanıştı. Enderun'da eğitim aldı ve hızla yükseldi? Sırasıyla mîrâhûr, kaptan-ı derya, Mısır, Anadolu, Rumeli, Özi, Bosna, Budin Beylerbeyi, Kubbe Veziri, Sadâret Kaymakamı, Hanya Muhafızı ve zaman içinde sadrazam (başbakan) oldu. Katıldığı pek çok savaşta gösterdiği cesaret sebebiyle ona "deli" lâkabını taktılar. Kış ortasında Girit'i ele geçirmek için savaşmak zaten akılkârı değildi. Ama o kadar yürekliydi ki, geri adım atmadı. Girit'in bütün şehirlerini bir bir ele geçirdi. Karargâhını Resmo'da kurdu. Üstelik kanla barut arasında bir sürü hayır işi yaptı, âdeta Girit Kalesi'ni yeniden inşa etti. Âdildi. O kadar ki, Giritliler ona hayran kalmışlar, kitleler halinde Müslüman olmuşlardı. Kısa hikâyesi şudur: Devir, Sultan Dördüncü Murad devri; Murad, çelik yürekli, demir bilekli bir padişah... Koca bir boğayı kucaklayıp kaldırıyor, beheri yüz elli okka gelen güllelerle sabah jimnastiği yapıyor. Hayli şişman olan Silâhtar Musa Paşa'yı kemerinden kaldırıp has odayı dolaştırması meşhurdur. Bir gün, İran Şahı'ndan gelen hediyeler arasından bir yay çıkar. İran elçisi, yayı Padişah'a takdim ederken, anlatır: "Hünkârım, memleketimin pehlivanları o kadar kuvvetlidir ki, şu gördüğünüz yayı bir çırpıda kurdular. Bakalım Osmanlı pehlivanları onu boşaltıp tekrar kurabilecekler mi?" Yay özel surette yapılmıştır. Bir kere kurulup boşaltıldıktan sonra birkaç misli sertleşmekte ve kurulamaz olmaktadır. Sultan Murad, İran Şahı'nın niyetini anlamıştır. Osmanlı mülkünde bu yayı boşaltıp kuracak kimse çıkmazsa, gönlünce alay edecek, "Koskoca Osmanlı mülkünde yayımı kuracak yiğit çıkmadı!" diye böbürlenecektir. Önce elçiyi dışarı gönderir. Sonra huzurundakilere yayı boşaltıp kurmalarını emreder. Boşaltırlar, ancak tekrar kuramazlar. Bunun üzerine Padişah, Yeniçeri Ağası'nı çağırır. Yayı eline tutuşturur: "Al bunu Ağa Kapusu'na as, bu yayı kuracak pehlivanın benim tarafımdan ödüllendirileceğini de herkese duyur." Yeniçeri Ağası yayı alıp çıkar. Gücü kuvveti yerinde yeniçerilere, sipahilere haber salar. Fakat hiçbiri yayı kurmayı başaramaz. Yayı ocağın kıyısına koyup namaza çıkar. Dönüşünde Padişah'ın isteği doğrultusunda kapıya asacaktır. O sırada Yeniçeri Ağası'nın hizmetine bakan, on sekizinde, gürbüz bir civan girer. Ocağa odun getirmiştir. Yayı görünce dayanamaz. Eline alıp sağına, soluna bakar. Sonra bir hamlede kurar. Ardından boşaltır. Tekrar kurar... Kapıya yaklaşan ayak sesleri duyunca, yayın kurulu olduğunu unutup yerine koyar ve odadan çıkar. Namazdan dönen Yeniçeri Ağası, yayın kurulu olduğunu görünce, gözlerine inanamaz. Kethüdasına seslenip, odaya kimin girdiğini öğrenmek ister. "Baltacın Hüseyin ocağa odun getirmişti, Ağa Baba... Ondan başka kimsecikler odaya girmedi." "O çocuğu getirin!" Hüseyin'i getirirler. Korkudan rengi atmış, bacakları titremektedir. "Şu yayı sen mi kurdun Hüseyin?" diye sorar, Yeniçeri Ağası. Deli