Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > IslamForum Edebiyat > Hikayeler & Hisseli Kıssalar

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

tevbe hakkında
Alt 22.05.2007, 23:10   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
hikmetimm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
hikmetimm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.03.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 508
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
hikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı birihikmetimm Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 28
Standart tevbe hakkında

Fakih anlatıyor:
-Rahmetlik babam (senedi saydıktan sonra) Hz. Ali b. Ebî Talib (r.a.) şöyle dediğini anlattı:
-Resûlüllah (s.a.v), müslümanlar arasında kardeşlik bağı kurdu. Bu çeşitten olmak üzere , Said b. Abdullah ile Sa'lebe Ensarî arasında bir kardeşlik bağı kurdu.
Bu sırada , Resûlüllah(s.a.v.) , Tebük gazasına çıkmıştı.
Said b. Abdullah gaza niyeti ile yola çıktı. Yerine kardeşi Sa'lebe'yi çoluk çocuğunun işi için vekîl bıraktı. Sa'lebe odun taşıyor; su getiriyor. Bütün bunları yaparken , sevabını Allahu Tealadan diliyordu. Bir gün dönüşünde eve girdi. İçeri girince ona iblis geldi:
- Şu perdenin arkasına bak, deyince , Sa'lebe, perdeyi kaldırdı ve kardeşinin güzel hanımını gördü. Dayanamadı; yanına girdi onu okşadı.
Kadın şöyle dedi:
- Ey Sa'lebe! Allah yolundaki kardeşinin bizim için sana bıraktığı hakkı koruyamadın.
Bunun üzerine Sa'lebe :
- Eyvah, mahvoldum! Diye bağırıp yola düştü. Bir dağa çıktı.
Yüksek sesle şöyle yalvarıyordu:
- İlahi Sen Sen'sin: ben de benim. Sen mağfiretle karşılayansın. Ben ise, günahlarla, hatalarla huzuruna geldim...
Resûlüllah (s.a.v.) gazadan döndükleri zaman, herkes kardeşini karşılamaya geldi. Ama, Said'in kardeşliği gelmedi.
Said evine gitti; hanımına sordu:
- Allah yolunda kardeş olduğumuz Sa'lebe nerede?
Kadın şöyle anlattı:
-O kendini hatalar denizine attı; dağa doğru çıkıp gitti. Said kardeşini aramak üzere yola çıktı; gidip buldu.
Sa'lebe yüzüstü düşmüştü. Başını iki eli arasına almıştı. Yüksek sesle şöyle diyordu:
- Zillet makamım ne kadar düşük! Rabbine âsi olan kimsenin makamı nasılsa öyle...
Said ona şöyle dedi:
- Kalk ey kardeşim, bu gördüğüm hâl nedir?
Sa'lebe şöyle dedi:
- Seninle gelemem. Ancak, şu şekilde gelebilirim: Elimi boynuma bağlamalısın. Zelil bir kul, efendisinin kapısına nasıl götürülürse öyle götürmelisin.
Said onun dediğini yaptı. Sa'lebe'nin Hamsane adında bir kızı vardı. Gelip babasını aldı; Hz. Ömer (r.a)'in kapısına götürdü. Evden içeri girdiler. Sa'lebe , Hz. Ömer(r.a.)'e şöyle dedi:
- Allah yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı?
Hz. Ömer (r.a.) şöyle dedi:
- Git yanımdan, saçlarından tutup seni ezmek istiyorum. Buradan çık, git; benim yanımda sana yer yok.
Buradan çıkınca , Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in yanına gitti; şöyle dedi:
- Allah yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı?
Hz. Ebû Bekir (r.a.) şöyle dedi:
-Git buradan ; benide kendi ateşini yakma; Bana göre , senin için hiçbir tevbe yoktur.
Oradan çıktı; Hz. Ali (r.a.)'nin kapısına gitti.
Şöyle dedi:
- Allah yolunda gazaya çıkan kardeşimin hanımına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı?
Hz. Ali (r.a.) şöyle dedi:
- Çık git buradan. Bence, senin için bir tevbe yoktur.
Buradan çıkınca, şöyle dedi:
- Ey kardeşim! Ey kızım! bu üç kişi beni ümitsiz bıraktı. Ümidim o ki, Resûlüllah (s.a.v.) beni ümitsiz bırakmaz.
Bunun üzerine kızı, onu Resûlüllah (s.a.v.)'ın yanına götürdü.
Resûlüllah (s.a.v.) onu görür görmez şöyle dedi:
- " Cehennemin zicirlerini ve bukağılarını, bana hatırlattın."
Resûlüllah (s.a.v.)'a şöyle dedi:
- Yâ Nebiyyallah! Allah yolunda gazi kardeşimin karısına dokundum. Benim için tevbe yolu varmı?
Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- "Çık buradan ; bana göre hiçbir şekilde senin tevben yoktur."
Oradan böyle çıktıktan sonra kızı ona şöyle dedi:
- Ey baba, Muhammed (s.a.v.) ve ashabı senden razı oluncaya kadar; sen benim babam değilsin; ben de senin kızın değilim.
Bunun üzerine Sa'lebe yüksek sesle:
- Yâ Rabbi! Ömer'in kapısına gittim; beni dövmek istedi. Hz. Ebû Bekir'e gittim; beni azarladı, tahkir etti. Hz. Ali'nin yanına gittim; beni kovdu. Peygambere gittim; beni ümitsiz bıraktı.
Ey Mevlam! Benim için sen ne yapmayı istiyorsun. Bu duâma "evet" diyecekmisin? yoksa cevabın "hayır" şeklinde mi olacaktır?
Bunun üzerine semadan bir melek geldi; Resûlüllah (s.a.v.)'a şöyle dedi:
-Allahu Teala soruyor: Halkı sen mi yarattın, yoksa ben mi?
Resûlüllah (s.a.v.), Allahu Teala'yı murad edip, şu cevabı verdi:
-"Sen, ey efendim!"
Bunun üzerine melek şöyle dedi:
-Allahu Tealâ şöyle buyuruyor:
-Kuluma müjdele; onu bağışladım.
Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) ashabına sordu:
- "Sa'lebe'yi kim bana getirecek?"
Hz. Ebû Bekir (r.a.) ve Ömer (r.a.) kalktılar:
- Biz getiririz, Yâ Resûlallah! Dediler.
Hz. Ali (r.a.) ve Selman (r.a.) da kalktılar:
- Ya Resûlallah! Biz getiririz, dediler.
Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali (r.a.) ve Selman (r.a.)'a izin verdi.
Sa'lebe'nin yolunu tutup gittiler. Yolda Medine çobanlarından birine rastladılar.
Hz. Ali (r.a.) ona sordu:
- Resûlullah'ın ashabından birini gördünmü?
Çoban şöyle dedi:
- Galiba siz cehennemden kaçan birini arıyorsunuz?
- Evet,i onu arıyoruz. Bizi onun yanına götür, deyince çoban şöyle dedi:
- Gece basınca, şu dereye gelir gider, şu ağacın altına oturur. Sonra Yüksek sesle şöyle der:
- Rabbine âsi olanın makamı ne kadar düşüktür!
Orada beklediler. Gece olunca Sa'lebe geldi; o ağacın altına gidip oturdu. Sonra ağlayarak secdeye kapandı.
Selman onun ağlamasını duyunca, ona doğru yürüdü ve şöyle dedi:
- Yâ Sa'lebe kalk. Âlemlerin Rabbi seni bağışladı.
Bu sesi duyunca sordu:
-Habîbim Muhammed nasıldır?
Allah'ı ve seni seviyor, dediler. Bilâl namaza kalktığı zaman, Sa'lebe'yi mescide getirdiler. Safın son kısmında durdular.
Resûlüllah (s.a.v.) namazda :
- "Çoklukla övünmek sizi oyaladı" (Tekâsür sûresi, âyet:1) âyetini okuduğu zaman, bir bağırırş bağırdı.
- "O kadar ki; kabirleri ziyaret ettiniz" (Tekâsür sûresi, âyet:2) âyetini okuyunca bir daha bağırdı;dünyadan ayrıldı.
Resûlüllah (s.a.v.) namazı bitirince Sa'lebe'nin yanına geldi.
-" Ey Selman, onun üzerine su serp."
Selman:
- Yâ Resûllallah, o dünyadan ayrıldı.
Sonra kızı geldi; Resûlüllah'a şöyle dedi:
- Yâ Resûlallah, babam nerede? Ona hasret kaldım.
Resûlüllah (s.a.v.) ona:
- " Mescide gir " dedi. Mescide girince, babasını ölmüş buldu. Elini başına götürdü.
- Ah perişan halim, ah babacığım, senden sonra bana kim bakacak?
Demeye başladı.
Onun bu haini gören Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
-" Ey Hamsane! İstermisin: Ben, senin baban olayım; Fatımada kardeşin?"
Buna karşılık şöyle dedi:
- Olur Yâ Resûlallah!
Resûlullah (s.a.v.) Sa'lebe'nin cenazesine gitti. Kabrin kenarına geldiği zaman, parmak uçlarına basarak yürüdüğü görüldü.
Döndükleri zaman, Hz. Ömer (r.a.) şöyle sordu:
- Yâ Resûlallah! Kabrin başında parmak uçlarına basarak yürüyordun; nedendir?
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
- "Yâ Ömer! Meleklerin çokluğundan, ayağımın tabanını basacak yer bulamadım ."
FAKİH der ki:
- Yukarıdaki hikâye çeşitli lafızlarla anlatılmıştır.
Söylendiğine göre şu âyet-i kerime o sahabe hakkında nâzil olmuştur.
- " O kimselerki: Bir kötülük işledikleri, ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı anarlar; günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir?
Bir de onlar, günaâh üzerinde bile bile ısrar etmezler. Bunlara rablerinden mağfiret vardır; altından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedî kalırlar. Böyle yapanların mükâfatı, ne kadar güzeldir. " (Âl-i İmrân sûresi, âyet: 135-136)

selam ve dua ile
__________________
Artık gözünüzü açın! ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır, "tedavi edebilecek kimdir?" denir. (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar. Ve bacak bacağa dolaşır. İşte o (peygamberin getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti. Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline gitmişti. Layıktır (o azap) sana layık! Evet, layıktır sana (o azap) layık. İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir " (Kıyame Suresi, 75/26-35)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 22.05.2007, 23:32   #2 (permalink)
AMEL-İ SALİH
 
bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006
Bulunduğu yer: Hayatın içinden
Yaş: 27
Mesajlar: 1.475
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
bcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biribcetin811 Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 31
Standart

Allah razı olsun kardeşim!..Emeğine sağlık!..
__________________
"Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)


  Alıntı ile Cevapla

Alt 17.08.2007, 08:45   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007
Yaş: 21
Mesajlar: 389
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Serhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

Resulullah Aleyhisselatu Vesselam buyurmuştur :''Günahtan tevbe eden o günahı işlememiş gibidir.''

Resulullah aleyhisselatu Vesselam buyurmuştur :''Tevbe,pişmanlıktır.''

Allah Teala Hazretleri Kuran-ı Kerim'de buyurmuştur :''Allah katında geçerli olan tevbe işlenen günahın bilmeden işlenenidir.''
__________________
Selamın Aleyküm.Arkadaşlar,bana cevap verecekseniz yada soru soracaksanız özel mesajdan sorunuzu sormanızı ya da cevabını göndermenizi rica ederim.Konunun adresini de gönderin ki o yeri bulabileyim.Bana özel mesajlarınızda atmış olduğunuz soru yada cevaplarınızı da yazarak kendi yazımın üstünde yazacağım inşallah.Selamın Aleyküm
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tevbe et Yusufff123 Şiirler 0 24.04.2008 01:21
Tevbe 128-129 bekir Tefsir Bôlümü 0 08.04.2008 22:46
Tevbe Suffiyun Şiirler 2 25.02.2007 09:27
((((((((tevbe)))))))))))))) basbas Arşiv 6 21.09.2006 16:11
Tevbe seyfullah putkıran Arşiv 5 30.11.2005 21:46



WEZ Format +2. Şuan Saat: 14:33.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger