| Genel Islam Konular İslam Dini İle ilgili Konular, Tartişma Forumu |
 |
|
 |
03-15-2008, 00:36
|
#101 (permalink)
|
|
Üye
Aisa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: Baku
Memleket: Zengilan/Azerbaycan
Kan Gurubu: +III
Yaş: 22
Mesajlar: 75
Tesekkür Etti: 84
Tesekkür Aldı: 57
Rep Puanı: 13
|
Alıntı:
radikalislam´isimli üyeden Alıntı
Geçen gün tam metin ingilizce yazınızı okudum. Özellikle cevap vermedik ki, bu konuda çok yazdık çünkü. Vahhabilik mezhep değildir, ekol'dür, bir fırka'dır. Başında da Abdülvehhab isminde şeyhi necdi olarak da anılan bir vatandaş bulunmaktadır. Bu arkadaş; fikir babası olarak İbn-i Teymiyye isminde zahiri bir alimi kendine örnek almıştır, fakat İbn Teymiyye'nin kendisine ittibaa edip etmeyeceği hususunu düşünmeden bir ekol oluşturmuştur. Zamanın arap hükümetlerinin siyasi istikballerini düşünerek destek vermeleri ile de vahhabiye cereyanı ortaya çıkmıştır. Her mezhebin başında bir imam vardır, vahhabi ekolünün başında ise herhangi bir imam yoktur, hiç bir zamanda olmamıştır.
Vahhabilik ehli sünnete küfür eder. Yani "kafir" der. Bu sebep ile de ehli sünnet ile işi olmaz. İtikad konusunu biraz araştırırsanız karşınıza bu tür bilgiler çıkacaktır.
|
benim gittigim cami ehline insanlar "vahhabi' derler, ama ne ben, ne de onlar 4 mezhepden olanlara "kafir' demiyoruz, aksine bize en yakin olan onlar. bence siz yillardir tekrar - tekrar yazilan kitaplara inanmak yerine "vahhabi' dediginiz insanlarin dinimiz hakkinda asil goruslerini (yani onlara nisbet edilenleri degil) ogrenin. hem nasil oluyor biz cok alimin goruslerini kabul ediyoruz, ama nedense bizi AbdulVahab devamcilari gibi goruyorsunuz? selefiler imam es-Safii, ebu Hanife, imam Gazali, Cezviyye, Hanbeli, Malik vs goruslerini kabul ediyorlar. batil inancli hangi insan bunu yapar? hatta biz bir cok baska alimleri kabul ediyorsak bile sizin en cok inandiginiz alimleri de de ayni sekilde okudugumuz icin sizin bizi vahhabi olarak gormege hakkiniz yok
selam ve dua ile
|
|
|
|
 |
03-15-2008, 00:47
|
#102 (permalink)
|
|
Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: Binsekizyüzelli rakımdan
Memleket: Trabzon
Kan Gurubu: 0 RH +
Yaş: 45
Mesajlar: 1.887
Tesekkür Etti: 1.951
Tesekkür Aldı: 2.111
Rep Puanı: 173
|
İmam-ı Azam Ebu Hanife nin içtihadlarına uyuyorum.
İmam Şafi, İmam Malik ve İmam Hanbel'e de uyarım. Hepsi haktır evelAllah...
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila
sadece bir kul
|
|
|
|
03-15-2008, 00:53
|
#103 (permalink)
|
|
Üye
Aisa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: Baku
Memleket: Zengilan/Azerbaycan
Kan Gurubu: +III
Yaş: 22
Mesajlar: 75
Tesekkür Etti: 84
Tesekkür Aldı: 57
Rep Puanı: 13
|
Alıntı:
radikalislam´isimli üyeden Alıntı
Mezhepler, İki Cihan Güneşi Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)'dan ortaya çıkmıştır. Merkez'in göbeğinden yani.
|
bunu da nerden cikardiniz? dogru hep tek olur, ayni zamanda 4 dogru olamaz. yani eger 4 mezhep arasinda hic bir fark yoksa, demek ki insanlar tarafindan yanlislikla farkli isimler verilerek 4 yere bolunmusler, yok eger bazi farklar varsa, demek ki onlardan yalniz biri en dogru olani.
|
|
|
|
 |
|
 |
03-15-2008, 01:02
|
#104 (permalink)
|
|
Süper Kıdemli Üye
yelken06500 isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: istanbul
Memleket: erzurum
Kan Gurubu: b(rh)pozitif
Mesajlar: 601
Tesekkür Etti: 237
Tesekkür Aldı: 378
Rep Puanı: 50
|
sn.aisa doğru muhakkak birdir...ama sizin doğrudan kastınız 'doğrunun uygulanış şeklidir'...yani doğru uygulanış zaman mekan açısından 4 şekilde ele alınmıştır yoksa kimse dört adet farklı doğrudan bahsetmiyor ...birde sizin vurguladığınız manada ele alısak yani insanların anlama ve çevre kabiliyetlerinden yüzlerce de doğru bulursunuz...doğru derken en azından konumu ,içerik mi ,içeriği temsiliyet mi belirtmelisiniz...selametle
__________________
Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede?
Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz.
|
|
|
|
 |
03-15-2008, 02:43
|
#105 (permalink)
|
|
Süper Kıdemli Üye
Ebu Zerr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Kan Gurubu: b+
Yaş: 29
Mesajlar: 854
Tesekkür Etti: 285
Tesekkür Aldı: 750
Rep Puanı: 145
|
Bir ayağım ehl-i sünnette, bir ayağım 72 millette
Bir ayağım cemaatte, bir ayağım ehl-i Beytte,
Bir ayağım Kuran-ı Kerim’de, Bir ayağım aklı selimde...
Mevlana Celaleddin der ki “Bir usturlap (pergel) gibi ol. Bir ayağın Şeriat (İslam dairesi) üzerinde olsun, diğer ayağınla yetmiş iki milleti dolaş.”
amelde hanefi, itikadda müslüman...
__________________
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
|
|
|
|
 |
|
 |
03-15-2008, 14:16
|
#106 (permalink)
|
|
Süper İlgili Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1.586
Tesekkür Etti: 799
Tesekkür Aldı: 1.819
Rep Puanı: 235
|
Alıntı:
yelken06500´isimli üyeden Alıntı
sn.aisa doğru muhakkak birdir...ama sizin doğrudan kastınız 'doğrunun uygulanış şeklidir'...yani doğru uygulanış zaman mekan açısından 4 şekilde ele alınmıştır yoksa kimse dört adet farklı doğrudan bahsetmiyor ...birde sizin vurguladığınız manada ele alısak yani insanların anlama ve çevre kabiliyetlerinden yüzlerce de doğru bulursunuz...doğru derken en azından konumu ,içerik mi ,içeriği temsiliyet mi belirtmelisiniz...selametle
|
Şu temsili beraber okuyalım:
Biri hastahaneye yetişecek. Yolu soruyor. Hastahane sahibi ile görüşüyor. Diyor ki, filan yolu takib et. Kesin hastahaneye ulaşacaksın. İstersen şu yolu da takib edebilirsin. Oda doğrudur. Hatta birde şu yolvar.. ve hakeza
Hastahaneyi arayanın önüde iki yol açıldı. Ya hastahane sahibini dinleyecek hastahaneye ulaşacak ya ehil olmayandan aldığı bilgiyi değerlendirecek yada kendi cebinden çıkan aklı veyahut hisleri ile hareket edecek. Hastahane yerinde mezarlığa ulaşacak.
İşte hastahane hakikati temsil eder. Herkezin gayesi hakikate ulaşmaktır. Hastahane sahibi Kur'an'ı temsil eder. Hakikate götüren hak yolları yine o öğretir.
Hastahaneyi aramak hakikati aramayı temsil eder. Ya hak metodları kullanır hakikate ulaşırız. Ya hak olmayan metodları kullanır gümler gideriz.
Mesela, özel hayatındaki sansasyonlarla şöhret bulmuş bir kişiye sanatçı demek metodik olarak doğru değildir. Ancak, medya halkın eline yanlış metre aletleri verdiği için elbette o metre ile ölçen o kişi sanattan bihaber o zevata sanatçı nazarı ile bakıp hayran olur. İdolü dahi yapar.
İşte Kur'an doğru ölçü aleti verir. Kur'an'dan ders alan bir zat, mesela; Nazım Hikmet'e iki nazarla bakar; biri dünyevi biri uhrevi. Elbette sanatını takdir eder, elbette Allah adına dine zarar veren ideolojisine buğz eder. Biri birine karıştırmaz.
Yelken kardeşim doğrular bir değildir. Hakikat birdir. Doğru Hak demektir. Yani, hak doğru metod,prensip, umde, düsturlar üzerinde gitmektir. Yani, hak sırat-ı müstakim üzerinde olmaktır.
Kur'an hakkı bildiren kitabtır. Yani, insanlara hakikate ulaşmak için prensipler, metodlar verir. Doğru yolu gösterir. Doğru yol ise zamana, millete, coğrafyaya ,mesleklere vesaire farklılık gösterir. İşte Kur'an'ın en büyük vasfı her zamana hitab edebilme, her millete, kültüre, mesleğe dayanak olma, yol gösterebilmesidir.
"Hak yani doğru birdir" dediğimiz vakit alem-i insaniyete tek bir elbise giydirmek hepsini aynılaştırmak, kitleleştirmektir cemat ruhu taşıyan İslam'a muhallif bir görüş olacatır.
İşte Mü'min bir Müslümanın birinci vazifesi halkın hakikate ulaşma arzusu ile istimal ettiği, ancak; onu yalana ve yanlışa götüren kendi cebinden çıkan veyahut, medya gibi cahil veyahut ard niyetli cenahların verdiği ölçü aletlerine bedel Kur'an'ın hak metodlarını vermektir. Önce kendi istimal eder ki lisan-ı hal lisan-ı kalden daha tesirlidir.
İşte ortaya çıktı ki dalalet fırkalarının zuhur mukademelerine baktığımızda imamlarının hak metodtan uzaklaşmalarını görürüz. Elbette hak metodu istimal etmeyen -mesela- der; "Kader yoktur". Zaten başka bir sonuca varması düşünülemez. Yani, Adetullah'a binaen hak metodları kullanana muhakkak hak metodu istimal kabiliyetine veya aklının kabiliyeti nisbetince hakikat verilir. O kişi asla dall olmaz..
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|
|
|
|
 |
03-15-2008, 21:55
|
#107 (permalink)
|
|
Süper Kıdemli Üye
selam_la_baslamıtı isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: hayatın ıcınden
Memleket: tokat
Kan Gurubu: 0rh(-) negatıf
Mesajlar: 655
Tesekkür Etti: 564
Tesekkür Aldı: 547
Rep Puanı: 66
|
hanefı faı sıı sunnı vs vs hıc farketmez farkeden tek bır sey var oda kardeslıgımızın sevıyesıdır hepımız bır musluman ve de bırr kardesız bende hanıfıyım kımın hangı mezhepden oldugu onelı degıldrı onemlı olan kardeslıklerımzdır selamtle
__________________
Söyledim...duydu anlamina gelmez
Duydu...dogru anladi anlamina gelmez
Anladi...hak verdi anlamina gelmez
Hak verdi...inandi anlamina gelmez
Inandi...uyguladi anlamina gelmez,
Uyguladi...sürdürecek anlamina gelmez
|
|
|
|
 |
|
 |
03-16-2008, 00:08
|
#108 (permalink)
|
|
Süper Kıdemli Üye
yelken06500 isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: istanbul
Memleket: erzurum
Kan Gurubu: b(rh)pozitif
Mesajlar: 601
Tesekkür Etti: 237
Tesekkür Aldı: 378
Rep Puanı: 50
|
Alıntı:
Duha´isimli üyeden Alıntı
Şu temsili beraber okuyalım:
Biri hastahaneye yetişecek. Yolu soruyor. Hastahane sahibi ile görüşüyor. Diyor ki, filan yolu takib et. Kesin hastahaneye ulaşacaksın. İstersen şu yolu da takib edebilirsin. Oda doğrudur. Hatta birde şu yolvar.. ve hakeza
Hastahaneyi arayanın önüde iki yol açıldı. Ya hastahane sahibini dinleyecek hastahaneye ulaşacak ya ehil olmayandan aldığı bilgiyi değerlendirecek yada kendi cebinden çıkan aklı veyahut hisleri ile hareket edecek. Hastahane yerinde mezarlığa ulaşacak.
İşte hastahane hakikati temsil eder. Herkezin gayesi hakikate ulaşmaktır. Hastahane sahibi Kur'an'ı temsil eder. Hakikate götüren hak yolları yine o öğretir.
Hastahaneyi aramak hakikati aramayı temsil eder. Ya hak metodları kullanır hakikate ulaşırız. Ya hak olmayan metodları kullanır gümler gideriz.
Mesela, özel hayatındaki sansasyonlarla şöhret bulmuş bir kişiye sanatçı demek metodik olarak doğru değildir. Ancak, medya halkın eline yanlış metre aletleri verdiği için elbette o metre ile ölçen o kişi sanattan bihaber o zevata sanatçı nazarı ile bakıp hayran olur. İdolü dahi yapar.
İşte Kur'an doğru ölçü aleti verir. Kur'an'dan ders alan bir zat, mesela; Nazım Hikmet'e iki nazarla bakar; biri dünyevi biri uhrevi. Elbette sanatını takdir eder, elbette Allah adına dine zarar veren ideolojisine buğz eder. Biri birine karıştırmaz.
Yelken kardeşim doğrular bir değildir. Hakikat birdir. Doğru Hak demektir. Yani, hak doğru metod,prensip, umde, düsturlar üzerinde gitmektir. Yani, hak sırat-ı müstakim üzerinde olmaktır.
Kur'an hakkı bildiren kitabtır. Yani, insanlara hakikate ulaşmak için prensipler, metodlar verir. Doğru yolu gösterir. Doğru yol ise zamana, millete, coğrafyaya ,mesleklere vesaire farklılık gösterir. İşte Kur'an'ın en büyük vasfı her zamana hitab edebilme, her millete, kültüre, mesleğe dayanak olma, yol gösterebilmesidir.
"Hak yani doğru birdir" dediğimiz vakit alem-i insaniyete tek bir elbise giydirmek hepsini aynılaştırmak, kitleleştirmektir cemat ruhu taşıyan İslam'a muhallif bir görüş olacatır.
İşte Mü'min bir Müslümanın birinci vazifesi halkın hakikate ulaşma arzusu ile istimal ettiği, ancak; onu yalana ve yanlışa götüren kendi cebinden çıkan veyahut, medya gibi cahil veyahut ard niyetli cenahların verdiği ölçü aletlerine bedel Kur'an'ın hak metodlarını vermektir. Önce kendi istimal eder ki lisan-ı hal lisan-ı kalden daha tesirlidir.
İşte ortaya çıktı ki dalalet fırkalarının zuhur mukademelerine baktığımızda imamlarının hak metodtan uzaklaşmalarını görürüz. Elbette hak metodu istimal etmeyen -mesela- der; "Kader yoktur". Zaten başka bir sonuca varması düşünülemez. Yani, Adetullah'a binaen hak metodları kullanana muhakkak hak metodu istimal kabiliyetine veya aklının kabiliyeti nisbetince hakikat verilir. O kişi asla dall olmaz..
Muhabbetle
|
evet bakış açınız ve konuya nüfuzunuz ve ayrıca pratiği teoriye aktarışınız hoş ve anlamlı ...tabii ki hemfikir olduğumuz yanlar da var. bunun dışında katılamayacağımız noktalarda...
özellikle kırmızıyla işaretlediğimiz paragraftaki yeşil kelime bizim değindiğimiz nokta değil...doğrular noktasında da hem fikiriz...
mesajı daha dikkatli okursanız biz ''doğru'' birdir demiştik...''doğru'' kelime anlamıylada tekliği ifade eder...
bir dava ,bir görüş,bir yol buna yönelişte ve bunu özümseyişte, başlangıç ve varış itibariyle kişinin kendi doğrusunu ifade eder...
mutlak bir' e davette dahi davetçilerin hak için kullandıkları metodlarda ayrı ayrı birer hakkı ifade eder...
hem müslümanlık değilmidir hakka hizmeti amaç edinmek...amaç için de aynileşmek gerekmez mi?gerçekçi bir yaklaşımla amaç iman edenlerden olduk demek değilmidir...son tahlilde maksat aynileşmektir...yoksa farklı farklı iman mı söz konusudur...sonuç bir'e varmak değilmidir?
bu bağlamda mes' ele yi ele aldığımızda aynileşmek için farklılaşılmıyor mu?metod ' u yani doğruları da bu şekilde ele almak gerekir...selametle
__________________
Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede?
Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz.
|
|
|
|
 |
 |
|
 |
03-17-2008, 21:30
|
#109 (permalink)
|
|
Süper İlgili Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1.586
Tesekkür Etti: 799
Tesekkür Aldı: 1.819
Rep Puanı: 235
|
Anladım kardeşim. Sanırım kavramlarda iltibas ediyorsun.Maalesef özellikle bu iltibas bazı kardeşlerimizi mezhebi, farklı cemaatleri, tarikatları red etmeye götürüyor.
Dğru ile gerçek biribirinden farklıdır. Doğru; zaman, mekan, coğrafyaya göre farklılık gösterir.
Bak bir örnek vereyim.
Kanın abdesti bozması Kur'an'da apaçık bir hüküm içermez. Bu noktada biri çıkıp "ben dağlarda yaşıyorum. Her vakit bir yerim kanıyor. Su bulmak oldukça müşkül. Kan abdesti bozmaz" diyebilir. Biri çıkar der. "Ben şehirde yaşıyorum. Çok fazla bir yaralanmam yok. Hem suya ulaşmam kolay. Zaten, Kur'an "kan'a" haram(necis) demiş. Neme lazım abdestimi tazeleyeyim,",der.
İkiside doğrudur. Ama bu konuda hakikat birdir. O da şudur. Kur'an kanın haram olduğunu söyler. Bu ayette Allah ne murad etmişse hakikat yani gerçek odur. Artık bize düşen ayet hakkında doğru içtihad etmektir.
Zaten, içtihad fiye bir şey olması ve Kur'anın Şura suresinde ki meşveret emri doğrunun farklılık gösterdiğine delildir. Mesela namaz emri hem hak yani doğru hem hakikat yani bir gerçektir. Bu konuda içtihad yapılmaz, şura kurulmaz. Şura ve içtihad farklı coğrafyalarda, zamanda, mekanda, meslekte, mezhebte meşrebte olanların işlerini Kur'an'a uygun olarak yürütmeleri için kolaylıktır. Yoksa, öyle meseleler varkı geçen asırda farklı bu asırda farklı hükme varılır.
Mesela, Nur suresinde "ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyetteki cam fanus" ayetini fizikçi farklı anlar, coğrafyacı farklı anlar, 4 asır önce yaşayan farklı anlar, bu asırda yaşayan farklı anlar. Hepsi doğrudur. Ama hakikat yani gerçek sadece Allah'ın o ayetteki muradıdır.
İşte Kuran Asr Suresinde emretmiş "hakkı ve sabrı tavsiye ederler" ancak diğer bir ayet demiş "aranızda ihtilafa düştüğünüz şeylerin hakikaktini Allah bildirecek"
İşte hak ve hakikatı Kur'an öğretir. Ama, hak her meslek, mezheb, meşreb, zaman, coğrafya, millete göre farklıdır. Zaten öyle olmalı yoksa tüm insanlık aynı elbiseyi giymek zorunda kalır ve "sizi biribirinizi tanıyasınız diye farklı milletlerde yarattık " ayetine muhallif olur.
İşte Kur'an'ın yasak ettiği fırkalaşmanın tanımı çıktı. O da şudur "hakikat benim fırkama aittir" veyahut "hak sadece benim fırkama aittir" demektir. Mesela, şia diyor "şu isin hakikati şudur." Demiyor ki "hak budur" İhtilaf çıkıyor.
Çok hızlı yazdım. Sen toparlarsın.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
|
|
|
|
 |
|
Bu Mesaj Icin Duha Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
|
|
03-17-2008, 21:59
|
#110 (permalink)
|
|
Süper Kıdemli Üye
Caferi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: istanbul
Kan Gurubu: 0 Rh +
Yaş: 27
Mesajlar: 566
Tesekkür Etti: 408
Tesekkür Aldı: 546
Rep Puanı: 78
|
Selamlar
Çok güzel ifade etmişsiniz Allah razı olsun. Ancak son cümleniz açıkcası hiç hoş değil.
Alıntı:
|
Mesela, şia diyor "şu isin hakikati şudur." Demiyor ki "hak budur" İhtilaf çıkıyor.
|
__________________
En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.
"De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, isteğim ancak yakınlarıma sevgidir..."Şura/23.
Allahumme salli ala Muhammed’in ve Âl-i Muhammed
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve Resulike ve alel'muminine vel'muminati vel'muslimine vel'muslimati.
Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed'e salat et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle.
|
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:31 . |
|
|