Hüseyin'in yüzü beter sararır: "Beli Ağa Baba, kusurumu affet!" "Ne kusuru bre çocuk!.." diye neşelenir Ağa, "sen öyle olmadık bir iş yapmışsın ki, bunun sonunda sarayın yolu açılır sana. Yapış şu yaya bakalım, bir daha boşalt ve kur." Hüseyin, istemeye istemeye yayı alır. Hâlâ korkuyor, ne olacağını kestiremiyordur. Yayı boşaltıp kurar. Yeniçeri Ağası, Hüseyin'in koluna yapıştığı gibi, Padişah'ın huzuruna çıkarır: "Acem Şahı'nın yayını kolaylıkla kurup boşaltacak yiğidi buldum, şevketlü Hünkârım. Emredin, hünerini göstersin." Sultan Murad, delikanlıyı hayretle süzdükten sonra, izin verir: "Göstersin bakalım hünerini." Hüseyin yayı alır, "Bismillâh!" deyip kirişe asılır. Kurar, boşaltır... Tekrar kurar, tekrar boşaltır. Sultan Murad gözlerine inanamaz, Hüseyin'i kucaklamamak için kendisini zor tutar. "Berhüdar ol!" der, "analar ne aslanlar doğuruyor! Ağa, tiz haber sal, bütün vezirlerimizle Acem elçisi huzura alınsın." Biraz sonra herkes huzurdadır. Padişah, İran elçisine bakar: "Elçibaşı, Şah'ın bize gönderdiği yay çok hoşumuza gitti. Lâkin yoklayınca fazla yumuşak bulduk. Doğrusu, Acem pehlivanlarının bu yayı kurup boşaltmakla neden övünebildiklerini anlayamadık! O işi bizim iç oğlanları yapıyor." İran elçisi şaşkınlıktan neredeyse devrilecektir: "Aman, şevketlu Sultanım, bu mümkün değil!" "Şimdi görürsün mümkün olup olmadığını!.. Şurdan bir iç oğlanı çağırın!" Daha önce kararlaştırıldığı üzere, hemen Deli Hüseyin'i huzura alırlar. Sultan Murad, Hüseyin'e döner: "Al şu yayı kur, sonra boşat ki, şanın yücelsin." Deli Hüseyin birkaç kez kolaylıkla yayı kurup boşaltır. Son defa bütün kuvvetiyle kirişe asılınca, yay ortadan ikiye bölünür. Götürür, parçaları elçinin önüne bırakır: "Bu yay fazla çürük" der, "Acem Şahı, Osmanlı'yı sınamak isterse, daha sertini, daha sağlamını göndersin." İran elçisi başı önünde huzurdan çıkarken, Padişah, Hüseyin'i alnından öper, Enderun'a yetiştirilmesini emreder. Paşalığa giden yolda Hüseyin'in eğitim süreci başlamıştır. Hüseyin, bu süreçte gelişe gelişe sadrazamlığa kadar yükselecektir. Yayına göre bilek, işine göre yürek, bugün için de en büyük ihtiyacımızdır.
__________________
Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan Bana bir ben lazımım, bir de Anlayan
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kişiliğimize Göre Tepkilerimiz fetih Mizah / Eğlence / Fıkra 11 12.12.2007 20:04
Dininiz Kur’an’a(delil’e) Göre Mi? Yoksa Duyduklariniza Göre Mi? hekim Genel Islam Konular 1 29.07.2007 19:35
Kuran'a göre uzay,Kuran'a göre Gök nedir, Ne degildir. Prosniy divjenia Genel Islam Konular 22 01.07.2007 17:17
Size göre doğru mu? Asya Genel Islam Konular 6 24.02.2007 01:27
Gönlüme Göre Ev ozanyazar Hikayeler & Hisseli Kıssalar 0 22.01.2007 17:13



WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:37.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger