Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Yukarıda Allah var
Alt 05.06.2007, 09:44   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
khan19556 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.01.2007
Bulunduğu yer: Sancağın düştüğü yerden
Yaş: 28
Mesajlar: 1.010
Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)khan19556 Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 16
Standart Yukarıda Allah var

Bu sözü "gökte Allah var", "üstümüzde Allah var" şeklinde söyleyenler de vardır. Fakat Allah yerde ve gökte aranmaz, O her yerdedir. Çünkü Allah’ın olmadığı hiçbir yer yoktur. O’na bir mekân ve yer isnat etmek söz konusu olamaz. Böyle bir şeyin olması da mümkün değildir.

Bu konunun genişçe açıklamasına geçmeden önce, halk arasında bu sözler nerede ve nasıl kullanılıyor, ona bir bakalım.

Öncelikle bazı insanlar sözlerine kuvvet vermek, inandırıcılıklarını pekiştirmek için bu sözleri söylüyorlar. Çok kere de ağızlarından çıkan sözün nereye vardığını bile düşünmüyorlar. "Yukarıda Allah var, ne yalan söyleyeyim" gibi ifadeyle; sözlerinde yalan söylemekden Allah' ın bilgisi olacağından korktuğu, o yüzden yalan söylemediği manası anlaşılmaktadır.

Allah’a imanında en ufak bir şüphesi olmayan bazı insanlar da çok kere farkına varmadan bu sözü söyleyebiliyorlar. Bu kategoriye girenlerin niyetlerinde Allah'ı belli bir mekân içinde düşünmeleri söz konusu olmadığından imanlarına bir zararı yoktur. Bediüzzaman'ın da ifade ettiği gibi "Bazen kelam küfür görünür, fakat sahibi kâfir olamaz." (Lem’alar, 28. Lem’a, 7. Nükte)

Çünkü buna benzer bir olay Peygamberimizin zamanında da yaşanmıştır.


Savaşta esir düşmüş bir cariye Peygamberimizin huzuruna getirilir. Peygamberimiz ona "Allah nerededir?" diye sorar.
Cariye de "Göktedir" cevabını verir.
"Ben kimim?" diye sorduğunda da cariye:
"Sen Allah’ın Resulüsün" şeklinde cevaplar.
Resulullah (a.s.m.), cariyenin efendisine, "Onu azat et (özgürlüğüne kavuştur), çünkü o, bir mü’minedir" buyurur. (Müslim, Mesâcid 33)


Zaten toplumumuzda bu çeşit sözleri söyleyenlere baktığımızda, onların belli bir dinî eğitimlerinin ve dinî yaşantılarının olmadığını görürüz. Onların nazarında Allah yukarıda olursa yücedir ve münezzehtir.

Mekân ve yer, maddî bir varlık için söz konusudur. Mekânı ve maddeyi yaratan ve bir ismi de Nur olan Allah hakkında böyle bir şeyin düşünülmesi mümkün değildir Kaldı ki, varlıklar içinde bile, mekânla sınırlı olmayanlar çoktur. Bunun en yakın misali kendi ruhumuzdur.

Organlarımızın yerleri, mekânları vardır. Bunun için ki, "Midemiz nerededir?" veya "Böbreğimiz nerededir?" gibi sorular sorulabilir. Fakat ruhumuz ve duygularımız hakkında bu tip sorular sorulamaz. Mesela, "Ruhumuz nerededir; aklımız nerede oturur; sevginin, korkunun mekânları nerelerdir?" şeklinde sorular sorulmaz. Çünkü cevabı yoktur.

İnsan, maddi olan ve mekânla bağlı bulunan bedenini ölçü almak yerine, mekândan bir derece bağımsız olan, ruhlar âlemini, melekleri ve yer çekimi, suyun kaldırması gibi tabiatta var olan kanunları düşünecek olsa böyle bir soruya yer kalmayacaktır.

Meseleye "Allah’a yakınlık ve uzaklık" noktasından da bakılabilir. Yüce Allah sonsuz yüceliktedir, fakat her şeye yakındır. Diğer bir deyimle, her şey O’ndan sonsuz derecede uzaktır, fakat O her şeye her şeyden daha yakındır.

Mesela, güneş bize bir gök cismi olarak 150 milyon kilometre kadar uzaktadır, fakat biz elimizdeki aynayı güneşe tutunca güneş avucumuzun içine girer. Demek ki, biz güneşe mesafe olarak çok uzağız; fakat o ışığıyla, ısısıyla, gönderdiği renk huzmesiyle bize çok yakındır.

Bunun gibi, biz Allah’a çok uzağız, ama Allah bize rahmetiyle, nimetiyle, nuruyla, bereketiyle çok yakındır.

Bir başka örnek: Rütbesiz bir er, bir generale rütbe bakımından çok uzaktır. Çünkü arada onbaşılıktan yüzbaşılığa ve albaylığa varıncaya kadar bir hayli rütbeler vardır. Fakat general emrinde çalıştırmasıyla bu askere yakındır, çünkü onun komutanıdır.

Bu misalde olduğu gibi, biz de Allah’a sonsuz derecede uzağız, fakat O bize her şeyden yakındır. Biz kul olarak ve maddî yönümüz açısından uzağız, fakat O bize kudretiyle, ilmiyle, bizi görmesi ve gözetmesiyle, yaşatıp büyütmesiyle yakındır. Kur’an’ın ifadesiyle bize şahdamarımızdan daha
yakındır. M.PAKSU
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir"

"Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur"
Halid bin Velid
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 09:54   #2 (permalink)
hüma-gül
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

Bunun gibi, biz Allah’a çok uzağız, ama Allah bize rahmetiyle, nimetiyle, nuruyla, bereketiyle çok yakındır.



Allah(cc)razi olsun.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 09:57   #3 (permalink)
beyaz_ışık
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

Aslında bizde Allah c.c. yakın olabiliriz bu maneviyatla alakalı verilen orneklerde geneliikle maddeyle alakalı ama şimdi burda acıklama yaparak insanların kafalarını karaştırmak istemem....cunku bazı bilgiler bazı insanları gunaha itebilir..sadece ornekleye biliriz..Mevlana celalettin rumi hz. Yusa hz.leri gibi..bunlar maneviyatla Allah c.c. yakın olan insanlardır..selametle..
Birisne yakın olmak icin illa onu gormek gerekmez..Efendimizin adı gecince sahabeler onu gormedikleri halde ellerini kalplerini ustune koyar selavat getirir..bu neden boyle olur..cunku onun adı gecince oyle heyecanlanırlardıki kalpleri yerinden cıkıcak gibi atardı...onu gormezlerdi ama ona maneviyetla baglıydılar.

Selametle..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 10:43   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
ayna44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ayna44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 18.02.2007
Yaş: 20
Mesajlar: 440
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 2 Tesekkür Aldı
ayna44 Sasirtici yükselisi varayna44 Sasirtici yükselisi varayna44 Sasirtici yükselisi varayna44 Sasirtici yükselisi varayna44 Sasirtici yükselisi var
Tecrübe Puanı: 4
Standart

Rabbim Bizi Guzel Kullarindan Eylesin Ins..
__________________
Namaz dinin direğidir. (Hadis-i Şerif)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 10:55   #5 (permalink)
beyaz_ışık
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

Alıntı:
ayna44 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Rabbim Bizi Guzel Kullarindan Eylesin Ins..
ecmain.............
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 11:03   #6 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Azra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Azra isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 15.03.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 20
Mesajlar: 2.405
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Azra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biriAzra Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 12
Standart

Allah razı olsun.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 11:15   #7 (permalink)
Tercübeli Üye
 
muhammet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
muhammet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.02.2007
Yaş: 33
Mesajlar: 815
Tesekkür Etti: 0
4 Kunu Icin 5 Tesekkür Aldı
muhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü birimuhammet Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 11
Standart

zamanın birinde sorhoşun biri elinde içki şişesi gidiyormuş bir hocaya raslamış hocaya şişeyi göstererek hoca ALLAH bunun neresinde demiş evlat demiş sen onu nerde ararsan orda bulursun? ALLAH razı olsun
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

"Allah'a ve âhirete iman eden, misafirine ikramda bulunsun.

Allah'a ve âhirete inanan, komşusuna hürmet etsin.

Allah'a ve âhirete inanan, ya hayrı söylesin ya da sussun!.."



Hadis-i Şerif
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 11:33   #8 (permalink)
Yeni Üye
 
fedaiyan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 05.06.2007
Yaş: 29
Mesajlar: 16
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
fedaiyan Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

aslında, Allah'ın yeryüzünde yani insan nezdinde olan bitene müdahil olmasını inkar edip, hakimiyet alanını gök ile sınırlayan bir zihniyetin mahsulü olan bu düşünce (yukarıda Allah var düşüncesi) laik bir tasavvurun sonucundan başka birşey olamaz. ama bunu ortaya atan bilmeden de bir doğruyu günyüzüne çıkarmış olmuyor mu?

şöyle ki: yeryüzündeki tüm insanların, Allah yukarıda dercesine O'na işareten parmaklarını havaya kaldırdıklarını; veya tümünün Allah'ı gökte ararcasına hep birden göğe doğru baktıklarını düşünün.
dünyanın geometrik şeklini de hesaba katın şimdi ve söyleyin, bu insanlar bir yere mi bakıyor veya parmak kaldırıyor yoksa her yere mi?
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 12:10   #9 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 27
Mesajlar: 1.471
Tesekkür Etti: 0
12 Kunu Icin 13 Tesekkür Aldı
bcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 33
Standart

Allah razı olsun kardeşim..çok güzel bir yazı emeğine sağlık..
__________________
"Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)


  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.06.2007, 13:51   #10 (permalink)
Gesperrt
 
Suffiyun isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.07.2006
Bulunduğu yer: Bursa
Yaş: 19
Mesajlar: 386
Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Suffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce Tanınıyor
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Esselamun Aleykum.
Malum günümüzde pek çok bozuk fırka,İslamiyet'e haşa ve kella şaman ve hristiyan inancı olan "göktanrı" inancını bilerek ya da bilmeyerek sokmaya çalışmaktadır.Bu bozuk fikrin ne olduğunu,bu bozuk fikri desteklemek için Ayetlerin ne şekilde çarpıtıldığını aşağıda göreceksiniz.

Allahü teâlâyı bir cisim olarak kabul eden ve Ona insanlardaki gibi uzuvlar isnat eden, Kur’andaki müteşabih âyetlere yanlış mana verip, Allah’ın el, yüz gibi organlarının olduğunu iddia eden sapık fırkadır.

Allahü teâlâyı başka varlıklara benzeten teşbih ve tecsim fikrini ilk defa ortaya atan yahudi Abdullah ibni Sebe ile, hicri birinci asrın sonunda ve ikinci asrın başlarında yaşayan Hişam bin Salim-el-Cevaliki ve Hişam bin el-Hakem gibi kimselerdir.

Bu fikirleri hicri ikinci asır boyunca savunan sapıklar oldu. Bu kimselere cevap veren imam-ı Malik hazretleri, bir defasında teşbih fikrini savunanlara; “Sizi bid’atlerden ve bid’atçilerden sakındırırım” buyurdu. “Bid’atçiler kimlerdir?” denilince, cevaben; “Bid’atçiler o kimselerdir ki, Allahü teâlânın isimleri, sıfatları, kelamı, ilmi ve kudreti konusunda söz ederler. Sahabenin ve iyilikte onlara tâbi olanların sustuğu konularda sükut etmezler” buyurdu.

İmam-ı Zühri, imam-ı Sevri gibi Ehl-i sünnet âlimleri de, teşbih ve tecsim fikrini savunanlara cevap vermişler, Müslümanları onlara aldanmaktan sakındırmışlardır. Bu akım, üçüncü hicri asır boyunca devam etti. İmam-ı Ahmed bin Hanbel ile Yahya bin Main, İshak bin Raheveyh gibi Ehl-i sünnet âlimleri mücessime ve müşebbiheye ait fikirleri reddedip mücadele yaptılar.

Bugün, kendilerine selefiyim diyenlerin aynı yolu tuttuğunu görüyoruz.
İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:
(Cehalet ve dalalet fırkaları, Allahü teâlânın zâtı ve sıfatı hakkında, Cenab-ı Hakkın münezzeh olduğu şeyleri Ona isnat ediyorlar. Bu dalaletlerine de "Selefin yolu" diyerek selefi salihine, [yani Eshab-ı kirama ve Tabiin-izama] iftira ediyorlar. Selefin itikadını sana beyan edeyim. Yedullahtaki yed kelimesini el gibi düşünmemelidir. Mesela "Falanca şehir, falanca valinin elinde" denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. Bu bakımdan yedullah ifadesini Allah’ın kudreti olarak anlamalıdır.) [İlcam-ül-avam]

Yine, İmam-ı Gazali hazretlerinin bildirdiği gibi, diğer ifadeleri de böyle açıklamak gerekir. Mesela (Zıllullah) ifadesine de "Allah’ın gölgesi" demek doğru değildir. Bu husustaki hadis-i şerifi açıklarken, (Kendisinden başka himaye edenin bulunmadığı bir günde Allahü teâlâ, yedi sınıf insanı kendi himayesine alır) demelidir. Yoksa "Kendi gölgesinde gölgelendirir" dememelidir. Çünkü bu ifadeden, Cenab-ı Hakkın cisim olduğu gibi bir mana çıkaranlar olabilir. Nasıl "Beytullah" yani "Allah’ın evi" kelimesini, hâşâ Allah’ın barındığı bir ev olarak anlamıyorsak, hadis-i şeriflerde geçen "Yedullah", "Zıllullah" kelimelerini de zahir manaları gibi anlamayıp, tevil etmemiz gerekir. Bir bid’at ve dalalet olan selefiye sapıklığını önlemek için, İslam âlimleri müteşabih âyet ve hadisleri tevil etmişlerdir. Ancak bu tevil işinde haddi aşıp İslam âlimlerinin bildirdiklerine uymayan mana verenler de sapıtmışlardır. İslam âlimlerinin bildirdiklerine uymayan bütün kitaplar, muteber değildir.

Abdülaziz bin Baz ismindeki vehhabi bir yazar (Akidet-üs-sahiha) kitabında, Ehl-i sünnet itikadındaki müslümanlara müşrik yani kâfir damgasını vuruyor, her müslümanın "Necdi" yani vehhabi olmasını istiyor.

İstiva, Yed, Vech gibi müteşabih kelimelere, oturmak, el yüz gibi manalar vererek -hâşâ- Allahü teâlâyı cisim olarak bildiriyor. Müşebbihe fırkası gibi inanıyor. (Üstadımız İbni Teymiye de böyle söyledi) diyerek onun da Müşebbiheden olduğunu gizlemiyor.

Kitapta imam-ı Malik hazretlerinin hocasının (İstivanın keyfiyeti bilinemez) dediğini yazıyor. Doğrusu da budur. Fakat Necdi hemen birkaç satır sonra, (Allah göklerin üstünde bulunan Arş üzerinde oturuyor) diyor. Keyfiyeti bilinmeyen şey üzerinde nasıl böyle kesin konuşulur. Selef-i salihin denilen önceki âlimler, İstiva, Yed gibi kelimeleri tevile lüzum görmezlerdi. Çünkü bu kelimelerin mahiyeti bilinirdi. Mesela (İstanbul, valinin elindedir) denilince, bunun açıklanması istenmez, herkes buradaki el kelimesinin hakiki el ile ilgisi olmadığını bilirdi. (Allah Arşı istiva etti) denince de, Allah’ın Arşa hükümran olduğunu anlarlardı. Fakat Müşebbihe denilen bozuk fırka, (Allah’ın bizim gibi eli var. Allah Arşın üstünde oturur) gibi manalar verince sonraki âlimler bu kelimeleri açıklamak zorunda kalmışlardır. Kur’an-ı kerimde böyle tevil edilmesi gereken çok âyet-i kerime vardır. Hakiki manası ile alınırsa acaip manalar ortaya çıkar. Mesela Kur’an-ı kerimde (Köye sor) buyuruluyor. Köyden maksat, köydeki insanlardır. Yine Kur’an-ı kerimde kâfirlerin sağır, dilsiz ve kör olduğu bildiriliyor. (Bekara 18)

Kâfirler sağır, dilsiz ve kör değildir. Bunlara, hakikati duymadıkları için sağır, hakkı söylemedikleri için dilsiz, doğru yolu, gerçekleri göremedikleri için kör denilmiştir. Bilen için bunları izaha lüzum yoktur. Eskiden de istiva, yed, vech gibi kelimeler tevil edilmeden bilinirdi. Müşebbihe fırkası ve sonra necdiler, bu kelimeleri hakiki manası ile alınca, hâşâ Allah’a mekan ittihaz etmiş oldular. Onu cisim zannettiler. Necdi Abdülaziz Baz da, (Allah gökte Arşın üstünde oturuyor) diyerek küfre giriyor. (S.8-10)
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allah Orucumu Kabul Etsin (Bismişah Allah Allah ) Karacaahmet Sultan Dua'lar 2 20.01.2008 09:51
Allah Sevgisi ve Allah korkusu dengesi nasıl kurulmalıdır gizemli Genel Islam Konular 5 26.08.2007 16:13
Allah dilemeseydi..O HALDE ALLAH BENİM GUNAH İŞLEMEMİ DİLEMİŞ OLMUYORMU? Tarihci Genel Islam Konular 4 13.08.2007 10:36
Allah sevgisi ile Allah korkusunun diğer sevgi ve korkulardan farkı nedir? oSSlem Genel Islam Konular 8 11.07.2007 14:43
Allah a ulaşmayı dilemeyen Allah ın nazarında ölüden farksızdır E R H A N Arşiv 35 15.08.2006 10:14



WEZ Format +2. Şuan Saat: 09:28.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger