 | Neden Kur'an Okumaliyiz ? |  |
22.04.2007, 21:38
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Üye
ÇAPANOĞLU isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.10.2006 Mesajlar: 811 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 | Neden Kur'an Okumaliyiz ? NEDEN KUR'AN OKUMALIYIZ ? NASIL KUR'AN OKUMALIYIZ ? Peygamberlik, İslam ve vahiy Kur’an la başladığı için Kur’an, İslam’ın en önemli, bozulmamış, orjinalliği günümüze kadar gelmiş gerçek kaynağıdır. Kur’an dışındaki hadis, siyer ve tarih gibi kaynaklar maalesef çeşitli inanç, siyasi çekişme ve çıkar amacıyla tahrif edilmiştir. Ancak bu son kaynakların doğruluk ve gerçekliğinin araştırılmasında rivayetlerin ve peygamberimize ait olduğu söylenen sözlerinin içinden yalan ve yanlışların ve şüphelilerin ayıklanması amacıyla İslam Bilginlerinin gösterdiği çaba ve çalışmaların önemi de inkar edilemez. Hadis ilmi denilen çalışmalara rağmen yine de bütün hadislere mutlak anlamda "doğru ve gerçektir" hükmü verilemez. Hadisleri nakleden nakilcilerin iyi niyetli ve doğru insanlar olduğunu tesbit etsek bile sözü dinleyenin anlama kapasitesine, zeka düzeyine ve hafıza seviyesine bağlı olarak nakil eksiklikleri ve hataları olabileceğini kabul etmemiz gerekir. Yine söylenen bir sözün ve davranışın bir öncesi, geçmişi ve arkaplanı olabileceğini de düşünmeliyiz. Yine hadis toplama çalışmalarının, peygamberimiz döneminde ve hatta ondan sonraki halifeler döneminde yasaklandığını ve ancak hicri 70 li yıllardan sonra yapıldığını düşünmeliyiz. Bu sebeble bütün hadislerin mutlak ve tam güvenilir bir bilgi kaynağı olmadığını, islami çalışmalarda istifade edilebilecek, ancak insani hataların da içinde olabileceği bir kaynak olduğunu düşünmek gerekir. Zaten böyle olmasaydı İslam alimleri hadisleri sağllık derecelerine ayırmak için yıllarca ter dökmezlerdi. Halbuki Kur’an Peygamberimizin sağlığında vahiylerin hemen ardından yazıya dökülmek üzere tesbit edilerek bize ulaşan tam doğru ve kesin bir bilgi kaynağıdır. Allah (C.C.) ilk inen surelerde Alak ve Kalem’de yazının ve kalemin öneminden bahsederek peygamberimize ve müminlere Kur’anın yazı ve kayıt altına alınmasının işaretlerini vermiştir.
Her dinin hatta her ideolojinin bir ana kitabı vardır. Yahudilerin Tevrat'ı, Hıristiyanların İncil'i, Komünist ideolojinin Das Kapital’i, Nasyonel Sosyalizmin Kavgam’ı nasıl onlarca en önemli kaynaksa Kuran da İslamın ana kitabıdır. İslamı öğrenmek anlamak isteyenin başvuracağı ilk ve en önemli bilgi kaynağıdır. Kuran Allah tarafından sadece peygambere ve onun arkadaşlarına inmemiştir. O sadece müslümanlara da inmemiştir. Onun hitabı kafir-mümin bütün insanlaradır. İçinde ki De ki : Ey Kafirler, Ey İnsanlar, Ey Müminler hitaplarından da anlaşılacağı gibi muhatabı bütün insanlar ve insanlıktır.
Kuran sadece bir çağa inmiş değildir. Peygamberimizin son peygamber, Kur’anın da son kitap olduğu düşünülürse Kur’anın hitabı Peygamberimizden sonra kıyamete kadar bütün insanlığı içine alır. Bu sebeble biz Kur’anı sanki bugün bize vahyoluyormuş gibi okumalı, anlamalı ve uygulamaya çalışmalıyız. Kur’an bir kerede ve bir anda inmemiştir. İlk vahiyden başlıyarak 23 senede parça parça ve birbirini takibeden ayet ve surelerle inmiştir. Kur’an “bir kere de indirilmeliydi” diyenler kafirlerdir (gerçekleri örtenler). Bu tedrici iniş müminlerin ve toplumun değişiminin bir kere de veya bir gecede sağlanamayacağı gerçeğiyle ilgilidir. İnsanlar ve toplumlar büyük değişimler için zamana ihtiyaç duymuşlardır. İnsanın ve toplumun inanç kültür değişimi bunu pratiğe geçirmesi, özümsemesi elbette bir günde olmaz. İnsan ve toplum aynen bir çocuğun bebeklikten başlayarak ergin bir insan haline gelmesi gibi yavaş yavaş ve süreç içinde öğrenerek değişir ve gelişir. Nasıl bir çocuk doğduğunda bir günde kendi kendine yürüyemez, yiyemez, koşamazsa insan ve toplumlarda bu öğrenme ve özümseme sürecini yaşamak zorundadır. Bu sebeble Kuran’ın vahyi Mümin insanları ve islam toplumunu inşa ederken bir sıra ve süreç takip etmiştir. Bu süreçte Peygamberimiz, sahabesi (arkadaşları) eğitilmiş, islam toplumu tedrici olarak inşa edilmiştir. Kuran ayetlerinin ve surelerin iniş sırası bu gün elimizde elimizde olan Kur’anın sure sıralaması ile aynı değildir. Bugünkü sıralama sahabenin içtihadıdır. Kur’anın Surelerinin iniş sırası birçok islami kaynakta bulunabilir. Bizde bu sitede bu sıraya göre bir sıralama yaparak Kur’anı yorumlamayı tercih ettik. Çünkü madem ki Allah (C.C.) Peygamberini ve sahabesini bu sırada eğitmiştir. Bu eğitimde de bir hikmet olacağı doğaldır. İnsanın ve Toplumun yapısını en iyi bilen Yaratıcı onları yeni doğan bir çocuk safhasından ergin bir mümin ve ümmete ulaştırmanın sürecini de en iyi bilecek O dur. Bu sebeble Kur’an eğitiminde iniş sırasını takip etmenin önemli olacağına inanıyoruz. Kur’anın önce inen ayetleri daha sonra inen ayetlerinde daha ayrıntılı bir şekilde açıklanmış ve örneklendirilmiştir. Kur’anın iniş sırasını bilmez veya gözönüne almazsanız önceki ayet ve surelerde inen kavram ve terimlerin daha sonraki ayetlerde nasıl açıklandığını anlayamazsınız. Kuran: Kıyame 75-19 ayetinde “onu açıklamak bize düşer” derken önceki surelerde geleni, daha sonraki ayet ve surelerde açıklayacağını taahhüt etmiştir. Bir örnek vermek gerekirse iniş sırasına göre 5. olan Fatiha Suresindeki “Sıratı Müstakim= Doğruyol kavramı Enam 151-154 daha kapsamlı olarak açıklanmıştır. Yine İniş sırasına göre 10. Sure olan Fecr suresinde 29,30 Ayette “kullarımın içine” “Rahmanın Kullarımın içine” deyimi olarak 25.Sure olan Furkan 63-74 ve Saffat 39-49 ayetlerinde açıklanmıştır. A.Karaman
__________________
======================================== ...ve biz bu kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, bir yol gösterme, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik (Nahl;89)
Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru olana kılavuzlar...(İsra;9) ======================================== | |
| |  |  | |  |
23.04.2007, 12:12
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
nurşeyma isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.04.2007 Yaş: 33 Mesajlar: 311 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3 | Kur’anın önce inen ayetleri daha sonra inen ayetlerinde daha ayrıntılı bir şekilde açıklanmış ve örneklendirilmiştir. Kur’anın iniş sırasını bilmez veya gözönüne almazsanız önceki ayet ve surelerde inen kavram ve terimlerin daha sonraki ayetlerde nasıl açıklandığını anlayamazsınız. Kuran: Kıyame 75-19 ayetinde “onu açıklamak bize düşer” derken önceki surelerde geleni, daha sonraki ayet ve surelerde açıklayacağını taahhüt etmiştir. Bir örnek vermek gerekirse iniş sırasına göre 5. olan Fatiha Suresindeki “Sıratı Müstakim= Doğruyol kavramı Enam 151-154 daha kapsamlı olarak açıklanmıştır. Yine İniş sırasına göre 10. Sure olan Fecr suresinde 29,30 Ayette “kullarımın içine” “Rahmanın Kullarımın içine” deyimi olarak 25.Sure olan Furkan 63-74 ve Saffat 39-49 ayetlerinde açıklanmıştır. Bedenimizi günde 3 kez doyurmakla mükellefsek, en az bir o kadar ruhumuzu da vahy gıdasıyla doyurmalıyız, bu yüzden okumalıyız Kur'anı.. | |
| |  |
23.04.2007, 14:57
|
#3 (permalink)
| | Yeni Üye
selinay25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 19.04.2007 Yaş: 23 Mesajlar: 88 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | S.A
Teşekkür ederim Çapan oğlu Allah razı olsun güzel bir konuya değinmişsin | |
| |
23.04.2007, 20:59
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Üye
ÇAPANOĞLU isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.10.2006 Mesajlar: 811 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 | Alıntı: selinay25 Nickli Üyeden Alıntı
S.A
Teşekkür ederim Çapan oğlu Allah razı olsun güzel bir konuya değinmişsin | eyvallh kardeş. Ecmeiin..
__________________
======================================== ...ve biz bu kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, bir yol gösterme, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik (Nahl;89)
Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru olana kılavuzlar...(İsra;9) ======================================== | |
| |  | |  |
23.04.2007, 23:06
|
#5 (permalink)
| | Yeni Üye
iklim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 13.04.2007 Yaş: 23 Mesajlar: 15 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Bize sürekli Kur’an okumamızı öğütlüyorsunuz. Ancak Kur’an’ı gereğince anlamada nasıl bir yöntem izlenmeli. Bu konudaki tavsiyeleriniz nedir?
Kur’an’ın okunmasını biz değil, Allah istemektedir. Biliyorsunuz ki Kur’an, hepimizin kendisinden hesaba çekileceği kitabın ismidir. Kıyamet günü hepimiz tek tek Kur’an’a uyup uymamaktan hesaba çekileceğiz. Böyle olunca da, Kitap bilinmeli ki uyulsun; bilinmesi için de okunmalıdır. Söz konusu okuma bilmek için ; bilmek te, uymak (yaşamak) içindir. Kendisinden kullarını hesaba çekeceği Kitab’ın, kullarınca anlaşılır bir kitap olması gerekmez mi? Ki ‘anlayabileceğimiz bir kitap gönderseydin, biz de ona uyardık. Anlamadığımız bir kitabı gönderdiğin için bizde ona uyamadık’ diye bir özür ileri sürmesinler. Ayrıca Kitab’ı anlamak, hiç kimsenin tekeline verilmemiştir. Yoksa, tekeline kitap verilen kişi sayısınca, ortaya kitap çıkardı. Allah kullarına uymaları için bir Kitap, kitabı anlayacak düzeyde de akıl vermiştir. Aklı olan herkes onu anlar. Kitab’ı anlamanın belirlenmiş standart bir yöntemi yoktur.
Kitab’ı gereğince anlama konusunda, tarihi süreç içinde oluşan yanlış anlayışlar Kitap’la aramızdaki iletişimi büyük oranda engellediğinden; biz daha çok bu noktada bazı önerilerde bulunmak istiyoruz.
a- Kur’an’ı anlamak hiç bir şarta bağlı değildir: Öncelikle şunu bilmelisiniz ki: Kur’an’ı anlamak hiçbir şarta (aklı olma dışında) bağlı değildir. O’nu okuyan herkes kendi seviyesinde anlayacaktır. Ve anladıkları nasıl bir Müslüman olması gerektiği konusunda kendisine yetecektir.
Kur’an ona, inanması gereken Allah’ı, Allah’a nasıl kulluk yapacağını ve hak ile batılı birbirinden ayırmasını gösterecektir.
b- Kur’an ne diyor? Kur’an’ı elinize alın ve şu soruya cevap bulmaya çalışın: -Kur’an ne diyor? Ayetleri tek tek değerlendirdiğinizde kapalı olan, değişik anlamları içeren, anlamı bilinmeyen ayetler görebilirsiniz. Ancak bu Kur’an’ı anlamamıza engel değildir. Zira ayetleri tek tek alarak bu ayet ne diyor diye değil; bir bütün olarak Kur’an ne diyor sorusunun cevabını alırsınız. Helal ve haram, emir ve yasaklar, iyi ve kötü, uymamız ve kaçınmamız gerekenler apaçık ve anlaşılırdır. Yani bizim için gerekli olanlar; ihtiyacımızı karşılamada yeterli olanlar anlayacağımız düzeyde açıklanmıştır.
c- Kur’an’ın ne olduğunu ve gönderilme amacını bilmek: Kur’an’ın ne olduğunu ve niçin gönderildiğini doğru olarak bilmeden, O’nu doğru anlamak mümkün olmaz.
Kur’an, insanların hayatlarını düzenlemede, referans alınsın diye mi; yoksa yüzünden ve ne dediği anlaşılmadan, sevap kazanmak amacıyla okunsun diye mi, yoksa ölünün ardından okunsun diye mi, yoksa dinsel ayinlerde okunarak huşu elde edilsin diye mi gönderildi. Elbette ki yaşantımızı kendisine göre düzenleyelim diye gönderilmiştir cevabı doğrudur. O zaman ölülerin ardından okumayı bırakıp, dirilerin hayatını düzenleyen esaslar nelermiş onları öğrenelim diye okumalıyız.
d- Tevhidi düşünceyi kavrayamamış olmak: Tevhidi kavrayamamış olanlar, Kur’an’ı gereğince anlamazlar. Çünkü Kur’an’ın esası Tevhid üzerine kurulmuştur. Kur’an’dan tevhidi çıkardığımız zaman, Kur’an’ın kendisini okuyana vereceği hiçbir şey kalmaz.
e- Kur’an’ı çokça ve gereğince okumak: Kur’an’ı ne kadar çok okursak o kadar fazla anlarız. O bakımdan Onu mümkün olan her zaman okumalıyız. Aceleye getirmeden, ağır ağır ve üzerinde düşüne düşüne, mümkünse her bir kelimesini bile kavramaya çalışarak okumalıyız.
f- Kur’an’ın kendine özgü bir dili ve anlatım tekniği vardır: Bu dili ve anlatım tekniğini yakaladığımız zaman Kur’an daha da anlaşılır olur. Zira Kur’an’da bir çok şey sembolize edilmiştir. Ve kelimelere mecazi anlamlar yüklenmiştir.
g- Kur’an bilim kitabı değildir: Kur’an, ne tarih kitabı, ne başka bir bilim kitabıdır. Kur’an’da tarihten ve bilime konu olan alanlardan söz ediliyor oluşu, Allah’ı ve anlatılmak istenen şeyleri daha iyi anlayalım diye örnekler verilmesindendir. Örneğin; Kendi gücünü ve yüceliğini kavrayalım diye yer ile gök arasında yaratmış olduğu şeylerden, sivri sinekten; yeniden diriltileceğimizi anlayalım diye, ölümünden sonra yeniden dirilen bitkilerden; gücünün ne kadar büyük olduğunu anlayalım diye evrende yarattığı şeylerden ve o şeylere koyduğu yasalardan; iman edenlerin küfredenlere karşı Allah’ın yardımını nasıl hakettiklerini, tevhidi mücadelenin nasıl verilmesi gerektiğini bilelim diye geçmiş toplumların kıssalarını örnek olsun diye anlatmaktadır...
h- Kur’an’ı kendi bütünlüğü içinde anlama: Kur’an’a bütünsel değil de parçacı bir anlayışla yaklaşma, yanılmalara neden olabilir. Bir ayete Kur’an’ın bir bütün olarak ifade ettiği anlama uygunluğu alarak en doğru anlamı verebiliriz.
i- Kur’an’ı, Kur’an’dan başka kaynakları esas alarak anlamaya çalışmak: Kur’an’ı, Kur’an’dan başka kaynakları esas alarak anlamaya çalışmak, o kaynaklardan yararlanma düşüncesiyle değil de, onları esas alma koşuluna bağlıysa, onlardaki yanlışları Kur’an’a bulaştırmış oluruz. Bu da netice olarak Kur’an’ı (söz olarak değil) anlam olarak tahrif etmek gibi büyük bir yanlışı içermektedir. Her şeye ölçü saydığımız Kitab’ı, başka ölçülerle açıklamak, ölçülerin yerini ve işlevini değiştirmek demektir.
j- Geleneksel Kültür: Geleneksel kültürün bizde oluşturduğu ön bilgilerle Kur’an’a yaklaşmak, ondan elde edilmesi gerekeni elde etmemize engel olur. Bu, bilgilerimizi Kur’an’a göre değiştirme veya düzeltme yerine, mevcut düşüncemizi Kur’an’a onaylatma gibi bir yanlışı beraberinde getirdiğinden, hak ile batıl birbirine karışmış olur.
k- Alimlerin görüşü: Alimlerin görüşünü ölçü almak ve Kur’an’ı onlar nasıl anlamışsa, onların her dediklerini doğru varsayarak, öyle anlamayı esas almak, Kur’an’ı onların anlayışları ile sınırlamak ve dondurmaktır. Oysa ki onların ne düşündüklerini ve nasıl anladıklarını bilmemiz, görüşümüze görüş katmak amacıyla olursa yararlı olur.
l- Kur’an’la kul arasındaki aracılar: Allah ile kulu arasındaki aracılar, kul ile kitap arasına da girmiş bulunuyor. Ve kulları Kitab’a değil, Kitap adına kendilerine uymaya çağıranlar, kulu Allah’a yaklaştıracak olan doğru yolu ortaya koymak iddiasında olan ve kendilerini kaynak sayan kimselerdir. Kul bunlara takılı kaldığı sürece Kitab’ın kendisine asla kavuşamadığından, deyim yerinde ise, hayatını ‘kitapsız’ olarak tüketmektedir. Doğrudan Kur’an’a çağırmayan, ‘bana takılın sizleri Kur’an’a götüreyim’ diyen herkes aracı konumundadır. Şeyhler, veliler, mürşitler, üstadlar, alimler, ağabeyler... gibi sıfatlarla anılanların konumlarına bakın, eğer kendilerini işin şartı olarak görüyorlarsa (ki büyük çoğunluk öyledir) o zaman bunlar, engelleyici aracılar ve hedef saptıranlardır.
m- Peygamberliği yanlış tanımlamak: Peygamber ve peygamberliğin ne olduğunu, amacını ve Kur’an’daki yerini doğru bilmek, Kur’an’ı anlamada yanılmamıza neden olur. Allah’ın dinini pratize etmede örneklik, vahyi duyurmada elçilik yapma peygamberliğin esasını teşkil etmektedir. Lakin kimileri peygamberliğin bu boyutunu hiç dikkate almadan, O’na din adına hüküm koydurarak O’nu Allah’ın dininin ortağı olarak görmekteler. Oysa ki Allah, kendi dinine peygamberi de dahil hiçbir varlığı ortak etmemiştir.
n- Kur’an’ı anlayamayız önyargısı: Kur’an’ı anlayamayız anlayışı Kur’an’a yapılan en büyük iftiradır. Zira Kur’an’ın kendisi, defalarca anlaşılır olduğunu, biz anlayalım diye apaçık olduğunu bildirmektedir. Buna rağmen anlayamayız anlayışı bir ön şartlanma ve kuruntudan ibaret. Anlayamadığımız bir kitabı Allah bize gönderip te bizi ondan sorumlu tutar mı? Bu Allah’ın adaletine yakışır mı?
o- İlletin önemi: Kelimelerin yalın olarak ifade ettikleri anlamlara takılıp kalma yerine, o kelimelerle ifade edilmeye çalışılan ‘özü’ algılamaya çalışmalıyız. Ayetin mesajını, kelimelere verdiğimiz anlamla değil, mesajın özü doğrultusunda kelimelere yüklediğimiz anlamla anlamaya çalışmalıyız. Örneğin ayet, savaş için besili atlara sahip olmamızı mı istiyor. Burada ‘öz’ olan besili at değil. Savaşa hazırlıklı olmak için gerekli araçlara sahip olmaktır. Zira at amaç değil, araçtır. Bu ayet öz olarak savaşa hazırlıklı olmayı istemektedir. Araçlar her zaman değişebilir, ama amaç (öz) değişmez. Araç dün attı, bugün tank yarın da başka bir şey olacaktır.
p- Kavramların önemi: Kavramlar tıpkı yazı yazmak için kullandığımız harfler gibidir. Nasıl ki harfleri bilmeden, okuyup yazamazsak, kavramları bilmeden de Kur’an’ı gereğince anlayamayız. Örneğin İlahın, Rabbın, sabrın, ibadetin, tağutun... ne olduğunu bilmezsek, (ki kavramlar Kur’an kültürünün harfleri gibidir) Kur’an’ı gereğince anlayamayız.
Bu bilgileri yerimizin hacmini gözönünde bulundurarak özet bir şekilde vermeye çalıştık inşaallah dergimizin önümüzdeki sayılarında bu konuyu (özel bir bölüm-başlık altında) daha kapsamlı bir şekilde işlemeye devam edeceğiz. Allah’a emanet olunuz | |
| |  |
24.04.2007, 22:21
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Üye
yıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.08.2006 Mesajlar: 1.386 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | Yazılarınızı tam okumadım ama şu ayeti uygun gördüm. Doğrusunu ALLAH TEALA bilir. --------------------
NAHL SURESİ
89- Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitab'ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC] To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. | |
| |  | |  |
24.04.2007, 22:33
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Üye
ÇAPANOĞLU isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.10.2006 Mesajlar: 811 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 | Alıntı: yıldız Nickli Üyeden Alıntı
Yazılarınızı tam okumadım ama şu ayeti uygun gördüm. Doğrusunu ALLAH TEALA bilir. --------------------
NAHL SURESİ
89- Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitab'ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. | 29. "Beni, bana ulaşan mesajdan saptırdı. Gerçekten, şeytan insanı yarı yolda bırakır." 30. Elçi de, "Rabbim, halkım Kuran'ı terketti," der.
31. Biz ayrıca her peygambere suçlulardan bir düşman var ettik. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
32. İnkarcılar, "Kuran, ona neden bir defada indirilmedi," dediler. Biz böylece onu belleğine yerleştirmekte ve onu belirlenmiş bir dizilişe göre okumaktayız.
__________________
======================================== ...ve biz bu kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, bir yol gösterme, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik (Nahl;89)
Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru olana kılavuzlar...(İsra;9) ======================================== | |
| |  |  | |  |
25.04.2007, 08:55
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Üye
chamdali isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 28.04.2006 Yaş: 33 Mesajlar: 513 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 3 | Alıntı: iklim Nickli Üyeden Alıntı
Bize sürekli Kur’an okumamızı öğütlüyorsunuz. Ancak Kur’an’ı gereğince anlamada nasıl bir yöntem izlenmeli. Bu konudaki tavsiyeleriniz nedir?
Kur’an’ın okunmasını biz değil, Allah istemektedir. Biliyorsunuz ki Kur’an, hepimizin kendisinden hesaba çekileceği kitabın ismidir. Kıyamet günü hepimiz tek tek Kur’an’a uyup uymamaktan hesaba çekileceğiz. Böyle olunca da, Kitap bilinmeli ki uyulsun; bilinmesi için de okunmalıdır. Söz konusu okuma bilmek için ; bilmek te, uymak (yaşamak) içindir. Kendisinden kullarını hesaba çekeceği Kitab’ın, kullarınca anlaşılır bir kitap olması gerekmez mi? Ki ‘anlayabileceğimiz bir kitap gönderseydin, biz de ona uyardık. Anlamadığımız bir kitabı gönderdiğin için bizde ona uyamadık’ diye bir özür ileri sürmesinler. Ayrıca Kitab’ı anlamak, hiç kimsenin tekeline verilmemiştir. Yoksa, tekeline kitap verilen kişi sayısınca, ortaya kitap çıkardı. Allah kullarına uymaları için bir Kitap, kitabı anlayacak düzeyde de akıl vermiştir. Aklı olan herkes onu anlar. Kitab’ı anlamanın belirlenmiş standart bir yöntemi yoktur.
Kitab’ı gereğince anlama konusunda, tarihi süreç içinde oluşan yanlış anlayışlar Kitap’la aramızdaki iletişimi büyük oranda engellediğinden; biz daha çok bu noktada bazı önerilerde bulunmak istiyoruz.
a- Kur’an’ı anlamak hiç bir şarta bağlı değildir: Öncelikle şunu bilmelisiniz ki: Kur’an’ı anlamak hiçbir şarta (aklı olma dışında) bağlı değildir. O’nu okuyan herkes kendi seviyesinde anlayacaktır. Ve anladıkları nasıl bir Müslüman olması gerektiği konusunda kendisine yetecektir.
Kur’an ona, inanması gereken Allah’ı, Allah’a nasıl kulluk yapacağını ve hak ile batılı birbirinden ayırmasını gösterecektir.
b- Kur’an ne diyor? Kur’an’ı elinize alın ve şu soruya cevap bulmaya çalışın: -Kur’an ne diyor? Ayetleri tek tek değerlendirdiğinizde kapalı olan, değişik anlamları içeren, anlamı bilinmeyen ayetler görebilirsiniz. Ancak bu Kur’an’ı anlamamıza engel değildir. Zira ayetleri tek tek alarak bu ayet ne diyor diye değil; bir bütün olarak Kur’an ne diyor sorusunun cevabını alırsınız. Helal ve haram, emir ve yasaklar, iyi ve kötü, uymamız ve kaçınmamız gerekenler apaçık ve anlaşılırdır. Yani bizim için gerekli olanlar; ihtiyacımızı karşılamada yeterli olanlar anlayacağımız düzeyde açıklanmıştır.
c- Kur’an’ın ne olduğunu ve gönderilme amacını bilmek: Kur’an’ın ne olduğunu ve niçin gönderildiğini doğru olarak bilmeden, O’nu doğru anlamak mümkün olmaz.
Kur’an, insanların hayatlarını düzenlemede, referans alınsın diye mi; yoksa yüzünden ve ne dediği anlaşılmadan, sevap kazanmak amacıyla okunsun diye mi, yoksa ölünün ardından okunsun diye mi, yoksa dinsel ayinlerde okunarak huşu elde edilsin diye mi gönderildi. Elbette ki yaşantımızı kendisine göre düzenleyelim diye gönderilmiştir cevabı doğrudur. O zaman ölülerin ardından okumayı bırakıp, dirilerin hayatını düzenleyen esaslar nelermiş onları öğrenelim diye okumalıyız.
d- Tevhidi düşünceyi kavrayamamış olmak: Tevhidi kavrayamamış olanlar, Kur’an’ı gereğince anlamazlar. Çünkü Kur’an’ın esası Tevhid üzerine kurulmuştur. Kur’an’dan tevhidi çıkardığımız zaman, Kur’an’ın kendisini okuyana vereceği hiçbir şey kalmaz.
e- Kur’an’ı çokça ve gereğince okumak: Kur’an’ı ne kadar çok okursak o kadar fazla anlarız. O bakımdan Onu mümkün olan her zaman okumalıyız. Aceleye getirmeden, ağır ağır ve üzerinde düşüne düşüne, mümkünse her bir kelimesini bile kavramaya çalışarak okumalıyız.
f- Kur’an’ın kendine özgü bir dili ve anlatım tekniği vardır: Bu dili ve anlatım tekniğini yakaladığımız zaman Kur’an daha da anlaşılır olur. Zira Kur’an’da bir çok şey sembolize edilmiştir. Ve kelimelere mecazi anlamlar yüklenmiştir.
g- Kur’an bilim kitabı değildir: Kur’an, ne tarih kitabı, ne başka bir bilim kitabıdır. Kur’an’da tarihten ve bilime konu olan alanlardan söz ediliyor oluşu, Allah’ı ve anlatılmak istenen şeyleri daha iyi anlayalım diye örnekler verilmesindendir. Örneğin; Kendi gücünü ve yüceliğini kavrayalım diye yer ile gök arasında yaratmış olduğu şeylerden, sivri sinekten; yeniden diriltileceğimizi anlayalım diye, ölümünden sonra yeniden dirilen bitkilerden; gücünün ne kadar büyük olduğunu anlayalım diye evrende yarattığı şeylerden ve o şeylere koyduğu yasalardan; iman edenlerin küfredenlere karşı Allah’ın yardımını nasıl hakettiklerini, tevhidi mücadelenin nasıl verilmesi gerektiğini bilelim diye geçmiş toplumların kıssalarını örnek olsun diye anlatmaktadır...
h- Kur’an’ı kendi bütünlüğü içinde anlama: Kur’an’a bütünsel değil de parçacı bir anlayışla yaklaşma, yanılmalara neden olabilir. Bir ayete Kur’an’ın bir bütün olarak ifade ettiği anlama uygunluğu alarak en doğru anlamı verebiliriz.
i- Kur’an’ı, Kur’an’dan başka kaynakları esas alarak anlamaya çalışmak: Kur’an’ı, Kur’an’dan başka kaynakları esas alarak anlamaya çalışmak, o kaynaklardan yararlanma düşüncesiyle değil de, onları esas alma koşuluna bağlıysa, onlardaki yanlışları Kur’an’a bulaştırmış oluruz. Bu da netice olarak Kur’an’ı (söz olarak değil) anlam olarak tahrif etmek gibi büyük bir yanlışı içermektedir. Her şeye ölçü saydığımız Kitab’ı, başka ölçülerle açıklamak, ölçülerin yerini ve işlevini değiştirmek demektir.
j- Geleneksel Kültür: Geleneksel kültürün bizde oluşturduğu ön bilgilerle Kur’an’a yaklaşmak, ondan elde edilmesi gerekeni elde etmemize engel olur. Bu, bilgilerimizi Kur’an’a göre değiştirme veya düzeltme yerine, mevcut düşüncemizi Kur’an’a onaylatma gibi bir yanlışı beraberinde getirdiğinden, hak ile batıl birbirine karışmış olur.
k- Alimlerin görüşü: Alimlerin görüşünü ölçü almak ve Kur’an’ı onlar nasıl anlamışsa, onların her dediklerini doğru varsayarak, öyle anlamayı esas almak, Kur’an’ı onların anlayışları ile sınırlamak ve dondurmaktır. Oysa ki onların ne düşündüklerini ve nasıl anladıklarını bilmemiz, görüşümüze görüş katmak amacıyla olursa yararlı olur.
l- Kur’an’la kul arasındaki aracılar: Allah ile kulu arasındaki aracılar, kul ile kitap arasına da girmiş bulunuyor. Ve kulları Kitab’a değil, Kitap adına kendilerine uymaya çağıranlar, kulu Allah’a yaklaştıracak olan doğru yolu ortaya koymak iddiasında olan ve kendilerini kaynak sayan kimselerdir. Kul bunlara takılı kaldığı sürece Kitab’ın kendisine asla kavuşamadığından, deyim yerinde ise, hayatını ‘kitapsız’ olarak tüketmektedir. Doğrudan Kur’an’a çağırmayan, ‘bana takılın sizleri Kur’an’a götüreyim’ diyen herkes aracı konumundadır. Şeyhler, veliler, mürşitler, üstadlar, alimler, ağabeyler... gibi sıfatlarla anılanların konumlarına bakın, eğer kendilerini işin şartı olarak görüyorlarsa (ki büyük çoğunluk öyledir) o zaman bunlar, engelleyici aracılar ve hedef saptıranlardır.
m- Peygamberliği yanlış tanımlamak: Peygamber ve peygamberliğin ne olduğunu, amacını ve Kur’an’daki yerini doğru bilmek, Kur’an’ı anlamada yanılmamıza neden olur. Allah’ın dinini pratize etmede örneklik, vahyi duyurmada elçilik yapma peygamberliğin esasını teşkil etmektedir. Lakin kimileri peygamberliğin bu boyutunu hiç dikkate almadan, O’na din adına hüküm koydurarak O’nu Allah’ın dininin ortağı olarak görmekteler. Oysa ki Allah, kendi dinine peygamberi de dahil hiçbir varlığı ortak etmemiştir.
n- Kur’an’ı anlayamayız önyargısı: Kur’an’ı anlayamayız anlayışı Kur’an’a yapılan en büyük iftiradır. Zira Kur’an’ın kendisi, defalarca anlaşılır olduğunu, biz anlayalım diye apaçık olduğunu bildirmektedir. Buna rağmen anlayamayız anlayışı bir ön şartlanma ve kuruntudan ibaret. Anlayamadığımız bir kitabı Allah bize gönderip te bizi ondan sorumlu tutar mı? Bu Allah’ın adaletine yakışır mı?
o- İlletin önemi: Kelimelerin yalın olarak ifade ettikleri anlamlara takılıp kalma yerine, o kelimelerle ifade edilmeye çalışılan ‘özü’ algılamaya çalışmalıyız. Ayetin mesajını, kelimelere verdiğimiz anlamla değil, mesajın özü doğrultusunda kelimelere yüklediğimiz anlamla anlamaya çalışmalıyız. Örneğin ayet, savaş için besili atlara sahip olmamızı mı istiyor. Burada ‘öz’ olan besili at değil. Savaşa hazırlıklı olmak için gerekli araçlara sahip olmaktır. Zira at amaç değil, araçtır. Bu ayet öz olarak savaşa hazırlıklı olmayı istemektedir. Araçlar her zaman değişebilir, ama amaç (öz) değişmez. Araç dün attı, bugün tank yarın da başka bir şey olacaktır.
p- Kavramların önemi: Kavramlar tıpkı yazı yazmak için kullandığımız harfler gibidir. Nasıl ki harfleri bilmeden, okuyup yazamazsak, kavramları bilmeden de Kur’an’ı gereğince anlayamayız. Örneğin İlahın, Rabbın, sabrın, ibadetin, tağutun... ne olduğunu bilmezsek, (ki kavramlar Kur’an kültürünün harfleri gibidir) Kur’an’ı gereğince anlayamayız.
Bu bilgileri yerimizin hacmini gözönünde bulundurarak özet bir şekilde vermeye çalıştık inşaallah dergimizin önümüzdeki sayılarında bu konuyu (özel bir bölüm-başlık altında) daha kapsamlı bir şekilde işlemeye devam edeceğiz. Allah’a emanet olunuz | Selam, Kur'an'ı ölülerin arkasından okunacak bir ağıt kitabı olarak değil yaşamın içinde yaşamak için okunacak bir öğüt kitabı olarak görenler için İklim kardeşin yazdıkları faydalanılacak cinsten.
Kendisine teşekkür ediyorum.
Selamlar!
__________________ Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme... (17/36) | |
| |  |
25.04.2007, 19:07
|
#9 (permalink)
| | Tercübeli Üye
ÇAPANOĞLU isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.10.2006 Mesajlar: 811 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 | Alıntı: chamdali Nickli Üyeden Alıntı
Selam, Kur'an'ı ölülerin arkasından okunacak bir ağıt kitabı olarak değil yaşamın içinde yaşamak için okunacak bir öğüt kitabı olarak görenler için İklim kardeşin yazdıkları faydalanılacak cinsten.
Kendisine teşekkür ediyorum.
Selamlar! | Evet, bu da günün sözüdür işte,
Kur'an ve AĞIT KİTABI..
Tenzih etmek gerek..
Rabbim anlayanlardan eylesin..
__________________
======================================== ...ve biz bu kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, bir yol gösterme, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik (Nahl;89)
Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru olana kılavuzlar...(İsra;9) ======================================== | |
| |
25.04.2007, 19:29
|
#10 (permalink)
| | Tercübeli Üye
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006 Mesajlar: 2.428 Tesekkür Etti: 37
21 Kunu Icin 39 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 21 | Rabbim anlayanlardan eylesin..
amin..
__________________ CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır... heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum... | |
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 04:23. | | |