Zurück   Islam Forum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Türk > Hadis-i Şerifler
Connect with Facebook

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Kader Konusunda Tartışmayın
Alt 01.07.2009, 18:21   #1 (permalink)
sadece bir kul
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 47
Mesajlar: 5.947
teşekkür etti: 4.833
2.471 konuda 5.170 teşekkür aldı
Downloads: 4
Uploads: 0
bekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart Kader Konusunda Tartışmayın

(1160)

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Biz kader hususunda münâkaşa ederken Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çıkageldi. Öylesine kızdı ki, öfkenin hâsıl ettiği kızıllıktan, yüzünde sanki nar taneleri ortaya çıkmıştı. Bize şöyle çıkıştı:

"Bununla mı emredildiniz, yoksa ben size bunun için mi gönderildim. Bilin ki, sizden öncekileri, dinî meselelerdeki münâkaşalarının çokluğu ve peygamberleri hakkında düştükleri ihtilâfları helâk etmiştir."
Bir rivayette şu ziyade mevcuttur: "Kader hususunda münâkaşa etmemeniz için yemin verdim."


[Tirmizî, Kader 1, (2134); İbnu Mâce, Mukaddime 10, (85).]

AÇIKLAMA:

İslâm dininin en ziyade münâkaşaya açık olan prensibi kaderdir. Kader, kulun -hayır ve şer- bütün fiillerini Allah'ın yarattığına, insanları yaratmadan önce ne yapacaklarını Levh-i Mahfuz'da yazdığına, herşeyin, Allah'ın kazası, kaderi, irâde ve meşîeti ile meydana geldiğine iman ve taata razı olup bunlara mukabil sevap vaadettiğine, küfür ve masiyete râzı olmayıp bunlara karşı da ceza vaadettiğine inanmaktır.
Bu inanç ilk bakışta mütenakız gibi görülür ve bazı halli zor sorular getirir. Şöyle ki:
1- Her şeyi Allah önceden yazdı ise, kul yaptığı amellerde mecburdur, bu durumda fiillerinden sorumlu olmaması gerekir.
2- Allah râzı olmadığı şeyi niye yaratır?
3- Yazılan şey meydana geleceğine göre çalışmanın ne kıymeti var? Böyle bir inanç insanı tembelliğe atmaz mı? vs.
Sorular daha da çoğalabilir. Bunlara ilmî, kesin cevap da bulmak zordur. Üstelik insan fıtratı, tabiatı gereği, kader bahsi geçince bu sorları sorma ihtiyacı duyar ve ilgisiz kalamaz.
Biz burada teferruata girmeyeceğiz. Çünkü kaderle ilgili müstakil bir bölüm gelecektir (4830-4846'ncı hadisler). Burada iki noktaya temas edeceğiz:
1- Kader, İslâm'ın Allah inancının bir parçasıdır. Kaderi reddetmek veya tereddütle karşılamak, Allah inancını haleldâr eden bir durum getirir. Meselâ soralım:
Allah her şeyi ezelden bilmemiş olabilir mi?
Allah her şeyin miktarını önceden takdir etmemiş olabilir mi? Yani hâdisat, kâinatın ahvâli tesadüflere bağlı olarak mı cereyan etmektedir?
Cevabımız "Evet!"se kader var demektir, "Hayır"sa Allah inancımız sakat demektir.
2- Kader Allah inancımızı ilgilendirdiğine göre gaybî umûra girer, gayb sâdece tasdik edilir, mahiyetini kavramakla ne mükellefiz, ne de kâdiriz. Gayba iman mü'minin ana vasıflarından biridir.
3- Kul olarak biz, Allah'a karşı, bize bildirilen vazifelerden sorumluyuz. Bu vazifeler nelerdir, açıkca belirtilmiştir. Emirler, yasaklar, mübahlar vs. Öyle ise, kul olarak sorumlu olduğumuz vazifelere dikkat etmeli; ne dereceye kadar yaptık, neleri yapmadık, niçin yapmadık, eksikleri nasıl telâfi ederiz, mükemmele nasıl ulaşırız?... gibi.
Durum böyle olunca, Allah söz konusu olduğu zaman "inandım!" deyip geçilecek kader meselesiyle -vazife kılınmadığı halde- uğraşmak, halledemiyeceğimiz yükün altına kendimizi atmak, ama öbür tarafta iktidarımız dâhilinde olan ve yapmakla da mükellef olduğumuz vazifeleri bırakmak, herhalde sağlıklı olmayan marazî bir durum olsa gerektir ki bu da mü'minlik, kulluk edebiyle hiç bağdaşmaz. İşte bu sebeple olacak ki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kader üzerine münâkaşa edenlere kızmış ve: "Sizi bu konuda münâkaşa etmemeye mecbur ediyorum (veya yemin veriyorum)" demiştir.
Şu halde, bu mevzuda en sağlıklı yol "inandım" deyip, imanın getirdiği vazifeleri yapma hususunda gayret sarfetmektir. Öyle ise kaderle uğraşmak "emredileni terkedip, emredilmeyen şeyle meşgul olmak" veya hesabı olan işi bırakıp, hesabı olmayan işe girişmek ve böylece sorumluluğu katlamaktır.
Ve, şimdiye kadar hiç kimse, kader hususunda Kur'an'ın bildirdiği çizginin dışında tatminkâr bir çözüm getiremediğine göre şimdiden sonra da getiremeyecektir.
__________________





Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

Bütün Tağutları Red...

  Alıntı ile Cevapla
Görünen 5 Üyemiz bekir Kardesimize Tesekkür Etmistir:
bcetin811 (01.07.2009), CE_Neferi69 (01.07.2009), Dostlara duacıyız (15.07.2009), melike25 (03.07.2009), samanyolu (02.07.2009)

Alt 01.07.2009, 20:08   #2 (permalink)
Üyeliği durduruldu
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 38
Mesajlar: 3.054
teşekkür etti: 583
489 konuda 769 teşekkür aldı
Downloads: 0
Uploads: 0
Duha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Kader imani bir meseledir. Hem ilmidir. İman ise iz'andır. İz'an ise basiret, anlayış, teslim olup itaat etmek, inanç, idrak, akıl, zeka demektir. Hal böyle olunca "kader inandım" diye geçilecek bir mesele değildir. İlme tabidir. İlim ise öğrenilir.

İman madem idraktır, o zaman iman edilen şeyin mahiyeti bilinir ve tanınır.

Nasıl ki bir Allah'a iman ile mükellefiz ve onun varlığını bilmek başka tanımak başkadır. Varlığını bilmek ve takliden iman etmek kafi değildir belki esma ve sıfatları ile tanımak mecburuz. Aksi taklidi bir imandır ki makbul olan değildir, her an insi ve cinni şeytanların vesvesesi ile söndürülebilir.

Kaderin ne olduğunu bilmek ile mükellefiz.

Kaderi tartışmak başka, anlamak başkadır. 73 fırka kaderi tarıtışmaktan teşkil etti. Tartışmayıp anlamaya ve öğrenmeye çalışsalardı, sorun çıkmazdı.

Temsil ile izah edelim.

Biri bize diyor "Ateş" diye bir şey var ki sıcaktır ve onunla, ısınıyorsun, yemek pişiriyorsun ve hatta bazı tehlikeleri var ve hakeza izah ediyor.

Sen o kişiye itimat ettik. İman ettik ki ateş diye bir şey var. İmanımız o halde taklidir. Taklidte tam teslim söz konusu olamaz. Pek ala bir şeytan çıkıp "ateş diye bir şey yoktur, senin itimat ettiğin kişi seni kandırıyor", diyebilir veya ateşin mahiyetinin bize yanlış tanıtabilir ve belki nefsimiz o şeytana mağlup olur ateşi inkar edebilir veyahut acayip başka bir şekilde iman edebiliriz. Artık bu noktada aramızda ihtilaf çıkabilir ve kimimiz şeytanın o vesvesesine itikad edip ateşin mahiyetini onun tarifine göre kabul edebilir. Bizi de tahrik etmeye çalışır. Biz öyleler ile münakaşa etmek yerinde, itimat ettiğimiz kişiye gideriz.

Sonra itimat ettiğimiz kişi kalkıp uzakta bir ateşi bize gösteridi. Gürdük ki , ateş sarı, alev alev, parlak bir şeydir ve altında bir odundan çıkmaktadır.

Yanına yanaşmadığımız için sıcaklığını duymadık.

Artık ateş diye bir şeyin var olmadığını bize kimse vesvese edemez. Ancak mahiyetini tam anlayamadık.
Bir şeytan çıkıp bize dedi: "Ateş senin itimat ettiğin kişinin dediği gibi sıcak değildir. Şöyledir,böyledir. Pekala nefsimize aldanıp o dessasa inanabiliriz. Bu noktada dahi bir münakaşa tehlikesi mevcuttur.

Sonra mutemetimiz bizi aldı ateşe götürdü. Ateşin üzerine bir yemek kazanı koydu. Yemek yaptı. Baktık gördük ki yemek sıcak. Mutemet dedi "işte ateş sıcaktır. Yemek pişir. Elinizi sürmeyin yanarsınız."

Artık biz ateşin mahiyetini de biliyoruz, sıcak olduğunu da. Ancak ,desas şeytan yine geldi dedi "ateş sıcaktır, ama sizin elinize zarar vermez." Bu noktada dahi bir miktar münakaşa mümkündür.

Biz belki yine inanabiliriz.

Mutemetimiz bizi yine alır, bu sefer elimiz ateşe yaklaştır, ama içine sokmaz. Biz o yaklaştırmakla bir sıcaklık hisseder ve çekeriz.

Artık biz hiç bir şeytan inandıramaz ki ateş yoktur, sıcak değildir ve hakeza.

Temsildeki ateşi görmeden iman taklidtir. Uzaktan görmek ile iman ilme'l yakın imandır. Yanına yanaşmak ile iman ayne'l yakın imandır. Ateşe bir miktar temas ile imandan kasıt hakka'l yakın imandır ki Allah'ın murad ettiği budur.

İşte asırlardır mazinin insanları imani meselelere hucum olmadığından uzaktan göstermekle iktifa etmişler ve teslimen iman etmişler. Ancak asrın deccalleri bu kapıyı zorlayarak, Müslümanların imanını zorlayacak vesvese ve sorularla imana şüpheler sokmuşlardır.

Bu asırda imani meselelerden herhangi birine taklidi imanı tavsiye eden ya mazinin çocuğudur, asrın insanlarının akıllı olduğunu ve sorguladığını göremiyor ve imana ilişildiğini anlamamış ve teknolojik silahlara kılıçla mukabele edenler gibi hata içindedir veyahut asrın Müslümanlarını mazinin derelerinden çıkarmamak için Kader meselesi konuşulmaz diyorlar. Peygamber Efendimizin "imani meseleler münakaşa tarzında konuşulmaz" emrini su i tevil ederek hiç konuşulmaz ve takliden iman edilmesi için vesvese veriyorlar. Taki o imandan onları uzaklaştırıp kendilerine asker yapsınlar veya sapık mezheblerini koruyabilsinler.

Konu Duha tarafından (01.07.2009 Saat 20:13 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla
Görünen 2 Üyemiz Duha Kardesimize Tesekkür Etmistir:
bcetin811 (01.07.2009), CE_Neferi69 (01.07.2009)

Alt 01.07.2009, 20:38   #3 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 28
Mesajlar: 1.513
teşekkür etti: 28
69 konuda 114 teşekkür aldı
Downloads: 0
Uploads: 0
bcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 36
Standart

Bekir abi merhaba;

Alıntı:
İslâm dininin en ziyade münâkaşaya açık olan prensibi kaderdir. Kader, kulun -hayır ve şer- bütün fiillerini Allah'ın yarattığına, insanları yaratmadan önce ne yapacaklarını Levh-i Mahfuz'da yazdığına, herşeyin, Allah'ın kazası, kaderi, irâde ve meşîeti ile meydana geldiğine iman ve taata razı olup bunlara mukabil sevap vaadettiğine, küfür ve masiyete râzı olmayıp bunlara karşı da ceza vaadettiğine inanmaktır.
Tanımın başlangıç cümlesi ile altı çizili cümle birbiri ile çelişiyor..Cenab-ı Allah insanları yaratmadan önce ne yapacaklarını levh-i mahfuzda sadece bir olasılık olarak yazdı ise bu yazı içinde sevap vaadedilenler ile ceza vaadedilenler de bulunması gerekir..Kader yazısı eğer bu şekilde yazılmış ise özgür iradeden kesinlikle bahsedilemez..

Fakat şu şekilde düşünürsek;

1.Allah(c.c) levh-i mahfuzda bütün fiilleri olasılıksal olarak belirlemiştir..Kulun seçeceği fiilerin sonuçları bu kitapta yazılıdır..Fakat insan dünyaya geldiği anda bu fiiller özgür iradeye bırakılır..Kulun seçtiği fiiller levh-i mahfuzdandır, bu fiillerin dışına çıkamaz..Allah levh-i mahfuzda yazılan filleri insanın cüz-i iradesini bırakmıştır..

2.Cenab-ı Allah "cüz-i iradeyi" denemektedir..Eğer cüz-i iradenin sonuçları da bilinip levh-i mahfuzda yazılır ve yaratılırsa sınavın hiçbir anlamı kalmaz..
__________________
"Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)


  Alıntı ile Cevapla

Alt 01.07.2009, 21:15   #4 (permalink)
Üyeliği durduruldu
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 38
Mesajlar: 3.054
teşekkür etti: 583
489 konuda 769 teşekkür aldı
Downloads: 0
Uploads: 0
Duha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Alıntı:
bcetin811 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Cenab-ı Allah insanları yaratmadan önce ne yapacaklarını levh-i mahfuzda sadece bir olasılık olarak yazdı ise bu yazı içinde sevap vaadedilenler ile ceza vaadedilenler de bulunması gerekir..Kader yazısı eğer bu şekilde yazılmış ise özgür iradeden kesinlikle bahsedilemez..

Fakat şu şekilde düşünürsek;

1.Allah(c.c) levh-i mahfuzda bütün fiilleri olasılıksal olarak belirlemiştir..Kulun seçeceği fiilerin sonuçları bu kitapta yazılıdır..Fakat insan dünyaya geldiği anda bu fiiller özgür iradeye bırakılır..Kulun seçtiği fiiller levh-i mahfuzdandır, bu fiillerin dışına çıkamaz..Allah levh-i mahfuzda yazılan filleri insanın cüz-i iradesini bırakmıştır..

2.Cenab-ı Allah "cüz-i iradeyi" denemektedir..Eğer cüz-i iradenin sonuçları da bilinip levh-i mahfuzda yazılır ve yaratılırsa sınavın hiçbir anlamı kalmaz..
Bekir Abinin tanımı eksik olmak ile beraber doğrudur. Çelişki yoktur.

Şu yazdıklarında niyetin her ne kadar halis olsada itikadi tanımı Allah'ı bir şeyi bilmemek ile itham ve zaman ile kayıt altına sokmaktır. Hem aslında yazdıkların cüzz-i iradeyi yok saymaktır.

Mesela, benim yazacaklarım henüz ekrana düşmeden Allah ne yazacağımı bilmiyorsa - ki küfür de yazabilirim, hakikati de- bilmediğini söylüyorsan demektir ki Allah için beklemek vardır. Beni bekleyecek ve görecek. Bu da bir zamandır. Yani, Allah için iki dakika sonra olacağı bilmiyor demektir. Haşa sümme haşa

Kader Allah'ın Ezel'den Ebede olmuş ve olacakları bilip takdir etmesidir.

Yani, Allah insana hak ve batılı öğretip eline cüzzi-i iradeyi verdikten sonra Ezeli ilmi ile hangi yola gireceğini bilmemesi düşünülemez.

Kainat içinde olmuş ve olacak ve olan bir şeyden Allah'ın cahil kalması mümkün olur mu? Allah için olasılık söz konusu olur mu?

Bir misal verelim.

Faraza sen bir hakimsin. Harika bir basiret ve ilime sahipsin. Beni yolda gezerken gördün, ilimin ve basiretin ile 1 saat sonra bir suç işleyeceğimi gördün ve anladın, bildin.

Gerçekten de bir kaç saat sonra beni senin huzuruna getirdiler. Ve sen benim o suçu işleyeceğimi bildiğin için ceza mı da hazır etmiş idin, lakin rahmetinden beni dinledin ve mazretlerimi istedin. Şahitleri dinledin.

Ben desem "ey hakim, bana ceza vermek hakkın yok. Çünkü sen benim suç işleyeceğimi biliyordun ve benim bu suça dahil olmam senin bilmen sebebi iledir. Senin o suçu işleyeceğimi bilmen irademe mani oldu" demek ne kadar ahmakane olurdu.

Yada bir kadının doğum yapacağı günü bilen bir doktor olsa, şunu demek "o kadın o doktorun doğum vaktini bildiği için o saatte doğum yapıtı" , ne kadar gülünçtür.

İşte temsilen anladın ki, birinin suç işlemesi halinde Allah'ın o suçu biliyor olması o kişinin cezasını ıskat etmez. Cezaya müstehaktır. Yada gibi Allah'ın bizim yapacağımızı ve olacakları Ezeli ilmi ile bilmesi ve o fiili takdir etmesi irademize müdahalesi anlamına gelmez.

Kaderin de net tanımı ortaya çıktı.

Cüzz-i irade kusurlarımızdan mesuliyetten kurtulmamak için karşımıza çıkıyor bize der "yapan sensin mesulsün"

Bizden sudur eden iyliklerden övünmemek ve şirke girmemek veya küfre girmemek veya iyiliği sebeblere vermemek için karşımıza kader çıkar bize der "haddini bil yapan sen veya bir başkası değil Allah'tır.

Allah bizden hayır mı şer mi çıkacağını Ezeli ilmi ile bilmesi ne kötülük yapmamıza sebeptir ne iyilik yapmamıza engeldir.

Kader Allah'ın Ezeli ilimi ile olacakları bilip takdir etmesi. Takdir ise kabul demektir.

Konu Duha tarafından (01.07.2009 Saat 21:22 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 01.07.2009, 21:41   #5 (permalink)
sadece bir kul
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 47
Mesajlar: 5.947
teşekkür etti: 4.833
2.471 konuda 5.170 teşekkür aldı
Downloads: 4
Uploads: 0
bekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biribekir Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

Alıntı:
Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Allah bizden hayır mı şer mi çıkacağını Ezeli ilmi ile bilmesi ne kötülük yapmamıza sebeptir ne iyilik yapmamıza engeldir.

Barış'a ve Duha'ya selam edip devam edersek;

Konu başlığını düzeltelim, "irdelemek" değilde, "münakaşa" diyelim.

Diğer bir husus ise, kader konusunda ki çelişkiler, Duha dan yaptığım alıntı ile çok iyi şekilde izah olmakta.

Kişinin kulluk adına yapması gereken ve ama elinde olmayan hiç bir şey onun aleyhine işletilmiyor Hakk Teala tarafından. Yani kula bir sebep halkediyor Allah, kul akıl ve iradesini kullanmasa ne karda ne zararda, akıl ve iradesini doğru kullansa çok kazançta, akıl ve iradesini yanlış kullansa ziyanda...

Ama kulun ne yapacağını O, ilmi ile biliyor ve yazmış. Muhakkak ki yanılmaz. Ve biz de bu yazılanı bilmediğimize göre "kaderiyye" ciler gibi düşünmek durumunda olmayız.


Konu tabii ki çok zor bir konudur, teati etmesi bile zor...
__________________





Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

Bütün Tağutları Red...

  Alıntı ile Cevapla

Alt 02.07.2009, 10:58   #6 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 28
Mesajlar: 1.513
teşekkür etti: 28
69 konuda 114 teşekkür aldı
Downloads: 0
Uploads: 0
bcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 36
Standart

Duha abi merhaba;

Alıntı:
Mesela, benim yazacaklarım henüz ekrana düşmeden Allah ne yazacağımı bilmiyorsa - ki küfür de yazabilirim, hakikati de- bilmediğini söylüyorsan demektir ki Allah için beklemek vardır. Beni bekleyecek ve görecek. Bu da bir zamandır. Yani, Allah için iki dakika sonra olacağı bilmiyor demektir. Haşa sümme haşa
Allah benim ne yazacağımı bilmiyor demek başkadır, küfür ve hakikati olasılık olarak yazıp bu iki fiili cüz-i iradeye seçtirmek başkadır..Siz diyorsunuz ki Allah benim küfür yazacağımı levh-i mahfuzda takdir etmiştir ve bende küfür yazıyorum..Daha siz yokken ilmen sizin yerinize seçim yapılıyor ve siz bu seçimleri vucüda getiriyorsunuz..Bu durum kesinlikle özgür iradeye aykırıdır..

Alıntı:
Bir misal verelim.

Faraza sen bir hakimsin. Harika bir basiret ve ilime sahipsin. Beni yolda gezerken gördün, ilimin ve basiretin ile 1 saat sonra bir suç işleyeceğimi gördün ve anladın, bildin.

Gerçekten de bir kaç saat sonra beni senin huzuruna getirdiler. Ve sen benim o suçu işleyeceğimi bildiğin için ceza mı da hazır etmiş idin, lakin rahmetinden beni dinledin ve mazretlerimi istedin. Şahitleri dinledin.

Ben desem "ey hakim, bana ceza vermek hakkın yok. Çünkü sen benim suç işleyeceğimi biliyordun ve benim bu suça dahil olmam senin bilmen sebebi iledir. Senin o suçu işleyeceğimi bilmen irademe mani oldu" demek ne kadar ahmakane olurdu.

Yada bir kadının doğum yapacağı günü bilen bir doktor olsa, şunu demek "o kadın o doktorun doğum vaktini bildiği için o saatte doğum yapıtı" , ne kadar gülünçtür.

İşte temsilen anladın ki, birinin suç işlemesi halinde Allah'ın o suçu biliyor olması o kişinin cezasını ıskat etmez. Cezaya müstehaktır. Yada gibi Allah'ın bizim yapacağımızı ve olacakları Ezeli ilmi ile bilmesi ve o fiili takdir etmesi irademize müdahalesi anlamına gelmez.
Bu misal çok açık bir şekilde yanlıştır..

1.Hakim sizin benim gibi bir insandır..Yaratma kabiliyetine sahip değildir..Sahip olduğu ilim kendiliğinden değil sonradan öğrenmedir..Hakimin sizi yolda görürken suç işleyeceğinizi bilmesi geleceği öngörme ile ilgilidir..Aynı örneğe devam edelim..Hakimin aynı suçluyu, işleyeceği suçla birlikte yarattığını düşünebilirmisiniz?

2.Allah gelecekte olacak olan fiilleri bildi ve onları takdir etti demek, fiileri belirsiz olarak yarattığı anlamına gelir..Çünkü yaratılan üzerinden geleceği bilmeniz, neyi yarattığınızı bilmemenizle eşdeğerdir..Birşey yaratıyorsunuz ve sanki o şey sizin ilminizle yaratılmamış gibi onun üzerinden gelecek tahminleri yapıyorsunuz..Bu açıkça yanlıştır..

Bakın müdeesir suresi 18-24.ayetler üzerinden devam edelim;

18 - Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti. 19 - Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.
20 - Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.
21 - Sonra baktı.
22 - Sonra kaşını çattı, surat astı.
23 - Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.
24 - "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."



Ayette bahsi geçen kişi daha yaratılmamış olsun..Şimdi sizin kader tanımınız üzerinden haraket edersek bu fiiler önceden bilinip yazılmış ve bu kişi bu fiileri ezelde gerçekleştirmiş olacaktır..Peki neden Allah önceden yazdığı bir yazı için 19 ve 20.ayette "kahrolası" ifadesini kullanıyor?İlmen bilinen bir fiil neden Cenab-ı Allah'ın rızasına uymuyor??



Bu ayetleri benim kader tanımım üzerinden düşünelim;


Bu kişi Allah'ın belirlediği iki olasılıktan birini gerçekleştiriyor ve kötü olasılığı seçiyor..İki olasılıkta Cenab-ı Allah'ın ilmi dahilindedir ve olasılıkları bilen Allah, herşeyi bilendir..Olasılıklardan kötü olasılığı seçen kul özgürdür, cezasına razı olacaktır..


Hür irade Cenab-ı Allah'ın kendi nurundandır..Bu nur bizlere farkındalık kazandırır ve bu farkındalık doğru kullanılmazsa Allah'a isyanı getireceği gibi rahmeti de getirebilir..Allah hür iradenin sonuçları bilmiyor demek yanlıştır..Zaten hür irade belirlenen fiilerin içine dahil ediliyor!..
__________________
"Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)


  Alıntı ile Cevapla

Alt 02.07.2009, 11:30   #7 (permalink)
Tercübeli Kul
 
casus021 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.01.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 1.480
teşekkür etti: 277
196 konuda 390 teşekkür aldı
Downloads: 0
Uploads: 0
casus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolundacasus021 Artık zirve yolunda
Tecrübe Puanı: 19
Standart

kaderin esas anlamı ALLAH c.c olmus ve olacak bilmesi demektir dikkat edilirse insan iradesini yok saymıyor bilmek ayrı yapmak ayrıdır bilen ALLAH c.c. yapan kuldur

buradaki ince nokta ALLAH c.c. bildigi için yapmıyoruz biz yapacagımız için ALLAH c.c biliyor .zaten ALLAH c.c gelecegi bilmemesi düsünülemez.Bilmese zaten yaratıcı olmaz


Buna bir örnek verelim; Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine “yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim.” diyor. Fakat öğretmen Allah’ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine “0” yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp “senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için önceden deftere sıfır yazmıştım” diyor. Buna karşı öğrenci “Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Yoksa geçer puan yazsaydın geçerdim.” diyebilir mi?

demekki ALLAH c.c yazdıgı için yapmıyoruz bizim yapacagımız seyleri bilerek ALLAH c.c yazıyor işte buna kader diyoruz


dünyaya gelen her insan bir kader programına tabidir insanın ne yapacagını ve basına ne gelecegini ALLAH c.c. ezeli ilmide biliyor ancak ALLAH c.c bilmiş olması işi yapmasını zorlamaz çünkü ALLAH c.c insanın önüne sonsuz seçenekler koymustur

insan kendi iradesini kullanarak hangi yolu tercih ederse ALLAH onu yaratır dolayısı ile sorumlu olan insanın kendisidir


Bu meselede şöyle bir örnek verilir: Bir apartmanın üst katının nimetlerle, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir kişinin bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu farz edin. Kendisine, apartmanın bu durumu daha önce anlatılmış bulunan bu kişi, üst katın düğmesine bastığında nimetlere kavuşacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba uğrayacaktır.

Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basılacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o kişinin gücü ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi gücüyle çıkmadığı gibi, alt kata da kendi gücüyle inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin belirlenmesi, içindeki kişinin iradesine bırakılmıştır.

İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Mesela; Cenab-ı Hak, meyhaneye gitmenin günah, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu bildirmiştir. İnsan ise kendi iradesiyle, örnekteki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsaittir.


Hagi dügmeye basarsa yani nereye gitmek isterse beden oraya dogru hareket etmekte dolayısı ile gidecegi yerin mukafatını veya cezası o insana ait olmaktadır.

Evlilik de böyledir. Evlenecek insanın önünde çok sayıda seçenekler vardır. Nasıl birisini istemek sizin elinizde. Tercihinize göre Cenabı Hak da yaratır. Allah’ın bilmesi böyle bir tercihte bulunmanızı zorlamaz.



Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader.

"ızdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok.

İkinci kısım kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir. Sizin sorduğunuz soruda bu alanda müzakere edilmektedir. Yani siz bir aday tipi belirliyorsunuz ve arıyorsunuz. Allah’ta sizin istediğiniz vasıflara sahip birkaç kişiyi önünüze çıkarıyor. Sizde bunlardan birini iradenizle beğenip kabul ediyorsunuz. Alah’ın alacağınız eşin kim olduğunu ezelde bilmesi kader, fakat sizin iradenizle seçmeniz cüz’i irade dediğimiz insanın mesuliyet sınırlarıdır.
__________________
En iyi nasihat; iyi örnek olmaktır. (Malcolm X)
  Alıntı ile Cevapla
Görünen 2 Üyemiz casus021 Kardesimize Tesekkür Etmistir:
Dostlara duacıyız (15.07.2009), Duha (02.07.2009)

Alt 02.07.2009, 12:53   #8 (permalink)
Üyeliği durduruldu
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 38
Mesajlar: 3.054
teşekkür etti: 583
489 konuda 769 teşekkür aldı
Downloads: 0
Uploads: 0
Duha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Alıntı:
bcetin811 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Duha abi merhaba;

Allah benim ne yazacağımı bilmiyor demek başkadır, küfür ve hakikati olasılık olarak yazıp bu iki fiili cüz-i iradeye seçtirmek başkadır..Siz diyorsunuz ki Allah benim küfür yazacağımı levh-i mahfuzda takdir etmiştir ve bende küfür yazıyorum..Daha siz yokken ilmen sizin yerinize seçim yapılıyor ve siz bu seçimleri vucüda getiriyorsunuz..Bu durum kesinlikle özgür iradeye aykırıdır..
Hayır öyle demedim, dikkatli okumamışsın. Bilakis demişim, Allah benim ne yapacağımı biliyor ve takdir ediyor. Allah'ın benim ne yapacağımı Ezel'den bilip takdir etmesi benim irademi zorlamaz. Yapacağımda özgür olamama mani olmaz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 02.07.2009, 12:58   #9 (permalink)
Üyeliği durduruldu
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 38
Mesajlar: 3.054
teşekkür etti: 583
489 konuda 769 teşekkür aldı
Downloads: 0
Uploads: 0
Duha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Alıntı:
bcetin811 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

2.Allah gelecekte olacak olan fiilleri bildi ve onları takdir etti demek, fiileri belirsiz olarak yarattığı anlamına gelir..Çünkü yaratılan üzerinden geleceği bilmeniz, neyi yarattığınızı bilmemenizle eşdeğerdir..Birşey yaratıyorsunuz ve sanki o şey sizin ilminizle yaratılmamış gibi onun üzerinden gelecek tahminleri yapıyorsunuz..Bu açıkça yanlıştır..

.
Allah gelecekte olanları bildi denmez. Ezelden biliyor denir. Allah tahmin etmez.

Yaratılan üzerinde , yaratılana dönük olarak geleceği bilmek neyi yarattığını bilmektir. Bilmemek olmaz.

Hem Allah gelecek tahmini yapmaz. Allah için gelecek yoktur ki böyle bir olasılık olsun.

Allah katında kainatın ilk yaratılış anı ile kıyametin kopma anı ve cennete yaşamamız da aynıdır. Onun için yarın yoktur. Bir saniye sonra yoktur.

Yani, Allah nazarında kainatın yaratılması ile kıyametin kopması aynı andadır. Hesap günü ve cennette yaşamamızda aynı andadır.

İnsana ve maddeya ait her anı ve zamanı bir anda görür, işitir, ihata eder. Zaman ile kayıt altında olan biziz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 02.07.2009, 13:06   #10 (permalink)
Üyeliği durduruldu
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 38
Mesajlar: 3.054
teşekkür etti: 583
489 konuda 769 teşekkür aldı
Downloads: 0
Uploads: 0
Duha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biriDuha Asırı şöhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Alıntı:
bcetin811 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

1.Hakim sizin benim gibi bir insandır..Yaratma kabiliyetine sahip değildir..Sahip olduğu ilim kendiliğinden değil sonradan öğrenmedir..Hakimin sizi yolda görürken suç işleyeceğinizi bilmesi geleceği öngörme ile ilgilidir..Aynı örneğe devam edelim..Hakimin aynı suçluyu, işleyeceği suçla birlikte yarattığını düşünebilirmisiniz?


Hakim örneği temsildir. Ona herhangi bir ilahi kudret vermiş değilim.

Demek istedim ki; Birisinin yapacağımız bilmesi irademize müdahale ettiğini göstermez.

Allah benim az sonra ne yapacağımı Ezelden biliyor. Ona müdahale ettiğini ve irademi elimden aldığını göstermez.

Çünkü sen bu meseleyi idrak edemiyorsun. Zannediyorsun ki, Allah olacakları olasılık olarak biliyor.

Mesela, ben şu an sana "kardeşim" diyebilirim. "küfür edebilirim" iki olasılık var.

Sence Allah bu olasılık kadar biliyor. Ama benim hangisini kullanacağımı bilmiyor.

Hayır, bana irade vermiş ve serbest bırakmış. Sana küfür etmemem gerektiğini öğretmiş. Ama Allah için bir dakika sonra, yani gelecek diye bir mevhum olmadığı için, benim sana nasıl hitab edeceğimi Ezelden biliyor ve bunu bilmesi ve takdir etmesi benim irademe engel olmaz. Bilmesi irademe müdahale anlamına gelmez.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim



WEZ Format +2. Şuan Saat: 12:44.


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
Islam ForumAd Management plugin by RedTyger