 | Niçin Ibadet Ediyoruz? |  |
04.04.2007, 15:11
|
#1 (permalink)
| | E-Mail Onayi Bekleniyor
ayşe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 15.03.2007 Yaş: 26 Mesajlar: 55 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | Niçin Ibadet Ediyoruz? Allah Riza,si Için
Cennet,i Kazanmak Için
Cehennem,ateşinden Korunmak Için | |
| |
04.04.2007, 16:02
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Azra isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 15.03.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 19 Mesajlar: 2.407 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12 | hepsi için ibadet ediyoruz... | |
| |
04.04.2007, 16:31
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Asya isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 27.09.2006 Bulunduğu yer: İstanbul Yaş: 21 Mesajlar: 1.055 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 | ne güzel demiş ; cennet cennet dedikleri
üç beş köşkle üçbeş huri
isteyene ver onları
bana seni gerek seni
tabiki Allah rızası için.
__________________
cennet cennet dedikleri
üç beş köşkle üç beş huri
isteyene ver onları
bana seni gerek seni
yunus emre | |
| |
04.04.2007, 16:46
|
#4 (permalink)
| | E-Mail Onayi Bekleniyor
ayşe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 15.03.2007 Yaş: 26 Mesajlar: 55 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | Alıntı: Azra Nickli Üyeden Alıntı
hepsi için ibadet ediyoruz... | SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞİM,CENNET HER ZAMAN ARZULANAN YERDİR.CEHENNEM ATEŞİDE KORKULAN YERDİR.LAKİN ALLAH RIZASI HEPSİNDEN ÖNEMLİDİR ,DÜŞÜN KARDEŞİN RABBİM RAZI DEĞİLSE CENNETİ NEYLEYİM,EĞER RAZI DEĞİLSE CEHENNEM ATŞİNDEN NEDEN KORKAYIM Kİ?ZATEN CEHENNEME GİRMEDEN YANMIŞIMDIR.ALLAH CÜMLEMİZE EN DOĞRU İLMİ ÖĞRENMEYİ ,O İLİMLE AMEL ETMEYİ ,AMELİMİZDE DE İHLASLI OLMAYI NASİP ETSİN. | |
| |
04.04.2007, 20:06
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Yasemin03 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.12.2006 Yaş: 23 Mesajlar: 229 Tesekkür Etti: 1
3 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9 | İlâhî Ferman olan Kur’anda şöyle buyrulur: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine nâil olasınız.” (Bakara Sûresi, 21)
__________________ Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kirma! Kalb kirmak, Allahü teâlâyi incitmek demektir. Ahmed Yesevî Rahmetullahi aleyh Allah Resulü (s.a.v.) buyurdu ki:
Allah katinda duadan kiymetli bir ibadet yoktur | |
| |
04.04.2007, 20:11
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Üye
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006 Mesajlar: 2.405 Tesekkür Etti: 2
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | üçüde aynı kapıya çıkmasın??
__________________ CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır... heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum... | |
| |  | |  |
04.04.2007, 20:14
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Üye
nicksizadam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.03.2007 Bulunduğu yer: ankara Yaş: 22 Mesajlar: 331 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | İbadet, “Allah’a karşı kulluk vazifelerini yerine getirmek, Allah’ın emirlerine boyun eğmek” demektir.
İlâhî Ferman olan Kur’anda şöyle buyrulur: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine nâil olasınız.” (Bakara Sûresi, 21)
İnsan, ibadeti niçin yapar ve bu ibadet ona ne kazandırır? Bu iki Sorunun cevabı bu âyette şöyle veriliyor: “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz.”
Âyetteki, ‘sizi ve sizden öncekileri yaratan’ ibaresi Rabbin sıfatıdır. Bu sıfatı bir an için düşünmediğimizde, âyet-i kerime, “Rabbinize ibadet ediniz.” şeklinde karşımıza çıkar. Demek ki ibadetin sebebi, Rabbimizin bizi terbiye etmiş olmasıdır. Rabbe, ibadet edilir.
Bu kutsi vazifeyi idrak edebilelim diye Allah, vicdanımıza bazı işaretler koymuş. Babamıza itaat etmeyi vicdanî bir görev sayıyoruz. Niçin? Babamız olduğu için. Annemize isyandan sakınıyoruz. Niçin? Annemiz olduğu için.
İşte âyet-i kerime bizim vicdanımıza hitap ediyor ve “Rabbinize ibadet edin.” diye emrediyor. Çünkü sizi O terbiye etmiştir. Babanızın yediği gıdayı beyaz kan hâline O getirmiş, sizi ana rahminde bir nutfe olarak rahim duvarına O yapıştırmış ve oradaki dokuz aylık terbiyenizi safha safha hep O icra etmiştir. Şimdi ise bir başka rahimdesiniz: Kâinat... Burada da sizi terbiye eden, besleyen, büyüten, yedirip içiren ancak Odur.
Allah’ın bir ismi “Rab”dir ve her şeyi O terbiye etmiştir. İnsan ise abddir, kuldur; her şeyiyle Allah’ın terbiyesinden geçmiştir. Aklımızı anlamaya, kalbimizi sevmeye, hafızamı ezberlemeye, elimizi tutmaya, ayaklarımızı yürümeye, ciğerimizi solunuma, midemizi sindirime, aklımızı anlamaya elverişli tarzda terbiye eden Allah’tır. Öyle ise biz Rabbimizin bu rakamlara sığmaz terbiye tecellilerine karşı edebimizi takınmak mecburiyetindeyiz.
Nefsimize takılan ve etrafımızı çepeçevre kuşatan bu kadar ihsana karşı Ona gereği gibi şükredememenin mahcubiyetini ruhumuzun tâ derinliklerinde hissederek seve seve ibadet etmeliyiz. .
İşte Rabbine karşı şükür borcunu böylesine hisseden, idrak eden insan Kur’an’ın “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin.”, “Namazı ikame edin.”, “Ramazan ayında oruç tutun.” gibi emirlerini dinleyince aradığını bulmanın huzuruna erer.
İbadet için, “Abd ile mâbud arasında en yüksek ve lâtif nispet ancak ibadettir.” (İşârât-ül İ’caz) buyruluyor. Yâni, insan ibadet sayesinde, “Ben Allah’ın kuluyum, Onun mahlûkuyum, bu dünyada Onun misafiriyim ve öldükten sonra da, inşallah, Onun saadet yurdu olan Cennete gideceğim.” diyebiliyor. Bu ise insan ruhu için en büyük bir zevk kaynağıdır.
Günlük hayatında bütün işlerini kul olmanın şuuruyla hep helâl dairesinde geçiren insan, belli vakitlerde Rabbinin huzurunda el bağlıyor. Ona, yine Onun emrettiği biçimde ibadetini takdim ediyor.
Âcizliğini, fakirliğini ve zilletini tam hisseden bir insanın kalbi Rabbine karşı derin bir mahcubiyetle dolar. Bu iç burukluğuna “inkisar” deniliyor. Ve İmam-ı Rabbani Hazretleri “İbadet, tezellül ve inkisardan ibarettir.” buyurarak bu hâli ibadetin temeli, esası sayıyor.
__________________
BEKLE BİZİ FİLİSTİN !
| |
| |  |  | |  |
04.04.2007, 20:15
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Üye
nicksizadam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.03.2007 Bulunduğu yer: ankara Yaş: 22 Mesajlar: 331 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | ayrıca kardeşlerim Niçin ibadet ediyoruz?” sorusu, beraberinde iki soruyu birlikte getiriyor. Daha doğrusu, bu sorunun içinde iki ayrı soru saklı:
– İbadet etmemizin sebebi, illeti nedir?
– İbadet etmemizin hikmeti, faydası nedir?
Bazıları bu soruyu sadece ikinci mânâyı kastederek sorarlar. Birinci ve en önemli noktayı unuturlar. Bunun neticesi olarak hikmet sahasında kendilerince birtakım faydalar sıralar ve bu faydaların başka yollarla da elde edilebileceğini ileri sürerek, ibadeti reddedici bir tavra girerler.
İllet, ibadet yapmamızı gerekli kılan ana sebeptir. Hikmet ise yaptığımız ibadetten hâsıl olan faydadır.
Dünya işlerinden bir misal: Anadolu’dan İstanbul’a gelen bir tüccarın bu seyahatinin illeti “ticaret”tir. Hikmeti ise daha çok zengin olmak ve dünya nimetlerinden daha fazla istifade etmek. Buna göre söz konusu şahsa, “İstanbul’a niçin gidiyorsun?” desek, “zengin olmaya” diye cevap vermez. Bu, hikmete ait bir cevaptır ve yerinde değildir. Sorumuzun cevabı “ticaret yapmaya” şeklinde gelmelidir. Böyle bir cevap illete aittir ve isabetlidir.
O halde, “Niçin ibadet ediyorsun?” şeklindeki bir sorunun cevabı da “Rabbim emrettiği için” şeklinde olacaktır. Bu emri tutmanın gerek dünyada, gerek âhirette pek çok da faydası vardır. Ama ibadet bu faydalar için yapılmaz; bunlar meselenin hikmet yönüdür.
Abdin işi ibadettir; emir dinlemek, yasaklardan sakınmaktır. Kula kulluk yaraşır. İbadetini bu şuurla yapan bir kuluna Rabbinin yapacağı ihsanlar, ikramlar ve Cennette vereceği dereceler ibadetin hikmet yönüdür.
İslâm’ın her emri ve yasağı bu hakikatten haber veriyor. Bunlardan sadece birkaç misâl verelim:
Meselâ oruç tutmanın tıp yönünden birçok faydaları var. Bütün bu faydalar orucun hikmet yönüdür. “Oruç niçin tutulur?” sorusunun cevabı, sanıldığı gibi bu faydalar değildir. Oruç, Allah’ın bir emri olduğu için tutulur. Bu ibadetin belli bir ayı vardır: Ramazan. Ramazan dışında on ay nafile oruç tutsak da Ramazan’da tutmasak bu ibadeti yerine getirmiş olmayız. Eğer mesele sadece orucun hikmet yönü, yâni faydaları olsa bu ikinci halde fayda on katına çıkmıştır, ama farz olan oruç hâlâ tutulmamıştır.
Yine orucun belli bir başlama ve bitiş vakti vardır. Orucumuza imsakten hemen sonra başlayıp, iftarımızı yatsıdan birkaç saat sonra yapsak orucumuz makbul olmaz. Daha fazla bir süre aç kalmışızdır, ama oruç tutmamışızdır. Hikmet fazlasıyla tamam olsa bile, illet kaybolduğundan ibadetimiz makbul sayılmaz.
Oruç, tıbbî faydaları için tutulmadığı gibi, içki içmek de tıbbî zararları için haram değildir. “Niçin içki içmiyorsun?” sorusunun cevabı, “Allah yasakladığı için.” şeklinde verilecektir. Ve ancak bu takdirde içki içmemek ibadet olur, takva olur ve insanı Rabbine yaklaştırır. İçki içmemekte esas olan, bedeni ve aklı korumak değil, bir İlâhî yasaktan kaçınmaktır. İllet budur; diğerleri ise içki içmemenin hikmetleridir, faydalarıdır.
Bilirsiniz, kendi kendine ölen yahut darbe ile öldürülen bir koyunun etini yemek haramdır. Bu noktada birtakım tıbbî veya biyolojik izahlar getirilebilir. Bütün bunlar, meselenin hikmet yönüdür. Bunlar sayılıp dökülürken şu husus unutulur: “Pekâlâ, Allah’tan başkasının ismiyle kesilen bir hayvanı yemek niçin haramdır?”
Bu soruya ne cevap verilecektir? Kesilmekse kesilmiş, kan akmaksa akmıştır. Demek ki işin esası, hayvan kesmenin tıbbî faydaları değildir. Esas olan, insanın kulluk şuurundan ayrılmaması, Allah namına hareket etmesidir. Keserken Onun ismiyle kesmesi, yiyip içerken Onun ismiyle başlaması, giyinip kuşanırken de yine Onun kulu olduğunu unutmamasıdır.
Sözün özü: Rahman ve Rahîm Rabbimizin bütün emirlerinde bizim için nice faydalar vardır. Ama, biz ibadetimizi bu faydalar için değil, Onun emrini gözeterek ve rızasını umarak yaparız.
__________________
BEKLE BİZİ FİLİSTİN !
| |
| |  |
04.04.2007, 20:39
|
#9 (permalink)
| | Tercübeli Üye
unzurna isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.01.2007 Yaş: 41 Mesajlar: 550 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 2 | kesinlikle Allah rızası için.
__________________ Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver. | |
| |
04.04.2007, 20:49
|
#10 (permalink)
| | Yeni Üye
Enes. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 13.02.2007 Bulunduğu yer: Dār al-Harb دار الحرب Yaş: 27 Mesajlar: 80 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 | Allah - azze ve celle - Farz kildigi için.
ve tabiiki: Alıntı: unzurna Nickli Üyeden Alıntı
kesinlikle Allah rızası için. |
__________________ Mezhepsizlik Dinsizliğin Köprüsüdür[/center]
| |
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 22:28. | | |